Parmak Kız Masalı

parmak cocuk masali
parmak cocuk masali

Çok eski zamanların birinde güzel bir kadın yaşarmış. Kadın, küçük bir çocuğunun olmasını çok istiyormuş. Bir gün ihtiyar bir kadınla karşılaşmış. Ona çocukları çok sevdiğini anlatmış. İhtiyar kadın: – Sen iyi birine benziyorsun. İstersen sana yardım edebilirim. Al şu arpa tanesini. Bu senin bildiğin tanelerden değil. Onu bir yere ek ve bekle, demiş. Kadın çok mutlu olmuş. İhtiyara teşekkür edip arpa tanesini almış. Evine giderek onu bir tabağın içine ekmiş. Merakla ve heyecanla ne olacağını beklemiş. Biraz sonra toprağın içinden laleye benzeyen bir çiçek çıkmış. Bu güzel çiçeğin yaprakları sımsıkı kapalıymış. Sanki içinden biri çıkacak gibiymiş. Kadın sevinçle, – Al Allah’ım! Ne kadar da güzel bir çiçek, diyerek çiçeğin sarı ve kırmızı yapraklarını okşamış. İşte tam bu sırada yapraklar açılmış. Çiçeğin tam ortasında minicik, parmak kadar bir kız oturuyormuş. Kadın sevgiyle onu elinde almış. O da annesini öpmüş ve,
– Anneciğim,anneciğim, diyerek onun parmağını sarılmış. Artık kadın çok mutluymuş. Küçük kıza “Parmak Kız” adını vermiş. Parmak Kız’a ceviz kabuğundan bir yatak yapmış. Çiçeğin yaprakları da onun yorganıymış. Parmak Kız Geceleri orada uyuyormuş. Uykudan kalkınca bütün gün masanın üzerinde oynuyormuş. Kadın, Parmak Kız’ın sıkılmaması için bir tabağı suyla doldurmuş. İçine koyduğu büyük bir yaprağın üzerine onu oturtmuş. Eline de bir kibrit çöpü vermiş. Artık Parmak Kız’ın bir kayığı varmış. Parmak Kız tatlı bir sesle şarkı söylemiş. O kadar güzel bir sesi varmış ki onu duyan hayvanlar pencereye toplanırmış. Böylece akşama kadar minik kayığında şarkılar söylermiş.

Bir gece Parmak Kız uyuyormuş. Kırık olan pencereden içeriye bir kurbağa girmiş. Bu kurbağa çok çirkin ve kocamanmış. Üstelik de ıslakmış. Masanın üstündeki yatağında mışıl mışıl uyuyan Parmak Kız’ı görmüş. – Vıral, vıral. Ne kadar da güzel bir kız. Tam benim oğluma layık bir eş, diye düşünmüş. Sonra da Parmak Kız’ın uyuduğu ceviz kabuğunu kucağına almış. Zıplaya zıplaya onu dereye götürmüş. Kurbağa ailesinin evi deredeymiş. Kurbağanın çirkin oğlu annesinin yanına koşmuş. Sonra da ceviz kabuğunun içinde uyuyan Parmak Kız’a bakmış. Sevinçle bağırmış: – Vıral, vıral! Yaşasın, ne kadar da güzel bir kız. – Vıral, sus. Uyanırsa kaçabilir. Onu hemen derenin ortasındaki şu nilüferin üzerine koyalım. Hadi bana yardım et, diye uyarmış annesi onu. Birlikte Parmak Kız’ı geniş yapraklı çiçeğin üzerine bırakmışlar. Anne kurbağa ile oğlu düğün hazırlıkları için oradan ayrılmışlar. Zavallı Parmak Kız, sabah erkenden uyanmış. Etrafına bakınmış. – Aman Allah’ım! Ben neredeyim, burası neresi, diyerek ağlamaya başlamış. Bu sırada ihtiyar kurbağa ile çirkin oğlu gelmiş. Anne kurbağa: – Vırak, ağlama! Bak sana sevgili kocanı tanıtayım. Bataklığın altında ikiniz için bir ev hazırladık. Düğününüzü yapar yapmaz yeni evinize taşınırsınız, demiş. Çirkin oğlu çok mutluymuş. – Vırak, vırak, yaşasın, demiş sadece. İhtiyar kurbağa ile çirkin oğlunun yapacak çok işleri varmış. Bu yüzden oradan hemen ayrılmışlar. Parmak Kız duyduklarına inanamayıp hüngür hüngür ağlamaya başlamış.

Parmak Kız Masalı

Derede yaşayan küçük balıklar her şeyi duymuşlar. Başlarını sudan çıkarıp Parmak Kız’a bakmışlar. – Ne kadar da güzelsin. Ağlama biz sana yardım ederiz, diyerek yaprağın sapını ısırmaya başlamışlar. Biraz sonra yaprak çiçekten kopmuş. Su, dalgalanarak onu çok uzaklara sürüklemiş. Yaprak o kadar uzaklamış ki sonunda yabancı bir ülkeye gelmiş. Tatlı kelebekçik Parmak Kız’ı görmüş. Rengarenk kanatlarını çırparak yaklaşmış. – Hey, tatlı kız. Benimle arkadaş olur musun, demiş. Parmak Kız kelebeği çok sevmiş. Hemen elbisesinin kuşağını çözerek bir ucunu kelebeğe uzatmış. Diğer ucunu da yaprağın sapına bağlamış. Böylece yaprak, suyun üzerinde sanki uçuyormuş gibiymiş. İşte tam bu sırada bir mayıs böceği uçarak Parmak Kız’ı yakalamış. Onu alarak bir ağacın dalına konmuş. Zavallı Kelebeğin ise hiçbir şeyden haberi yokmuş. Mutluluk içinde uçup oradan uzaklaşmış. Mayıs böceği çok kocamanmış. Başının üzerinde iki anteni varmış. Mayıs böceği Parmak Kız’a çiçek tozu vermiş. – Sen bana hiç benzemiyorsun. Ama çok güzelsin, demiş. Diğer mayıs böcekleri yeni gelen yabancıyı merak etmişler. Parmak Kız’ın çevresini sarmışlar. Bunlar dişi mayıs böcekleriymiş. Parmak Kız’la alay etmişler. – Aaa, ne ilginç bir kız. Bakın antenleri bile yok. Ayakları da sadece iki tane. Ne kadar da çirkin. Evet, çok çirkin, demişler. Sonra da gülerek oradan ayrılmışlar. Parmak Kız’ı getiren erkek mayıs böceği söylenenlere üzülmüş. Onu çok sevdiği halde götürüp bir papatyanın üzerine koymuş. Parmak Kız, bütün yaz ormanda tek başına kalmış. Zaman çok çabuk geçiyormuş. Havalar iyice soğumaya başlamış. Parmak Kız’ın yaşayacağı ilk kışmış. Çok küçük olduğu için kar taneleri ona tıpku büyük kartopları gibi görünüyormuş.Yapraklara sarılarak soğukdan donmamaya çalışmış. Ama yine de çok üzüyormuş. Bir gün aşağıda dolaşırken toprağın üzerinde bir delik görmüş. Deliğin içinde bir kapı varmış. Parmak Kız, merak içinde kapıyı çalmış. Kapıyı ihtiyar bir tarla faresi açmış. – Gel yavrucuğum. Dışarısı çok soğuk, üşümüşsündür. Hadi gel, diyerek Parmak Kız’ı içeri almış. İhtiyar fare çok iyi kalpliymiş. Ona biraz yiyecek getirmiş. Parmak Kız karnını güzelce doyurmuş. İçerisi sıcacık olduğu için hemen ısınmış. Tarla faresi: – Yavrucuğum. İstersen bu kışı burada geçir. Bu sıcacık odada istediğin kadar kal. Hem bana bildiğin masalları da anlatırsın, demiş. Parmak Kız, ihtiyar farenin teklifini kabul etmiş. Aradan günler geçmiş. Bir gün ihtiyar fare, – Bugün bir misafirimiz gelecek. O çok zengin biri. Çok şık siyah bir kürkü var. Ben senin yerinde olsam, onunla hemen evlenirdim, demiş. Parmak Kız biraz düşünmüş. Zengin komşularıyla evlenmeye karar vermiş. Bu komşularının adı köstebekmiş. O gün köstebek fareyi ziyarete gelmiş. Bu sırada şarkı söyleyen Parmak Kız’ın sesini duymuş.

Parmak Kız Masalı

Kızın güzel sesine hemen aşık olmuş. Ama hiçbir şey belli etmemiş. Çünkü Parmak Kız’ın onunla evlenmeyeceğini düşünüyormuş. Köstebek, fareyi ve Parmak Kız’ı evine davet etmiş. İkisinin evi birbirine çok yakınmış. Arada sadece uzun bir tünel varmış. Köstebek: – İstediğiniz zaman evime gelebilirsiniz. Ama yolda ölmüş bir kuşla karşılaşacaksınız. Sakın ondan korkmayın, demiş. Üç gün sonra Parmak Kız ile fare, köstebeği ziyarete gitmişler. Tünelde yatan kuşla karşılaşmışlar. Parmak Kız onu görünce çok üzülmüş. Bu sırada köstebek de onların yanına gelmiş. Köstebek kuşa bir tekme atmış. – Küçük bir kuş olmak ne acı. Gökyüzünü, ışığı ve güneşi hiç sevmiyorum. Karanlık ne güzel değil mi ihtiyar dostum, demiş. – Haklısın dostum. Ama yine de güzel bir yaratık, diye karşılık vermiş ihtiyar fare. Parmak Kız hiçbir şey söylememiş. Ama onlara fark ettirmeden kuşun kanatlarını okşamış. Onu sevgiyle öpmüş. Ertesi gün Parmak Kız hemen kuşun yanına gitmiş. Başını kuşun göğsüne koymuş. Birden kuşun kalbinden gelen sesi duymuş. Önce korkmuş. Ama sonra mutlu olmuş. Çünkü kuş ölmemiş, yaşıyormuş. Sadece soğuktan uyuşup kalmış. Parmak Kız farenin evinden getirdikleriyle kuşun üzerini örtmüş. kuş, ısındıkça iyice kendine geliyormuş. Sonunda gözlerini açmış. – Sana teşekkür ederim tatlı kız. Biraz daha ısınırsam eskisi gibi uçabilirim, demiş sevinçle. Parmak Kız ona yiyeceğinden ve suyundan getirmiş. Bütün kış Parmak Kız, kuşa bakmış.

Parmak Bebek

Fare ile köstebeğin bundan haberi yokmuş. Havalar ısınmaya başlayınca kuş iyice iyileşmiş. Gagasıyla, dışarıya açılan bir delik oymuş. Dışarıya çıkmış. Çoktandır güneş yüzü görmüyormuş. – Cik, cik, cik. Güneşi görüyorum. Allah’ım çok mutluyum. Yine eskisi gibi göklerde uçabileceğim, demiş. Parmak Kız da kuşla birlikten dışarıya çıkmış. Dışarısı o kadar aydınlık ve güzelmiş ki. Neredeyse her şeyi unutmuş. Çevresindeki rengarenk çiçeklere, ağaçlara, şırıl şırıl akan minik dereye bakmış. Masmavi gökyüzünde kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor, ona el sallıyormuş. Kuş, Parmak Kız’a teşekkür etmiş ve kendisiyle gelmesini istemiş. Ama Parmak Kız, ihtiyar fareyi üzmek istemiyormuş. – Hayır, güzel kuşum. Şimdi gelemem. Ama belki başka bir zaman, diyerek ona el sallamış. – Cik, cik, Allah’a ısmarladık, seni hiç unutmayacağım, cik, cik, cik, diyerek uçup gitmiş kuş. Parmak Kız, kuşun arkasından uzun süre bakmış. Kuştan ayrılmak onu çok üzmüş. Ağlayarak bütün gücüyle bağırmış: – Güle güle, güzel kuşumç Güle güle. Seni çok seviyorum. Kuş gittikten sonra, Parmak Kız farenin yanına gitmiş. Ona üzgün olduğunu belli etmemiş.

Bebek Parmak

İhtiyar fare: – Parmak Kız sana çok iyi bir haberim var. Köstebek seninle evlenmek istiyormuş. Zaten sen de onu beğenmiştin. Hemen hazırlıklara başlamalıyız. Giyecek güzel elbiseler yapmalıyız senin için, demiş. Parmak Kız: – Ama ben elbise yapmayı bilmem ki, diye karşılık vermiş. İhtiyar fare gülümsemiş. – Sen hiç merak etme. Örümcek dostlarımız bize yardım edecekler. Onlar çok iyi örgü örerler, demiş. İhtiyar farenin dört örümcek arkadaşı elbiseleri hazırlamaya başlamışlar. Parmak Kız da onlara yardım ediyormuş. Ama çok mutsuzmuş. Çünkü köstebeği sevmiyormuş. Onunla evlenirse bir daha gökyüzünü göremeyecekmiş. Parmak Kız her gün dışarıya çıkıyor, kuşun bir gün onu götürmek için gelmesini bekliyormuş. Günler böylece gelip geçmiş. Düğün günü de çok yaklaşmış. Artık dışarıdaki herkesle vedalaşma zamanı gelmiş. Ağlayarak, – Allah’a ısmarladık pırıl pırıl parlayan güzel güneş. Sizi çok seviyorum güzel kuşlar ağaçlar, çiçekler, demiş. Bir çiçeğe sıkıca sarılarak hüngür hüngür ağlamış. İşte o anda “Cik cik, cik” sesleri duyulmuş. Parmak Kız, yardım ettiği kuşu karşısında görmüş. Mutluluktan uçmak üzereymiş. Koşarak kuşun kanadına sarılmış. – Ah güzel kuşum. Bir daha gelmeyeceksin, beni unuttun sanmıştım, demiş.

Parmak Çocuğun Masalı

Kuş gülümsemiş. – Hadi tatlı kız benimle gel. ok güzel yerlere uçacağım. Köstebekle evlenip onun kapkara, ışıksız evinde yaşayamazsın. Sen de benimle gel, demiş. Parmak Kız çok mutluymuş. Hemen kuşun sırtına oturmuş, Ona sıkıca sarılmış. Kuş uçmuş, uçmuş. Ağaçları, dağları, dereleri, ırmakları geçmiş. Hava çok güzelmiş. Yukarıdan bakınca her yer çok daha güzel görünüyormuş. Köstebeği ve toprağın altındaki yuvayı hemen unutmuş. Sevinçle kuşa daha sıkı sarılmış. İşte böylece çok güzel bir ülkeye gelmişler. Güneş burada her zamankinden daha çok parlakmış. Gökyüzü daha mavi, sular daha tatlıymış. Çiçekler daha renkliymiş. Parmak Kız: – Allah’ım burası dünyanın en güzel yeri olmalı. Burada yaşamayı çok isterim, demiş. Kuş başını ona doğru çevirmiş. – Cik, cik, cik, öyle ise seni şu güzel çiçeklerin üzerine bırakayım, diyerek aşağıya doğru süzülmüş. Onu beyaz bir çiçeğin üzerine bırakmış. Sonra da çok uzaklara doğru yoluna devam etmiş. Parmak Kız çevresindeki güzelliklere hayran kalmış. Birden boyu kendisi kadar olan bir prensle karşılaşmış. Prens çok yakışıklıymış. Başında tacı ve omuzlarında iki kanadı varmış.

Parmak Çocuk Masalı

Sonra çevresinde daha başka minik kızlar ve adamlar görmüş. Çok şaşırmış. Prens, Parmak Kız’ın yanına gelmiş. – Ben bu ülkenin kralıyım. Ülkeme hoş geldiniz. Peki ya siz kimsiniz, diye sormuş. Parmak Kız onlara başından geçenleri anlatmış. Minik Prens başındaki tacı çıkararak ona vermiş. – Sizi görür görmez çok sevmiştim. Benimle evlenip, kraliçem olur musunuz, diye sormuş. Parmak Kız mutluluktan uçacak gibiymiş. Aklına çirkin kurbağa, mayıs böceği ve köstebek gelmiş. Şimdi ise tıpkı kendisine benzeyen biri ile evlenecekmiş. – Evet prensim. Tabii kabul ediyorum, diyerek prensle evlenmek istediğini söylemiş. Çiçeklerin üzerindeki kızlar ve oğlanlar çok mutluymuş. Artık onların da bir kraliçesi varmış. Parmak Kız’a dünyanın en güzel kanatlarından takmışlar. Yeni kanatlarıyla çok güzel görünüyormuş. Parmak Kız ile prensin düğününe herkes katılmış. Dünyanın en güzel düğünü o gün yapılmış. Artık kimse ona Parmak Kız demiyormuş. Onun adı artık Çiçeklerin Kraliçesi’ymiş.

On İki Kardeş MasalıÇocuk Hikayeleriİmparatorun Yeni Elbiseleri Masalı

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Ortalama Puan / 5. Oy Sayısı:

Faydalı, Sağlıklı Bir Site Olabilmemiz İçin Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşabilir Misiniz?

Hadi Beraber Yazımızı Geliştirelim!


Ayrıca kontrol et

Kaz-cobanıi-Prenses-Kiz

Kaz Çobanı Prenses Kız

Kaz-cobanıi-Prenses-Kiz Bir zamanlar büyük bir ülkenin kralı ölmüş ve kraliçesini, kızını ardında bırakmış. Birde prensesi …

Tembel Eşek

Tembel Eşek

Bir zamanlar küçük bir köyde bir tüccar yaşarmış. Para kazanmak için çeşitli malların ticaretini yaparmış. …

yedi-karga

Yedi Karga

yedi-karga Bir zamanlar çok uzaklardaki yüksek dağlarda yeşil bir vadi varmış. Vadinin ortasında temiz bir …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir