Tuzlu Deniz

tuzlu-deniz
tuzlu-deniz

Evvel zaman içinde bir köyde iki kardeş yaşarmış. Büyük kardeş çok zenginmiş. Ama küçük kardeş çok fakirmiş. Biri bütün bayramlarda müsrifçe para harcarmış. Diğerininse hiçbir şeyi yokmuş. Ne yiyecek yiyeceği, ne giyecek giysisi varmış. Küçük kardeşin hiç parası olmadığından ailesi çoğunlukla açlık çekermiş. Küçük kardeş bir gün ağabeyinden yardım istemeye karar vermiş. -Ağabey, çocuklarımın karnı çok aç. Lütfen bana biraz borç ver, onlara biraz yiyecek alacağım. -Buraya sürekli para istemeye geliyorsun ama sana verecek param yok. Defol. Ağabeyinin sözlerinden incinen küçük kardeş orayı terk etmiş. Eve giderken yaşlı bir adama rastlamış. Yaşlı adam bir tomar odun taşıyormuş. -Hey, dur. Onlar ağır olmalı. Ben sana yardım edeyim. -Ne yapacağımı bilemiyorum. Ailem açlık çekiyor ve ben onlara yiyecek götüremiyorum. Çok çaresizim. Ne yapsam acaba? -Demek öyle. Ben sana yardım edebilirim. Sen bu odunları eve götürmeme yardım edersen bende sana seni çok zengin edecek bir şey veririm. -Tamam. Fakir kardeş odunları taşımış ve yaşlı adamı evine kadar takip etmiş. -Teşekkür ederim evladım. Odunları buraya bırakabilirsin. Tanrı seni korusun ve zengin etsin. Yaşlı adam daha sonra bir parça çörek uzatmış ve şöyle demiş: -Al bunu ve ormana git. Yolda yürürken üç erik ağacına denk geleceksin. O ağaçların ardında bir tepe var. Dikkatli bakarsan ufak bir kulübe göreceksin. O kulübeye gir. Orada üç cüce yaşar. O cüceler çöreği çok sever. Bu çöreği mutlaka senden almak isteyecekler. Çöreği onlara ver ama karşılığında para isteme. Onun yerine taştan yapılma bir değirmen iste.

Yaşlı adamın talimatlarını dinleyen fakir kardeş ormana gitmiş. Bir sürü ağacı geçtikten sonra başka bir ağacın yanına gelmiş. Dikkatlice bakınca sıra halinde duran üç erik ağacının olduğunu görmüş. Erik ağaçlarına doğru yürürken tam arkalarında bir kulübenin olduğunu fark etmiş. Kulübeye girdiğinde cüceler ona bağırmaya başlamışlar:-Hey, kimsin sen? Söyle bakalım, içeri nasıl girdin? -Eh, ben… -Hırsız olmalı. Ne çalmaya geldin bakalım? -Ne? Ben hırsız değilim. Ben… Cüceler o anda fakir kardeşin elindeki çöreği görmüşler. Bütün öfkeleri biranda yok olmuş. İçlerinden biri konuşmuş: -Oh! Bizim o çöreği almamız şart. Karşılığında istediğini alabilirsin. -Tamam. Bunu size veririm ama karşılığında bana taştan yapılma değirmeni vermelisiniz. -Kabul ediyoruz ama unutma sıradan bir değirmen değildir bu.

Bunda un öğütürken senin bütün dileklerini yerine getirecektir. İşin bittiği zaman üstünü kırmızı bir kumaşla ört, böylece çalışması durur. Fakir kardeş değirmeni cücelerden almış ve eve dönmüş. Eve varınca karısının ve çocuklarının yerde açlık çektiklerini görmüş. Hemen karısından yere bir örtü sermesini istemiş ve değirmeni örtüye koyup öğütmeye başlamış. -Değirmen, ah değirmen! Bana köri ver değirmen. Ah değirmen bana köri ver. Değirmen köri yapmaya başlamış. Fakir kardeş daha sonra değirmenin üstünü kırmızı bir örtüyle örtmüş ve değirmen köri öğütmeyi hemen durdurmuş. Fakir kardeş örtüyü kaldırmış, değirmeni yine çevirmeye başlamış: -Değirmen, ah değirmen. Bana pirinç ver değirmen. Değirmen anında bir kase pirinç üretmiş. Herkes canı ne isterse onu yemiş. Küçük kardeş değirmenden her gün bir sürü üretmesini istemiş. Un, mercimek, darı ve çok daha fazlasını. Daha sonra her şeyi pazara taşıyıp satıyormuş. Bu sayede bir sürü para kazanmış. Kısa sürede çok zengin olmuş. Kendisi ve ailesi için büyük bir ev inşa etmiş. Artık herkesin giyecek yeni giysileri varmış, herkes mutluymuş. Şu anda onu çok kıskanan büyük ağabeyi hariç.

-Nasıl olur bu? Birkaç gün önce para dilenmeye gelmişti. Ama şimdi biranda çok zengin oldu. Bu işte bir iş var. Ağabeyi gerçeği öğrenmek için kardeşinin evinde bir yere saklanmış. Sırrı öğrenmesi fazla uzun sürmemiş. Ertesi gün, değirmeni çalmış ve ailesiyle birlikte köyü terk etmeye karar vermiş. -Gidelim. Çabuk, hadi! Köyün biraz ilerisinde bir sahil varmış. Zengin kardeş ailesiyle birlikte uzak bir adaya gitmek için deniz kıyısına gelmiş. Yolda giderken değirmeni test etmeye karar vermiş. -Değirmen, ah değirmen. Bana tuz ver değirmen. Değirmen hemen tuz üretmeye başlamış. Ama zengin kardeş şimdi değirmeni nasıl durduracağını bilmiyormuş. Değirmen tuz üretmeye devam etmiş. Ağırlık o kadar artmış ki kayık içindekilerle birlikte batmış. Zengin ağabeyi eğer küçük kardeşini kıskanmasaymış ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilirmiş. -İşte bu yüzden başkalarını kıskanmamalı ve sahip olduklarımızdan mutlu olmalıyız. Çok fazla şey istersek işte bu olur. Kendinizi arkadaşlarınızla kıyaslamayın ve ailenizden yeni oyuncaklar istemeyin. Sizden daha iyi oyuncakları var diye arkadaşlarınızla kavga etmeyin. Zengin ağabey aynısını yaptı ve başına gelenleri hepimiz gördük. Söyleyin bana, artık bir başkasını kıskanacak mısınız? -Asla! Bu hatayı asla yapmayacağız!

Kaplan Ve MandalarÇocuk Hikayeleri Kaplumbağa Ve Akbaba


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kaplan Geliyor Kaplan

Kaplan Geliyor Kaplan

Kaplan Geliyor Kaplan Bu, Krishna adında küçük bir çocuğun masalıdır. Krishna, babası ile birlikte küçük …

Alice Harikalar Diyarında

Alice Harikalar Diyarında

Küçük Alice ve ablası, güneşli bir öğleden sonra parka gitmeye karar vermişler. Ablası kitap okumaya …

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı

Avcı ve Cadı Uzun zaman önce, iyi bir avcı yaşarmış. İyi kalpli bir insanmış. Bir …

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ipsum Praesent dolor. tristique felis accumsan fringilla consequat. in