Orhan Bey

orhan-gazi

Bizans’a Diz Çöktüren Kahraman

Osmanlı Beyliği artık devlet haline gelmiştir. Osman Gazi’nin bahadır evladı Orhan Bey, 1281 yılında Söğüt de dünyaya geldi. Dini eğitimini Şeyh Edebali’den, askeri eğitimini ise şanlı babası Osman Gazi ve onun arkadaşlarından aldı. Daha küçük yaştayken devrinin ilimlerini biliyor, her türlü silahı kullanıyordu. Söğüt de yapılan at yarışlarına ve cirit oyunlarına katılıp kazanıyordu.  

Babasının sağlığında, Osmanlı Beyliğinin idari işlerinde görev almıştır. Babasının emriyle akınlar yapmıştır. Yarhisar kalesinin fethinde önemli rol oynamış, tecrübeli komutanlarla babasının takdirlerini kazandı. Karacahisar’a saldıran Çavdarları yendi. Akça Koca, Abdurrahman Gazi, Konur Alp, Köse Mihal gibi komutan gazilerle Sakarya ırmağı ile Karadeniz arasında bulunan yerlerin fethini gerçekleştirdi. Bizanslılara ait bir çok kaleyi feth etti. Nihayet 1326 yılında sekiz yıllık bir kuşatma sonunda Bursa’yı feth etti.

Çok sevip saydığı babasının vefatı onu derinden yaralamıştı. Fakat zaman durma vakti değil, daima ileriye atılma vaktiydi. İznik, İzmir, Yalova ve civarı feth edip, Anadolu’dan Bizans’ı tamamen atacak, ondan sonra sıra Rumeliye gelecekti.

Fetihler dur durak bilmeden sürüyordu. Komutanlardan Akçakoca Kandıra’yı, Gazi Abdurrahman ile Aydos ve Semendireyi almıştı. Bu sırada komutanlardan Kara Mürsel de İzmit körfezinin güneyini Osmanlı Beyliğine katmıştı.

Artık Durmak Haramdır

Bir gün Orhan Bey, silah arkadaşlarını ve beyliğin önde gelen din adamlarını topladı;

“Artık bize durmak haramdır” diye konuştu. Sıra İznik’e gelmiştir. “İslam sancağını İznik’in ortasına çakacağız!”

Tekbirlerle ve dualarla yola çıkıp, İznik’i kuşattılar. Bu şehrin Hristiyanlar için önemi çok büyüktü. İlk Hristiyan konsülü burada toplanmıştı. Bu şehri almak demek, Hristiyan alemini kalbinden vurmak demekti. Bu şehri almak demek, Bizans’ı Anadolu’dan ebediyen atmak demekti.

Pelekanon(Maltepe) Savaşı(1328)

Bizans imparatoru, genç Andronikos, ordusunu alıp, İznik’i kurtarmaya koştu. Osmanlı ordusuyla Bizans ordusu Pelekanon denilen yerde karşı karşıya geldi. Yapılan savaşta Bizans ordusu yenildi. İmparator; ardına bakmadan İstanbul’a kaçtı. Bunun üzerine dayanamayan İznik, Osmanlılara 1330 yılında teslim oldu.

Fakat Osmanlıların İznik hakimiyeti fazla uzun sürmedi. Bir ara tekrar Bizans’ın eline geçti. Ama Orhan Bey alacağını geri verecek yaratılışta değildi. Bütün gücüyle İznik’i kuşattı. İznik’in Rum halkı kısa süre de olsa İslami idarenin tadını almış, Bizans beylerinin zulmünden kurtulmuştu. Artık Bizans’a değil, Osmanlı beyliğine bağlı olarak yaşamak istiyorlardı. 1331 de bu arzuları gerçekleşti. İznik, ikinci defa düşmana bir daha verilmemek üzere feth edildi.

Orhan Bey’in ilk işi İznik de bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Ayasofya kilisesini camiye çevirmek oldu. Osmanlı mimarisinin ilk örnekleri İznik de yeşerdi. Cami, medrese, imaret inşa edildi.

Kısa sürede, Ulubat, Mihaliç ve Kirmasti alındı. Bu şehirlerin alınması, Osmanlı Beyliği’ni Karesioğullarıyla komşu yapmıştı. Orhan Bey, Karesi beylerine maksadının sadece toprak almak olmadığını, Rumeli ye geçip İstanbul’u fethe girişeceğini, böylece “İstanbul mutlaka bir gün fethedilecektir.”diye buyuran Peygamberimizin müjdesini yerine getireceğini söyledi. Karesi Beyliğinin değerli komutanlarından olan Hacı İlbey, Evranos Bey, Ece Halil ve Gazi Fazıl Beyler, Orhan Bey’in himayesi altına 1345 yılında girdiler.

Bizans da Karışıklık

Bu sıralar, Bizans da karışıklık vardı. İmparator vekil olarak Kantakuzinos, Orhan Gazi den yardım istedi. Bu fırsatı değerlendiren Orhan Bey hemen altı bin kişilik kuvveti İstanbul’a Kantakuzinos’un yardımına gönderdi. Kantakuzinos bu yardım sayesinde Karadeniz kıyılarını ve Edirne’yi ele geçirip imparator oldu. Minnet borcunu ödemek için kızı Teodora’yı Orhan Gazi ile 1346 yılında evlendirdi. Yine Orhan Bey’in yardımı ile İstanbul’a girdi. Bizans tahtına oturdu.

Bu yardımlar sırasında Osmanlılar, Rumeli’yi iyice öğrendiler. Zayıf noktalarını tespit ettiler. Sıra Rumeli’ye geçip yerleşmeye, sonra da İstanbul’u feth etmeye gelmişti…

Karar verilince, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa, babasının huzuruna çıkıp el öptü;

“Bey babam, izin ver Rumeli’yi feth edeyim” dedi.

Orhan Bey bu teklife çok sevindi. Hazırladığı ordunun başına oğlunu geçirdi. Akça Koca, Hacı İlbey, Ece Bey, Evranos Bey, Balabancıkoğlu, Gazi Fazıl Bey, Karahasanoğlu gibi tecrübeli komutalarını yanına vererek fethe uğurladı. Anadolu tepelerinden Çanakkale Boğazını görünce bir tereddüte düştüler.

“Deryayı, nasıl geçeceğiz?”

Uzun münakaşalardan sonra Orhan Bey’in kahraman evladı, bir çare buldu.

“Bol ağaç var, bunlardan sallar yapıp geçelim”

Böylece ilk Osmanlı akıncı kafilesi sallarla karşı sahile geçti ve Rumeli’yi adım adım fethe başladı. Ancak Süleyman Paşa’nın bir av sırasında attan düşüp 1359 yılında ölmesi üzerine biraz duraksadılar. Orhan Bey’e haber salındı. Çok sevdiği, güvendiği büyük oğlu, Şehzade Süleyman Paşa’nın vefat haberi onu çok sarstı. Süleyman Paşa dan boşalan yere oğullarından Murad Bey’i(Hüdavendigar) tayin edildi. Böylece Osmanlı Beyliği, Rumeli ye geçmiş oluyor ve fetihler dev adımlarla ilerliyordu. Sıra elbette İstanbul’a da gelecekti.

Fakat artık Orhan Bey iyice yaşlanmıştı. Vaktinin çoğunu bilginlerle geçiriyor onlarla sohbet ediyordu. İbadetle meşgul oluyordu. Onun yerine oğlu fetihten fethe koşuyordu. Bir ara Bizans Prensesi Teodora dan olan oğlu Halil Bey’i Foça Korsanları kaçırmış, bu da Orhan Bey’i çok üzmüştü. Halil Bey, üç yıl Foça korsanlarının elinde esir kaldıktan sonra kurtarılıp, babasına teslim edildi.

Orhan Bey, gerektiğinde sert, gerektiğinde yumuşak bir hükümdardı. Bilginleri korur, din alimleriyle sohbetten büyük zevk alırdı. Savaşlardan arta kalan zamanlarda dini sohbetlere katılırdı. Bursa’yı imar ettirdi. Osmanlı mimarisinin ilk büyük eserlerini İznik ve Bursa da yaptırdı. Konağının yanına kurdurduğu aş evinde her gün bizzat kendisi fakirlere yemek dağıtır, dervişlere, hocalara, şeyhlere çok önem verirdi. Daima hayır işler onların dualarını alırdı. Mevlana’yı ve Yunus Emre’yi çok takdir ederdi. Şeyh Edebali, Dursun Fakih, Davud Kayseri, Tapduk Emre, Ahi Evran, Ahi Şemsüddin, Dağlu Baba, Geyikli Baba, Orhan Gazi’nin çok sevip saydığı din adamlarıydı.

Orhan Gazi düzenli bir askeri teşkilat kurdu. Osmanlı Devletinin ilk parasını bastırdı. Fethettiği yerlere adalet ve idari işler için kadılar, askeri işler için subaşılar tayin etti. Şehir, kasaba ve hatta köylerde camiler, mescitler, hamamlar, hanlar, medreseler kurdu. Zamanında Osmanlı Beyliği halkı o kadar varlıklı ve rahattı ki, tarihçiler, “Zekat verecek fakir kalmamıştı” diye yazarlar.

Ve bir Rum tarihçisi olarak Halkkondil Orhan Gazi’yi şöyle anlatır;

“Gazilere, sanatkarlara, fakirlere cömert; alimlere, kahramanlara hürmetkar; dindar, adil ve Hristiyanlara nazik idi”…

Orhan Bey 1359 yılında 78 yaşlarındayken Bursa da hakkın rahmetine kavuştu. Türbesi Bursa da şanlı babasının yanındadır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Ortalama Puan / 5. Oy Sayısı:

Faydalı, Sağlıklı Bir Site Olabilmemiz İçin Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilir Misiniz?

Hadi Beraber Yazımızı Geliştirelim!


Ayrıca kontrol et

1.mehmed

1. Mehmed

1.mehmed Ankara Meydan Savaşında Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’i yenen Timurlenk Anadolu birliğini parçalamak için kurnazca …

yildirim-bayezid

Yıldırım Bayezid

yildirim-bayezid Tarihimizde   “Yıldırım” olarak anılan I. Bayezid 1360 da dünyaya gözlerini açmıştır. Babası Kosova …

I-Murad-hayati

I.Murad

I-Murad-hayati Orhan Gazi’nin vefatı üzerine Osmanlı tahtına oğlu Murad geçti. Osmanlı padişahları içinde I. Murad …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir