Kurt İle Keçi Yavruları Masalı

Kurt İle Keci Yavrulari
Kurt İle Keçi Yavruları Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir anne keçi varmış. Bembeyaz tüylü anne keçinin yedi tane de birbirinden sevimli yavrusu varmış. Anne keçi, yavrularını severmiş. Her zaman onları korumaya çalışırmış. Çünkü keçinin evinin yanındaki ormanda hain bir kurt yaşarmış. Bu kurt, türlü hilelerle kandırdığı kuzu, koyun, tavşan gibi hayvanları yermiş. Günlerden bir gün, anne keçi yavrularına yiyecek getirmek için ormana gitmeye karar vermiş. fakat, yavrularını yalnız bırakmak istemiyormuş. Yavrularını yanına toplayarak şöyle demiş: – Yavrularım, ben ormana gidiyorum. Size yiyecek getireceğim. Ama başınıza bir kötülük gelmesinden korkuyorum. Sakın ben gelene kadar, dışarı çıkmayın. Hep beraber evde oturun. Kapıyı da iyice kilitleyin. Kurda dikkat edin. Eve gelebilir. Çoğu zaman yavru hayvanları kandırmak için kılık değiştirir. Sesini inceltir. Aman siz siz olun dikkatli davranın. Yavru keçiler annelerinin öğüdünü dinlemişler. – Anneciğim! Sakın gözün arkada kalmasın.

Biz kendimizi koruyacağız, demişler, hep bir ağızdan. Bunun üzerine anne keçi yola çıkmış. Ormanın derinliklerine doğru yol alırken, kurt da karnını doyuracak bir şeyler arıyormuş. Ağaçların arkasına saklanmış, etrafı gözetlerken anne keçiyi görmüş. – Hımmm, pazara gidiyor herhalde. Kendisi buradaysa, yavruları evde yalnızdır. Harika birşey bu! Gidip onları kandırmalıyım. Bu günkü yemeğim de hazır, diye düşünmüş. Hiç zaman kaybetmeden yola koyulmuş. Kısa zamanda keçinin evine varmış. Yavru keçileri kendi aralarında oyun oynuyorlar, şarkılar söylüyorlarmış. Birden duydukları kapı sesiyle oyunlarına ara vermişler. İçlerinden en büyük olanı kapıya gitmiş. Diğerleri de onun arkasına dizilmişler. Annelerinin bu saatte dönmesi imkansızmış. Peki, o halde bu gelen kim olabilirmiş? – Kim o, diye seslenmiş yavru keçilerin en büyüğü. – Benim yavrularım, anneniz, diye çirkin bir ses duymuş yavrular. Bunun üzerine annelerinin kurt hakkında söylediklerini hatırlamışlar. – Sen bizim annemiz olamazsın. Annemizin ince ve tatlı bir sesi vardır. Seninki ise çok kalın ve çirkin. Sen ancak hain kurt olabilirsin, demişler.Kurt aldığı bu cevaba çok sinirlenmiş. “Sesimi değiştirmeyi unutmuşum!” demiş kendi kendine. Sonra da usulca, geldiği gibi gitmiş. Ama kurt vazgeçmek istemiyormuş. Karnı o kadar acıkmış ki… – Ne yapsam da bu yavruları kandırsam, diye düşünüyormuş. Sonunda sesini inceltip tekrar gitmeye karar vermiş. Birkaç kez deneme yapmış. Tekrar keçinin evine gitmiş. Kapıyı çalmış. “Tak, tak, tak” Oyun oynayan keçi yavruları kapıdan gelen bu sesle irkilmişler. Anneleri bu kadar kısa sürede dönmüş olamazmış. Keçilerden biri: Kim p, diye sormuş. – Yavrularım benim, anneniz, haydi kapıyı açın! Yavru keçiler birbirlerine bakmışlar. Bu ses gerçekten de annelerinin sesine benziyormuş. Tam kapıyı açmaya hazırlanıyorlarmış ki içlerinden en küçük olanı, kurdun ayağını görmüş. Kurt ayağını kapının altından uzatmış.

Ama bunun farkında bile değilmiş. O, heyecanla kapının açılmasını bekliyormuş. En küçük yavru: – Dur bakalım, yalancı! Sen bizim annemiz olamazsın. Senin simsiyah ayakların var. Oysa bizim annemizin patikleri bembeyaz, demiş. Bunu duyan kurt – Tüh, yine hata yaptım. Ayağımı bu kadar kapıya yanaştırmanın ne gereği vardı sanki, diye kendi kendine söylenmiş. Ama yine vazgeçmeyi düşünmüyormuş. Karnı da o kadar acıkmış ki bu yavruları yemezse açlıktan ölebilirmiş. Kurt yine bir hainlik düşünmüş. Doğru fırına gitmiş. – Ah sormayın ayağımı bir yere sıkıştırdım. Çok acıyor. Üzerine biraz hamur koyar mısınız, diye sormuş. Fırıncı, kurdun ayağına biraz hamur sürmüş. Üzerine de un serpmiş. Böylece kurdun ayakları bembeyaz olmuş. Kurt büyük bir heyacanla, keçinin evinin yolunu tutmuş. Yavru keçileri düşündükçe ağzı sulanıyormuş. Kurt üçüncü kez kapıyı çalmış. Sesini incelterek, – Yavrularım, kapıyı açın. Çok yoruldum. Elimde yiyecekler var, demiş.

Yavru keçiler bu kez gerçekten de annelerinin geldiğini zennetmişler. Ama yine de önlem olsun diye, – Ayağını kapının altından uzat bakalım, demişer. Kurt gönül rahatlığı ile ayağını uzatmış. Kapının altında bembeyaz bir ayak gören yavrular kurdu anneleri sanmışlar. Sevinçle kapıyı açmışlar. Bir de ne görsünler! Karşılarında duran, anneleri değil, hain kurtmuş. Ayaklarını dizlerine kadar una bulayan kurt, yavruları bu şekilde kandırmış. Keçi yavruları, aç kurdu karşılarında görünce neye uğradıklarını şaşırmışlar. Her biri saklanacak ayrı bir köşe aramış. Keçilerden biri masanın altına gizlenmiş. Üçüncüsü sobanın içine girmiş. kapağını kapamış. Dördüncüsü mutfağa koşmuş. Beşincisi dolabın, altıncısı sandığın içine girmiş. Yedincisi de çalar saatin arkasına saklanmış. Gözü dönmüş kurt keçileri o kadar iyi izlemiş ki hepsini tek tek bulmuş. Hiç acımadan yavru keçileri bir bir yutmuş. Ancak yavruların en küçüğü çalar saatin arkasına saklandığı için onu görememiş.

Kurt, o kadar doymuş ki karnı şişmiş. Bir ağırlaşmış, bir ağırlaşmış.i hareket edemez hale gelmiş. Sonunda uykusu gelmiş. Evden dışarıya çıkmış.Görebildiği en yakın ağacın altında uyumaya başlamış. Horlamaya bile başlamış. Çok geçmeden, anne keçi ormandan dönmüş. Yavrularına aldığı hediyeleri onlara vermek içi,n sabırsızlanıyormuş. Ancak evin önüne geldiğinde kapıyı ardına kadar açık bulmuş. Bütün paketleri yere fırlatmış. Hemen içeri girmiş. Bir de ne görsün? Ev darmadağınık. Belli ki evin içinde bir kovalamaca olmuş. Yavrularını etrafta göremeyince ağlamaya başlamış anne keçi. – Ah, bu kurt bütün yavrularımı yedi! Tam bu sırada, saatin arkasına saklanmış olan yavru keçi fırlamış. Çok korkan yavrucuk, neredeyse yürümeyi unutmuş. Anne keçi yavrularından birini canlı görünce çok sevinmiş. Hemen onu kucağına alıp öpüp koklamış. Yavru keçi gördüklerini bir bir annesine anlatmış. Kurdun kendilerini nasıl kandırdığını annesine söylemiş. Tam bu sırada anne keçi, çok da uzaktan gelmeyen bir horlama sesi duymuş.

Hemen dışarı fırlamış. Bir de ne görsün? Kurt koskocaman karnıyla mışıl mışıl uyuyor. Hemen kurdun yanına gitmiş sessizce hareket etmiş. Bakmış ki kurdun karnında kıpırdamalar var. – Yavrularım can çekişiyor herhalde diye düşünmüş. Eve geri dönmüş. İğne iplik, makas getirmiş. Küçük yavruyu da taş toplamakla görevlendirmiş. Hemen kurdun karnını yarmış. Yavrularının hala yaşadıklarını görmüş. Acele etmiş. Hepisini teker teker dışarıya çıkarmış. Hiçbirşey duymuyormuş. Anne keçi yarusunun getirdiği taşları kurdun karnına doldurup sonra da kurdun karnını dikmiş.

Anne keçi, yavrularını da alarak oradan uzaklaşmış. Eve geldiğinde her bir yavrusunu öpmüş, koklamış. Onlara aldığı hediyeleri vermiş. Yavru keçiler çok sevinmişler. Kendilerini kurdun karnından kurtaran annelerinin sözünü dinleyeceklerine söz vermişler. Bundan sonra daha dikkatli davranacaklarını söylemişler. Bu arada, saatlerce uyuduktan sonra uyanan kurt, midesinde bir ağırlık hissetmiş. – O kadar çok yedim ki hala karnım şiş, demiş kurt. Bir de susamışım ki. Gidip şu dereden su içeyim bari. Ayağa kalkmış. Midesinde taş olduğundan habersiz bir şekilde yürüyormuş. Çok yakında olan ırmak kenarına ulaşması çok uzun sürmüş. Tam eğilip su içecekmiş ki ağırlık yapan taşlarla dengesini kaybederek suya düşmüş. Taşlar onu daha da dibe çekmiş. Kurt ırmağın azgın sularında gözden kaybolmuş.

Parmak Kız MasalıÇocuk HikayeleriOn İki Kardeş Masalı

Ayrıca kontrol et

yedi-karga

Yedi Karga

yedi-karga Bir zamanlar çok uzaklardaki yüksek dağlarda yeşil bir vadi varmış. Vadinin ortasında temiz bir …

Jorinda-ve-Jorindel

Jorinda ve Jorindel

Jorinda-ve-Jorindel Bir zamanlar çok karanlık ve çok kasvetli bir ormanın derinliklerinde eski bir kale varmış. …

Tom-Thumb-un-Maceralari

Tom Thumb’un Maceraları

Tom-Thumb-un-Maceralari Bir zamanlar, çok açgözlü bir büyücüyle bir hazineyi paylaşma konusunda tartışan bir dev varmış. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir