Kurbağa ile Öküz

kurbaga-ile-okuz
kurbaga-ile-okuz

Bir zamanlar güzel bir gölette bir grup kurbağa yaşarmış. Birlikte yaşamaktan çok mutluymuşlar. Oyunlar oynar, ve her konuda birbirlerine yardım ederrermiş. Ancak, hepsi birbirinden farklıymış. Kurbağalardan biri en zayıf olanıymış. En yüksek taşlara sıçrayabiliyormuş. Diğeri, en hızlılarıymış. Diğerleri daha göremeden sinekleri yakalarmış. Bide, Mex varmış. İçlerinde iri olan oymuş. Mex, her gün yemek olarak bir düzineden fazla sinek ve böcek yermiş. Cüssesinden ötürü öbür kurbağalar ondan korkarmış. Ama Mex, bu ilgiye bayılırmış. Cüssesi ile gurur duyar; ve daha ufak tefek kurbağalarla sık sık dalga geçermiş. Mex: -Hohohoho En yüksek taşa sen mi sıçrayabiliyorsun? Öyleyse sana saldıracak olan iri hayvanlardan daha hızlı koşabilirsin Değil mi? Aferin sana. Benim o kabiliyete ihtiyacım yok. Hiç kimse benim kadar iri değil. -Sence de hiç kimse Mex kadar iri değil mi gerçekten? -Nerden bileyim. Ondan daha irisini hiç görmedik. Gölet ormanın derinliklerinde olduğundan, ordan su içmeye çok fazla hayvan gelmezmiş. o yüzden herkes, Mex’in dünyanın en irisi olduğunu sanırmış. Mex de böyle düşünmekten memnunmuş. Mex: -hmmm! En iri olduğum için ne kadar da şanslıyım. Mex’in 4 küçük yavrusu varmış. Yavrular hep göletin kıyısında öbür kurbağalarla oynarmış. -Hey’ hadi ağacın arkasında oynamaya gidelim. Orda bir sürü büyük taş var. Minik kırmızı kurbağa: -auuu! bence hiç gitmeyelim. Annem bana göletin bu tarafında oynamamı yasakladı. -Yapmaa! Benim babam canlılar arasındaki en iri canlıdır. Sen hiç korkma. Eğer başımıza bir şey gelirse babama sesleniriz. Minik kırmızı kurbağa: -eee, bilemiyorum.  Ama annem bana çok kızar. -hiç merak etme. Annen sana bir şey diyecek olursa, babamdan rica ederiz annen ile konuşur. Sonra da annen sana kızmaz. Minik kırmızı kurbağa: -eeee! Tamam, gidelim.

Yavrular hiç vakit kaybetmeden hoplayıp sıçrayarak göletin öbür kıyısına; büyük ağacın arkasına gitmişler. Büyük ağacın ardında bir başka gölet daha görünce şaşırmışlar.

-şuna bakar mısınız? Burda bir gölet daha var. Ben bu dünyada sadece bir gölet olduğunu sanıyordum.

Minik kırmızı kurbağa:

-yaa, o şekilde düşünmemeliyiz. Bizim gözlerimizin görmediği daha bir sürü şey var. Burası büyük bir gezegen çok büyük.

-Konuşmaya devam mı ediceksiniz? Hadi oyun oynayalım.

Yavrular peş peşe en yüksek taşın üstüne sıçramışlar ve gürültü çıkararak gölete dalmışlar. Aniden, yer sarsılmaya başlamış.

-Olamaz! Hayır! Neler oluyor burda?

-Yer neden sarsılıyor?

Minik kırmızı kurbağa:

-ooov! Kendi göletimizi hiç terketmeyecektik. Hepimiz öleceğiz!

-heeh, bu da ne?

Yavrular, tuhaf görünüşlü bir canlının gölete doğru yürüdüğünü görünce çok korkmuşlar. Boyu, en yüksek kaya kadar yüksekmiş. Attığı her adımda karnı oynuyormuş. Ve kocaman bir ses çıkıyormuş. Yavrular evlerine dönmek için aceleyle taşların üstlerine sıçramış. Ama bu sırada, minik kırmızı kurbağanın ayağı kaymış ve göletin içine düşmüş.

Bay öküz:

-aaah durun!

-çık sudan. Yoksa seni yer.

Bay ökür:

-Nedir yaptığınız bütün bu şamata? Siz de kimsiniz? Sizi daha önce hiç görmedim.

Minik kırmızı kurbağa:

-ööö! Lütfen büyük canlı! Lütfen beni yemeyin.

Bay öküz:

-Ne? Seni yemek ni? Hehehehehe! Neden durup dururken seni yemek isteyeyim? Ben buraya sadece biraz su içmeye geldim.

-yaa, o zaman bize saldırmayacaksınız demektir.

Bay öküz:

-heeee! Hayır. Ben kurbağa yemiyorum.

-Öyle ise ne yiyorsunuz? Nasıl bu kadar iri oldunuz? Benim babam her gün bir sürü böcek yer. Ama yine de boyu sizinkinin yarısı kadar bile değil.

Bay öküz:

-Baban mı? Yani bir kurbağa mı? Hahahaha! Baban hiçbir zaman benim kadar iri olamaz. Ben bu cüsseyle doğdum. Her hayvanın kendi cüssesi vardır.

Minik kırmızı kurbağa:

-Yani, sizden daha iri hayvanlar da var mı diyorsunuz?

Bay öküz:

-Tabi ki.

Yavrular, öküzden de iri başka hayvanların olduğunu duyunca şaşırmışlar. Orada saatlerce oturarak diğer hayvanların öykülerini dinlemişler. Kısa bir süre sonra gece olmuş. Yeni dostlarına veda etmek zorunda kalmışlar.

-Hemen eve gidelim. Babama anlatıcak çok şeyim var.

-Evet, gidelim.

Yavrular hemen Mex’in yanına giderek,, hikayeyi ona anlatmışlar. Hikaye o kadar ilginçmiş ki; bütün kurbağalar onları dinlemek için toplanmış.

Mex:

-hahahahah vrak vrak! Ah benim masum yavrularım. Bay öküz dediğiniz o canlının benden daha iri olduğunu mu söylediniz siz şimdi? Vrak vrak!

-Sadece o da değil baba. Bay öküzün dediğine göre, ondan bile daha iri hayvanlar varmış. Ve oradaki göle de su içmek için geliyorlarmış.

Evet, evet. Aynı zamanda dedi ki, sen asla onun kadar iri olamazmışsın.

Mex:

-vrak vrak! Çok saçma. Kim benim kadar iri olabilir bu dünyada. Öküz sizi kandırmış. Yalanlarını kanıtlamak için kendini şişirmiş olmalı. O öküz bir yalancıdır.

-Bunlar doğru olabilir mi Mex? Ben buraya su içmek için gelen kuşlarla sürekli konuşuyorum. Onlardan da başka hayvanlara dair hikayeler dinledim. Kendimizin en büyük olduğunu düşünmek yapacağımız en büyük hata olacaktır.

Mex:

-Vrak! Senin en büyük hatan olur benim değil. Ben bu dünya üstündeki en iri canlıyım. Bu su götürmez bir gerçek.

-İsterseniz sabaha kadar bekleyelim ve sonra kendimiz görelim. Yavrular o büyük hayvanların göletten su içmeye geldiklerini söylediler. Sabah oraya gideriz ve gerçeği öğreniriz.

Kalabalık öneriyi kabul etmiş. Ama Mex çok kızmış. Kendinin en iri olduğunu kanıtlamak istiyormuş. Yoksa bir daha bana kimse saygı duymaz diye düşünüyormuş.

Mex:

-Hayır! Buna tam şu an karar vereceğiz. Evet, Vrak! Hiç kimse benim yavrularımı kandıramaz. Bay öküz söylediği yalanların yanına kar kalacağını düşünmüş. Onun kadar iri olamayacağımı hangi cürretle söylemiş olabilir?

Mex, sırtını dikleştirmiş ve 2 ayak üstünde durmuş. Sonra karnını şişirmiş. Cüssesi büyümüş.

Mex:

-Söyleyin bana öküz bu kadar iri miydi?

-Hayır, daha iriydi.

Mex karnını biraz daha şişirmiş.

Mex:

-Bu kadar iri miydi peki?

-Hayır daha iriydi.

-Mex, bunu yapmak zorunda değilsin. Her hayvanın farklı bir kabiliyeti var. Eminim bay öküz o iri cüssesine rağmen bizim zıpladığımız gibi zıplayamaz.

-Evet Mex, durmalısın artık. Kendine zarar vereceksin.

Ancak Mex, pes etmeye hazır değilmiş. Arkadaşlarının tavsiyelerine kulak vermiyormuş.Duyduğu tek şey, bir öküz kadar iri olma düşüncesiymiş. Kendi de öyle olmak istiyormuş. Arkadaşlarını duymazdan gelerek, karnını biraz daha şişirmiş.

Mex:

-Öküz bu kadar iri miydi he söyleyin?

-Hayır baba, daha iriydi.

Mex, geriye doğru bükülerek kendini biraz daha şişirmiş.

Mex:

-Öküz bu kadar iri miydi?

-daha iriydi.

Mex’in yüzü morarmış. Kendini biraz daha zorlamış. Gözleri yuvalarından fırlamış.

Mex:

-O öküz bu kadar iri miydi aaa?

-Mex dur! Kendine zarar veriyorsun.

Mex:

-Söyleyin öküz bu kadar iri miydi?

-Hayır baba daha iriydi.

Kurbağa haklıymış. Mex kendine zarar veriyormuş. Sırtı gerginmiş. Gözleri yuvalarından fırlamış. Şişen karnı ise acıyormuş. Ama pes etmiyormuş. Kendinin en iri canlı olduğunu kanıtlamak zorundaymış. Derin bir nefes alarak biraz daha şişirmiş.

Mex:

-O öküz bu kadar iri mi…

-Hayır baba!

-Hayır baba!

-Hayır baba!

-Hayır baba!

Ama artık çok geçmiş. Mex’inn midesi patlamış. Kendini vücudunun kapasitesinin çok üstünde şişirmiş. Yavruları ağlıyormuş. Herkes üzülmüş.

-Arkadaşım Mex, keşke bizi dinleseydin.

-Hepimiz kendimize göre iriyiz. Asla bir başkası olmaya çalışmayın.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

Altın Kuş

Altın Kuş

Altın Kuş Bir zamanlar dünyanın en özel elma ağacına sahip bir kral varmış. Bu ağaç …

Sadık Teneke Asker

Sadık Teneke Asker

Sadık Teneke Asker Bu öykü, o kadar da eski bir öykü değildir. Büyük bir evde, …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

id id dapibus massa sed venenatis