Kaha Kuşu Masalı

Kaha Kusu Masali
Kaha Kusu Masali

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Bu kullarının arasında kimileri mutlu, kimileri mutsuzmuş. Kimileri karınca gibi çalışkan, kimileri ağustos böceği gibi tembelmiş. Allah’ın çalışkan kulları arasında yaşlı mı yaşlı bir balıkçı varmış. Bu balıkçı sabahları erkenden kalkar, nehre gidermiş. Birkaç küçük balık için bütün gün avlanırmış. Akşam olduğunda yakaladıkları balıkları sayarmış. Bir yada iki. Hiçbir zaman daha fazlası olmazmış. Sonra da şehre iner, onları satarmış. Karşılığında da birkaç kuruş para alırmış. Bu para ancak iki dilim ekmek almaya yetermiş. Yaşlı balıkçı ekmeğini karısı ile paylaşırmış. Neredeyse hemen hemen her gün yarı aç bir şekilde yatarmış. Yaşlı balıkçı, bir sabah her zamanki saatte yola koyulmuş. Nehir kıyısına varmış. Tam oltasını nehre uzatacağı sırada uçan bir şey görmüş. Bu altın kanatlı, çok güzel bir kuşmuş. Balıkçı içinden “Bu sıradan bir kuş olamaz.” diye düşünmüş. “Bu sıradan olsa olsa fakirlere yardım eden büyülü Kaha kuşu’dur.” Gerçekten de bu Kaha Kuşu’ymuş. Kaha Kuşu, o gün balıkçıyı izlemiş. Yaşlı balıkçı, binbir zorlukla küçücük bir balık yakalamış. – Bu minicik balıkla ne yapacaksın ihtiyar, diye sormuş Kaha. – Şehre götürüp satacağım. Aldığım bir parça kuru ekmeği de eve götüreceğim. Yaşlı karım ile yiyeceğim. Kaha, yaşlı adama çok acımış. – Çok fazla çalışıyorsun. Çok zahmet çekiyorsun. Ama karşılığında hiçbir şey kazanmıyorsun. – Yatmadan önce birkaç parça ekmek yiyelim o da yeter, demiş balıkçı. – İyi yürekli ihtiyar! Bundan sonra her gün sana büyük bir balık getireceğim. Onu satarsın. Daha çok para kazanırsın. Hayatınızın son günlerinde açlık çekmezsiniz.

Kaha Kuşu yaşlı balıkçıya bunları söylemiş. Sonra da uçup gitmiş. Gece yarısı olunca Kaha Kuşu gelmiş. Yaşlı balıkçının kapısının önüne koskocaman bir balık koymuş. Kimselere görünmeden oradan uçup gitmiş. Sabah olmuş. Yaşlı balıkçı nehir kıyısına gitmeye hazırlanıyormuş. Bir de ne görsün! Kapının önünde kocaman bir balık duruyor. “Bu Kaha Kuşu’nun işidir.” diye düşünmüş. Büyük balığı hemen küçük parçalara bölmüş. Onları tuzlamış. Sonra da satmak için şehre götürmüş. Balıkçının yaşlı karısı ise olanları şaşkınlıkla izlemiş. Her gece aynı saatlerde Kaha Kuşu gelmiş. Koskocaman bir balığı balıkçının kapısının önüne koymuş. Balıkçı da sabah onu şehre satmaya götürmüş. Gün geçtikçe yaşlı balıkçı zengin olmuş. Çünkü şehirdeki en büyük balıkları hep o satıyormuş. Bir gün kendisine güzel bahçeli bir ev alacak kadar parası bile olmuş. Yaşlı balıkçı ve karısı artık çok mutluymuş. Daha sağlıklı olmuşlar. Eh ne de olsa artık evlerinde binbir çeşit yiyecek varmış. Bir gün yaşlı balıkçı, şehre inmiş. Her zamanki gibi balık satacakmış. Bir tellalın sesini işitmiş. – Padişahımız efsanevi Kaha Kuşu’nun hikayesini duymuştur. Kaha Kuşu’nun nerede olduğunu bilene, padişahımız toprakların yarasını verecektir! Yaşlı balıkçı tellalın söylediklerini duymuş. – Aman Allahım! Topraklarının yarısı mı! Mutlaka gidip Kaha Kuşu’nun yerini söylemeliyim onlara! Çok zengin olacağım. Yaşasın, diye bağırmış.

Sonra birdenbire aklına Kaha Kuşu’nun iyilikleri gelmiş. – Bir parça kuru ekmek ile doyuyorduk. O bana yardım etti. Onu asla ele veremem! Ama çok zengin olacağım, demiş kendi kendine Yaşlı adam kendi kendine konuşmuş durmuş. En sonunda kararını vermiş. Tellala, – Ben onu nasıl bulabileceğinizi biliyorum, diye bağırmış. Herkes pürdikkat kesilmiş. Bu yaşlı adamın ne diyeceğini merak etmiş. Padişah da tellalın yanındaymış. Hemen yaşlı balıkçıya doğru yürümüş. – Bize yalan söylemiyorsun değil mi, diye sormuş. – Hayır padişahım. Size kim yalan söylemeye cesaret edebilir ki?  Padişah: – Bak ihtiyar, Kaha Kuşu!nun kanı, gözleri kör olan karımı iyileştirecek. Sen de ülkenin yarısına sahip olacaksın, demiş. Yaşlı balıkçı Kaha Kuşu’nun kendisine yaptığı iyilikleri unutmuş. Padişaha Kaha Kuşu’ndan söz etmeye başlamış: – Güzel mi güzel, altın kanatlı bir kuş! Yaşlı balıkçı anlatmış. Herkes dinlemiş. Dinleyenlerin hepsi Kaha Kuşu’nu görmeden ona aşık olmuşlar. – Padişahım, bu büyük kuşu tek başıma yakalayamam. Bana yüz asker gerekli. Hem öyle silahla onu yakalamamız mümkün değil. Muhteşem bir sofra hazırlamalıyım. Kaha Kuşu’nu sofraya davet edelim. İşte tam bu sırada askerler kuşun üstüne atlasın. Böylece onu yakalamış oluruz. Padişah yaşlı adamın isteğini kabul etmiş. Hemen yüz askerine emir vermiş. – Balıkçıyı izleyin. O kuşu benim için hemen yakalayın! Gece yarısı olduğunda bütün hazırlıklar tamamlanmış. Muhteşem bir sofra kurulmuş. Padişahın askerleri ise ağaçların arkasında beklemeye başlamış. Çok geçmeden Kaha Kuşu’nun kanat sesleri duyulmuş. Ağzında koskocaman bir balık ile karanlıktan çıkagelmiş. İhtiyar balıkçı kuşa seslenmiş: – Hoş geldin Kaha! Benim sevgili arkadaşım! Sana çok teşekkür ederim. Sayende zengin oldum. Bu gece seni en güzel yiyeceklerle beslemek istiyorum.

Yardımlarına karşı bir teşekkür olsun! Kaha Kuşu başlangıçta bu teklifi reddetmiş. Hatta bir ara “Balıkçı neden bu kadar ısrar etti? Kötü bir niyeti mi var acaba?” diye düşünmüş. Ancak yaşlı balıkçı o kadar tatlı dil dökmüş ki Kaha Kuşu dayanamamış. – O zavallı bir ihtiyar. Onun bu ricasını reddetmemeliyim. Hem bana kötülük yapması için bir sebep yok. Ona çok yardım ettim. Kaha Kuşu böyle düşünmüş. Sonra da yaşlı adamın gösterdiği yere geçmiş. – Al benim güzel dostum! Hadi biraz da bundan ye, diye yalvarmış yaşlı adam. Kaha Kuşu yemeye başlamış. İşte tam bu sırada bir ses duymuş: – Yakalayın onu! Bu yaşlı adamın sesiymiş. Kaha Kuşu üzerine doğru koşan yüzlerce adamın arasından bir ok gibi gökyüzüne fırlamış. Yaşlı adam, Kaha Kuşu’nun ayağını yakalamış. – Onu yakaladım, diye bağırmış. Ama bu Kaha Kuşu’nu durdurmaya yetmemiş. Çünkü Kaha Kuşu havalanmış. Padişahın askerlerinden biri yaşlı adamın ayağını yakalamış. Başka bir asker de diğerinin ayağını. Böylece bir zincirmiş bu. Kaha Kuşu, yaşlı adam ve yüz askerin zinciri. Kaha Kuşu yükseldikçe yükselmiş. Bulutların arasına karışmış. Yaşlı adam ve padişahın askerleri daha fazla dayanamamış. Birer birer yere düşmüşler. Yaşlı adamdan kimse haber alamamış. Padişahım yüz askerinden de. Kaha Kuşu ise dilden dile dolaşmış. Bir masal olmuş. Onu bir daha kimsecikler görmemiş.

Karakuş Geç Kalınca MasalıÇocuk HikayeleriSihirli Tavuk Masalı


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alice Harikalar Diyarında

Alice Harikalar Diyarında

Küçük Alice ve ablası, güneşli bir öğleden sonra parka gitmeye karar vermişler. Ablası kitap okumaya …

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

Altın Kuş

Altın Kuş

Altın Kuş Bir zamanlar dünyanın en özel elma ağacına sahip bir kral varmış. Bu ağaç …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

consectetur suscipit id, vel, tristique ut libero et, Nullam sem,