Pinokyo

pinokyo
pinokyo

Pinokyo Gerçek Hikayesi Oku

Uzun zaman önce, uzak mı uzak küçük bir köyde, Gepetto adında iyi kalpli, yaşlı bir kuklacı yaşarmış. Yaşlı kuklacının kedisi ve bir fanusun içinde yaşayan balığı dışında kimsesi yokmuş.

Gepetto yağmurlu bir gün evinde tek başına oturuyormuş. “Çok yalnızım. Keşke konuşacak bir arkadaşım olsa,” diye söylenmiş kendi kendine.

Aniden Gepetto’nun aklına harika bir fikir gelmiş. “Bir kukla yapabilirim. Benimle arkadaş olabilir,” demiş ve hemen çalışmaya başlamış. Bir süre çalıştıktan sonra kuklasını yapmış. Ona bir isim vermek istemiş.

 “Adın Pinokyo olsun,” demiş Gepetto neşeyle. “Gerçek bir çocuğa ne kadar çok benziyorsun. Keşke gerçek bir çocuk olsaydın. O zaman benim oğlum olabilirdin!”

İyi kalpli Mavi Peri, Gepetto’nun dileğini duymuş ve onun için çok üzülmüş. O gece sihirli değneğiyle Pinokyo‘nun burnuna dokunmuş. Mavi Peri, “Uyan!” deyince, gözlerini kırpıştırarak açmış Pinokyo.

“Gepetto’nun oğlu olacaksın,” demiş iyi kalpli peri, Pinokyo‘ya. “Ona iyi davran ve sakın onun sözünden çıkma. Çünkü hiç kimse seni onun kadar sevemez.”

Sonra bir kutuda gizlenmekte olan küçük çekirgeyi görmüş Mavi Peri.

“Ve sen Çekirge, Pinokyo‘ya elinden geldiğince yardım edeceksin. Her zaman onun yanında ol ve onu kötülüklerden koru,” dedikten sonra göz açıp kapayıncaya kadar ortalıktan kaybolmuş.

Sabah olup da uyanınca, gözlerine inanamamış yaşlı kuklacı. “Küçük bir çocuk! Gerçek, küçük bir oğul! Dünyanın en mutlu kuklacısı benim!” diyerek sevinç gözyaşları dökmüş.

Gepetto, tüm parasını küçük oğlu için harcamış, Ona güzel giysiler ve türlü türlü kitaplar almış.

Pinokyo okula gitmek istemiyormuş. Çekirge, “Eğer okula gitmezsen bilgisiz bir çocuk olursun!”. diyerek onu uyarmış. “Haklısın,” demiş Pinokyo, “her şeyi çabucak öğreneceğim. Sonra da çalışmaya başlayıp babam Gepetto için para kazanacağım.” Böylece okula gitmek için evden ayrılmış.

Yolda yürürken uzaklardan gelen müziği duymuş. Müziğin nerden geldiğini merak eden Pinokyo müziği takip etmeye başlamış. Müzik, önünde insanların toplanmış olduğu eski bir tiyatrodan geliyormuş.

Tiyatronun önündeki tabelada, “Kukla Tiyatrosu! Herkes Davetlidir!” yazıyormuş. Pinokyo, “Kuklalar! Bunu kaçırmamalıyım!” demiş heyecanla. Okulla ilgili söylediği her şeyi bir anda unutmuş.

Kitabını satmış ve Kukla Tiyatrosu’na giriş bileti satın almış. Kuklacı, Pinokyo‘yu gördüğünde çok sevinmiş. “Mükemmel!” diye düşünmüş, “İpleri olmayan bir kukla!

Onu gösterilerimde kullanırsam, zengin olabilirim!” Kuklacı, Pinokyo’yu yakaladığı gibi diğer kuklaların olduğu odaya kilitlemiş. Zavallı Pinokyo ağlamaya başlamış.

“Babamı bir daha asla göremeyeceğim,” diye ağlıyormuş Pinokyo. “Hiç parası yok ve yapayalnız. Bana da çok ihtiyacı var.” Pinokyo‘nun ağladığını gören kuklacının aklına kendi babası gelmiş.

Pinokyo için çok üzülmüş ve evine dönmesine izin vermiş. “Hemen evine dön,” demiş ve Gepetto‘ya götürmesi için Pinokyo’ya beş altın para vermiş. “Bundan sonra da çok dikkatli ol.”

 Pinokyo, “Dikkatli olacağım,” diyerek yola koyulmuş. Pinokyo, eve dönerken, elindeki paralarla oynuyor ve bir yandan da, “Beş altın çok sayılmaz. Eğer bu beş altın parayı elli altın paraya çıkarabilirsem zengin olabilirim! Babam benimle daha çok gurur duyar,” diye düşünüyormuş.

Çitlerin arkasında gizlenen kurnaz Tilki ile hınzır Kedi, Pinokyo‘nun elindeki paralarla oynadığını görmüş. “Bu kuklayı kandırabiliriz,” demiş kurnaz Tilki. Hınzır Kedi de, “Böylece, elindeki altın paralar da bizim olur,” diye cevap vermiş.

Kurnaz Tilki, Pinokyo’nun yanına gelip, “Sen akıllı bir çocuğa benziyorsun!” demiş. “Beş altın parayı kolayca elli altın paraya çıkarabilirsin. Paraları bu sihirli karlara gömmen yeter.

Bir süre sonra geri döndüğünde, dalları altın paralarla dolu bir ağaç bulacaksın.” “Evet,” demiş hınzır Kedi, “dalları altın paralarla dolu bir ağaç.”

Pinokyo, kurnaz Tilki’nin söylediğini yapmış. Para ağacını görmek için geri döndüğünde görünürde ne ağaç varmış ne de tek bir dal. Üstelik altın paraların yerinde yeller esiyormuş.

Kurnaz Tilki ve hınzır Kedi tüm parasını alıp kaçmış. Zavallı Pinokyo çok öfkelenmiş. Üstelik soğuktan da tir tir titriyormuş. Çekirge, “Kime güveneceğini dikkatli seçmelisin,” diye seslenmiş.

Pinokyo, “Git başımdan Çekirge,” diye bağırmış öfkeyle ve gözyaşları içinde eve doğru koşmaya başlamış.

O gece iyi kalpli Mavi Peri Pinokyo‘nun yanına gelmiş. “Beni üzdün,” demiş. “Çekirge senin kötü bir çocuk gibi davrandığını söyledi.” Pinokyo, “Bu doğru değil,” diyerek itiraz etmiş. “Ben çok iyi bir kuklayım!” Birden Pinokyo’nun burnu uzamaya başlamış. “Bugün nereye gittin?” diye sormuş Mavi Peri. Pinokyo, “Okula gittim,” diye cevap vermiş.

O da ne! Pinokyo’nun burnu daha da uzamış. Mavi Peri, “Kitabın nerede?” diye sormuş. Pinokyo, “Ben, ben. Kitabımı okulda kaybettim,” diye cevaplamış.

Eyvah! Pinokyo‘nun burnu biraz daha uzamış. Pinokyo çok korkmuş. “Neler oluyor?” diye sormuş. “Burnum neden uzuyor?” Mavi Peri, “Çünkü yalan söylüyorsun,” diye cevaplamış.

 “Yalan söylediğin zaman burnun uzar. “Pinokyo,” Lütfen burnumu eski haline getirir misin?” diye yalvarmış. “Bundan sonra hiç yalan söylemeyeceğim.” “Önce babanı bulmalısın,” demiş Mavi Peri. “Baban seni aramaya gitti ve denizde kayboldu.”

“Ah! Olamaz!” diye haykırmış Pinokyo. “Babam benim yüzümden denizde kayboldu, hemen gidip onu bulmalıyım!” Pinokyo ve Çekirge hemen yola koyulmuş ama çok uzağa gidememişler.

Çünkü büyük bir fırtına çıkmış ve dev dalgalar kıyıyı dövmeye başlamış. Pinokyo. “Fırtına dinene kadar beklemeliyiz.” demiş “Sonra bir kayık bulur, babamı ararız.”

Onlar kıyıda fırtınanın dinmesini beklerken bir satıcı yanlarına gelmiş. Arabası çocuklarla doluymuş. Çocuklar gülüyor ve hep bir ağızdan şarkılar söylüyormuş. “Bizimle gelin,” diye seslenmişler.

“Herkesin gece gündüz oyun oynadığı Oyuncaklar Ülkesi’ne gidiyoruz.” Çekirge, “Sakın gitme! Bu bir tuzak olabilir,” diyerek Pinokyo’yu uyarmış. Pinokyo, “Neden tuzak olsun ki?” demiş.

“Kısa bir süreliğine gideceğim. Fırtına dindiğinde geri dönüp babamı ararız.” Pinokyo arabaya binmiş ve oradan uzaklaşmış.

Oyuncaklar Ülkesi’nde neșe dolu müzikler yankılanıyor, dört bir yandan kahkahalar yükseliyormuş. Çocuklar oyun oynuyor, renk renk şekerlemeler yiyorlarmış.

Pinokyo Oyuncaklar Ülkesi’nde çok eğlenmiş, doyana kadar şekerleme yemiş. Sonra bir tuhaflık hissetmiş. Koşarak gidip aynaya bakmış. Bir de ne görsün! Kulakları eşek kulaklarına dönüşüyormuş!

Korkuya kapılan Pinokyo, “Bana ne oluyor böyle?” diye ağlamaya başlamış. Satıcı “Hah hah ha!” diye kahkaha atmış. “Seni eşeğe dönüştürmek için sihirli şekerlemelerle besledim.

Bundan sonra hayatın boyunca yük arabamı çekeceksin!” diye kükremiş. Pinokyo, “Hayır! Hayır!” diye bağırarak koşmaya başlamış. Fakat koşarken kuyruğunun da uzadığını görmüş.

“Hayır! Hayır! Eşek olmak istemiyorum!” diye ağlamış. Satıcı Pinokyo‘yu deniz kıyısına kadar kovalamış.

Çekirge, “Atla!” diye bağırınca, Pinokyo kendini dalgaların kollarına bırakmış. Soğuk su vücuduna çarpar çarpmaz Pinokyo kendine gelmiş. Fakat tam karşısında kocaman bir balina duruyormuş.

Çekirge, “Dikkat et!” diye bağırmış. Ama artık çok geçmiş. Balina kocaman ağzını açmış ve küçük tahta kuklayı yutuvermiş.

Pinokyo paldır küldür yuvarlanarak dev balinanın midesine düşmüş. Her yerde aradığı babası Gepetto tam karşısında duruyormuş. Pinokyo, “Baba!” demiş. “Sonunda seni buldum!”

Gepetto da, “Sonunda ben de seni buldum oğlum, uzun zamandır seni arıyordum,” diyerek özlemle kucaklamış oğlunu. “Buradan çıkmalıyız, bir fikrim var,” demiş Pinokyo.

Pinokyo balinayı gıdıklamaya başlamış. Balina o kadar kuvvetli hapşırmış ki Pinokyo, babası ve Çekirge sahile savrulmuşlar.

En sonunda, sağ salim evlerine dönmüşler. Gepetto, “Burnuna ne oldu Pinokyo?” diye sormuş. Pinokyo, ne kadar kötü davrandığını ve ne yaramaz bir çocuk olduğunu anlatmış babasına.

Her şeyi dürüstçe anlatır anlatmaz, burnu da tekrar kısalmış, eski haline dönmüş. Pinokyo, “Bundan sonra iyi bir çocuk olmak istiyorum,” demiş.

Kısa bir süre sonra “PUUFF!” diye bir ses duyulmuş ve Mavi Peri ortaya çıkmış. “Sonunda dersini almışsın. Bunun için sana bir hediye vereceğim,” demiş ve sihirli çubuğuyla Pinokyo’ya dokunmuş.

Pinokyo canlandığını hissetmiş. “Ben de gerçek bir çocuğum, yaşayan gerçek bir çocuğum artık!” diye sevinçle bağırmış Pinokyo. O günden sonra Pinokyo ve Gepetto mutlu bir hayat sürmüşler ve yaşlı kuklacı bir daha hiç yalnız kalmamış.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Aslan Postu Giyen Eşek

Aslan Postu Giyen Eşek

Aslan Postu Giyen Eşek Eşeğin Aslan Postu Giymesi Ormanda boş boş dolaşan eşek, avcıların güneşte …


12 Değerli Okuyucularımızın Görüşleri

  1. masalını daha öncede okumuştum ama bu sitede farklı bakış.

  2. Niye çocukları ateist sözleriyle masal okutuyorsunuz evren sözü ne demek bunları okuyan çocuk bu algı niye oluşturuluyor çok yazık sizin sitenize güvenip takip ediyirdum birde

  3. Senin tavsiyene kaldik yaaaaaaaaaa

  4. Pinokyo masalını daha öncede okumuştum ama bu sitede farklı bakış acısıyla yazılması daha zevkli ve muhteşem olmuş. Gerçekten Pinokyo masalına bayıldım herkesin okumasını tavsiye ediyorum arkadaşlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir