II.Murad

II-Murad
II. Murad

1404 yılında Amasya da dünyaya gelen II.Murad’ın babası I.Mehmed annesi Emine Hatun dur. Sultan Mehmed öldüğü esnada II. Murad 18 yaşlarındaydı. Babasının vasiyeti üzerine padişahlık tahtına oturmak için süratle, Amasya sancağından Bursa ya geldi. Devletin ileri gelenleri ve Bursa halkı onu sevinçle karşıladılar. Bir müddet sonra da Çelebi Mehmed’in cenazesi Bursa ya getirildi. II. Murad padişahlara has bir törenle babasını Yeşil Türbe ye defnetti. Artık Osmanlı Devletinin tek ve kudretli hakimi II. Murad dı. Bu arada Bizans İmparatoru haber göndererek Sultan Murad dan iki küçük kardeşini kendisine rehin bırakmasını aksi takdirde Limni Adasında yaşayan Düzmece Mustafa yı serbest bırakacağını bildirdi.

Sultan Murad gençti ama bu oyunu anlamayacak kadar da tecrübesiz değildi. Üstelik Bayezid Paşa gibi de bir sadrazamı vardı. Padişah Bayezid Paşa ya baktı:

“Lazım gelen cevabı veresün Lala” dedi.

Bayezid Paşa, Bizans elçisine dönerek;

“Biz Müslüman’ız. Şehzadelerimiz babalarının sarayında İslam terbiyesi alarak yetişeceklerdir. Şehzadelerin Müslüman olmayanların terbiyesine bırakılması dinimize aykırı düşer. Bizans ile iyi geçinmek isteriz fakat bize yapamayacağımız şeyler söylenmesin!” der.

Son sözü padişah söyledi.

“Siz gidin. Vakti geldiğinde imparatorunuza gereken cevabı bizzat biz getireceğiz..” der

Bu sözlerle günü geldiğinde İstanbul’u almaya gideceğini belirtmek istiyordu. Generalin rengi atmıştı. Derhal gemileri dizip Şehzade Mustafa yi aldı. Artık isyan başlamıştı. Şehzade Mustafa sahneye çıkmıştı.

Şehzade Mustafa İsyanı

Yıldırım Bayezid in hayatta kalan tek oğlu Mustafa, Rumeli beylerini topladı. Karnındaki yara izini göstererek Yıldırım Bayezid in oğlu olduğunu ispatladı. Rumeli beyleri, şehzade Mustafa yı padişah tanıyıp biat ettiler. Böylece Şehzade Mustafa Edirne de hükümdarlığını ilan etti.

Tehlike büyümüştü. Mutlaka bastırılması lazımdı. Genç padişah da böyle düşünüyordu. Sadrazamı çağırdı.

“Var git, amcamız Mustafa’yı meşru padişaha itaate davet et. Yok derse hakkından gel. Devletimizin bir kere daha kardeş kavgalarına sahne olmasına imkanımız yoktur.”

Bayezid Paşa, bir miktar askerle, Şehzade Mustafa’nın üzerine gitti. İki ordu karşı karşıya geldi. Şehzade Mustafa karnında bulunan yarayı açıp Bayezid Paşa’nın askerlerine seslendi;

“Biz cennet mekan Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Mustafa yız. Yeriniz elbet bizim yanımızdır. Kardeş kanı akmasına sebep olanlar yarın mahşer de ceza göreceklerdir. Gelin bize katılın, bizi padişahınız bilin!”

Bayezid Paşa askerleri Şehzade Mustafa nın karnında yara izi olduğunu çok önce duymuşlardı. Onu gözle görünce dayanamayıp taraf değiştirdiler. Bununla da kalmadılar. Sadrazam Bayezid Paşa ya saldırarak onu şehit ettiler.

Bu kolay başarı Şehzade Mustafa’yı çok sevindirdi. Hem askeri artmış hem de kendine güveni kuvvetlenmişti. Şimdi sıra Anadoluya geçip yeğeni Sultan II. Murad’ı tahtından indirmeye gelmişti. Bizans imparatorları da şehzadeyi bu durum için hiç durmadan kışkırtıyor ona asker veriyor silah veriyor, bunun karşılığı olarak da Gelibolu, Tesalya ve Karadeniz sahillerinde yer alan bazı toprakları istiyordu. Şehzade Mustafa önce Bizans’a istediklerini vereceğine dair söz verse de sonradan vazgeçti.

Buna çok kızan Bizans İmparatoru Sultan Murad’a müracaat etti. İsterse Şehzade Mustafa’yı yenmesine yardımcı olacaktı. Böylece Şehzade Mustafa en önemli desteğinden mahrum kalıyordu. Bizans onu terk etmiş yine ikili oynamıştı. Bizans’a güvenip isyan etmekle büyük bir hata ettiğini anlamıştı. Fakat iş işten geçmişti. Dönülmesi imkansız bir yola girmişti. Ne pahasına olursa olsun bu yoldan yürüyecekti. Bu kez bizzat padişah üzerine gidiyordu. Anadolu dan Rumeli ye geçen Sultan II. Murad, sahilde yer tutmuş Amcası Mustafa Çelebi’nin top atışlarına tutuldu. Fakat top atışları padişahı yıldırmadı. Yenileceğini anlayan Mustafa, Edirne ye kaçtı. Hazinesini ve yakınlarını alıp Eflak’a doğru yola koyuldu. Yolda yakalandı ve kale burcuna asılarak idam edildi.

İstanbul Kuşatması

Tahta ilk çıktığı günlerde Bizans elçisine vakti geldiğinde imparatorunuza cevabı bizzat biz vereceğiz diyen Sultan II. Murad, nihayet vaktin geldiğine karar verip ordusunu hazırladı ve İstanbul üzerine yürüdü. İstanbul’u kuşattı.

Bu, İstanbul’un Osmanlılar tarafından altıncı kuşatmasıydı. İlk dört kuşatma, Yıldırım Bayezid Devrinde 1391, 1395, 1396 ve 1400 yıllarında gerçekleşti. Çeşitli nedenlerden dolayı alınamamıştır. Beşinci kuşatmayı da Bayezid’in oğlu Musa Çelebi 1411 yılında yaptı. Bundan on yıl sonra da İstanbul II. Murad tarafından kuşatılıyordu. Bu kuşatmalardaki asıl maksat, Peygamber Efendimizin vaktiyle verdiği “İstanbul elbette fetholunacaktır.” Müjdesini gerçekleştirmek ve böylece dünyanın nefes borusu sayılan boğazları ele geçirmekti. O zamanın dünyasında İstanbul Boğazına sahip olan devlet, bütün Asya’ya ve Avrupa’ya açılabilir, ticaret yollarını ele geçirebilirdi. İmparator olmak için İstanbul’u almak şarttı. Fakat bu durum II. Murad’a nasip olmayacak, o tarihte henüz çocuk yaşta olan II. Mehmed’in büyümesi beklenecektir.

Rivayet Edilir Ki..

Şehzade Mehmed henüz çok küçükken bir gün babası II. Murad’ı kolundan tutup Hacı Bayram Veli ye götürmüş. O tarihte Hacı Bayram Tekkesinde öğrenim gören, Akşemseddin, misafirlere hizmet ediyordu. Sultan Murad, Hacı Bayram Veli ye İstanbul u alma planlarından söz etti. Hacı Bayram, küçük Şehzade Mehmed’i gösterip; “Padişahım, İstanbul’u Şehzadeniz Mehmed ile benim köse alacak.”

Tabi ki böylr bi olayın yaşanması mümkün değil. Zira Hacı Bayram Veli, Fatih’in doğumundan iki yıl önce ölmüştür. Bu nedenle anlatılanlar sadece bir öyküden ibarettir.

Yeni Bizans Oyunu

İstanbul kuşatması, Bizans’ı telaşa düşürdü.  Sur dışında kalan kasaba ve köyle Osmanlılar tarafından tamamen alınmıştı. Kuşatma bütün şiddetiyle dört ay sürdü. Bu kuşatma da “Emir Sultan” lakabıyla anılan büyük din alimi Şemsüddin Buhari ile 500 derviş görev aldı.

Bizans günden güne eriyordu. Ne yapacaklarını şaşırıp, padişahın küçük kardeşi Mustafa’yı kandırıp ağabeyine karşı ayaklandırmayı başardılar. Bizans askerlikte ne kadar zayıfsa hilede o kadar başarılıydı. Bunu imparatorlar da biliyor ve askeri kuvvetten çok hile kuvvetiyle işlerini görüyorlardı.

Mustafa’yı Karaman ve Germiyan beyleri de destekleyince kargaşa büyüdü. Sultan II. Murad İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Ordusuyla Anadolu ya gelerek isyancıları cezalandırdı. Ardından Eflak, Arnavutluk ve Mora seferlerine ordularının bir kısmını gönderdi. Osmanlı orduları mühim başarılar kazandı. Menteşe Beyliği işgal edildi. Teke Beyliğine son verildi.

II. Mehmed’in İlk Saltanatı

Artık Anadolu birliği sağlanmış, isyanlar bastırılmıştı. Sultan Murad bunlarla da yetinmeyip bazı anlaşmalar yaparak barışın sürekliliğini garanti altına almıştı. Yorgundu. Kısa zamana büyük işler sığdırmıştı. Artık dinlenmek istiyordu. Tahtını II. Mehmed’e bıraktı.

Osmanlı Devletinin 12-13 yaşlarında bir çocuğun idaresine terk edilmesi, düşmanların iştahını kabarttı. Osmanlıları Avrupa dan atmak için hemen ilk hareketler başladı. Ladislas Osmanlılarla 10 yıl süreyle savaşmama karadı alsalar da ettiği yeminden döndüler. Öte yandan Bizans İmparatoru da boş durmuyordu. Osmanlı ya karşı bir Haçlı ordusu oluşturma fikrindeydi. 1444 yılı Kasım Ayının Dokuzuncu günü Haçlı orduları ile Osmanlı orduları Varna denilen yerde karşı karşıya geldi. Bu savaşa Sultan II. Murad öncülük ediyordu. Bu savaşı Sultan Murad’ın başarısı ve davranışıyla Osmanlı ordusu kazanmıştır. Tarihimizde bu savaş Varna Savaşı olarak geçmektedir. Sultan Murad tahtı yeniden oğluna bırakarak, Edirne ye dönmüştür. 1451 yılına gelindiğinde Sultan Murad hayata gözlerini kapatmış, yerine İstanbul Fatihi olacak olan II.Mehmed tahta çıkmıştır.

Ayrıca kontrol et

yildirim-bayezid

Yıldırım Bayezid

yildirim-bayezid Tarihimizde   “Yıldırım” olarak anılan I. Bayezid 1360 da dünyaya gözlerini açmıştır. Babası Kosova …

I-Murad-hayati

I.Murad

I-Murad-hayati Orhan Gazi’nin vefatı üzerine Osmanlı tahtına oğlu Murad geçti. Osmanlı padişahları içinde I. Murad …

orhan-gazi

Orhan Bey

Bizans’a Diz Çöktüren Kahraman Osmanlı Beyliği artık devlet haline gelmiştir. Osman Gazi’nin bahadır evladı Orhan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir