Macun

Macun

Keloğlan Macun Masalı

Zamanın birinde bir keloğlan varmış. Onun da koca- karı anasından başka kimsesi yokmuş. Kocakarı bu oğlanı hangi işe verse sebat edip durmazmış. Keloğlan bir gün padişahın kızını görmüş ona karşı bir sevgi duymuş kendinde. Anasına gelerek:
 – Ana, git, bana padişahın kızını iste, demiş. Anası:
– Oğlum, senin beş paran yok. Hem bir işte güçte değilsin. Senin gibi kele padişah kızını verir mi hiç..diye cevap vermiş. Keloğlan da:
– Elbet verecek. Sen git, hemen iste, demiş. Kadın başa çıkamamış, ne yapsın, kalkıp saraya gitmiş. Padişaha varıp:
– Aman efendim, benim bir oğlum var, her gün beni dövüyor, ille git bana padişahın kızını iste diye tutturuyor. Ben artık dayaktan usandım. Beni ister öldür, ister as, ne yaparsan yap, demiş. Padişah:
 – Haydi, oğlunu buraya getir, diye emir vermiş. Kocakarı kalkmış eve gelmiş. Keloğlan: “Ne yaptın?” diye sorunca;
 – Padişah seni istiyor, demiş. Keloğlan doğru padişahın yanına gitmiş. Padişah bakmış ki, karşısındaki bir keloğlan. «Ben buna kızımı nasıl veririm!» diye düşünerek onu başından uzaklaştırmak istemiş. Bunun için:

-Ben sana kızımı veririm, ama dünyada ne kadar kuş varsa onları bana getirmelisin. Ondan sonra kızımı sana veririm, demiş. Keloğlan saraydan çıkmış, düşünüp taşınmaya başlamış. Kendi kendine, «Şimdi ben bu kadar kuşu nerede bulacağım. Ben bu işi yapamam. Sonra padişah da beni öldürür. Haydi, kaçayım» diyerek başını alıp gitmiş. Gide gide saraydan bir hayli uzaklaşmış. Günlerden bir gün, kırda giderken bir dervişe rastlamış. Derviş sormuş:
 – Oğlum, böyle nereye gidiyorsun? Keloğlan başına geleni anlatmış. Derviş ona:
– Haydi şu dağın arkasına git, orada büyük bir selvi ağacı var, orada otur, ne kadar kuş varsa o selviye konarlar. Sen onlara bakarak «Macun» deyiver. Bunu dediğin zaman onların hepsi ağaçta kalırlar. Onları toplayarak padişaha götür, demiş. Keloğlan doğru dervişin söylediği selvinin dibine gitmiş. Ne kadar kuş varsa gelip selviye konmuşlar. Keloğlan bunlara bakarak, «Macun», demiş. Kuşların hepsi ağaçta kalmışlar. Keloğlan da onları toplayarak doğru padişaha götürmüş Padişah bakmış ki, keloğlan isteğini yerine getirdi. Bunun üzerine:

-Şimdi de kelliğini giderip başında saç çıkarırsan sana kızımı veririm, demiş. Keloğlan saraydan çıkıp evine gelmiş. Birkaç gün evinde oturmuş. Ne yapayım diye düşünürken, padişah da kızını vezirinin oğluna nişanlamış. Keloğlan artık gelmez diye de düğünü başlatmış. Keloğlan düğünün başladığını işitince, hemen saraya gitmiş. Padişahın kızı vezirin oğlu ile evlendiği gece o da sarayın tavan arasına çıkıp saklanmış. Onlar yattıkları zaman, Keloğlan, «Macun!» deyince ikisi birden yatağa yapışıp kalmışlar. Sabah olmuş, bakmışlar ki, gelin ile güvey odadan çıkmıyorlar. Saat dörde beşe gelmiş. Bunlarda hiç bir hareket yok. Biri gelip kapının deliğinden bakayım derken, Keloğlan, «Macun!» demiş. O da kapıya yapışmış. Bunu görüp, acaba ne oldu diye yanına her gelen, Keloğlanın, «Macun!» demesiyle öbürüne yapışmış. Sarayın içinde ne kadar insan varsa, birer birer kapının önüne geldikçe birbirlerine yapışıp kalmışlar… Padişah bunları görmüş:
– “Acep bu nedir? Bu nasıl iştir?” diyerek yerinde duramaz olmuş. Birkaç adam çağırıp:
-Canım, bunu ne yapacağız? Haydi, filân yerde bir hoca var, çağırın gelsin de şunun çaresini bulsun, demiş. Gönderdiği adamlar sokakta giderlerken bir kasan dükkânına varmışlar. «Şuradan biraz et alalım» deyip dükkâna girmişler. Kasaba:

– Şu etten bize biraz ver, deyip eti tutmuşlar. Kasap da: “Şundan mı, bundan mı?” diye diye etleri tutup gösteriyormuş. Birdenbire Keloğlan çıkıp:
Macun, demiş Demesiyle hepsi etlere yapışıp kalmışlar. Padişah beklemiş, beklemiş. Bunlar nerede kaldı diye canı sıkılmış. «Bari ben gideyim de bakayım» deyip sokağa çıkmış. Kasap dükkânının yanına gelince bakmış ki, gönderdiği adamlar etlere yapışmış duruyorlar. Padişah onlara:
-“Ben sizi nereye gönderdim, siz burada ne yapıyorsunuz?” diye sormuş. Onlar da:
-Biz gidiyorduk, ama biraz et almak istedik. Bilemiyoruz ne oldu, buraya yapıştık kaldık, demişler. Padişah: “Aman yarabbi, bu nasıl iştir?” diyerek doğru hocanın evine gitmiş. Hoca padişaha demiş ki:
-Efendim, sizin kızınızı bir Keloğlan istemiş, siz de vermemişsiniz. O da size bu işleri yapmış. Padişah: “Aman hoca efendi, bunun çaresi nedir?” diye sormuş. Hoca da:
– Bunun çaresi, kızınızı Keloğlana vermenizdir. Yoksa bundan kurtulamazsınız, demiş. Padişah sarayına gelerek, Keloğlan’ı bulmaları için adamlar göndermiş. Keloğlan bunu işitince, doğru evine gidip oturmuş. Padişahın gönderdiği adamlar, şurası burası diye diye, Keloğlan’ın evine gelmişler. Keloğlan adamların geldiğini görünce, anasına:

– Beni sorarlarsa, burada yok. O çok zamandan beri kayboldu, de. «Onu nerede buluruz?» diye sorarlarsa, bana bin altın verin, bir kere de ben arayayım, bulursam size getiririm de, diye de tembih etmiş. O sırada adamlar gelip kapıyı çalmışlar. Kocakarı kapıyı açmış. Gelenler: “Keloğlan burada mı?” diye sormuşlar. Kocakarı:
-Burada yok. Bilmem nerededir. Çok zamandan beri eve barka gelmedi, demiş. Onlar:
– “Aman nine, onu nerede buluruz? Onu padişah istiyor, kızını verecek” demişler. Kocakarı:
-Oğullar, bilmem ki nereye gitti. Eğer bana bin altın verirseniz, ben de gidip arar bulurum, demiş. Adamlar:
-Aman nineciğimiz, sen git bul da biz sana daha çok altın veririz, deyip bin altını kocakarıya vermişler. Birkaç gün sonra Keloğlan saraya gitmiş, padişahın yanına çıkmış. Padişah Keloğlanı görünce:
-“Aman oğlum, sen neredesin? Ben seni bu zamana kadar bekledim, gelmedin, neredeydin?” demiş. Padişah vezirini çağırmış. Keloğlana kızını nikâhlaş. Keloğlan da yapıştırdığı adamları, «Çözül macun!» diyerek, yapıştıkları yerlerden kurtarmış. Vezirin oğlu yataktan kurtulunca öyle bir kaçmış ki, arkasından kimse yetişememiş. Onlar da kırk gün kırk gece düğün yaparak birlikte yaşamaya başlamışlar.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Belki Ağaçtan Öteye Yol Gider

Belki Ağaçtan Öteye Yol Gider

Belki Ağaçtan Öteye Yol Gider Nasreddin’in Pabuçları Fıkrası Bir gün mahalle arkadaşları aralarında anlaşırlar. Geliniz,Nasreddinle …


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir