Sihirli Yüzük Masalı

Sihirli Yüzük Masali
Sihirli Yüzük Masali

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, büyük bir köyde bir çiftçi yaşarmış. Çiftçi ne zenginmiş, ne de fakir. Çiftçinin bir oğlu varmış. Adı da Aleks’miş. Çiftçi bir gün onu yanına çağırmış. – Oğlum ben pek yakında öleceğim. Çok fazla mala mülke sahip değilim. Bütün servetim bu yüz elle altındır. Onları al. Annene ve kendine bu parayla bak, demiş. Çok geçmeden yaşlı çiftçi ölmüş. Zamanla çiftçinin oğlu da büyümüş. Bir gün annesinin yanına gitmiş. – Anneciğim, babamın miras olarak bıraktığı altınlardan on tane verir misin, demiş. Kadın altınları sakladığı yerden çıkarmış. Oğluna on altın vermiş. Aleks, parayı alarak dışarı çıkmış. Yol üzerinde bir adamla karşılaşmış. Adamın elinde bir köpek varmış. Köpeğin gözleri altındanmış. Çocuk adama seslenmiş. – Bu köpeği satar mısın? Adam cevap vermiş. – On altının varsa tabii ki satarım, demiş.

Aleks cebindeki on altını çıkarıp adama vermiş. Adam da köpeği ona teslim etmiş. Aleks köpeği alarak eve dönmüş. Onu yedirmiş içirmiş. Sonra da annesine dönmüş. – Anneciğim, babamın bıraktığı altınlardan on tane daha verir misin, demiş. Kadın, altınları sakladığı yerden çıkarmış. Oğluna on tane altın vermiş.  – Bak oğlum, altınları boş yere harcama. Biliyorsun ki çok az paramız var. Aleks: – Tamam enneciğim, sen hiç üzülme, diye cevap vermiş. Aleks, annesinin verdiği ikinci on altını da alarak yola koyulmuş. Yolda bir köylüyle karşılaşmış. Köylünün elinde altın kuyruklu bir kedi varmış. Aleks kediyi görünce çiftçiye, – Bunu bana satar mısın, diye sormuş. Çiftçi: – Eğer on altının varsa tabii ki satarım, diye karşılık vermiş. Aleks, annesinin verdiği altınları kedinin sahibine vermiş. Altın kuyruklu kediyi alarak eve getirmiş. Onu beslemiş.

Kadın, oğlunun paraları bu defa bir kedi için harcadığını görünce öfkelenmiş. – Oğlum, durumumuzu bildiğin halde gidip bir kedi satın almışsın. Biz kendimize zor bakıyoruz. Bir de kediyle mi uğraşacağız burada! Aleks, annesine karşılık vermemiş. Sadece, – Anneciğim, bana on altın daha verir misin, diye sormuş. Kadın yine söylenmeye başlamış: – Paralarımız bitmez üzere. Aklını başına topla! – Sevgili anneciğim, sakın üzülme. Harcadığımız bu paralar bize fazlasıyla geri dönecek. Kadın bu defa kızgınlıkla oğlunun istediği parayı getirip vermiş. Çocuk tekrar yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş. Dere tepe düz gitmiş. Bir de bakmış ki camdan bir tabutun içinde dünyalar güzeli bir prenses yatıyor. Çocuk, prensesin yanına biraz daha yaklaşmış. İşe o anda prensesin parmağında çok güzel bir yüzük olduğunu görmüş. Bu yüzüğü prensesin babası olan kraldan istemiş. Kızının ölümüne üzülen kral, çocuğu kıramayarak ona yüzüğü vermiş. Çocuk da elindeki on altını prensesin yanına bırakarak oradan ayrılmış. Doğruca evine gelmiş. Yüzüğü annesine göstermiş.

Kadın oğluna yine kızmış. – Bundan sonra sana para yok. Gereksiz yere bir sürü altın harcadın. Aleks, annesine hiç karşılık vermemiş. Güze yüzlü prensesin yüzüğüne dikkatlice bakmış. Sora onu alıp kapının önüne çıkmış. Yüzükle oynarken birdenbire yüzüğün içinden yüzlerce iri yarı askerin çıktığını görmüş. Sadece çocuğa görünen bu askerler, hep bir ağızdan sormuşlar: – Bize ne yapmamızı emrediyorsun? Aleks neye uğradığını şaşırmış. Bir ara ” Acaba hayal mi görüyorum?” diye geçirmiş. içinden. Sonra da emretmeye başlamış. – Sizden şu boş araziye görkemli bir ev inşa etmenizi istiyorum, demiş. Görünmez güçlü askerler, hiç zaman kaybetmeden işe koyulmuşlar. O gece çok güzel bir ev yapmışlar. Aleks’in annesi Sabah kalktığında yeni bir binayla karşılaşmış. Oğlunu yanına çağırmış. –  Buraya gel oğlum. Bir gece içinde kim bu kadar muhteşem bir ev inşa etti. Burası kimin acaba? Ne kadar da güzel! Aleks annesine gülümsemiş. – Burası bizim evimiz anne. O ev gece boyunca bizim için yapıldı. Bundan sonra bu eski evden ayrılıyoruz. Sen o eve, hatta daha güzellerine layıksın. Kadın, neler olup bittiğine bir anlam verememiş. Ama hiçbir şey söylemeden mutluluk içinde yeni evine yerleşmiş. Kadın ve oğlu  yeni evlerinde mutlu bir hayat sürerken bir gün çocuk annesine söyle demiş: – Anneciğim, komşu krallığın prensesi çok güzel. Ben onunla evlenmek istiyorum. Kadın, oğluna büyük bir şaşkınlıkla sormuş.

– Ama senin de dediğin gibi o bir prenses. Seninle evlenebileceğini nasıl düşünebilirsin ki? – Benim güzel annem, Sen sakıb üzülme. Prenses benimle mutlaka evlenecek, demiş. Aleks kapının önüne çıkmış. Yüzüğü bir elinden diğerine alınca yüzlerce iri yarı asker tekrar belirmiş. – Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. Aleks şöyle demiş: – Ben bir prensesle evlenmek istiyorum. Onun için çok güzel hediyelerim olması gerekiyor. Bana hiç kimsenin daha önce görmediği hediyeler bulmanızı istiyorum. Çok ge.meden askerler, Aleks’in dediğini yapmışlar. Dünyanın en güzel taşlarıyla süslü mücevherlerini prenses için hazırlamışlar. Aleks, bu mücevherleri annesine vermiş. Kadın, oğlunun bu mücevherleri nereden bulduğuna bir anlam verememiş. Ama Aleks’in istediğini yapmış. Doğruca krala gitmiş. Ona oğlundan söz etmiş. Oğlunun prensesle evlenmek istediğini söylemiş. Bu teklif kralı çok kızdırmış. Prensesi ise güldürmüş. Kral: – Nasıl olur da bir köylü benim kızımla evlenmek isteyebilir, diye bağırmaya başlamış. Prenses ise çocukla dalga geçmek istemiş. Aleks’in annesine alaylı bir şekilde bakmış. – Oğluna söyle, yarına kadar bu sarayın tam karşısında bundan daha büyük bir saray yapacak. İki saray arasındaki köprü  kristalden olacak. Eğer bunları bir gece içerisinde yapamazsa yarın akşam zindana atılacak. Kadın, gözyaşları içerisinde evine dönmüş. – Ben ona söylemiştim. Prenses ile evlenmek onun ne haddine? şimdi bunları yerine getiremezse yarın zindana atılacak. Kadın gözyaşlarına boğulmuş bir haldeyken Aleks eve dönmüş. – Ne oldu sana anneciğim? Neden ağlıyorsun, diyerek annesine sarılmış.

Kadın başlamış. anlatmaya: -Senin o prensesle evlenebilmen için bir gece içinde oraya eskisinden daha büyük bir saray inşa etmen gerekiyor. Ayrıca iki saray arasında kristal bir köprü olacak. Eğer bunları yapamazsan yarın zindana atılacaksın. Aleks annesine, üzülmemesini söyleyerek dışarı çıkmış. Yüzüğü bir elinden diğerine almış. Yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Hep bir ağızdan, Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. Aleks prensesten söz etmiş. – Ben bir prensle evlenmek istiyorum. Ancak onunla evlenebilmem için yarına kadar bir sarayın yapılması gerekiyor. Bu saray kraliyet sarayı ile karşı karşıya olacak. Ayrıca ikisinin arasında kristal bir köprü olacak. Yüzlerce güçlü asker, Aleks’nin dediğini gerçekleştirmek için işe koyulmuşlar. Sabah olmadan sarayın tam karşısına eskisinden çok daha görkemli bir saray inşa etmişler. Ayrıca iki sarayın arasında da kristalden bir köprü varmış. Kral ve prenses sabah kalktıklarında şaşkınlıktan dilleri tutulmuş. Çünkü karşılarında muhteşem bir saray bulunuyordu. Üstelik eskisinden daha büyük ve daha güzel. Kral, elçisi ile haber göndermiş. Prenses ile Aleks’in evlenebileceğini söylemiş. Çok geçmeden düğün hazırlıkları başlamış. Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Evlendikten kısa bir süre sonra prenses merakını yenemeyerek sormuş: – Söyler misin, o kadar muhteşem sarayı nasıl bir gecede yaptın? Aleks bu soruya cevap vermek istememiş. Sadece, -Bu bir sır. Bunu söyleyemem, demiş. Ama prenses daha çok meraklanmış. Kocasının davranışlarını çok yakından izlemeye başlamış. Ne yaptığını, kimlerle konuştuğunu öğrenmeye çalışmış. Sonunda bir gün, Aleks’i parmağındaki yüzük ile konuşurken görmüş. – Bunda mutlaka bir iş var, diyerek yüzüğü kocasından istemeye karar vermiş. – Bu yüzüğü çok beğendim. Bunu bana hediye eder misin, diye sormuş. Aleks oturduğu yerden hızla kalkmış. – Asla veremem! O çok özel bir yüzük, diye haykırmış. Prenses, bunun üzerine hiç sesini çıkarmamış. Ama kocasından o yüzüğü almaya karar vermiş. Bir gece Aleks uyurken onun parmağından yüzüğü çıkarmış. Onu bir elinden diğer eline alınca yüzlerce asker çıkıvermiş ortaya. Prenses ne olduğunu anlayamamış. Askerler ona sormuşlar: Bize ne yapmamızı emrediyorsun? Prenses, kocasının olağanüstü gücünün nereden kaynaklandığını anlamış.

Kendisinden emir bekleyen askerlere emir vermiş. – Babamın sarayı da dahil bütün sarayların benim olmasını istiyorum. Dünyanın en zengini ben olmalıyım. Ayrıca bu miskin kocamı da sokağa atın. Askerler prensesin dediğini yapmışlar. Aleks’i kollarından ve bacaklarından tutarak sokağa fırlatmışlar. Kralı da sokak ortasına atmışlar. Prensesi de yanlarına alıp dünyanın en güzel saraylarına götürmüşler. Sabah olduğunda Aleks kendisini sokakta bulmuş. Neler olup bittiğini bir türlü anlayamamış. Parmağına bakmış. Bir de ne görsün! Yüzük yerinde yok. Prensesin yüzüğü kendisinden aldığını anlamış. Bu arada kral da uyanmış. O da kendisini sokakta bulunca çok şaşırmış. Başına neler geldiğini bir türlü anlayamamış. Damadını da sokakta görünce sormuş: – Kızım nerede? Saraylarımıza ne oldu böyle? Aleks krala pek bir şey söylemek istemiyormuş. – Prensese ne olduğunu ben de bilmiyorum. Uyanınca birden kendimi burada buldum. Neler olduğunu anlamış değilim, diye karşılık vermiş. – Sen şimdi olan bitenden haberim yok mu diyorsun? Aleks, kralın sorusunu, – Evet, diye cevaplandırınca kral, adamlarını çağırmış. – Çabuk bu adamı hücreye atın! Aleks şaşkınlık içerisindeymiş. Ama krala karşı koyabilecek gücü de yokmuş. Aleks’in imdadına kediyle köpek yetişmiş. Altın kuyruklu kedi ve altın gözlü köpek bir araya gelerek konuşmuşlar. – Sahibimiz zor durumda. Onu kurtarmalıyız. Prenses onu kandırdı. Yüzüğü ondan aldı. Buralardan uzaklaştı. Biz önce onu bulmalıyız. Kedi ve köpek sahiplerini kurtarmak için yola koyulmuşlar. Az gitmişler uz gitmişler. Dere tepe düz gitmişler. Sonunda prensesin izini bulmuşlar. Prensesin yaşadığı saraya kılık değiştirerek girmişler. Her ikisi de hizmetçi kılığındaymış. Mutfakta çalışacaklarmış. Kedi ve köpek, burada prensesin ne kadar güçlü olduğunu görmüşler. Prenses herkese emirler veriyormuş. Kendisine karşı gelenleri çok ağır bir şekilde cezalandırıyormuş. İnsanları ölümle tehdit ediyormuş. Tabii bunları yüzük sayesinde yapıyormuş. Bir gece herkes uyurken kedi ve köpek, prensesin odasına çıkmış. Amaçları prensesten yüzüğü alabilmekmiş. Ama bütün aramalarına rağmen prensesin yüzüğü nereye sakladığını bulamamışlar. Ertesi gece daha erken bir saatte, kimselere görünmeden prensesin odasına tekrar çıkmışlar. Anahtar deliğinden prensesi gözetlemişler. Prensesin yüzüğü nereye sakladığını görmüşler. Prenses, geceleri yatarken yüzüğü ağzına koyuyormuş. O gece de öyle yapmış. Yüzüğü ağzına koymuş. ve yatağına yatmış. Prenses uyuduktan sonra kedi ve köpek odaya girmişler. Prensesin baş ucunda durmuşlar. “Prensesin ağzını nasıl açabiliriz?” diye düşünmeye başlamışlar. Tam bu sırada uzun kuyruklu bir fare çıkmış ortaya. Fare: – Prenses her gece yatarken ağzına koyar. Kimse yüzüğü almasın diye böyle yapıyor, demiş. Köpek: – Peki biz onun ağzını nasıl açabiliriz, diye sormuş. Fare, prensesin baş ucunda birkaç kez tur attıktan sonra, – Ben kuyruğumu onun burnuna sokarım. O da nefes almak için ağzını açar. Siz de tam bu sıra yüzüğü alırsınız, demiş. Fare, kuyruğunu prensesin burnuna sokmuş. Bu arada nefessiz kalan prenses, ağzını açmış. Hazır bekleyen kedi ve köpek, prensesin ağzındaki yüzüğü almışlar. Fareye çok teşekkür etmişler. Hiç zaman kaybetmeden yüzüğü vermek için yola koyulmuşlar. Yüzüğü hapiste olan Aleks’e getirmişler. Aleks yüzüğü görünce çok mutlu olmuş. Kralın habercilerinden birini çağırmış. Krala gidin, deyin ki ben çok kısa zamanda prensesi bulup getireceğim. Ona kaybettiği her şeyi geri vereceğim. Kral, Aleks’in dediklerine pek inanmamış. Ama yine de ona bir şans vermiş. Aleks’i serbest bırakmışlar. o da hemen sihirli yüzüğü bir linden diğerine geçirmiş. Yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Askerler hep bir ağızdan, – Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. – Prensesi geri getirin. Kralın sarayını da… Bunları bir gecede yapın. Prenses sabah uyandığında kendisini eski sarayda bulmuş. Biraz korkmuş. Çünkü neler olduğunu anlayamamış. Prensesin kocası olan Aleks, kralın huzuruna çıkmış. – Majesteleri, prensese nasıl bir caza verelim, diye sormuş. Kral prensese bakarak, – Bu seferlik affedelim. Ama senden özür ilesin. Bir daha aynı hataya düşmesin, demiş. Aleks, prensesi affetmiş. Prenses de o günden sonra kendisinin olmayan hiçbir şeyi izinsiz almamış. Hep birlikte mutluluk içinde yaşamışlar.

– Anneciğim, babamın miras olarak bıraktığı altınlardan on tane verir misin, demiş. Kadın altınları sakladığı yerden çıkarmış. Oğluna on altın vermiş. Aleks, parayı alarak dışarı çıkmış. Yol üzerinde bir adamla karşılaşmış. Adamın elinde bir köpek varmış. Köpeğin gözleri altındanmış. Çocuk adama seslenmiş. – Bu köpeği satar mısın? Adam cevap vermiş. – On altının varsa tabii ki satarım, demiş. Aleks cebindeki on altını çıkarıp adama vermiş. Adam da köpeği ona teslim etmiş. Aleks köpeği alarak eve dönmüş. Onu yedirmiş içirmiş. Sonra da annesine dönmüş. – Anneciğim, babamın bıraktığı altınlardan on tane daha verir misin, demiş. Kadın, altınları sakladığı yerden çıkarmış. Oğluna on tane altın vermiş.  – Bak oğlum, altınları boş yere harcama. Biliyorsun ki çok az paramız var. Aleks: – Tamam enneciğim, sen hiç üzülme, diye cevap vermiş. Aleks, annesinin verdiği ikinci on altını da alarak yola koyulmuş. Yolda bir köylüyle karşılaşmış. Köylünün elinde altın kuyruklu bir kedi varmış. Aleks kediyi görünce çiftçiye, – Bunu bana satar mısın, diye sormuş. Çiftçi: – Eğer on altının varsa tabii ki satarım, diye karşılık vermiş. Aleks, annesinin verdiği altınları kedinin sahibine vermiş. Altın kuyruklu kediyi alarak eve getirmiş. Onu beslemiş. Kadın, oğlunun paraları bu defa bir kedi için harcadığını görünce öfkelenmiş. – Oğlum, durumumuzu bildiğin halde gidip bir kedi satın almışsın. Biz kendimize zor bakıyoruz. Bir de kediyle mi uğraşacağız burada! Aleks, annesine karşılık vermemiş. Sadece, – Anneciğim, bana on altın daha verir misin, diye sormuş. Kadın yine söylenmeye başlamış: – Paralarımız bitmez üzere. Aklını başına topla! – Sevgili anneciğim, sakın üzülme. Harcadığımız bu paralar bize fazlasıyla geri dönecek. Kadın bu defa kızgınlıkla oğlunun istediği parayı getirip vermiş. Çocuk tekrar yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş. Dere tepe düz gitmiş. Bir de bakmış ki camdan bir tabutun içinde dünyalar güzeli bir prenses yatıyor. Çocuk, prensesin yanına biraz daha yaklaşmış. İşe o anda prensesin parmağında çok güzel bir yüzük olduğunu görmüş. Bu yüzüğü prensesin babası olan kraldan istemiş. Kızının ölümüne üzülen kral, çocuğu kıramayarak ona yüzüğü vermiş. Çocuk da elindeki on altını prensesin yanına bırakarak oradan ayrılmış. Doğruca evine gelmiş. Yüzüğü annesine göstermiş. Kadın oğluna yine kızmış. – Bundan sonra sana para yok. Gereksiz yere bir sürü altın harcadın. Aleks, annesine hiç karşılık vermemiş. Güze yüzlü prensesin yüzüğüne dikkatlice bakmış. Sora onu alıp kapının önüne çıkmış. Yüzükle oynarken birdenbire yüzüğün içinden yüzlerce iri yarı askerin çıktığını görmüş. Sadece çocuğa görünen bu askerler, hep bir ağızdan sormuşlar: – Bize ne yapmamızı emrediyorsun? Aleks neye uğradığını şaşırmış. Bir ara ” Acaba hayal mi görüyorum?” diye geçirmiş. içinden. Sonra da emretmeye başlamış. – Sizden şu boş araziye görkemli bir ev inşa etmenizi istiyorum, demiş. Görünmez güçlü askerler, hiç zaman kaybetmeden işe koyulmuşlar. O gece çok güzel bir ev yapmışlar. Aleks’in annesi Sabah kalktığında yeni bir binayla karşılaşmış. Oğlunu yanına çağırmış. –  Buraya gel oğlum. Bir gece içinde kim bu kadar muhteşem bir ev inşa etti. Burası kimin acaba? Ne kadar da güzel! Aleks annesine gülümsemiş. – Burası bizim evimiz anne. O ev gece boyunca bizim için yapıldı. Bundan sonra bu eski evden ayrılıyoruz. Sen o eve, hatta daha güzellerine layıksın. Kadın, neler olup bittiğine bir anlam verememiş. Ama hiçbir şey söylemeden mutluluk içinde yeni evine yerleşmiş. Kadın ve oğlu  yeni evlerinde mutlu bir hayat sürerken bir gün çocuk annesine söyle demiş: – Anneciğim, komşu krallığın prensesi çok güzel. Ben onunla evlenmek istiyorum. Kadın, oğluna büyük bir şaşkınlıkla sormuş. – Ama senin de dediğin gibi o bir prenses. Seninle evlenebileceğini nasıl düşünebilirsin ki? – Benim güzel annem, Sen sakıb üzülme. Prenses benimle mutlaka evlenecek, demiş. Aleks kapının önüne çıkmış. Yüzüğü bir elinden diğerine alınca yüzlerce iri yarı asker tekrar belirmiş. – Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. Aleks şöyle demiş: – Ben bir prensesle evlenmek istiyorum. Onun için çok güzel hediyelerim olması gerekiyor. Bana hiç kimsenin daha önce görmediği hediyeler bulmanızı istiyorum. Çok ge.meden askerler, Aleks’in dediğini yapmışlar. Dünyanın en güzel taşlarıyla süslü mücevherlerini prenses için hazırlamışlar. Aleks, bu mücevherleri annesine vermiş. Kadın, oğlunun bu mücevherleri nereden bulduğuna bir anlam verememiş. Ama Aleks’in istediğini yapmış. Doğruca krala gitmiş. Ona oğlundan söz etmiş. Oğlunun prensesle evlenmek istediğini söylemiş. Bu teklif kralı çok kızdırmış. Prensesi ise güldürmüş. Kral: – Nasıl olur da bir köylü benim kızımla evlenmek isteyebilir, diye bağırmaya başlamış. Prenses ise çocukla dalga geçmek istemiş. Aleks’in annesine alaylı bir şekilde bakmış. – Oğluna söyle, yarına kadar bu sarayın tam karşısında bundan daha büyük bir saray yapacak. İki saray arasındaki köprü  kristalden olacak. Eğer bunları bir gece içerisinde yapamazsa yarın akşam zindana atılacak. Kadın, gözyaşları içerisinde evine dönmüş. – Ben ona söylemiştim. Prenses ile evlenmek onun ne haddine? şimdi bunları yerine getiremezse yarın zindana atılacak. Kadın gözyaşlarına boğulmuş bir haldeyken Aleks eve dönmüş. – Ne oldu sana anneciğim? Neden ağlıyorsun, diyerek annesine sarılmış. Kadın başlamış. anlatmaya: -Senin o prensesle evlenebilmen için bir gece içinde oraya eskisinden daha büyük bir saray inşa etmen gerekiyor. Ayrıca iki saray arasında kristal bir köprü olacak. Eğer bunları yapamazsan yarın zindana atılacaksın. Aleks annesine, üzülmemesini söyleyerek dışarı çıkmış. Yüzüğü bir elinden diğerine almış. Yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Hep bir ağızdan, Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. Aleks prensesten söz etmiş. – Ben bir prensle evlenmek istiyorum. Ancak onunla evlenebilmem için yarına kadar bir sarayın yapılması gerekiyor. Bu saray kraliyet sarayı ile karşı karşıya olacak. Ayrıca ikisinin arasında kristal bir köprü olacak. Yüzlerce güçlü asker, Aleks’nin dediğini gerçekleştirmek için işe koyulmuşlar. Sabah olmadan sarayın tam karşısına eskisinden çok daha görkemli bir saray inşa etmişler. Ayrıca iki sarayın arasında da kristalden bir köprü varmış. Kral ve prenses sabah kalktıklarında şaşkınlıktan dilleri tutulmuş. Çünkü karşılarında muhteşem bir saray bulunuyordu. Üstelik eskisinden daha büyük ve daha güzel. Kral, elçisi ile haber göndermiş. Prenses ile Aleks’in evlenebileceğini söylemiş. Çok geçmeden düğün hazırlıkları başlamış. Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Evlendikten kısa bir süre sonra prenses merakını yenemeyerek sormuş: – Söyler misin, o kadar muhteşem sarayı nasıl bir gecede yaptın? Aleks bu soruya cevap vermek istememiş. Sadece, -Bu bir sır. Bunu söyleyemem, demiş. Ama prenses daha çok meraklanmış. Kocasının davranışlarını çok yakından izlemeye başlamış. Ne yaptığını, kimlerle konuştuğunu öğrenmeye çalışmış. Sonunda bir gün, Aleks’i parmağındaki yüzük ile konuşurken görmüş. – Bunda mutlaka bir iş var, diyerek yüzüğü kocasından istemeye karar vermiş. – Bu yüzüğü çok beğendim. Bunu bana hediye eder misin, diye sormuş. Aleks oturduğu yerden hızla kalkmış. – Asla veremem! O çok özel bir yüzük, diye haykırmış. Prenses, bunun üzerine hiç sesini çıkarmamış. Ama kocasından o yüzüğü almaya karar vermiş. Bir gece Aleks uyurken onun parmağından yüzüğü çıkarmış. Onu bir elinden diğer eline alınca yüzlerce asker çıkıvermiş ortaya. Prenses ne olduğunu anlayamamış. Askerler ona sormuşlar: Bize ne yapmamızı emrediyorsun? Prenses, kocasının olağanüstü gücünün nereden kaynaklandığını anlamış. Kendisinden emir bekleyen askerlere emir vermiş. – Babamın sarayı da dahil bütün sarayların benim olmasını istiyorum. Dünyanın en zengini ben olmalıyım. Ayrıca bu miskin kocamı da sokağa atın. Askerler prensesin dediğini yapmışlar. Aleks’i kollarından ve bacaklarından tutarak sokağa fırlatmışlar. Kralı da sokak ortasına atmışlar. Prensesi de yanlarına alıp dünyanın en güzel saraylarına götürmüşler. Sabah olduğunda Aleks kendisini sokakta bulmuş. Neler olup bittiğini bir türlü anlayamamış. Parmağına bakmış. Bir de ne görsün! Yüzük yerinde yok. Prensesin yüzüğü kendisinden aldığını anlamış. Bu arada kral da uyanmış. O da kendisini sokakta bulunca çok şaşırmış. Başına neler geldiğini bir türlü anlayamamış. Damadını da sokakta görünce sormuş: – Kızım nerede? Saraylarımıza ne oldu böyle? Aleks krala pek bir şey söylemek istemiyormuş. – Prensese ne olduğunu ben de bilmiyorum. Uyanınca birden kendimi burada buldum. Neler olduğunu anlamış değilim, diye karşılık vermiş. – Sen şimdi olan bitenden haberim yok mu diyorsun? Aleks, kralın sorusunu, – Evet, diye cevaplandırınca kral, adamlarını çağırmış. – Çabuk bu adamı hücreye atın! Aleks şaşkınlık içerisindeymiş. Ama krala karşı koyabilecek gücü de yokmuş. Aleks’in imdadına kediyle köpek yetişmiş. Altın kuyruklu kedi ve altın gözlü köpek bir araya gelerek konuşmuşlar. – Sahibimiz zor durumda. Onu kurtarmalıyız. Prenses onu kandırdı. Yüzüğü ondan aldı. Buralardan uzaklaştı. Biz önce onu bulmalıyız. Kedi ve köpek sahiplerini kurtarmak için yola koyulmuşlar. Az gitmişler uz gitmişler. Dere tepe düz gitmişler. Sonunda prensesin izini bulmuşlar. Prensesin yaşadığı saraya kılık değiştirerek girmişler. Her ikisi de hizmetçi kılığındaymış. Mutfakta çalışacaklarmış. Kedi ve köpek, burada prensesin ne kadar güçlü olduğunu görmüşler. Prenses herkese emirler veriyormuş. Kendisine karşı gelenleri çok ağır bir şekilde cezalandırıyormuş. İnsanları ölümle tehdit ediyormuş. Tabii bunları yüzük sayesinde yapıyormuş. Bir gece herkes uyurken kedi ve köpek, prensesin odasına çıkmış. Amaçları prensesten yüzüğü alabilmekmiş. Ama bütün aramalarına rağmen prensesin yüzüğü nereye sakladığını bulamamışlar. Ertesi gece daha erken bir saatte, kimselere görünmeden prensesin odasına tekrar çıkmışlar. Anahtar deliğinden prensesi gözetlemişler. Prensesin yüzüğü nereye sakladığını görmüşler. Prenses, geceleri yatarken yüzüğü ağzına koyuyormuş. O gece de öyle yapmış. Yüzüğü ağzına koymuş. ve yatağına yatmış. Prenses uyuduktan sonra kedi ve köpek odaya girmişler. Prensesin baş ucunda durmuşlar. “Prensesin ağzını nasıl açabiliriz?” diye düşünmeye başlamışlar. Tam bu sırada uzun kuyruklu bir fare çıkmış ortaya. Fare: – Prenses her gece yatarken ağzına koyar. Kimse yüzüğü almasın diye böyle yapıyor, demiş. Köpek: – Peki biz onun ağzını nasıl açabiliriz, diye sormuş. Fare, prensesin baş ucunda birkaç kez tur attıktan sonra, – Ben kuyruğumu onun burnuna sokarım. O da nefes almak için ağzını açar. Siz de tam bu sıra yüzüğü alırsınız, demiş. Fare, kuyruğunu prensesin burnuna sokmuş. Bu arada nefessiz kalan prenses, ağzını açmış. Hazır bekleyen kedi ve köpek, prensesin ağzındaki yüzüğü almışlar. Fareye çok teşekkür etmişler. Hiç zaman kaybetmeden yüzüğü vermek için yola koyulmuşlar. Yüzüğü hapiste olan Aleks’e getirmişler. Aleks yüzüğü görünce çok mutlu olmuş. Kralın habercilerinden birini çağırmış. Krala gidin, deyin ki ben çok kısa zamanda prensesi bulup getireceğim. Ona kaybettiği her şeyi geri vereceğim. Kral, Aleks’in dediklerine pek inanmamış. Ama yine de ona bir şans vermiş. Aleks’i serbest bırakmışlar. o da hemen sihirli yüzüğü bir linden diğerine geçirmiş. Yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Askerler hep bir ağızdan, – Bize ne yapmamızı emrediyorsun, diye sormuşlar. – Prensesi geri getirin. Kralın sarayını da… Bunları bir gecede yapın. Prenses sabah uyandığında kendisini eski sarayda bulmuş. Biraz korkmuş. Çünkü neler olduğunu anlayamamış. Prensesin kocası olan Aleks, kralın huzuruna çıkmış. – Majesteleri, prensese nasıl bir caza verelim, diye sormuş. Kral prensese bakarak, – Bu seferlik affedelim. Ama senden özür ilesin. Bir daha aynı hataya düşmesin, demiş. Aleks, prensesi affetmiş. Prenses de o günden sonra kendisinin olmayan hiçbir şeyi izinsiz almamış. Hep birlikte mutluluk içinde yaşamışlar.

Kısa Hikayeler |Çocuk Masalları Kısa Çocuk Masalları Çocuk Hikayeleri Kısa|Çocuk HikayeleriKısa Çocuk Hikayeleri
Masal| Masal Oku | Hikayeler | Hikaye Oku

- Mustafa Yakut

Avatar
Türkiye'deki tüm öğrencilere ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına - Eğitime dair bilgiler ve çocuk masalları hakkında yararlı olacağımızı düşünerek kaliteli içerikler üretip, fark yaratmayı düşünerek https://masaloku.com.tr sitesini yayına aldık.

Ayrıca kontrol et

Tom-Thumb-un-Maceralari

Tom Thumb’un Maceraları

Tom-Thumb-un-Maceralari Bir zamanlar, çok açgözlü bir büyücüyle bir hazineyi paylaşma konusunda tartışan bir dev varmış. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir