Jorinda ve Jorindel

Jorinda-ve-Jorindel
Jorinda-ve-Jorindel

Bir zamanlar çok karanlık ve çok kasvetli bir ormanın derinliklerinde eski bir kale varmış. Bu kalede yaşlı bir peri yaşarmış. Bu peri istediği her şekle girebiliyormuş. İsterse bir baykuş şekline girip uçabilirmiş, ya da kırlarda bir kedi gibi dolaşabilirmiş. Ama geceleri her zaman yaşlı bir kadına dönüşürmüş: -Keşke bu kırışıklardan ve bu beyaz saçlardan kurtulabilseydim. Ama kurtulamazmış. Kalesine hükmeden yaşlı, huysuz bir peri olarak kalırmış daima. Kalesine 100 adım yaklaşan genç bir erkek geldiğindeyse hemen hareketsiz kalır, yerinden kımıldayamazmış. Ta ki peri onu serbest bırakana kadar. Genç adam: -Yaşlı peri, sana yalvarıyorum lütfen ben serbest bırak. -Sakın abana yaşlı deme. Bir daha buraya asla gelmeyeceğine söz verirsen seni bırakırım. -Özür dilerim, söz veriyorum. Buraya hiç gelmeyeceğim. Ama oraya genç bir kız geldiğindeyse onu bir kuşa çevirirmiş ve sonrada bir kafese hapsedermiş. Kalenin içinde tavana asılı duran yedi yüz adet öyle kafes varmış. Hepsinin de içlerinde güzel kuşlar varmış. Peri: -Ah benim güzel kuş koleksiyonum.  Ne kadar şahane. Adı Jorinda olan bir genç kız varmış. Çoban Jorindel’se ondan çok hoşlanıyormuş. Kısa süre sonra evleneceklermiş. Jorinda: -Ne güzel bir orman, ne kadar huzurlu. Jorindel: -Evet sevgilim, öyle. Ama dikkatli olmalıyız. Bence o kaleye fazla yaklaşmamalıyız. -Yaşlı periden korkuyor musun? Jorinda ormanın derinliklerine koşarken Jorindel’le dalga geçmiş. Tepeye varmışlar, güzel bir akşam vaktiymiş. Batan güneşin son ışıkları uzun boylu ağaçların arasından yerdeki güzelim yeşil çimenlere yansıyormuş. Dallardaki üveyik kuşları şarkılar söylüyormuş.

Jorinda: -Burası cennet değilse cennet neresi olabilir? Jorinda soluklanmak için oturmuş, Jorindel onun yanına oturmuş ve ikisi birden hüzünlenmişler. -Jorindel ben kendimi iyi hissetmiyorum. -Bende öyle. Sanki seni kaybedecekmişim gibi geliyor. -Hadi eve gidelim. Eve hangi yoldan gideceklerini anlamaya çalışmışlar ama hangi yola gireceklerini bilememişler ve ormanın içinde kaybolmuşlar. Jorindel: -Eyvah kaybolduk. Güneş hızla batıyormuş. Jorindel biranda arkasına bakmış ve farkında olmadan kalenin eski surlarının yanına oturmuş olduklarını fark etmiş. Korkudan yüzü bembeyaz olmuş. Jorinda’ysa şarkı söylüyormuş: -Bu Jorinda’mın sesi. Jorinda: -Güvercin dalında ağlarmış, kaybettiği sevgilisine yas tutarmış… Şarkı aniden durduğunda Jorindel ona bakmış ve onun bir bülbüle dönüştüğünü görmüş. Kem gözlerle bakan bir baykuş etraflarında uçuyormuş ve ötmeye başlamış. -Jorinda… hayır… sevgilim… seni kurtaracağım. Jorindel ne hareket edebiliyor nede konuşabiliyormuş. “Jorinda’ma ve bana ne oldu böyle? Bu sefaletten kurtulmanın bir yolu yok mu acaba?” Güneş artık tamamen batmış. Kasvetli gece gelmiş. Baykuş bir çalının içine uçmuş. Ve bir saniye sonrada yaşlı peri dik bakışlarıyla çalılıktan çıkagelmiş. Peri: -Koleksiyonum için bir bülbül daha buldum. Kendi kendine bir şey mırıldanmış. Bülbülü kafese kapatmış ve onunla birlikte oradan uzaklaşmış. Zavallı Jorindel uzaklaşmalarını izlemiş. Peri bir süre sonra geri gelmiş ve karga gibi sesiyle şarkı söylemiş: -Mahkum hızlıysa ama laneti geçtiyse dur orada! Jorindel aniden kendini serbest bulmuş ve ardından diz çökerek sevgilisi Jorinda’yı ona geri vermesi için yalvarmış: -Sana teşekkür ederim yaşlı peri. Ama rica ediyorum, lütfen Jorinda’ma yaptığın büyüyü boz. -Hahahaha asla. Onu bir daha asla göremeyeceksin. -Ama Jorinda olmazsa ben asla yaşayamam. Lütfen sana yalvarıyorum. Ama yaşlı peri Jorindel’in yakarışlarından etkilenmemiş ve ona sadece gülmüş ve oradan uzaklaşmış. Jorindel yalvarmış yakarmış, ağlamış ama nafile. -Ben şimdi ne yapacağım? Sevgili Jorinda’m olmadan eve asla dönemem. Jorindel kendi evine dönemeyeceği için yabancı bir köye gitmiş ve orada çobanlık yapmaya başlamış. Nefret edilen o kaleye birçok defalar yaklaşabildiği kadar yaklaşmış ve etrafında dönüp durmuş. Ama nafile. Jorinda’yı ne görmüş nede sesini duymuş.

Jorindel: -Benim için hiç umut yok mu? Bir gece rüyasında güzel, mor renkli bir çiçek bulduğunu görmüş. Çiçeğin tam göbeğinde değerli bir inci duruyormuş. Sonra o çiçeği kopardığını ve onunla birlikte kaleye gittiğini görmüş. Çiçekle dokunduğu her şeyin üstündeki büyü bozuluyormuş. Orada Jorinda’sını yeniden bulmuş ve yaşlı peri o inciden korkmuş. Sabah olunca uyanmış ve içi umut dolu olmuş: -Bu rüyanın bir anlamı olmalı. Belki her şeye rağmen Jorinda’mı bulabilirim. Bunun üzerine o güzel çiçeği bulmak için tepeyi aramaya başlamış. Ama sekiz uzun gün boyunca nafile aramış. Ama dokuzuncu günde güzel mor renkli bir çiçek bulmuş. Ve o çiçeğin ortasında tıpkı değerli bir inciye benzeyen bir çiğ damlası varmış. -Demek buradasın. Jorinda’mı bulmak için bana yardım edeceksin. Sonra çiçeği koparmış ve gece gündüz yol giderek kaleye yüz adımdan fazla yaklaşmış. Ama önceki gibi hareketsiz kalmamış. Kapıya kadar yaklaşabildiğini görmüş. Jorindel bunu gördüğü için çok mutlu olmuş. -Bu çiçek gerçekten sihirli.  Jorinda bekle beni geliyorum. Sonra o çiçekle kapıya dokunmuş ve kapı açılmış. Ardından bahçeye girmiş. İçeriden bir sürü kuşun şarkılar söylediğini duymuş. -Jorinda burada olmalı. Yola devam etmiş. Sonunda perinin oturduğu o odaya gelmiş. Yedi yüz kafesin içinde şarkılar söyleyen yedi yüz kuş varmış. Jorindel: -Olamaz, ne çok bülbül var. Peri Jorindel’i gördüğünde çok sinirlenmiş ve öfke içinde bağırmış: -Hangi cüretle kaleme gelirsin sen? Sana asla buraya gelmeyeceksin demedim mi? şimdi bedelini canınla ödeyeceksin. Peri Jorindel’e saldırmak için koşmuş ama ona iki metreden fazla yaklaşamamış çünkü Jorindel’in elinde tuttuğu çiçek onu koruyormuş. Jorindel kuşlara bakmış ama oda ne? Kafeslerde bir sürü bülbül varmış. -Peki, benim Jorinda’m hangisi? Jorindel ne yapacağını düşünürken perinin kafeslerden birini tuttuğunu görmüş.

Peri kapıdan dışarı kaçmaya çalışıyormuş. Belki her şeye rağmen Jorinda’mı bulabilirim. Bunun üzerine o güzel çiçeği bulmak için tepeyi aramaya başlamış. Ama sekiz uzun gün boyunca nafile aramış. Ama dokuzuncu günde güzel mor renkli bir çiçek bulmuş. Ve o çiçeğin ortasında tıpkı değerli bir inciye benzeyen bir çiğ damlası varmış. -Demek buradasın. Jorinda’mı bulmak için bana yardım edeceksin. Sonra çiçeği koparmış ve gece gündüz yol giderek kaleye yüz adımdan fazla yaklaşmış. Ama önceki gibi hareketsiz kalmamış. Kapıya kadar yaklaşabildiğini görmüş. Jorindel bunu gördüğü için çok mutlu olmuş. -Bu çiçek gerçekten sihirli.  Jorinda bekle beni geliyorum. Sonra o çiçekle kapıya dokunmuş ve kapı açılmış. Ardından bahçeye girmiş. İçeriden bir sürü kuşun şarkılar söylediğini duymuş. -Jorinda burada olmalı. Yola devam etmiş. Sonunda perinin oturduğu o odaya gelmiş. Yedi yüz kafesin içinde şarkılar söyleyen yedi yüz kuş varmış. Jorindel: -Olamaz, ne çok bülbül var. Peri Jorindel’i gördüğünde çok sinirlenmiş ve öfke içinde bağırmış: -Hangi cüretle kaleme gelirsin sen? Sana asla buraya gelmeyeceksin demedim mi? şimdi bedelini canınla ödeyeceksin. Peri Jorindel’e saldırmak için koşmuş ama ona iki metreden fazla yaklaşamamış çünkü Jorindel’in elinde tuttuğu çiçek onu koruyormuş. Jorindel kuşlara bakmış ama oda ne? Kafeslerde bir sürü bülbül varmış. -Peki, benim Jorinda’m hangisi? Jorindel ne yapacağını düşünürken perinin kafeslerden birini tuttuğunu görmüş. Peri kapıdan dışarı kaçmaya çalışıyormuş. Jorindel: -İşte orada. Jorindel perinin peşinden koşmuş. Çiçekle kafese dokunmuş ve Jorinda eski haliyle karşısına gelmiş. Kollarını Jorindel’in boynuna dolamış. Sonra Jorindel elindeki çiçekle diğer kuşlara da dokunmuş ve hepsi eski hallerine geri dönmüşler. Peri: -Hayıırrrr… Kuş koleksiyonum, olamazzz… Ardından Jorindel çiçeğin üstündeki çiğ damlasını yaşlı periye doğru savurmuş. Yaşlı peri gözlerinin önünde bir bülbüle dönüşmüş. Jorindel bülbülü hemen yakalamış ve onu bir kafese kapatmış. -Bitti artık yaşlı peri. Hadi sevgili Jorinda’m, evimize dönelim. Ve Jorinda’yı eve götürmüş. Ardından evlenmişler ve birlikte mutlu bir hayat yaşamışlar. Sevgilileri yaşlı perinin kafeslerinde zorla tutulan öbür genç erkeklerde mutlu olmuşlar.

Tom Thumb’un MaceralarıÇocuk HikayeleriTurna ve Yengeç


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

Altın Kuş

Altın Kuş

Altın Kuş Bir zamanlar dünyanın en özel elma ağacına sahip bir kral varmış. Bu ağaç …

kurbaga-ile-okuz

Kurbağa ile Öküz

kurbaga-ile-okuz Bir zamanlar güzel bir gölette bir grup kurbağa yaşarmış. Birlikte yaşamaktan çok mutluymuşlar. Oyunlar …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

dictum sem, quis, Sed felis venenatis, risus adipiscing Praesent Donec