1 Yaş Hikayeleri10 Yaş Hikayeleri2 Yaş Masalları3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Hikayeleri7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş MasallarıÇocuk Hikayeleri | Çocuk Kitapları OkuHikaye OkuHikayelerMasallarOkul Öncesi HikayelerTürkçe MasallarUyku Öncesi MasallarUzun Hikayeler

Cesur Terzi

Cesur Terzi Masalı
Cesur Terzi Masalı

Bir Vuruşta Yedi Can Hikayesi

Not: Bu masalda ölüm ve şiddet yer almaktadır.

Uzak ülkelerden birinde bir terzi yaşıyormuş. Bir yaz günü bu terzi pencere önündeki masasının başına geçip, büyük bir keyifle harıl harıl dikiş dikmeye başlamış.

Bu sırada kapı önünden geçmekte olan bir köylü kadın “Satılık reçellerim var! Satılık reçellerim var!” diye seslenmiş.

Bu ses terzinin kulağına hoş gelmiş ve başını pencereden çıkararak “Buraya gel hanım! Satışı burada yap.” demiş.

Kadın ağır yüküyle üç merdiven yukarı çıkarak terzinin yanına varmış ve tüm kavanozları yere sermiş. Terzi hepsine bakmış. Eliyle tartmış, koklamış ve sonunda “Bu iyiye benziyor. Bana yüz gram tartsana.” demiş.

İlgili Makaleler

İyi bir satış yapacağını uman kadının morali çok bozulmuş. Reçeli vermiş, az aldığı için homurdanarak oradan uzaklaşmış.

Terzi “Bu reçel şifalı olmalı, bana güç verecektir.” diye düşünmüş. Reçeli bir somun ekmeğe sürdükten sonra “Böyle daha tatlı olacak ama yemeden önce şu ceketi bitireyim. demiş.

Ekmeği yanına koyarak dikişe devam etmiş. Her iğne atışında daha da keyifleniyormuş. Bu arada reçelin kokusu yükselmiş. Bu kokuya bir sürü sinek üşüşmüş.

Terzi “Sizleri kim davet etti!” diyerek bu beklenmedik misafirleri kovalamış. Ama onlar laftan anlamadığı için yine reçele konmuşlar. Sinek sürüsü daha da büyümüş.

Terzinin sabrı tükenmiş. Yerinden kalkarak eline bir havlu almış. “Şimdi görürsünüz gününüzü!” diyerek acımasızca o sineklere vurmuş. Yakaladığı yedi sinek, terzinin önünde yerde yatıyormuş.

“Yaman adammışım!” diye mırıldanarak kendi cesaretine hayran kalmış. “Bunu bütün şehir duymalı!” diyerek bir kuşak dikmiş. Kuşakta “Bir vuruşta yedisi birden!” yazılıymış. Terzi bu kuşağı beline dolamış. Niyeti dünyaya açılmakmış.

Cesaretini sergilemek için şimdi çalıştığı yer ona ufak geliyormuş. Evden ayrılmadan önce, yanına alabileceği bir şey var mı diye her tarafa bakınmış.

Bayatlamış peynirden başka bir şey bulamamış. Onu yanına almış. Kapının önünde çalılığa takılmış bir kuşa rastlamış.

Onu da kurtarıp peynirin yanına koymuş. Yola koyulmuş. Yükü olmadığı için çevik adımlarla yorulmadan yürüyormuş.

Karşısına çıkan dağı aşarak zirveye ulaşmış. Orada koskoca bir dev oturmuş, huzur içinde etrafına bakınmaktaymış.

Terzi korkmadan ona yaklaşmış ve “Merhaba arkadaş! Orada oturmuş dünyayı seyrediyorsun galiba?” demiş ve eklemiş: “Benim niyetim dünyayı dolaşmak aslında. Bana katılır mısın?”

Dev, terziyi yukarıdan aşağı süzdükten sonra “Hadi oradan!” diye söylenmiş. “Öyle mi!” diyen terzi, ceketini açarak beline doladığı kuşağı göstermiş.

Dev “Bir vuruşta yedisi birden!” yazısını okuyunca, terzinin öldürdüklerinin insan olduğunu sanarak bu ufak adama karşı az da olsa korku duymuş. Yine de onu denemek istemiş. Eline bir taş parçası alarak sıkmış ve suyunu çıkarmış.

“Eğer o kadar güçlüysen sen de yap!” demiş. “Bu benim için çocuk oyuncağı!” diye yanıtlamış terzi. Cebinden çıkardığı beyaz peyniri sıkarak suyunu çıkarmış.  

Dev ne söyleyeceğini bilememiş, gözlerine inanamamış. Derken yerden bir taş alarak havaya fırlatmış. Taş gözden kaybolmuş. “Hadi bakalım bücür, sen de yap!” demiş.

“İyi atıştı.” demiş terzi. “Ama o taş nasıl olsa yere düşecek. Benim atacağım hiç geri gelmeyecek!” diyerek cebinden çıkardığı kuşu havaya salmış. Kuş, özgürlüğüne kavuştuğu için uçup gitmiş ve bir daha dönmemiş. “Ee, buna ne diyorsun, arkadaş?” diye sormuş terzi.

“Taş atmakta üstüne yok! Ama bakalım doğru dürüst yük taşıyacak mısın?” diyen dev, terziye yere devrilmiş koskoca bir meşe ağacı göstermiş. “O kadar güçlüysen bana yardım et de, şu ağacı ormandan dışarı taşıyalım!” demiş.

“Olur! Sen ağacın kökünü sırtlan, ben de daha ağır olan dalları taşıyayım.” diye cevaplamış terzi. Dev, koskoca ağacı kökünden kaldırıp sırtlamış. Terzi de dallardan birine oturuvermiş.

Dev arkasına bakamadığı için ağacı ve terziyi birlikte taşımış. Bu ağır yükü bir süre taşıyan dev, daha fazla yürüyememiş ve “Dikkat et, ağacı bırakıyorum!” demiş.

Terzi hemen yere sıçramış. Kollarını ağacın dallarına dolamış sanki taşıyormuş gibi yaparak. “Koskoca adamsın, bir ağacı bile taşıyamıyorsun!” diye sitemde bulunmuş Dev’e.

Birlikte yürümeye devam etmişler. Bir kiraz ağacı görmüşler. Dev, ağacın üst kısımlarını kucaklayıp aşağı eğerek dallarından birini terzinin eline tutuşturmuş.

Ama terzi bu ağacı sabit tutamayacak kadar güçsüzmüş. Dev ağacı bırakır bırakmaz adamcağız havaya uçmuş.

Yaralanmadan tekrar yere indiğinde “Ne oldu yahu, şu incecik dalı tutacak kadar kuvvetin yok mu?” demiş dev.

“Kuvvetim var tabi. Bir vuruşta yedisini haklayan biri için bu bir çocuk oyuncağı!” diye cevap vermiş terzi. “Ben ağaçtan aşağıya sıçradım.

Çünkü aşağıdaki avcı benim olduğum yere nişan almıştı. Cesaretin varsa gel sen de sıçra bakalım!” Dev bunu denemiş ama sıçrayamamış. Dallara takılı kalmış.

Böylece terzi bir kez daha haklı çıkmış. Dev “Mademki bu kadar cesursun, bizim yaşadığımız mağaraya gel. Bir geceyi orada geçir.” demiş. Terzi razı olmuş ve onu takip etmiş.

Mağaraya vardıklarında öbür devler ateşin başındaymış. Her birinin elinde kızarmış birer koyun varmış. Terzi etrafına bakınarak “Burası benim terzihanemden daha büyükmüş.” demiş.

Dev, ona yatacağı yeri göstererek uzanıp yatmasını söylemiş. Yatak terziye çok büyük gelmiş. Oraya yatmayıp bir köşeye sinmiş. Gece yarısı olmuş.

Cesur Terzi İle Dev Hikayesi ve Masalı Oku
Cesur Terzi İle Dev Hikayesi ve Masalı Oku

Dev, terzinin derin bir uykuya daldığını sanarak elindeki demir çubukla yatağa öyle bir vurmuş ki “Onun hakkından geldim!” diye düşünmüş. Devler ertesi sabah erkenden ormana gitmiş. Terziyi öldü sanmışlar.

Terzi ise güle oynaya onların peşine düşmüş. Devler onu görür görmez büyük bir korkuya kapılmış, hepsi öldürülmekten korkarak her biri bir tarafa kaçmış. Terzi, yoluna devam etmiş.

Uzun süre dolaştıktan sonra bir sarayın avlusuna varmış. Yorgun düştüğü için çimlere uzanıvermiş. Terzi, orada yatarken gelen geçen başına toplanmış.

Hepsi kuşaktaki yazıyı okumuş: “Bir vuruşta yedisi birden!” “Vay canına, bu bir savaş kahramanı olmalı.

Burada ne arıyor ki?” diye aralarında konuşarak bu durumu gidip krala haber vermişler. Savaş sona erdiğine göre bu adamdan yararlanılabilirmiş! Bu öneri kralın hoşuna gitmiş.

Adamlarından birini göndermiş ve uyanır uyanmaz terziye orduya girmeyi teklif etmesini emretmiş. Gönderilen adam terzinin yanına varmış.

Ona kralın teklifini iletmiş. Terzi “Ben zaten buraya bunun için gelmiştim. Kralın hizmetine girmeye hazırım!” diye cevap vermiş.

