Tembel Rahip

tembel-rahip
tembel-rahip

Bir zamanlar bir köyde yaşayan bir rahip varmış. Bu rahip bu köyde karısıyla ve iki çocuğuyla beraber yaşıyormuş. Ama hayatını çok değişik bir şekilde yaşıyormuş. Her sabah uyandığında kuyunun yanında banyosunu yapıyormuş. Eve geliyormuş, kahvaltısını ediyormuş ve yeniden uyuyormuş. Bu rahibin hayatta hiçbir eksiği yokmuş. Büyük bir çiftliği varmış. Bu çiftlikte çeşitli meyveler ve sebzeler yetiştiriyormuş. Ama çok kötü birde huyu varmış. Bu rahip çok tembel bir insanmış. Ailesi sürekli düşünce içindeymiş. Çünkü bu rahip hiçbir iş yapmıyormuş, bütün gün uyuyormuş. -Yine mi uyuyacaksın? Uyan artık. Bugün çiftliğe gitmek gerekmiyor muydu? Mahsulümüz sayende berbat olacak. Ama rahibi uyandırmak için harcanan bütün çabalar boşunaymış. Rahip tek gözünü açıyormuş, gülümsüyormuş ve yeniden uyuyormuş. -Yaptığım hiçbir şey fayda etmiyor. Çiftliğe kendi başıma gideyim ve işleri kontrol edeyim. Kısa süre sonra çocuklar gürültü etmeye başlayınca Brahma rahibi uyanmış ve onlarla oynamaya başlamış. Diğer taraftan rahibin karısı çiftlikten eve geri dönerken bir bilgeyle karşılaşmış. Ailesiyle birlikte yemek yemek için onu evine davet etmiş:

-Saygıdeğer bilge. Uzun zamandır sizinle karşılaşma onurunu yaşamıyordum. Benimle birlikte eve gelin, lütfen size hizmet etme şerefini bahşedin bana. -Sen ne kadar cömert birisin. Bu iyiliğinin karşılığını her zaman görürsün umarım, gidelim. Rahibin karısı bilge kişiyle birlikte eve doğru gelirken birde ne görsün. -Çok şükür, uyumuyor. Bak evimize kim geldi. Rahip bilge kişiyi karşısında görür görmez onu eve buyur etmek için dışarı çıkmış. Karıkoca birlikte ona çok iyi hizmet etmişler. Yemesi için yiyecek ikram etmişler. Rahip yemekten sonra yere oturup bilge kişinin ayaklarına masaj yapmaya başlamış. Bilge onların bu hizmetinden ve iyiliklerinden çok memnun olmuş. Sonrada rahibe bir dilekte bulunmasını söylemiş: -Söyle bana, ne istiyorsun? Benden ne dilersen yerine getireceğim. -Ulu bilge, senden tek bir dileğim var benim. Bir daha asla hiçbir iş yapmayayım. Ve benim yerime bütün işleri yapacak birini diliyorum. -Peki, senin bu dileğini yerine getireceğim. Ama sakın unutma, onu her daim meşgul tutacaksın. Hiç boş oturmamalı. -Sen nasıl istersen ulu bilge. Bunu unutmayacağım. Rahibin bu dileğini kabul eden bilge rahiple vedalaşmış ve oradan ayrılmış. Bilge gider gitmezde kocaman bir canavar ortaya çıkmış. -Efendim! Senin her arzun benim için bir emirdir. Söyle, senin için ne yapabilirim? -Tamam. Tek bir şey yap. Git ve çiftliğimi sula, hadi.

Canavar hemen ortadan kaybolmuş. Rahip bunun üzerine çok rahatlamış. Artık hiçbir iş yapması gerekmiyormuş. Canavar bir süre sonra yine ortaya çıkmış. -Efendim, benden yapmamı istediğin o işi bitirdim. Başka ne yapabilirim senin için? -Ne? Sen bu kadar kısa süre içinde bütün çiftliği suladın mı yani? Sana başka ne iş vereyim şimdi? -Bana iş vermek zorundasın efendim. Eğer bana iş vermezsen seni yemek zorunda kalırım. Canavarın bu sözlerini duyan rahip şimdi korkmaya başlamış. Ona hemen başka bir iş vermiş: -Çabuk şimdide bütün tarlayı çapala hemen. -Emredersiniz efendim. Verdiğin işi yapacağım ve biraz sonra döneceğim. Canavar oradan ayrılırken rahip sakinleşmiş ve şöyle düşünmüş: -Bir tarlayı baştan sona çapalamak çok zaman alan bir iştir. Bende o süre içinde gidip bir şeyler yiyebilirim. Rahip bundan sonra karısı ve çocuklarıyla yemek yemek için sofraya oturmuş ama tam o sırada canavar ortaya çıkmış. -Ne? Sen yine mi geldin? Bütün tarlayı baştan sona çapaladın mı? -Evet efendim, sizin için başka ne yapabilirim? Bana bir iş verin. -Yeter. İş, iş, iş… Ne iş vereyim sana? Gel buraya, gel. Kafamla oyna benim. Rahip bu sözleri söyler söylemez canavar rahibin kafasıyla oynamaya başlamış.

-Delirdi mi bu canavar? Durdurun şunu. Yoksa kafamı kıracak benim. Ne yapacağım şimdi? Ne iş vereyim ona? Nasıl kurtulacağım ben bundan? -Ondan kurtulmak istiyorsan ben sana yardım edebilirim ama öncesinde bana bir söz vermeni istiyorum senden. -Tamam, kabul. Hadi söyle hemen. Yoksa kafam birazdan patlayacak. -Bundan sonra bütün işlerini kendin yapacağına dair bana söz ver. -Tamam, tamam. Kabul ediyorum. Lütfen şimdi kurtar beni hadi. -Canavar. Tek iş yapacaksın. Bırak onun kafasıyla oynamayı. Köpeğimiz Moti’nin kuyruğu kıvrıktır, git onu düzelt. -Sizin arzunuz benim için bir emirdir. Hemen düzeltmeye gidiyorum. Kocasının bu halini görmekten memnun olan karısı kahkahalarla gülmeye başlamış. -Ben seni hep uyardım. Bir gün bu tembelliğinin bedelini ödeyeceksin dedim. İşte şimdi ödemiş oldun. -Evet, bütün bunları hak ettim. Ama canavar Moti’nin kuyruğunu düzeltip hemen geri gelecek. O zaman ne yapacağım? -Olur mu öyle şey? Bir köpeğin kuyruğunu düzeltebilecek insan var mı şu dünyada? İnan bana, bütün zamanını bununla uğraşarak geçirecek ama hiçbir zaman görevini tamamlayamayacak. -Sen bugün benim hayatımı kurtardın. Bundan sonra bütün işlerimi kendim yapacağım. Bir daha hiç kimseye de yük olmayacağım. -Ne oldu? Niye hepiniz birden gülüyorsunuz? -Yok bir şey. Sadece o tembel rahibin haline gülüyoruz. -Yaa, o zaman anladınız. İşinizi kendiniz yapmazsanız ne olur bakalım? Söyleyin bana. Bundan sonra hepiniz ödevlerinizi kendiniz yapmaya söz verir misiniz yoksa sizde bir başkası sizin işinizi yapsın diye dilek mi dileyeceksiniz? -Asla. Hahahaha.

Fil Ve KarıncaÇocuk HikayeleriGül Prenses Ve Altın Kuş


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alice Harikalar Diyarında

Alice Harikalar Diyarında

Küçük Alice ve ablası, güneşli bir öğleden sonra parka gitmeye karar vermişler. Ablası kitap okumaya …

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

Altın Kuş

Altın Kuş

Altın Kuş Bir zamanlar dünyanın en özel elma ağacına sahip bir kral varmış. Bu ağaç …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

quis, Praesent ut ut fringilla elit.