Denizci Simbat’ın Maceraları Bölüm 1

Denizci Simbat’ın Maceraları Bölüm 1

Tik:
–Merhaba Tak!
Tak:
–Merhaba Tik!
–Sana bir şey sorabilir miyim? Bu okyanus niye hep böyle sıkıcı?
Tak:
–Sıkıcı mı? Sen ne diyorsun? Burası, maceraların ve korkusuz kaşiflerin diyarıdır.
Tik:
–Ya, tabi, suyun maceraları… Bu dalgalar gözlere şenlik! Ve o gezginler, o kadar korkusuz ki bana bayat yemek veriyorlar.
Tak:
–Hayır, hayır o kadar olumsuz olma Tik! Arada sırada bilinmeze karşı cesaret ve sevgi sergileyen biri ortaya çıkar. Mesela Simbat!
Tik:
–Simbat mı?
Tak:
–Evet, Denizci Simbat! Onu tanımıyor musun? Ah, dur hadi sihirli kazana gidelim. Simbat’ın maceraları, görülmeye değer.
Tik:
–Bunun içinde sadece su var! Yoksa abrakadabra mı yapacaksın?
Tak:
–Haha! Abrakadabra artık eskidi. Seyret ve öğren… Su, Su, Temiz ve mavi. Göster bize içinde gizlenenleri! Ah sihirli su, bize Denizci Simbat’ın öyküsünü göster. Bağdat’a hoş geldiniz. Heyecanlar kenti ve Denizci Simbat’ın memleketi!

Amcası:

–Simbat, iş yapmak için başka bir pazara gideceğini duydum. Neymiş bu?

Simbat:

–Evet amca, babamın kazandığı paranın hepsini harcayıp aptallık ettim. Hiçbir şeyim kalmadı. Babamın işini devam ettirmeliyim. Yarın Bağdat’ta başka arkadaşlarımla beraber, yelken açacağım.

Amca:

–Aferin evlat! Güle güle git. İyi yolculuklar.

Tak:

–Ve böylece, Simbat ilk yolculuğu için hareket etmiş. İlk yaptığı yolculuk, çok hoşuna gitmiş. O meltem esintisi, o masmavi sular hepsi çok hoşuna gitmiş. Ama giderek onlardan sıkılmaya başlamış. Bir an önce karaya ayak basmak istiyormuş. Ama görünürde bir tane bile ada yokmuş. Tam o anda

Simbat:

–Kaptan! Yakında küçük bir ada görebiliyorum.

Tüm mürettebat:

–Yaşasın! Kaptan bak bu denizaltı beni bıktırmıştı. Nihayet bir kara parçası!

Simbat:

–Bu ada çok güzel görünüyor.

Arkadaşı:

–Hey Simbat! Nereye gidiyorsun! Yemek hazır!

Simbat:

–Birazdan dönerim, biraz etrafa bakmak istiyorum. Burası çok güzel. Ama içimden bir ses, bir yanlış var diyor. Toprak biraz değişik sanki. Bir dakika! Ne Oluyor? Yer, niye hareket ediyor? Gemiye geri dönmek zorundayım.

Tak:

–Simbat bütün hızıyla koşmuş. Ama ormanın o kadar içindeymiş ki geri dönüş yolu uzunmuş. Bu arada, diğer tüccarlar da yerdeki hareketi hissetmiş.

–Ada neden hareket ediyor?

–Sen hissettin mi onu?

–Hey! Uyan, ada hareket ediyor.

–Bir sorun var!

–Evet, hemen gemiye geri dönelim.

–Kaçın! Burası bir ada değil! Bu uyuyan bir balina! Ateş yakarak onu uyandırdık!

–Hayır! Bu balina niye suyun üstünde uyuyor?

–Canınızı kurtarın! Kaçın, hemen kaçın!

Tak:

–Gerçekten de öyleymiş. Balina o kadar uzun zamandır uyuyormuş ki sırtında koca bir orman yetişmiş. Herkes o kadar korkmuş ki, kimin gemiye bindiğini, kimin geride kaldığını bilememişler. Simbat, koşabildiği kadar hızlı koşuyormuş. Ama o anda:

Simbat:

–Ah! Toprak içe çöktü. Ne oluyor!

Tak:

–Balina, suya dalıyormuş. Ve beraberinde bütün ormanı da götürecekmiş.

Simbat:

–Hayır, bekleyin! Auu!

Tak:

–Simbat her şeyin bittiğini düşünmüş. Ama kaderin aklında, başka bir şey varmış.

Simbat:

–Ah, öhö öhö! Gemi gitmiş. Ne yapacağım şimdi? Umudumu kaybetmemeliyim. Bu su beni bir yere götürür.

Tak:

–Simbat, günler ve gece boyunca o ağaçla sürüklenmiş. Nihayet, bir sahile varmış. O kadar yorgunmuş ki hemen uykuya dalmış. Uyandığı zaman, karnı çok aç ve susamış durumdaymış.

Simbat:

–Ah, burada hiçbir şey yok. Hayatta kalmak istiyorsam, buraya tırmanmalıyım. Yukarıda mutlaka bir şey vardır. Vay canına! Burası neresi? Su! Çok şükür. Gemideyken karayı özlüyordum ama şimdi buradayım, suyu özlüyorum. Ah karnım çok aç. Bu gürültü ne? Atlar! Demek ki etrafta insanlar da var.

–Sen güçlü bir atsın. Sahibin nerede? Hey, seni burada hiç görmedik. Kimsin sen?

Simbat:

–Oh, nihayet insanlarla karşılaştığım için çok mutluyum. Merak etmeyin ben hırsız falan değilim. Acıkmıştım, yiyecek bulmak için ormana geldim. Ben bir denizciyim. Güzel bir adadaydım ama, aslında bir balinaymış ve beni boğuyordu. Sonra da

–Hahah balina mı? Oldu, belki kafanı biraz fazla sert çarptın sen. Önce sana biraz yiyecek verelim.

Simbat:

–Kafamı çarptığıma eminim. Ama gerçekten balinaydı. Ama evet, yemek hiç fena olmaz. Ondan sonra beni de suya çekti. Yani bir düşünün, o balina, bunca sene, sırtında koca bir ormanla yüzmüş. Koca bir orman! Sonra da bir avuç adam ve bir ateş, onu yine suyun altına yolladı. Balinanın sinirlenmesine şaşırmadım. Size söylüyorum. Mürettebatım demir alırken beni hiç düşünmedi bile. Onlara kızamam. Herkes canını kurtarma derdindeydi. Şansım kötüymüş diyeyim. Denize sürüklenen bir tek ben oldum.

–Kötü şans mı? Sen ne diyorsun öyle? Hikayen bir harika! Adanın bu kısmına sadece yılda bir kez kralın atlarını beslemeye geldiğimizi biliyor musun? Buraya yarın sürüklenseydin, biz gitmiş olacaktık. Biz hiç olmadan adada, insanların yaşadığı kısmın yolunu asla bulamayacaktın.

Simbat:

–İnsanların yaşadığı mı?

–Tabi ki insanların yaşadığı yer. Seni oraya götürelim. Kralımız hikayeni dinlemekten memnun olacaktır.

Tak:

–Askerler Simbat’ı insanların yaşadığı yere götürmüş. Burası, iyi insanlara sahip ufak bir krallıkmış. Simbat, kralla tanışmış ve hikayesini anlatmış.

Kral:

–Hım, deniz, sürprizlerle ve sırlarla dolu bir yer. Sen, cesur bir adamsın. Adamlarımdan sana iyi bakmalarını isteyeceğim.

Simbat:

–Majesteleri, isteyebileceğimden fazlası bu. Daha bu sabah bu adada öleceğimi düşündüm. Ama şimdi burada, cömert bir kralın karşısında duruyorum. Lütfen izin verin size bir faydam dokunsun.

Kral:

–Yani, hayatını burada mı kazanmak istiyorsun? Etkilendim. Tüccar olduğunu söylememiş miydin? Öyleyse tam sana göre bir iş var bende. İstersen, limana girip çıkan bütün malların kaydını tutmamıza yardım et.

Simbat:

–Ah, bu harika olur.

Tak:

–Simbat, yardım edebildiği için onur duymuş. Ne de olsa, o insanlar onun hayatını kurtarmış. Birkaç hafta geçmiş ve Simbat, her zaman olduğu gibi o işten sıkılmış.

Simbat:

–Ah, Bağdat’a nasıl geri dönerim acaba. Kral bana asla bir gemi ödünç vermez. Ayrıca nasıl geri dönerim. Yolu biliyorum sanki. Tek bildiğim, yine balinaya denk gelebilirim. Şuan, onun hayatı benimkinden daha maceralı.

Tak:

–Simbat bir gün yüklerin kayıtlarını tuttuğu sırada

Simbat:

–Evet, bu yük, simbat’a ait. Ne, Simbat mı? Hey! Seni tanıyorum!

–Gerçekten mi? Ben yüzümün o kadar tanıdık olduğunu sanmıyordum. Bu yük, gemimizde olan bir tüccara aitti. Denizci Simbat’a… Maalesef, onu denizde kaybettik.

Simbat:

–Olamaz! Denizci Simbat benim!

–Ben de bu ülkenin kralıyım.

Simbat:

–Çok kötü bir şakaydı. Ben buranın kralını tanırım. Ve doğruyu söylüyorum. O balinayı biliyorum. Beni suya çekti ve buraya kadar sürüklendim. Ben gerçekten Simbat’ım!

–Ya, ben balinadan hiç bahsetmemiştim. Sen bana doğruyu söylüyorsun değil mi? Ah simbat, seni yine görmek çok güzel. Bizimle beraber geri geliyor musun?

Simbat:

–Evet, tabi ki Evimi özledim. Kralla görüşmem ve ona her şeyi anlatmam gerekiyor.

Kral:

–Sen evine geri dönebildiğin için şanslı bir adamsın Simbat. Burada çok çalıştın. Adamlarıma, sana paranı vermelerini söyleyeceğim. Al bakalım. İyi sakla, iyi yolculuklar.

Simbat:

–Siz, çok iyi kalplisiniz majesteleri.

Tak:

–Ve böylece, gemiye binmiş. Ve evine, halkına, ailesine ve dostlarına geri dönmüş.

Tik:

–Vay canına Tak! Bu okyanus kesinlikle gizemlerle dolu. Bir balığın sırtında bir orman!

Tak:

–ıı, hepsi bu kadar değil Tik! Yumurta hikayesini bilmiyor musun? Ya yılanlı olanı?

Tik:

–Ne? Hayır hayır! Anlat anlat!

Tak:

–Ahaha başka bir zaman arkadaşım. Şimdi bir şeyler yiyelim. Karnım acıktı.

Tik:

–Aha evet, uyuyan balinanın yanına gidelim.

Tak:

–Ne? Ben o kadar uzağa uçamam!


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alice Harikalar Diyarında

Alice Harikalar Diyarında

Küçük Alice ve ablası, güneşli bir öğleden sonra parka gitmeye karar vermişler. Ablası kitap okumaya …

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

Altın Kuş

Altın Kuş

Altın Kuş Bir zamanlar dünyanın en özel elma ağacına sahip bir kral varmış. Bu ağaç …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

in massa sem, pulvinar ipsum dolor. suscipit adipiscing consectetur