Prenses ve Ejderha Masalı

Prenses ve Ejderha Masalı

Bu bir prensesin masalıdır, ama yanlış anlamayın bu prenses beyaz atlı prensin onu kurtarmasını beklemiyor. Bu prenses farklı, onun savaşçı bir ruhu var. Uzun zaman önce kral ve kraliçe çocuk özlemi çekiyorlarmış.  Bu yüzden dilekleri gerçekleştiren boynuzlu atı bulmak için büyülü ormanı ziyaret etmişler. Gel zaman git zaman sonunda boynuzlu atı bulmuşlar. Kral:- Ooo! Boynuzlu at! Senden bir ricada bulunmaya geldik. Lütfen bize bir bebek getir! Boynuzlu at:- Dünyanızı mutlulukla aydınlatacak bir kız çocuğu için dileğiniz kabul edilecektir. Boynuzlu at kral ve kraliçenin dileklerini yerine getirmiş ve krallık kısa sürede prensesine kavuşmuş. Kral ve kraliçe çok mutlu olmuşlar. Kraliçe:- Ah… Bebeğim benim! Sana Menekşe adını veriyorum. Prensese tıpkı bir prens gibi bütün savaş becerileri öğretilmiş. Ata binme, kılıç dövüşü, kendini koruma ve daha fazlası. Düzenli egzersiz yapıyormuş ve sağlıklı biçimde besleniyormuş. Kralın ailesi huzur ve uyum içinde yaşıyormuş. Taaki bir gün Kralın gizli bir habercisi karşı krallığın barış anlaşmasını bozduğunu ve kendilerine saldırmak üzere olduğunu haber verene denk. Savaşacak kadar ordularının olmadığından bütün krallık kaygılanmış.

Kralın sağlığı yerinde değilmiş. Prenses menekşe, kraliçenin kralla konuşmasını duymuş. Kraliçe:- Kral Tom’dan yardım istemeliyiz, onun ordusu bize yardım edebilir ve savaşı kazanabiliriz. Kral:- Ben hiç umut görmüyorum! Düşmanımızın ordusu oldukça güçlü, Kral Tom’um ordusu bile bize yardım edemez! Kraliçe:- En azından denemek zorundayız biliyorsun. Kral:- Haklısın kraliçem! Yarın sabah yola çıkarım. Prenses:- Ama baba sen iyi değilsin, ben giderim ve orduyu getiririm. Kraliçe:- Ben kızıma güveniyorum. İzin ver gitsin. Kral:- Peki prenses. Prenses:- Benim yokluğumda ordu, her saldırıya karşı hazırlık yapsın komutan! Kral ve kraliçenin sorumluluğunu sana bırakıyorum. Komutan:- Tabi ki prenses! Prenses kılıcını ve kalkanını almış bir ata binmiş ve yola çıkmış. Yolda giderken bir köyde durmuş. Bir köylü prensese çok tuhaf bir şey anlatmış. Köylü:- Dağın öbür tarafına gidemezsin. O dağdaki bir mağarada ateş kusan bir ejder yaşar, onun mağarasından geçmeye çalıştığınızda sizi bir lokmada yutar. Onun mağarasından hiçbir cesur savaşçı ve asker geri dönemedi.

Prenses:- Ben bu dünyadaki hiçbir şeyden korkmam, ne olursa olsun o mağaradan geçeceğim! Ejderha binlerce yıldır orada yaşıyormuş ama onu hiç kimse görmemiş. Sıcak nefesi mağaranın yakınında ki toprağı yakarmış ve orada hiçbir şey yetişmezmiş. Cesur prenses ejderha ile silahsız karşılaşmaya karar vermiş. Prenses:- Saygıdeğer ejderha, size çiçek getirdim. Bu gece mağaranız da kalmama izin verir misiniz acaba? Yola yarın devam ederim çünkü krallığımı kurtarmam gerekiyor yoksa bu ülke acımasızların eline geçecek. Ejderha başını eğmiş ve çiçekleri koklamaya başlamış. Bu hediye onu çok etkilemiş, prensese gülümsemiş. Ejderha:- Benim adım Fiona. Sen çok cesursun aynı benim gibi, sen bana hediye veren ilk kibar insan oldun. Prenses o gece, ejderha ya öyküsünü anlatmış. Ertesi sabah, mağaradan ayrılmış ve iki gün sonra tekrar geri döneceğine söz vermiş. Sonunda prenses Kral Tom’un krallığına varmış. Prenses:- Saygıdeğer Kral Tom, krallığımız tehlikede ordunuza ihtiyacımız var. Bize yardım eder misiniz? Kral Tom:- Ha…Ha…Haha… Şaşkın kız! Benim ordum da sizin krallığınıza saldıracak! Krallığınızın yok edilişini seyredeceksiniz artık. Kral prensesi esir etmiş ve bir kuleye kapatmış. Prenses:- Size güvenmemeliydim! Çıkarın beni! Dışarı çıktığım gün buna pişman olacaksınız! Kral kısa sürede tanık olacağı şeylerden habersizmiş.

 Ejderha prensesi takip etmiş ve onu kuleden kurtarmayı başarmış. Prenses:- Aferin sana Fiona! Fiona öfkeyle krala kükremiş ve havaya ateşler saçmış. Kral ve ordusu prensesin önünde diz çökmüşler. Ardından prenses Kral Tom’u kuleye hapsetmiş ve orduya kaleye gitmesini emretmiş ve ardından prenses ejderhasına binmiş ve krallığa geri dönmek için yola çıkmış. Kral Tom’un Komutanı:- Prenses! Biz sizin kadar cesur bir Prenses görmedik. Sizinle beraber düşmana karşı savaşacağız.  Prenses Menekşe orduyla beraber kendi kalesine dönmüş ve savaşmış ve krallığı, kralı, kraliçeyi ve komutanı kurtarmış. Kral prensese bütün ordunu kaçtığını savaşmak için geriye bir tek komutanın kaldığını ama esir düştüğünü anlatmış. Kraliçe:- Evet Peter! Ödül olarak ne istediğini düşündün mü?  Komutan:- Bütün bu krallığı ve bizi kurtaran ben değilim prenses kurtardı. Ben ona hayret ediyorum ve onun cesaretine hayranlık duyuyorum. Prensesle evlenmeyi isterim, eğer kabul ederseniz. Kral:- Sen ne dersin kızım? Prenses:- Lütfen baba! Bunu bende çok isterim. Çünkü komutan ölümden korkmadan sözünün arkasında durdu. Kraliçe:- Hem prensesi hem de ülkenin yarısını aldın çünkü çok cesur davrandın! Peter ve Menekşe evlenmişler ve o günden sonra mutlu yaşamışlar. İkisi beraber krallığı yönetmişler. Bekleyin! Peki, ejderhaya ne olmuş! Fiona onun doğal yaşam alanına yani mağarasına geri dönmüş ve kimseyi incitmemiş. Yaşadığı yerin etrafında çiçek yetiştirmiş ve yavru ejderhalarını büyütmüş.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çöldeki Su

Çöldeki Su

Çöldeki Su Bir zamanlar çok uzak bir köyde yaşayan iki çok yetenekli zanaatkar varmış. James …

Yakut Prens

Yakut Prens

Yakut Prens Bir zamanlar uzak Acamistan’da bir dilenci, nehir kıyısında yürüyormuş. Nehir bir anda geri …

Dürüst Olmanın Ödülü

Dürüst Olmanın Ödülü

Dürüst Olmanın Ödülü Bir zamanlar uzaktaki küçük bir köyde Vincent yaşarmış. Vincent dürüst bir adammış …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

adipiscing felis risus. accumsan Phasellus facilisis