Türk Tarihi

 


Türk Tarihi

Türkler tüm insanlığa yön vermiş bir toplumdur. Bilinenlerin çok aksine birkaç yüzyıldan ibaret olduğu zannedilen Türk Tarihi, yapılan son araştırmalara göre Dünya Tarihi’nin yeniden yazılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Uzun ve sağlam bir geçmişe dayanan Türk Tarihi, gün yüzüne çıkan önemli detaylarıyla diğer milletlerinde dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır.

Türklerin ilk tarih sahnesine çıkması Hun Devletiyle olduğuna dair iddialar ortaya atılmıştır. Başlangıcı konusunda ise tartışmalar hala devam etmektedir. Türkler göçebe hayat yaşadıkları için, doğu kültürlerini batıya, batı kültürlerini de doğuya taşımıştır. Kendi dinleri olan Tengri(Tek Tanrıcılık) dininden sonra benimsedikleri Budizm, Manihaizm, Musevilik gibi dinlerinde öncüsü ve savunucuları olmuş, yayılmalarını ve gelişmelerinde de rol oynamışlardır.

İnsanların devletleşme kültürü, avcılık, toplayıcılık, çiftçilik ile başlar. Unutulmaması gereken bir şey vardır ki, göçebe olan toplumlar, göçebe oldukları için tarımla uğraşamazlar. Eğer bir toplum, tarımla uğraşıyorsa o toplum yerleşik hayata geçmiştir, sulama kanalları mevcuttur. Türklerin yerleşik hayata geçtiği zaman Uygurlar dönemi olarak bilinse dahi, Hunlar zamanında bulunan Tötü Kanalı, Türklerin Uygurlardan önce de yerleşik hayata geçtikleri, fakat yaygın olmadıklarını belirtir. Uygurlar ile birlikte yerleşik hayata geçme süreci daha da yaygınlaşmıştır.

Türkler yaşayışları itibariyle her daim ordu-millet idiler. Doğdukları andan öldükleri ana kadar bir düzen ve disiplin içinde hayatlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Bozkır kültürünün bir sonucu olan göçebe yaşayan bir topluluk, kışlık olarak nitelendirilen yerlerde yerleşik hayat geçirmişlerdi. Çadırlarda yaşarlardı. Demir, altın, gümüş, bakır gibi madenleri işlemişlerdir. Orduya Kağan komutanlık ederdi.

Her Türk boyuna ait bir Ongun vardı. Bu bir hayvan da olabilir. Sadece çocukları ve kadınları koruduğuna inanılan Umay adında bir varlığa inanılırdı. Cenaze törenleri Yuğ adı verilen ağıtlarla yapılırdı. Ölen kişi şayet kışın ölmüşse ilkbahar da, yazın ölmüşse sonbahar da defnedilirdi. Mezarlarının üzerinde ise öldürdüğü kişi sayısı kadar mezar taşı yani balbal dikilirdi.

Türkler belirli bir süre sonra kitleler halinde Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Göktürkler ve Uygurların yazdıkları kitabelerin okunmasıyla dil gelişmiş ve alfabeler ortaya çıkmıştır. Bu yazıların yazıldığı kitabelere ise Bengü-taş adı verilmiştir. Orhun Yazıtları Türk Tarihi’nde büyük önem taşır.

Kahramanlıkların anlatıldığı birçok destan vardır. Yaratılış Destanı, Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı, Türeyiş ve Göç Destanı bu destanlardan bazılarıdır.

Silah yapımı, altın işlemeciliği, ev eşyası, dokumacılık, oymacılık, Türklerin en önemli sanat kollarındandır. Hayvancılıkla uğraşan Türkler, madenden yaptıkları silahları satar yerine, kumaş, mamul, altın-gümüş alırlardı. Genellikle Çin ile ticaret yaparlardı. At sütünden kımız, buğdaydan beğni, yoğurdun kayısı ve kirazla karıştırılmasından lo adı verilen içkiler yaparlardı. Türkler keyfine çok düşkündü.

Hun Devleti Türklerin ilk ortaya çıktığı zaman olarak bilinmektedir. Hun Devleti, siyasi karışıklıklar ve merkezi otoritenin bozulmasından dolayı yıkılınca Hunlar, ikiye bölünmüştür. Böyle olunca elbette Türkler de bulunduğu yurtlarını terk etmek zorunda kalmıştır.

Son yapılan açıklamalara göre Türk Tarihinin başlangıcı, Sümer tarihine kadar gittiği de öne sürülmektedir.  Sümerce hemen her ulustan dilci oldukları için Türkçe dili dışında başka bütün dillerle ters düşmüşlerdir.  Dinleri, tapınakları, rahipleri, şiirleri, destanları, öyküleri, atasözleri, hükümdarları, ulusları, her türlü sanat eserleri sayesinde bugünkü Dünya uygarlığının temelini oluşturdukları öne sürülüyor.

Balkanların güneyinden gelen Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi uzun yıllar almıştır. Malazgirt Savaşıyla birlikte “Anadolu’nun Kapıları Türklere Açıldı” diye bir tabir kullanılıyor. Bu tabir yanlıştır. Daha önce zaten Anadolu da Türkler yaşıyordu. Fakat sayıları azdı. Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’ya akın akın Türk birlikleri ve Müslüman Türkler gelmeye başladı.

Türklerin en önemli politikaları da feth ettikleri yerlere Türkmenleri yerleştirmeleriyle. Türkmenleri yerleştirdikleri için, Anadolu Türkleşmiş ve Türk nüfusu giderek artmaya başlamıştır.

Göktürklere, Uygurlara, Peçeneklere, Kırgızlara, Büyük Selçukluya, Türkiye Selçuklularına, Osmanlıya ev sahipliği yapan Anadolu’da günümüzde ihtiyacımız olan tek şey Türkçülük.

Ayrışmaların, kutuplaşmaların sona ermesi için Türkçülük şart. Alevi-Sünni, Laik-Dinci, Sağcı-Solcu, Mezhepçi-Forumcu, Kemalist-Sağcı olarak ayrıştık. Tek vücut, tek millet olunmadığı takdirde bu ayrışmalar ve kutuplaşmalar devam edecektir. Türkler birlik olmanın yolunu hep bulmuşlardır. Hunlardan başlayarak Osmanlıya kadar tek vücut olmayı başaran Türk milleti, son birliği de Cumhuriyet ile başarmıştır.

Sayın okuyucular. “Tarih Tekerrürden İbarettir” diye bir söz vardır. Evet, maalesef ki öyledir. Geçmişimizi, tarihimizi ne kadar biliyoruz. Gerektiği kadar değil mi? Yetmiyor arkadaşlar. Tarih, kulaktan duyma bilgilerle öğrenilmez. Tarihi okumalısınız, yaşamalısınız, doğru bilgiye ulaşmalısınız ki tarih tekerrür etmesin. Şayet geçmişte yapılan hatalar bugün örnek alınsaydı, ayrışmak isteyen devlet adamlarının idam edilmeleri, isyanları sonucu öldürülme hadiseleri dikkate alınsaydı şuan bu kutuplaşmaların hiç biri yaşanmamış olur.

Irkçıyız Ne Olacak, itirazınız mı var? Diyen ruhsuz zihniyetlerden artık arının. Tarihten hesabınızı sorun. Her ne kadar takdire şayan bir tarihimiz olsa da, unutulmaması gereken hadiseler de vardır. Bolşevik Paranoyasıyla, toprağa gömülen Türkçülüğü ne çabuk unuttunuz.

HİSSİYATLARINIZI KULLANDIRMAYIN!

Türk milleti kendi hür iradesi ve Türk kimliğiyle başkalarının kendisine empoze ettiklerine dikkat etmemesi lazım.

Bir ülkeyi yönetmenin en kolay yolu dindir. Dini öne sürerek halkı kolaylıkla yönetebilirsiniz.

Günümüz Türkiye’sinde yıllardır çok çirkin ve hedefleri çok büyük olan oyunlar oynanıyor. Beyninizi yönlendirdiğini sanan bazı din yobazları, kadınlarımıza, kızlarımıza bir üniforma empoze etmeye çalıştılar. Oysa kuran okuyan bir kişi, önsezileriyle, aklıyla, anlayış kabiliyetiyle İslam Dini’nin kendinden böyle bir şey istemediğini bilir. Din bezirgânlarına taban olmayın. “Dindarız, ülke yönetimine çıkar sağlamak için çalışıyoruz” diye sarf edilen sözlerin karşısında “Biz Laikiz, bu ülkeyi biz yönetmeliyiz” diye prim yapanlara fırsat vermeyin.

Lütfen Arka bahçe olmayın.

Kendi Bahçenizi Kendiniz Kurun.

Türk Tarihi, gerçek ve büyük hedeflerine,5000 yıllık büyük tarihinin bir 5000 yıl daha muhteşem geleceğine bu çirkin görüntüyü lütfen sokma. Gelin bu 5000 yılı özgür aklınızla, iradenizle siz kurun.

Makedonya Jupa Bölgesinde 10 bin kadar Turbej yaşar. Aynı soyu taşıdığımız için bunlara Türk baş denir. Bilir misiniz ki arkadaşlar, bu değerli kişileri uzun bir süre Din adına ve dini kullanarak kandırdılar ve o kadar fazla sömürdüler ki içler acısı. Uzun yıllar kendilerini sadece Müslüman Makedon olarak biliyorlardı. Çünkü onlara aşılanan buydu. Aydınlanmamış ve şeyhlerle, hurafelerle adı lekelenmiş İslam kültürünün kimlik adına bu insanlara kazandırdığı bir şey de olmadı. Bu bölgeye ne zamanki aydın, İslam’ı ve Türk Töresini benimseyen kişiler geldi o zaman bu kişiler asıl kimliklerini öğrendiler. Günümüzde, Türkçe eğitim görüyorlar. Kimliklerini artık biliyorlar.

Kendinizi kullandırmayın. Dininizi de yaşıyorsanız şayet, Kuranın emirlerini yerine getirerek yapın. Aracıları, yobazları, din düşmanlarını Allah ile aranıza alarak değil. Sabahınıza besmeleyle ya da İsa’nın adıyla başlayın. Ya da inanmayın. Sizin bileceğiniz bir şey. Bu taraftan size yapılacak hiçbir saldırıya kulak asmayın.

Bu saygı duyulacak Türk töresine karşı asla saygınızı kaybetmeyin. Bu sizin ne Türk kimliğinize, ne törenize, ne de örfünüze yakışmaz.

Her zaman bir olmayı başarmalısınız.

Ne Mutlu Türküm Diyene..

Ne Mutlu Bu Birlik Beraberliğe..

Ayrıca kontrol et

yedi-karga

Yedi Karga

yedi-karga Bir zamanlar çok uzaklardaki yüksek dağlarda yeşil bir vadi varmış. Vadinin ortasında temiz bir …

Jorinda-ve-Jorindel

Jorinda ve Jorindel

Jorinda-ve-Jorindel Bir zamanlar çok karanlık ve çok kasvetli bir ormanın derinliklerinde eski bir kale varmış. …

Tom-Thumb-un-Maceralari

Tom Thumb’un Maceraları

Tom-Thumb-un-Maceralari Bir zamanlar, çok açgözlü bir büyücüyle bir hazineyi paylaşma konusunda tartışan bir dev varmış. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir