Gulliver’in Gezileri Masalı

güliverin gezileri

Lemuen Gulliver İngiltere’nin Nottinghamshire kentinde doğdu. Ailesi orta sınıf bir aileydi, Gulliver’in doğumuna çok sevinmişlerdi. Gulliver’in ailesi onun bir cerrah olmasını istiyorlardı. Ancak Gulliver çoğunlukla gezmeyi, ve denizleri  keşfetmeyi hayal ediyordu. Gulliver:- Ah denizleri  gezmeyi ve daha önce kimsenin keşfetmediği yerleri keşfetmeyi o kadar çok istiyorum ki! Seyahat etmek için kendisini yönlendiren birisi olmayınca, Gulliver ailesinin tavsiyesine uydu ve cerrah oldu. Gulliver İngitere’nin en iyi doktorlarından biriydi. Hastalarıyla yakından ilgileniyordu ve onları iyi tedavi ediyordu. Ama kalbi ve ruhu, her zaman denize açılıyordu. Pırıl, pırıl sulara acaba bir gün yelken açabilecek mi diye  sürekli merak ediyordu. Seneler geçti. Gulliver artık evliydi ve iki çocuğu vardı. Çocuklarının üzerine titreyen bir baba ve sevecen bir eş olmuştu. Ama hayalini yaşamayı çok istiyordu. Eşi:- Hayatım, sorun ne? Üzgün görünüyorsun. Gulliver: – Bir gemide kaptanlık görevi teklif edildi. Kabul etmeyi istiyorum ama, hem seni hem de çocukları düşünüyorum. Eşi :- Her zaman kalbinin sesini dinlemelisin. Denizlere açılmak seni mutlu ediyorsa o zaman işi kabul etmelisin. Ama bana söz ver bize her zaman güvenle geri döneceksin. Gulliver:- Çok teşekkür ederim tatlım. 

Gulliver ailesine veda  etti ve güney  denizlere yelken açtı. Kendisini dünyanın en mutlu insanı olarak görüyordu. Ama onu bekleyen zorlukların hiçbirinin farkında değildi. O gece bir fırtına çıktı!  Deniz öfkeyle kabardı ve dalgalar gemiyi vurmaya başladı. Gemi kısa sürede paramparça oldu ve battı. Gulliver boğulmaktan kurtulmak için yüzebildiği kadar yüzdü. Tam hayatının sona erdiğini düşündüğü sırada,  büyük bir dalga onu denizin dibine doğru batırdı. Neyse ki bu olay Gulliver’in sonu değildi, bir adanın sahiline sürüklenmişti. Derin bir uykudaydı.  Gözlerini açtığında sırtında bir şey hisseti,ama kendine gelemeyecek kadar yorgundu. Biraz zaman geçti ve Gulliver nihayet  uyandı. Gulliver:-  Ah! Aşırı yorgunum.  Ne!  Niye kumsala bağlıyım ben ?  Ay  saçım! Aşağı doğru bakınca serçe parmağının boyunda minik bir adam görüp şoke oldu, adam ona doğru yürüdü. Gulliver’in kafası karışmıştı! Gullıver:- Yoksa ben öldüm mü? Cennetteki insanlar niye bu kadar küçük!  Küçük Adam:- Dev, biz Lilliput’luların adasında ne arıyorsun sen ?  Buraya bizi yemeye mi gedin? Gulliver:-  Nee!  Hayır. Küçük adam :- Buraya adamızı çalmaya mı geldin?  Gulliver:- Ne adası? Küçük Adam:- Lilliput’ların adası! Dur! Bunu zaten söyledim sana! Yoksa Blefuscu’lar mı yolladı seni?  Gulliver :- Ne ’Coo’ mu? Küçük Adam:- Dev!  Niyetini söyle bana… Gulliver:- Benim adım Lemuel Gulliver, dev değilim!  Yalnızca yorgunum. Buraya nasıl geldiğimi de hiç bilmiyorum. Son hatırladığım şey güney denizinde gemi  kazası  geçirdiğim ve boğuluyordum. Asker Gulliver’in yalan söylemediğini anlamıştı…Küçük Adam:- Dev Gulliveri şehire götürelim  ve onun kaderine kral karar versin. Liliputlar’ın Gulliveri taşımak için  yaptıkları büyük arabayı çekmek üzere toplam 300 at getirildi. Gulliver  şehrin  içinden geçirildi. Hala gözlerine inanamıyordu. Gulliver:-  Burası gerçektende Lilliput’luların adası!  Ve bana sanki farklıymışım gibi bakıyorlar!  Çok tuhaf!  Biri size farklı geliyorsa  sizde  o kişiye  farklı geliyorsunuz demek ki! Algılar. Küçük Adam:- Majesteleri! Bu adam bize zarar vermeyeceğini söylüyor. Hatta, gemisinin açık denizde imha olduğunu  ve o nedenle kaybolduğunu söylüyor. Küçük Kral:- Ona öylece güvenemeyiz! O bizim için bir tehdittir. Bizi yemesi için  Blefuscu’lar tarafından gönderildiyse ne olacak! 

Küçük Adam :-Eh…Majesteleri , bu adam Blefuscu’yu bilmiyor, oraya şey diyor ‘Coo’!  Küçük Kral:- Söyle bana Redresaal, sence bu adama güvenebilir miyiz?  Redresaal:- Eh.. Korkmuş ve kafası  karışmış görünüyor majesteleri, ve sonuç itibarı ile o bizim konuğumuz.  Ona kendisini  kanıtlaması için bir fırsat vermeliyiz. Kral Gulliverin  üstüne tırmandı. Kral bu büyük suratlı büyük adama temkinli yaklaşıyordu. Gulliver:- Bu adam kral olmalı, ona karşı nazik olmalıyım.İngiltereden majestelerine en yüce  saygılarımla! Benim adım Lemuel Gulliver. Ben pek çok uzak ülkeleri  ziyaret  ettim majesteleri. Ama sizin krallığınız ayak bastığım ülkeler içinde en güzel ada diyebilirim. Kral:- Burası Lilliput’luların adasıdır! Bizler sana belki küçük gelebilirsiniz.  Ama hepimiz güçlü birer savaşçıyız Gulliver. Halk:- Yaşasın Kralım Yaşasın…Seni  Seviyoruz… Evet…. Gulliver:- Ben bundan hiç şüphe etmiyorum majestelerim, çünkü güçlü savaşçıların büyük kalpleri vardır. Beni misafirleri olarak gören bu sevecen krallığın halkı umarım sadakatimi kanıtlamam  için bana  bir şans verir. Kral:- Hm… Bütün şehir  seyrediyor. Hiçbir şekilde  acil karar almamalıyım. O bizim konuğumuzdur o nedenle ona saygılı davranmalıyız. Ama Lilliput’un güvenliği için geldiği o tuhaf ülke hakkında çok bilgi sahibi olana kadar Gulliver’in hareketli prangayla  kısıtlanacaktır. Halk kralın kararı karşısında tezahürat yaptı ve Gulliver serbest bırakıldı. Şehre uzak olamayan yıkık bir tapınakta kalmasına izin verildi. Ona yetecek tek büyük yapı burasıydı. Hareketlerini  kısıtlamak için sağ ayağına pranga bağlanmıştı. Lilliput halkı dev konuklarına çok iyi bakıyorlardı. Her gün onlarca insan içleri yiyecek  dolu  arabalar getiriyordu. Çok miktarda kumaşı birbirine tutturarak ona yeni giysiler yediye ettiler. Lilliput’lular dev konukları ile konuşmak için her gün gruplar halinde toplandılar. Gulliver onlara ilginç öyküler anlattı ve onları güldürdü. Onları teker teker avucuna aldı ve şehrin en güzel manzarasını gösterdi. Bir gün şehirde bir etkinlik vardı. Lilliput halkı yukarı gerilmiş ipin üstünde peş peşe  yürüyorlardı, korkmuş  bir halleri vardı. Gulliver’in kafası karışmıştı. Krala ne olduğunu sordu. Kral:- Biz Lilliput halkı cesur ve gözü pekizdir. Karşında gördüğün şey dev Gulliver, cesaret ve sadakat sınavıdır. Bu sınavı her kim geçerse Savunma Bakanı yapılacaktır. Gulliver:- Ama Majesteleri, bu çok tehlikeli görünüyor, ip çok yüksekte. Ya düşerlerse ? Kötü bir şekilde yaralanabilirler  veya hayatlarını kaybederler!  Sadakatlerini kanıtlamaları hayatlarından daha mı önemli yani? Küçük Kral:-I… Ama Lilliput halkı cesur ve mağrurdur ve ı… bizim halkın cesaretini  sınacak başka bir yöntemimiz yok. Gulliver bir süre düşündü ve sonra Redresaal‘dan kendisine bir ip getirmesini istedi .Redresaal yardımcı olmaktan memnundu, kendiside bu sporu sevmiyordu. Gulliver daha sonra ipi parçalara böldü ve bunlardan bir ağ yaptı. Sonra bu ağı yukarıdaki ipin altına yerleştirdi. Gulliver:-  İşte! Şimdi oldu. Lilliput’ lular artık hayatını  tehlikeye atmadan bu spora katılabilirler.  Ve krallıkta Savunma Bakanına kavuşabilir. Halk Gulliver’in yaptığı bu yenilik için tezahürat yaptı. Kral ödül olarak Gulliver’ in ayağındaki prangayı söktürdü. Gulliver artık adada serbestçe gezebiliyordu. Çok mutlu olmuştu. Zaman geçtikçe Gulliver Lilliput halkının güvenini kazandı. Kral artık önemli konuları onunla konuşuyordu. Gulliver aynı zamanda düşman Blefusca adasında öğrendi.Lilliput halkı ile Blefusca halkı yıllardır birbirine düşmandı.

Gulliver bütün öyküleri büyük bir ilgiyle dinledi. Bir gün, acilen saraya davet edildi. Küçük Kral:- Gulliver bize yardım etmelisin Blefusca şuanda bize saldırıyor. Gulliver sahile koştu, bir gemi filosunun Lilliput’ a geldiğini gördü. Gemiler silahlarla donatılmıştı. Bu bir işgaldi! Elinde bir iple gemilere doğru yürüdü. Blefusca’lılar Guliveri görünce şoke oldular. Blefuscalılar:- Bu da ne? Nasıl bu kadar büyük olabilir?  Saldırın! Gulliver:- Ah.. Kesin şunu!  Blefuscalılar:- Faydası yok! Geri  çekilin! Geri çekilin! Gulliver bütün gemileri iplerle bağladı  ve gemileri omuzunun üstünden  bir bohça gibi çekti. Gemileri Lilliput sahiline getirdi. Halk bir kez daha Gulliver’e tezahürat yaptı. Gulliver insanların hayatını kurtarmıştı. Küçük Kral:- Çok  iyi Lemual Gulliver ! Ama niye duruyorsun?  Blefusca’ ların bütün gemilerini buraya getir. Böylece gelecekte bize savaş açmak için ellerinde bir ordu kalmasın. Gulliver:- Beni affedin Majesteleri  ama bu hiç adil değil. Blefuscu  kendini başka düşmanlardan korumak için orduya ihtiyaç duyabilir. Ben savaşa katılan bütün gemileri getirdim buraya. Öbür gemiler Blefuscu sahilinde şu anda, onları buraya getiremem. Emrine uymadığı için kral Gulivere kızdı. Aradan birkaç gün geçti ve  Redresaal  Guliveri’n yanına geldi. Redresaal :- Guliver! Beni dinle ! Guliver:- Merhaba Redresaal neden fısıldiyorsun?  Redresaal :-Burda olduğumu hiçkise bilmemeli . Sana çok önemli bir mesaj iletmeye geldim buraya. Kralın konsoyle yaptığı konuşmayı  doydum.  Senden memnun değiller. Gulliver:- İyi ama neden ?  Redresaal :- Çünkü sen  bütün gemileri  Blefuscu’dan getirmeyen kralın emirlerine karşı  gelmiş oldun. Dinle,Gulliver, derhal Lillipu’u terk etmek zorundasın. Bu ada artık senin için güvenli değil. Gullıver:- Ama ben nereye gidebilirim?  Redresaal :- Belki , Blefusca’ ya? Ele geçirilen gemilerden birini kumandanını duydum. Blefusca kralına mektup yazıp senin varlığından övgülerle bahsedecekmiş. Güvenle geri dönmek için onlardan bir gemi yapmalarını isteyebilirsin. Onlar hala bizim düşmanımız ama sen benim dostumsun ve senin için kaygılanıyorum. Gullıver:-Çok teşşekür ederim dostum. Öyleyse derhal gitmem gerek. Seni her zaman hatırlayacağım küçük dostum. Redresaal :-Bende seni hatırlayacağım, iyi kalpli dev Gulliver. Gulliver hemen Blefuscu’ya doğru kaçtı. Beline kadar derin suların içinde yürüdü ve Blefescu kıyılarına vardı. Kralın bütün ordusuyla birlikte kıyıda beklediğini gördü. Gulliver:- Benim geldiğimi görmüş olmalılar! Neden bana saldırmadılar? Majesteleri ben buraya savaşmaya gelmedim. Ben Lemune Guliver ve buraya sizden yardım istemeye geldim. Blefusca Kralı:- Tabiki, sen gemilerimizi  ve adamlarımı kurtardın. Sana teşekkür ederim, Gullıver. Sana Gulliver diyebilirim umarım . Gullıver:- Emrinizdeyim majesteleri. Blefusca Kralı:- Gullıverin kalması için hazırlıkları yapın. Ertesi gün Gullıver Blefescu  kıyılarında duruyordu. Aniden suda yüzen bir şey gördü. Gulliver:- O bir tekne mi! Koşarak krala gitti. Kral derhal kumandana emir vererek en az bir düzine gemi yollayıp tekneyi sahile çekmelerini söyledi. Ardından adamlarına tekneyi onarması için Gulliver’ e yardım etmelerini söyledi ve ona her konuda yardım edeceğine söz verdi. Gulliver mutlu olmuştu. Artık eve dönebilir ve ailesini tekrardan görebilirdi. Tekneyi onarmaları bir hafta sürdü. Tekne sağlamdı ve Gulliver’e  yetecek kadar büyüktü. Blefesco halkı kralın emriyle tekneyi yeterli miktarda su, meyve ve yiyecekle doldurdu. Gulliver:- Bu  tevazuunuzu asla unutmayacağım majesteleri. Blefuscu Kralı:- Sen güçlü ve genç, bir adamsın Gulliver. Bizde seni asla unutmayacağız , iyi yolculuklar dostum. Gullıver, Blefescu halkına el salladı.  Çocukları için pek çok güzel hikayesi vardı.Gulliıver eve vardığında, karısına  ve çocuklarına sımsıkı sarıldı. Gullıver 24 Nisan 1702’de Nottinghamshire ‘ye vardı.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çöldeki Su

Çöldeki Su

Çöldeki Su Bir zamanlar çok uzak bir köyde yaşayan iki çok yetenekli zanaatkar varmış. James …

Yakut Prens

Yakut Prens

Yakut Prens Bir zamanlar uzak Acamistan’da bir dilenci, nehir kıyısında yürüyormuş. Nehir bir anda geri …

Dürüst Olmanın Ödülü

Dürüst Olmanın Ödülü

Dürüst Olmanın Ödülü Bir zamanlar uzaktaki küçük bir köyde Vincent yaşarmış. Vincent dürüst bir adammış …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

elit. in ipsum dolor. velit, libero. id, Lorem sit diam consectetur odio