Ev / Çocuk Hikayeleri Kısa / Karlar Kraliçesi

Karlar Kraliçesi

Karlar-kralicesi
Karlar-kralicesi

Bir varmış bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde komşu evlerde yaşayan, birbirini çok seven iki arkadaş varmış. Birinin adı Kay, diğerinin adı Gerda’ymış. Kay ve Gerda birbirlerine olan sevgilerini göstermek için evlerinin önüne birer gül dikmişler. Onlarla birlikte güllerde büyüyecekmiş. Sonbahar bitmiş, kış mevsimi gelmiş. Her yeri kar kaplamış. Kay ve Gerda’nın kış geceleri boyunca en büyük eğlenceleri Gerda’nın büyükannesinin anlattığı peri masallarıymış.

-Büyükanne kar ve soğuk nereden gelir? Diye sormuş Gerda.

-Çok uzaklardan kızım demiş ve anlatmaya başlamış büyükanne. Karlarla ve buzla kaplı bir ülke varmış. Karlar kraliçesi kendi sihriyle yaptığı buzdan şatosunda tek başına yaşarmış. Çok güzelmiş karlar kraliçesi. Tıpkı bir buz gibi parlak bir güzelliğe sahipmiş fakat kötü kalpli bir insanmış bu karlar kraliçesi. Görkemli ve soğuk buz sarayında pek çok mucize saklıymış. Buz aynada bunlardan biriymiş. Karlar kraliçesi kötülükler saçan gözleriyle buz aynasına bakarak dünyada olan biteni izlermiş.

Tam bu sırada Gerda pencereden onları izleyen karlar kraliçesini görmüş.

-Kay, büyükanne bakın karlar kraliçesi pencereden bize bakıyor.

-Yok canım soğuktan üşümüş bir kedidir o.

-Büyükanne karlar kraliçesi buraya gelebilir mi?

Kay:

-Hele bir denesin bakalım. Onu şöyle bir tutup şömineye doğru atarım. Hoop eriyip biter. Sulu kraliçeye dönüşür.

Buz aynasına bakarak olanları izleyen karlar kraliçesi Kay’ın söylediklerini duymuş:

-Demek beni şömineye atıp sular kraliçesine dönüştüreceksin ha? Buz kıvılcımları emrediyorum size. Sihirli güçlerimle uçun. Benimle alay eden bu çocuğu bulun. Gözleri ve kalbi benim olsun. Etrafındaki her şeyi kötü görsün. Ve kalbindeki sevgi yok olsun.

Diye emir vermiş buz kristallerine karlar kraliçesi. Gerda’nın evinin önünde bir anda bir kar fırtınası başlamış. Buz kıvılcımları Gerda’nın penceresine doğru hızla ilerliyormuş. Kay ne olup bittiğini anlamak için pencereye yaklaşmış ve camı açmış. Gerda hemen bağırmış:

-Kay duurrr…

Ama geç kalmış.

-Ahh gözüm, gözüme bir şey battı çok acıyor. Kalbim, neler oluyor?

İşte ne olduysa o anda olmuş. Karlar kraliçesinin buz kıvılcımları Kay’ın gözüne ve kalbine çarpmış.  Kay bir anda başka bir insana dönüşmüş. Gerda ona neyi olduğunu sormuş ama Kay onu terslemiş:

-Yok, bir şey iyiyim ben. Rahat bırak beni.

Kay Gerda’ya ilk kez böyle kaba davranıyormuş. Gerda Kay’ın niye böyle davrandığını hiç anlayamamış. Ertesi sabah Kay’ın kaba davranışları devam ediyormuş. Kay kızağının ipini çekerek bahçeden çıkıyormuş. Gerda onu görmüş ve nereye gittiğini sormuş ama Kay yine onu terslemiş. Kay kızağına atlayıp oradan uzaklaşmış. Gerda peşinden koşmuş ama yetişememiş. Biranda karlar kraliçesi kızağıyla birlikte ortaya çıkmış. Kay kraliçenin kızağının peşine takılmış. Ve birlikte ortadan kaybolmuşlar. Gerda Kay’ın arkasından bakakalmış. Karlar kraliçesi Kay’ı buzdan şatosuna götürüyormuş. Gerda günlerce evinin penceresinin önünde Kay’ın dönmesini beklemiş. Aradan günler geçmiş, aylar geçmiş, kış sona ermiş ama Kay geri dönmemiş. Daha fazla beklemeye dayanamayan Gerda sonunda kararını vermiş.  Yanına sadece büyükannesinin ona hediye ettiği aynasını almış. Her şeyi göze alarak canı kadar sevdiği arkadaşı Kay’ı bulmak için düşmüş yollara. Cesur Gerda yol boyunca karşısına çıkan bütün canlılara Kay’ı görüp görmediklerini sormuş. Gerda sonunda bir nehrin kıyısına ulaşmış. Sağına bakmış, soluna bakmış, etrafında Kay’ı sorabileceği hiçbir canlı yokmuş. Gerda sorusunu nehre sormuş. Ama nehir cevap vermemiş. Bu sırada yanına bir martı konmuş.

-Nehir mutlaka sorunun cevabını biliyordur ama önce ona bir hediye vermelisin demiş martı.

Gerda çok sevdiği kolyesini boynundan çıkarmış ve nehrin sularına bırakmış. Bu sırada sanki bir mucize gerçekleşmiş. Tam Gerda’nın olduğu yere bir sandal yanaşmış. Gerda nehrin verdiği hediyeyi kabul ettiğini düşünmüş ve çok sevinmiş. Gerda sandala biner binmez sandal kendiliğinden hareket etmeye başlamış. Sandal Gerda’yı başka bir kıyıya getirmiş. Burada sihirli bir bahçe varmış ve bu bahçede birbirinden güzel rengârenk çiçekler. Gerda hayatında ilk defa böylesine güzel bir bahçe görüyormuş ama orada eksik bir şey varmış. Bu güzel bahçedeki çiçeklerin hiçbiri kokmuyormuş. Bahçenin diğer tarafında kendisine doğru gelen bir kadın görmüş Gerda. Bu kadın bahçenin sahibiymiş.

-Hoşgeldin güzel kız diyerek güler yüzle karşılamış Gerda’yı.

O anda bahçesindeki çiçeklerin yeniden koktuğunu fark etmiş.

-Bahçenize izinsiz girdiğim için özür dilerim demiş Gerda.

-Gel yavrum gel canım kızım. Uzun zamandır bahçeme kimseler gelmiyordu. Yalnızlıktan çok sıkılmıştım. Burada tek başına ne yapıyorsun bakayım sen?

Gerda uzun süredir kayıp olan arkadaşı Kay’ı aradığını söylemiş çiçekçi kadına. Ama kadın uzun yıllar Gerda’dan başka bir insan görmediğini söylemiş.

Gerda:

-Yaa öyle mi? o zaman izninizle yoluma devam edip biran önce Kay’ı bulmalıyım.

Çiçekçi kadın Gerda’nın gitmesini istemiyormuş. O yüzden bir yalan uydurmuş.

-Kay mı dedin. Dur bakayım buralarda gördüm sanki onu. Ne olmuş Kay’a?

Gerda her şeyi anlatmış kadına. Çiçekçi kadın karlar kraliçesini duyunca birden telaşlanmış:

Karlar kraliçesi mi? aman buradan uzak dursun, soğuk şey. Onun yüzünden yıllardır kokmuyor çiçeklerim.

Sonra kadın Gerda’nın saçlarını taramak istemiş. Gerda hiçbir anlam verememiş. Ama kadın ısrar etmiş ve Gerda’nın saçlarını taramaya başlamış. Aslında bu sihirli bir tarakmış. Bu sihirli tarak Gerda’ya bütün bildiklerini unutturmuş. Geriye bir tek neşe kalmış. Kötü bir cadı değilmiş çiçekçi kadın, sadece eğlenmek istiyormuş. Tatlı uykusunda uyandığında Gerda hiçbir şeyi hatırlamıyormuş. Buraya nasıl geldi, neden geldi bilmiyormuş. Fakat Gerda kadının şapkasındaki gülleri görünce bir şeyler hatırlamaya başlamış. Hiçbir sihir gerçek sevginin gücüyle baş edemezmiş. Gerda unutma bahçesinde ne kadar kaldığını hiç bilememiş ama o anda tüm anıları geri gelmiş. Hemen sahile geri dönmüş, sandal hala orada duruyormuş fakat nereye gideceğini, ne yapacağını bilmiyormuş. Bu sırada üstünde bir karga uçmaya başlamış. Karga sanki Gerda’ya bir şeyler anlatmaya çalışıyormuş. Gerda sandalıyla kargayı takip etmeye başlamış. Uzun süre kargayı takip etmiş. Sonunda buzlarla kaplı denizlere ulaşmışlar. Buzların ortasında bir korsan gemisi duruyormuş. Karga geminin üstüne konmuş. Gerda’da sandalıyla gemiye yanaşmış ve gemiye çıkmış.

-Peki, bu gemiyle mi gideceğim karlar kraliçesinin şatosuna?

Tam bu sırada geminin güvertesinde korsanlar belirmiş. Korsan kıyafetleri giymiş bir kız çocuğu Gerda’ya yaklaşmış.

-Biz nereye gidiyorsak sende oraya gideceksin. Yani hiçbir yere hahaha.

Aynı anda buz sarayında karlar kraliçesi Kay’a tüm geçmişini unutturmaya çalışıyormuş. Kay sadece Gerda’yı hiç aklından çıkartamamış.

-Gerda ha? Ah Gerda. Çok yakında kalbin tamamıyla bir buza dönüşecek ve onu da hatırlamayacaksın küçük Kay.

Korsan kız Kay’ın karlar kraliçesinin tutsak olduğunu öğrenince Gerda’ya onu unutmasını söylemiş çünkü karlar kraliçesinin elinden arkadaşını kurtarması imkansızmış.

-Unutmayacağım, o benim tek dostum. Onu bulmalıyım diye cevap vermiş Gerda. Korsan kız Gerda’nın bu ısrarına bir anlam veremiyormuş. Aslında onun burada kalıp arkadaşı olmasını istiyormuş ama Gerda arkadaşı Kay’ı bulmaya kararlıymış.

-Kay’ı kurtarmak için ne gerekiyorsa yapacağım.

Hiç arkadaşı olmayan korsan kız cesur Gerda’ya yardım etmeye karar vermiş. Ertesi gün güneş doğarken korsan kız Gerda’ya bir ren geyiği getirmiş. Karlar ülkesinin en hızlı ren geyiğiymiş bu ve Gerda’ya yol gösterecekmiş.

-Bana söz ver, o buz tutmuş cadıyı yeneceksin. Hem böylece gemimizde kurtulacak.

-Söz veriyorum, iyiliğin karşılıksız kalmayacak diye cevap vermiş Gerda.

Gerda ren geyiğine binerek yola çıkmış. Önce karlar kraliçesini nasıl yenebileceğini öğrenecekmiş. Ren geyiği Gerda’ya yol göstermiş. Uzun bir yolculuktan sonra kuzey kutbuna ulaşmışlar. Yaşlı bir bilge adam onları karşılamış.

-En sonunda aynayı getirdin demek.

Gerda yanındaki aynayı yaşlı bilgenin nasıl bildiğini anlayamamış. Ama o anda doğru yere geldiğini anlamış. Gerda aynasını çıkartıp yaşlı bilgeye göstermiş.

-Karlar kraliçesini bununla mı yeneceğim yani?

-Bu ayna sadece ama sadece gerçekleri gösterir. Çok gizli yerlerde saklanmış olsa bile.

Hiç kimse ve hiçbir şey gerçek sevgiden güçlü değilmiş çünkü. İçimizdeki en büyük güç gerçek sevgiymiş. Gerda bilge adamdan karlar kraliçesinin kim olduğunu öğrenmiş. Gerçeği gösterebilirse onu yenebilecekmiş. Aslında karlar kraliçesi bir zamanlar sevgi doluymuş. Dokunduğu yerde rengârenk çiçekler açar, gülümseyen gözleri güneş gibi parlarmış. Herkesten farklı, mutlu bir kızmış. Adı da Lila’ymış. Fakat herkes onun küçük bir cadı olduğunu düşünürmüş. Kimse onunla konuşmaz, diğer çocukla onunla hiç oynamazlarmış. Yalnız kalan Lila artık mutlu bir kız değilmiş. Herkesten her şeyden nefret etmeye başlamış. Ve bir gün bir dilek dilemiş.

-Bana kötü davranan herkes buza dönüşsün.

Kendisine buzdan bir saray yapmış ve herkesten uzakta neşesiz, sevgisiz yapayalnız yaşamaya başlamış. Gerda karlar kraliçesinin sarayına gelmiş. İçeri girmiş. Kay içerde bir köşede buzdan bir heykel yapıyormuş.

-Kay. Buradasın, buldum seni. Kay benimGerda, hatırlamıyor musun beni?

Kay Gerda’ya bakmış ama onu hatırlamıyormuş.

-Kalbi buradaki her şey gibi buza dönüştü. Seni hatırlayamaz.

Gerda koşup Kay’a sarılmış ama Kay hala onu tanımamış.

-Hemen bırak onu, o artık bana ait. Senide şimdi buza dönüştüreceğim.

-Hayır, başaramayacaksın. Kay… seni seviyorum.

Kay yavaş yavaş hatırlamaya başlamış.

-Gerda.. evet hatırlıyorum.

Çok öfkelenen karlar kraliçesi asasını sallamış ve buzdan bir büyü çıkartmış. Tam o sırada Gerda’da aynasını çıkartıp asadan çıkan ışığa doğru tutmuş. Büyü aynaya çarparak yok olmuş ve o anda olanlar olmuş. Karlar kraliçesi Gerda’nın elindeki aynaya bakmış, fakat aynada gördüğü kendi yüzü değilmiş artık. Aynada gördüğü küçük Lila’ymış. Karlar kraliçesi yeniden masum, küçük haline dönmüş. Gerda ve Kay’a gülümsemiş.

-Çok teşekkür ederim. Kim olduğumu biliyorum artık. Yeniden özgürüm. Hoşçakalın.

Kay ve Gerda birbirlerine bakıp gülümsemişler. Artık hiç ayrılmadan birlikte büyüyebileceklermiş. Tıpkı evlerinin diktikleri bir çift gül gibi. Sımsıkı. Sevgiyle.

Sitemizin daha gelişmesi ve faydalı olması için "YORUMLAR" kısmına düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz? Hemen alt köşedeki "SOSYAL İCON" seçenekleri ile bizi paylaşarak bizlere ödül vermeye ne dersiniz?

- Mustafa Yakut

Avatar
Türkiye'deki tüm öğrencilere ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına - Eğitime dair bilgiler ve çocuk masalları hakkında yararlı olacağımızı düşünerek kaliteli içerikler üretip, fark yaratmayı düşünerek https://masaloku.com.tr sitesini yayına aldık. İletişim: hikayeokumak@yandex.com

Ayrıca kontrol et

heidi

Heidi

heidi Heidi, Heidi adında İsviçreli küçük yetim kızla ilgili bir hikaye. Kendisi beş yaşında. Heidi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir