Tavşanlar Ülkesi

Tavşanlar Ülkesi

Tavşanlar ülkesinde o gün okullar açılıyormuş. Tin Tin Tavşan da okula başlayacakmış.
Bir hafta kadar önce Tin Tin Tavşan’ı, annesiyle babası çarşıda dolaştırmış. Gıcır gıcır bir çift ayakkabı, yeni bir elbise, bir önlük, defter, kitap ve kalem almışlar. Tin Tin Tavşan bunların içinde en çok önlüğü ile çantasını sevmiş.

Sabah erkenden uyanmış. Okula gideceği aklına gelince yatağından hemen çıkmış.

Elini yüzünü bir güzelce yıkamış. Dişlerini de fırçalamış. O sırada annesi içeri girmiş:

– Bugün okula başlıyorsun, Tin Tin Tavşan, demiş. Mutlu musun?

Tin Tin çok mutluymuş. İçinden hoplayıp zıplamak geliyormuş. Annesine sarılmış:

– Öyle mutluyum ki anneciğim, kanat takıp uçasım geliyor.

Annesi Tin Tin Tavşan’ı öpmüş, koklamış:

– Hep böyle olmanı dilerim, demiş. Kolundan çekmiş:

– Şimdi kahvaltını yap bakalım. Sonra da seni bir güzel giydiririm. Okula birlikte gideriz.

– Anneciğim, çantamı da götüreceğiz, değil mi? Annesi gülmüş:

– Elbette yavrum, çantanı da götüreceksin.

 Tin Tin ellerini çırpmış. Kulaklarını oynatmış:

– Okula başlamak ne güzel, demiş.

Uslu uslu kahvaltısını etmiş. Annesi elbiselerini giydirirken eskisi gibi hırçınlaşmamış. Bağırıp çağırmamış. Annesi memnun olmuş:

– Çok iyisin Tin Tin. Daha okula başlamadan akıllandın, demiş.

Yeni ayakkabılarını fırçalayıp iyice parlatmış. Kitabını, defterini, kalemini, silgisini çantasına yerleştirmiş. Minnacık gözlerini kırpıştırarak annesine gülümsemiş:
–  Ben hazırım anneciğim.

Annesi de hazırlanmış. Tin Tin Tavşanın elini sıkıca tutmuş:

– Öyleyse gidelim. Okulunu ve öğretmenlerini çok seveceksin. Yeni arkadaşların olacak. Bilmediğin oyunlar öğreneceksin. Heyecanlı mısın?


Tin Tin elini kalbine bastırmış:

– Heyecanlıyım anneciğim, demiş. Kalbim küt küt vuruyor.

Yollar çok doluymuş. Önlüklerin üstünde takılı beyaz yakalıklar, papatyalar gibi açmış. Tavşancıklar güle oynaya okula gidiyorlarmış.

Tin Tin Tavşan gibi okula yeni başlayanlar da varmış aralarında…

Kimi annesi, kimi de babasıyla birlikte gidiyormuş.

Tanıdıklar selâmlaşıyorlarmış. Eski okul arkadaşları birbirlerine el sallıyorlarmış.

Böylece okulun geniş bahçesine girmişler. Burası daha da kalabalıkmış. Tiz çığlıklar etrafı çınlatıyormuş. Annesi, Tin Tin’e:

– Görüyor musun, bugün herkes ne kadar neşeli, demiş. Oynamak ister misin?

– İsterim, ama kimseyi tanımıyorum ki… Tanışayım herkesle bir, arkadaşlarım olsun. Ben de onlarla teneffüslerde oynarım.

– Haklısın. Şimdilik oyun kalsın.

Tin Tin Tavşan minicik gözlerini öğrencilerin üstünde dolaştırıyormuş. Kendi yaşında bir tavşanın ağladığını görmüş.

Bir eliyle annesinin eteğinden çekiyor, bir eliyle de göz yaşlarını siliyormuş. Tin Tin Tavşan gördüğünü annesine de göstermiş:

– Bak anneciğim, ağlıyor.

 Annesİ:

– Hiç iyi yapmıyor, demiş. Hadi gidip bakalım. Birlikte yanına gitmişler. Tin Tin Tavşan tatlı sesiyle sormuş:

– Niçin ağlıyorsun kardeş?

Öbürü bağıra bağıra cevap vermiş:

 – Ağlıyorum işte, sana ne?

Tin Tin Tavşan içinden:

– Hiç de iyi bir cevap değil, diye düşünmüş.
–  Ama niçin, diye sormuş tekrar. Ağlamana sebep ne?
–  Okula gitmek istemiyorum.

Bu cevap Tin Tin Tavşan’ın hiç hoşuna gitmemiş.

– Okul çok güzel, demiş. Arkadaşlarımız olacak, onlarla yeni yeni oyunlar oynayacağız. Birden ağlamayı bırakmış:
– Sahi mi, diye sormuş.

– Yalnız bu kadar da değil. Öğretmenlerimiz bize bilmediğimiz çok şey öğretecekler.
 Şimdi de gülümsemeye başlamış:
–  Başka?

Tin Tin Tavşan konuşmasına devam etmiş:

– Birlikte kırlara çıkacağız. Kır çiçeklerinden demet yapıp annelerimize armağan götüreceğiz.

– Çok güzel gerçekten… Ben bunları bilmiyordum.

Ağlayan tavşanın annesi bu duruma çok sevinmiş:

– Teşekkür ederim Tin Tin, demiş. Oğluma okulu sevdirdin.

Tin Tin Tavşan yeni arkadaşının elini sıkmış:

 – Gene görüşürüz, demiş.

Tekrar oynayan, konuşan, bağrışan öğrencileri izlemeye koyulmuş. Bu sefer gözleri başka bir yere takılmış. Yine kendi yaşında bir tavşanmış bu.

Okulun duvarına yaslanmış. Eski püskü çantası önünde duruyormuş. Elbiseleri yamalıymış. Ama pırıl pırıl bir yüzü varmış:

– Anneciğim, bu arkadaş niye üzgün duruyor acaba? Okulun açılışına sevinmişe pek benzemiyor.

Annesi Tin Tin Tavşan’ın işaret ettiği tarafa bakıp başını iki yana sallamış:

– Herhalde bir derdi var, demiş. Gidip bakalım. Belki yardımcı olabiliriz.

– Bakalım anneciğim.

Yanına gittikleri zaman üzgün tavşan başını kaldırmış…
Gülümsemeye çalışmış. Gözlerinin içi dolu doluymuş.
Tin Tin Tavşan:

– Adım Tin lin. Ya senin adın ne?

Üzgün tavşan çok cana yakınmış. Hemen elini uzatmış:

– Adım Bücür, demiş. Babam öldükten sonra herkes bana öksüz Bücür demeye başladı.

–  Demek baban yok senin?

Öksüz Bücür derin bir nefes almış. Gözlerinden iki damla yaş yanaklarına doğru akmış:

 – Yalnız babam mı, annem de yok…
–  Peki kim bakıyor sana?
– Ninem bakıyor…

Tin Tin Tavşan ağlamaklı olmuş. Sesi titriyormuş:
–  Çok üzüldüm, demiş.

Tin Tin Tavşan gerçekten de çok üzülmüş. Acaba ona nasıl yardım edebilirim diye düşünmüş.

Aklına bir şey gelmiş. Annesinin kızmayacağını biliyormuş zaten. Çantasını hemen boşaltmış.
Öksüz Bücüre uzatmış:

– Çantalarımızı değişelim, ister misin?
 Öksüz Bücür bunu hiç beklemiyormuş:

– Niçin, diye sormuş.

Tin Tin Tavşan, ona yardım etmek istediğini söylememiş. Kabul etmez diye çekiniyormuş:

– Çantan hoşuma gittiği için, demiş. Bir de seninle arkadaş olmak istiyorum. Tabii kabul edersen.

Öksüz Bücür ne yapacağını şaşırmış, kalmış. Kendisini fazla tutamamış. İyi kalpli, yardımsever Tin Tin Tavşan’ın boynuna sarılmış:

– Çok iyisin. Bana yardım etmek istediğini biliyorum. Sağ ol. Fakat çantanı kabul edemem. Fakir insanlar da okuyabilir. Eski çanta ile de okula gidilebilir. Tin Tinin annesi:

– Çantayı al yavrucuğum, demiş. Tin Tin Tavşan’ın arkadaşlık hediyesi olsun.

Öksüz Bücür Tin Tin Tavşan’ın annesine dönmüş:

– Kusura bakmayınız efendim. Tin Tin’in arkadaşlığını çok istiyorum… Ama çantası kendisinde kalsın. Bu sırada zil çalmış. Konuşma böylece bitmiş. Sınıflara doluşmuşlar.

Tin Tin Tavşan, öksüz Bücür’ün yanına oturmuş. Hediyesini kabul etmediği için kızmamış ona. Başka türlü de yardım edebilirmiş.

Fakirliğini saklamaması, bundan utanmaması iyi bir terbiye almış olduğunu gösteriyormuş.

Annesi ve babası olmamasına rağmen o çok iyi yetiştirmiş kendisini…

Vücudu çelimsizmiş ama ahlakı oldukça iyiymiş. Tin Tin Tavşanın annesi hemen bunu fark etmiş

– Aman öksüz Bücürle arkadaş ol yavrum… Çok iyi bir tavşan, demiş.

Okul o gün sona erdiğinde birlikte çıkmışlar. Tin Tin Tavşan’ı annesi kapıda bekliyormuş. İkisini de kucaklamış:

– Okul nasılmış bakalım, diye sormuş. Hep bir ağızdan cevap vermişler:

– Çok güzel.

Dönüşte Tin Tin Tavşan çantasını tekrar öksüz Bücüre vermek istemiş:

– Ne olur al, demiş. Sana arkadaşlık hediyem olsun. Öksüz Bücür Tin Tin Tavşan’ın ellerini tutmuş:

– Bana arkadaşlığını verdin… Bundan daha büyük bir hediye mi olur, demiş. Okulun ilk günü başlayan bu arkadaşlık, uzun yıllar bozulmadan devam etmiş. İki arkadaş daima birbirlerini sevmişler, saymışlar, yardımlaşmışlar.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şaşkın Leylek

Şaşkın Leylek Şaşkın Leylek de diğer leylekler gibi kışa doğru sıcak ülkelere göç edermiş. Ama …

Hasta Olmamak

Hasta Olmamak Bir zamanlar mutlu mu mutlu bir aile yaşarmış. Bu aile ormanın derinliklerinde, kimsenin …

İnatçı Eşek Masalı Oku

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın günü çokmuş. Gün güne, ay aya benzemezmiş. Dizilir giderlermiş günler …

Bir Yorum

  1. Hakan GÜLENÇ

    Bence bu masal çok güzel ama Cook uzun biraz daha kısa olabilirdi ama ben bu masalı yazan kişiye teşekkür ederim Tebrikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir