Ev / Deneme

Deneme

Guzel Sozler

Bugün Altı Yaşındayım

Bugün ruhum bi garip. Bugün altı yaşındayım. Düşe kalktığım sokaklarda kulağındaki yarım yamalak çeken radyoda türküler dinliyorum. Forsumdan geçilmiyor. Dağlar, tepeler, kırlar benim. Yüksek yerlerde daha iyi çekiyor radyom. Belki de hala bu yüzden seviyorum dağları, tepeleri. Hele bir de bildiğim bir türkü çalıyorsa, benim sesim radyodan daha çok çıkıyor. O kadar mutluyum ki bilmediğim türküye bile eşlik ediyorum. Ahh ne güzel kırlara uzanıp gökyüzüne aşıklar gibi gazeller dizmek. Ahh ne güzel hayatımda para ve madde yok, sadece insanlar ve çocukluğum var. En büyük derdim radyomun biten pili. Biten pili güneşte bekletip, güneş enerjisiyle yeniden çalıştırıyorum, hışırtılı radyomu.. Uçmayı yeni öğrenmiş kuşlar gibi gökyüzünü yeniden keşfediyorum. Kayboluyorum hayallerde… Miss kekik kokuları arasında ruhumu dinliyorum. O kadar kaybediyorum ki kendimi günün bitmek üzere olduğunu akşam serinliğinde esen rüzgarın üşümesi ile fark ediyorum. Apar topar toparlanıyorum. Güneşin yüzünde, beni karanlığa bıraktığı için kızıl bir utanma var. Güneş gidince radyomun da enerjisi bitiyor ve son türkü yarım kalıyor… Ama ben güneşi o kadar çok seviyorum ki bırakıp gitmesine bile kızamıyorum. Son türkümü yarım bıraktın, diyemedim.
Hayatımın sadece altı yaşına kadar olan kısmını hatırlıyorum. Eve her gün paçaları çamurlu gelirdim. Babam, bir gün de eve temiz gel, diye kızardı hep bana. Ben ona hiçbir zaman “baba ben gökyüzüne aşık oldum ve gökyüzüne aşık olanın kalbini dünya kirletemez.” diyemedim. Hayatı boyunca fakir yaşamış babama deseydim bu sırrımı, bana “gökyüzüne bakacağına önüne baksaydın paçaların temiz gelirdin eve” diyeceğini biliyordum. Hala önüme bakamıyorum, gökyüzüne bakmaktan ve üstelik hala paçalarım kirli.

Beni hiçbir zaman bırakmayan gökyüzünü ben de bırakmayacağım, paçalarımın kirli olması pahasına da…

Hikaye Oku | Hikayeler |  Hikayeler Kısa 

Yazan: Metin Zengin

Papatyalar ve İnsanlar

Daha önce bahar görmemiş gibi tatlı heyecanıyla geldi yine ilkbahar. Çiçekler anavatanına tekrar dönmenin sevinci içinde. Ağaçlar şen şakrak rüzgarla dans etmekte. Bahara aşık ne kadar kelebek varsa hepsi üç günlük ömürlerinin baharına dönüyor.  Kuşların mutluluktan uçtuğu tek mevsim olan ilkbaharda yatağına sığmayan nehirler, bahara muştu hacı leylekler ve yeniden şenlenip coşan dağlar tepeler…
Güneşin doğduğu yerden gelen ilkbaharda sitemli olan tek çiçek,  kırlara sarı ve beyaz elbisesini giydiren  papatyalardır.
John Steinbeck yaşasaydı, fareler ve insanlar yerine insanlar ve papatyalar diye başlardı, hayat hikayesine. İnsan evladı ne acaip bir varlık!  Adına sevmek diyerek, tüm özgürlüklere kafes oldu.
Emin olduğu veya olmadığı duygusunun sağlamasını bir papatyanın yaprağına kıyarak yapan insanoğlu hayatta aradığını hiçbir zaman bulamamıştır.
Seviyor, sevmiyor diyerek bir papatyanın yaprağında bir kaderi aramak, ne büyük keder!

Deneme| Denemeler |Hikayeler | Hikaye

Beşir Yetişir Yetişir Beşir

Güneşten önce uyanır, adeta güneşe meydan okurdu. Güneşten sonra uyandı mı büyük bir günah işlemiş gibi kendini suçlar, affetmezdi.
Bu halini gören ahali, kendisine deli lakabını uygun görmüştü. Deli Beşir demelerine aldırmadan avazı çıktığı kadar bağırarak susardı, “deliyim delilim de yaşamak” diye.
Kimse bilmezdi, adı deliye çıkmış Beşir efendinin hikayesini. Aslında kimse onun hikayesini anlayacak ya da anlamaya çalışacak samimiyete de sahip değildi. Herkes kolay yolu bulmuştu; deli, meczup de geç. Kimin umrundaydı ki deli Beşir? Hem dünyalık değildi ki yaşadığı, neden kıymet görsün ki? Yaşam delisi yaptıkları deli Beşir için alaylı ve kafiyeli satırlar da düşünmüştü, dünya akıllıları: “Beşir yetişir, yetişir Beşir” diye. Yine kolayı ve kaybetmeyi seçmişti, akıllılar.
Günler ayları, aylar yılları, yıllar Beşir’i kovaladı ve nihayet Beşir de yorgun düştü, yetişemeden.
Şimdi kulaklarda “Beşir yetişir, yetişir Beşir” sesleri maziden…
Beşir de yetişemedi, yaşayacaklarına. Belki de yetişemeyeceğini bildiği için güneş doğmadan, o kör karanlıkta uykunun canına kıydı. Belki de…
Kimse bilmedi bu delinin belkilerini…
Aylar mevsim, mevsimler ölüm oldu ama kimse yetişemedi belkilerine, kimse yetişemedi yaşayamadıklarına…

 

Hikaye Oku | Hikayeler |  Hikayeler Kısa 

Yazan: Metin Zengin

Bu Gördüğün Ben Değilim

Kalbimdekilerle bir ömür sussam
Senden kaçarken sana yakalansam
Ve sadece gözlerinde konuşsam
Bu gördüğün ben değilim…

Martı gagasinda bir parça susam
Olsun bir umudum sende yaşasam
Varlık denizinde sende boğulsam
Deniz tutsun beni bir el çırpınırsam

Aşk Şiir| Aşk Sözleri | Sevgiliye Sözler | Şiir Oku | Şiirler | Aşk Şiirler

İnsan Hangi Kelimelerle Susar

Son kez konuşacağım, ölümlü olmak için…
İnsan en çok hangi kelimelerle susar? Sakladıklarımı artık ben de bilmiyorum. Gözyaşlarımla sildim. Duyduklarımı görmüyorum. Gördüklerim beni herkese kör etti. Ama içimdeki çocuk bahçesine duvarlar inşa ettirmem. Ben yalnız da oynarım. Hem yalnızlık öyle herkesle paylaşılmaz ki zaten.
Ee konuşacağım dedin ama hala konuşarak susuyorsun!
Gökyüzü neden mavi?
Kuşlar neden uçuyor?
Dağlar neden hala bu yükü taşıyor?
Bak hep farklı sorular ama hepsinin cevabı aslında aynı. Sorduğun sorunun cevabı da belki aynıdır…

Deneme| Denemeler |Hikayeler | Hikaye

Yazan: Metin Zengin

 

Bu Gördüğün Son Bahar

Bir garip rüzgar dokundu duygularıma.
Aklım tutsak, kalbim kırık…
Umutlar, suskun uçurumlar…
Varlık ateşten kor.
Bir yalnız ağaç ve son yaprak…
Artık ruhum hür…
Bu gördüğün son bahar.

Aşk Şiir| Aşk Sözleri | Sevgiliye Sözler | Şiir Oku | Şiirler

Yazan: Metin Zengin

Bir Damla Bengisu

Uzun patika bir yol… Güneş, sanki işlenen her günah için, için için yanmakta. Ortalıkta en ufak bir yaşam belirtisi yok. Hayale aldanmış gerçekler kadar uzak bir yerden gelen hayat yorgunu,yaşam delisi bir adam…
Bir nefes dinlenmek için nefessiz bir ağacın yarı gölgesinde buldu kendini. Sırtında taşıdığı dünyasından(çantasından) yaşam belirtisi olarak görülen bir şişe su çıkardı. Bir kaç yudum içtikten sonra geri kalanını dalında bir tek yaprağı kalmış bu kuru ağaca bir vefa burcu olarak verdi ve gitti(gelecek). Buna şahit olan bir kuş, hemen gelip nasibini aldı o bengisudan ve o son bir yaprağı kalmış bu kuru ağacın dalına kondu. Sonra diğer kuşlar da o son yaprağın verdiği umutla, kuru ağaçta birer yaprak misali o ağaçta bitiverdiler.
Kuru ağaç şaşkın ve yıllar sonra heyecanlı…
Kalbinin çarptığını hissetti.

Hey gidi son bir yaprağı kalmış kuru bir ağaç olan dünya, bir damla bengisuya hasretsin sen de, her yürek gibi.

Hikaye Oku | Hikayeler |  Hikayeler Kısa

Yazan: Metin Zengin

Ah İstanbul Ahh

Ahh İstanbul ahh!
Bu kadar külfetle bi o kadar sitem dolu sana.
Yalnızlığının gölgesinde bi ton umutsuz kalabalık.
Ama seni büyük yapan da bu yalnızlığın değil mi?
Anlamak seni ve yaşamak o eşsiz ruhunu…
Kendi gözyaşlarinda boğulan kız kulen…
Yalnızlığının bilinmeyen yüzü Ayasofyan…
Ağlayan gökyüzünde açan Gülhanen..
Karacaahmet dedikçe yanan boğazın..
Ölüm telaşını kıskandiran Kapalıçarşın..
Sana gelirken seni unutan Beyoğlun..
Yeditepende sana aşık yedi güzel insan…

Hikaye Oku | Hikayeler |  Hikayeler Kısa

Yazan: Metin Zengin

Zamansız Sorular

Zamansız Sorular
Zaman, en gerçek aynayken aynada gördüğün nedir?
Düşler, en büyük tuzakken en büyük suç nedir?
Hayat, en büyük oyunken en büyük kural nedir?
Yalan, tek gerçekse ölüm nedir?
Kalp, en hassas teraziyse en büyük ceza nedir?

Aşk Şiir| Aşk Sözleri | Sevgiliye Sözler | Şiir Oku | Şiirler

Yazan: Metin Zengin

Gülümseyin Çekiyorum

Fotoğraf çeken ve çektirenlerdeki anlık telaşı bilirsiniz.
Hemen tez bir el çabukluğuyla üstbaş düzeltmeler…
Ve sizden gülmeniz istenir, içinizdekileri bilmeden.
Her şey o anki kare içindir. Çünkü o karenin sonsuz olacağına inanırlar ve o yüzden o karede yalandan da olsa mutlu görünmek isterler..
Hayat kaç kare ya da hayat kaç kere ?
Kaç karesinde sonsuz, kaç karesinde ölümlü , kaç karesinde masum, kaç karesinde vicdan mahkumu ve kaç karesinde özgürüz?
Ya da insan bir kare içinde ne kadar özgür olabilir ki?  Neyse siz bana bakmayın. Hadi gülümseyin çekiyorum…

Deneme| Denemeler |Hikayeler | Hikaye 

Yazan: Metin Zengin

Araftaki Boşluk

Geceden süzülen ay ışığı alıyor, kayıp benliğimi.
Bir ulvi alemde yalnızlığa dans eden yıldızlar sarmış karanlıkları.
Hayale aldanmış gerçekler kadar uzak bir yerlerde arıyorum zamanı.
Sonsuzluk hayalinin yolunda yakamozlar canım…

Yazan: Metin Zengin

Derdimiz Sayılar

Benim bu hayatta hiç sayı takıntım olmadı. Sayıyla ifade edilebilen her şey anlamsız ve değersiz geldi hep bana. Bir sayıyla başka bir sayı arasındaki tek fark yine bir sayı sadece. Size bir sır vereyim mi bay bayan insan ? Sayılarla ifade edilemeyen , anlatılamayan duygular gerçektir sadece bu hayatta. Ne kadar mutlusun? Ne kadar yalnızsın? Ne kadar insansın? vs Bizi insan yapan duygularda sayılar sadece bir sembolik yorumlama. Başkada bir kıymeti yok. Şimdi bu adamın neyi var diyeceksiniz? Benim sayılarla ifade edebileceğim hiçbir şeyim yok sayın insan.

Yazan: Metin Zengin

Konu: Denemeler

Dün Bugün Yarın

En yakın durağı  ölüm olan uzun bir yoldu hayat..Zamanın bittiği bir zamanda ortaya çıkan DÜN BUGÜN ve YARIN bu yolun ilk yolcuları oldu. Dün pişmanlıklarını düşünmekten gideceği yolu unuttu. Yarın ise içine düştüğü bu endişe bataklığında kendi sonunu yazdı bugünden. En yakın durağa(ölüm) en uzak olan yarın, doğasına aykırı bir tezatla ilk o indi bu durakta. Yarın, bu yolculuğuna son verince onun telaşını da bugün aldı. Yarının telaşı ve dünün pişmanlıkları da sırtına yüklenen bugün, her şeyi eline yüzüne bulaştırdı ve bu yolculuğun ikinci kaybı oldu. Şimdi bu yolculukta geriye sadece dün mü kaldı ? Dedi boşluk!

Hayır! Eğer dün yaşasaydı, bugün ölmezdi zaten dedi, olmayan zaman. Ne kadar zor bir yolmuş bu? Kimse kalmadı, dedi boşluk.
Aslında o kadar da zor değil. Her şey sadece bir adıma bağlı. Yarına bir adım atacaksın ama dünden de bir adım uzaklaşmayacaksın, dedi zaman.
Ama bu nasıl olur ki ? ileriye bir adım at ama geçmişten de uzaklaşma!
Marifet bu yaa ! Yoksam herkes yaşardı, dedi zaman.
Nerden mi biliyorum bunu?
Çünkü ben de öldüm !

Yazan: Metin Zengin

Konu: Hikayeler

Eskidi Zaman

Eskidi zaman, tren raylarında.
Geçmişe düştü notlar, gözyaşlarıyla.
Beklemek, ölüm tabutunda açacak çiçekleri.
Var mi gökyüzünden haber, gidenlerden?
Neden küskün uçuyor kuşlar?
Bir şiirlik ömrümüz vardi.
Onu da uçurtma yapıp uçurttuk suskun uçurumlara.
Belki de bu yüzden hüzünlü uçuyor kuşlar.
Gelmedi baharı bekleyen gözler. ..

Yazan: Metin Zengin

Yokluğun Kader

Avazın çıktığı kadar suskun
Sustuğun kadar yandın
Yandığın kadar varlığın
Varlığın kadar yokluğun
Yokluğun kader….

Yazan: Metin Zengin

Onu Bekledi

Yorgun ve hüzünlü bir gecenin gölgesine karışıyordu.. Yüzünde esen sert poyraza rağmen üşümüyordu. Kulaklarında hafif bir tınıyla onu yaşıyordu. Yüreği yansa duymayacak kadar bi haber kendinden… Öylece yürüyordu. Yürüdükçe düşündü. Düşündükçe yürüdü. Yürüdüğü yaşam yolu dünyadan başka ne sunmuştu ki? 

Yüzü gölgelendi.. Sonra sessizliğe gömüldü. Her adımda bir zaman tutulması yaşıyordu. Iraklar gibi uzun uzun terkediyordu bu bedeni. Mevsimlerin yaşanmadığı, zamanın bittiği bu kentte daha kalamazdı…
Zaman dondu bi an… Sonra beyninde şimşekler çaktı. Böyle düşündüğü için suçluluk duymaya başladı. Başka bir gökyüzü var miydi ki? Kimden , nereye kaçacaktı? “insan önce kendinden özür dilemeli sonra af dilemeli” sözlerini hatırlamıştı. Hem bu sözü de o söylemişti. Bunu nasıl yok sayabilirdi ki?
Belki söylenecek çok söz , çok sitem vardi ama Süleymaniye’nin hatırı vardı. Kapısında çöktü… Onu bekledi.

Yazan: Metin Zengin

BEN i Öldür Bu Mevsim Değişsin

İster kuzeyden güneye, ister güneyden kuzeye ya da doğudan batıya veya batıdan doğuya gidin artık her yer soğuk. Hepimiz tek bir mevsimi yaşıyoruz:”Ölüm”. Bu mevsimde bırakın ağacı  çiçeği, insan bile yetişmez.
Kim bizi inandırdı, savaştan sonra barışın geleceğine? Daha kaç barış öleceğiz, savaş için?
Suçlu mu kim?
Çare mi ne?
Hangi soru daha önemli acaba?
Bakın sorunun altında 4 veya 5 hazır seçenek olmayınca düşünmeyi bile unutmuşuz.
Ya yazılmayan ama daha keskin çözümlü başka bir seçenek daha varsa!
Kafan çok mu karıştı? Düşünmeye başladın, ondandır. Kızma hemen ,sana demedim. İçimdeki BEN le kavga ediyorum. Zaten tek bir savaş olmalı, o da BEN le…
Ee sen de bir şeçenek sundun, sistem gibi; der halin!
Tamam korkma ben sistem değilim! Biraz düşünürsen sen de bir sürü seçenek üretebilirsin zaten.
Nasıl mı?
Bak yine düşünmeyi unuttun!  Sistemin sana müsade ettiği kadar düşünmen varlığına delil değil, bay varlık!
Çok uzattın amaa!!
Bak ne güzel, yine düşünmeye başladın.
Biraz daha zorlayalım mı o varlığına inandığımız ama kullanmadıkça bize yük olan kutsal emaneti?
Dur hemen heyheylenme! Dedim ya BEN le kavga ediyorum.
Yaa ne uzattın amaa! Ben uzatmadım bay varlık, hayat kısa ondan.
Tamam tamam söylüyorum, patlama hemen.
Suçlu kim demiştin? Bize aynada kalbimizi göstermeyen aklımız.
Çare ne demiştin? “BEN i öldür, bu mevsim(ölüm) değişsin.
Şeyy sen ama senn….
Hiç bana öyle bakma! Aklım olsaydı bunları yazamazdım….

Yazan: Metin Zengin