Onu merasimle karşılamışlar ve kendisine özel bir barınak vermişler. Bazı komutanlar onu kıskanmış. Aralarında “Bunu ne yapsak?” diye konuşmuşlar.

“Onunla kavgaya tutuşsak olmaz. Adam bir vuruşta yedi kişiyi birden deviriyor baksanıza! Bu şekilde onunla başa çıkamayız. demişler.

Bunun üzerine kralın huzuruna çıkarak istifalarını vermişler. “Bir vuruşta yedi kişiyi deviren bir adamı çekemiyoruz!” demişler.

Kral çok üzülmüş. Bir kişi yüzünden sadik komutanlarını kaybetmek istemediği için terzinin uzaklaşmasına karar vermiş. Fakat bunu ona söylemeye cesaret edememiş.

Eğer o giderse komutanlarını kaybetmeyecekmiş. Hem de kendisi tahtta kalmayı sürdürebilecekmiş. Uzun düşündükten sonra bir çare bulmuş.

Terziye haber göndererek ona bir öneride bulunmuş. Ülkesinin ormanlarından birinde iki tane dev yaşıyormuş. Bu devler çalıyor, öldürüyor ve her yeri yakıp yıkıyormuş.

Terzi eğer bu iki devi yakalarsa kral kızını onunla evlendirecekmiş ve krallığın yarısı da onun olacakmış.

Bu iş için yanına istediği kadar asker de alabilirmiş. “Tamam!” diye cevap vermiş terzi. “Yüz askere gerek yok. Devleri tek başıma yakalamak istiyorum.

Bir vuruşta yedisini deviren biri, iki kişiden mi korkacak yani!” Terzi yola çıkmış. Yüz asker onun peşinden gitmiş.

Ormanın kenarına vardıklarında terzi onlara “Siz burada bekleyin. Ben devlerin hakkından kendim geleceğim!” demiş.

Sonra ormana dalarak sağına soluna bakınmış. Az sonra devleri görmüş. Bir ağacın altına yatmış, dalların gölgesinde horluyorlarmış.

Terzi her iki cebini taşla doldurduktan sonra ağaca tırmanmış. Orta kısma geldiğinde dallardan birinin üzerine binmiş. Devleri hizalayarak, cebindeki taşları onlardan birinin göğsüne art arda yağdırmaya başlamış.

Dev bir süre hiçbir şey hissetmemiş. Sonunda ayağa kalkarak yanındakini uyandırmış . “Bana niye vuruyorsun?” diye sormuş.

“Sen rüya görüyorsun. Sana vurduğum falan yok!” diye cevap vermiş diğer dev. Tekrar uyumuşlar. Bu kez terzi öbür deve taş yağdırmış.

“Bu da nesi? Niye bana vuruyorsun?” diye sormuş ikinci dev. Birinci dev “Ben vurmadım!” diyerek homurdanmış. Bir süre tartışmışlar.

Ama yorgun oldukları için daha fazla didişmeden yeniden uyumuşlar. Terzi aynı oyuna yeniden başlamış. En iri taşı alarak var gücüyle birinci devin göğsüne fırlatmış.

“Bu kadarı yeter artık!” diye yerinden fırlayan dev, arkadaşını deliler gibi ağaca çarpmış. Ağaç zangır zangır titremiş.

Öbürü de aynı şekilde karşılık verince öyle kavga etmeye başlamışlar ki, ağaçlar yıkılmış. Birbirlerini ağaçlara iteleyince de dallara dolanıp oldukları yerde hareketsiz kalakalmışlar.

Kılıcını çekip saçını başını dağıtan terzi kendine yorulmuş görüntüsü vermiş. Sonra askerlerin yanına varmış. “Bu iş bitti, ikisini de yakaladım.

Benim gibi bir vuruşta yedisini deviren birine karşı hiç şansları yoktu.” demiş. “Siz yaralanmadınız mı?” diye sormuş askerler.

Cesur Terzi İle Dev Hikayesi ve Masalı Oku
Cesur Terzi İle Dev Hikayesi ve Masalı Oku

Terzi, “Yok yahu, kılıma bile dokunamadılar!” diye cevap vermiş. Askerler ona inanmayıp ormana dalmışlar. Devleri ve devrilmiş ağaçları görünce fikirleri değişmiş.

Terzi kraldan vermiş olduğu sözü tutmasını istemiş. Kral söz verdiğine pişman olmuş. Şu adamdan nasıl kurtulsam diye düşünüp duruyormuş.

“Kızıma ve krallığımın yarısına sahip olmadan önce kahramanca bir şey daha yapmalısın. Ormanda koskoca bir gergedan dolaşıp durmakta.

Her tarafa zarar veriyor. Önce onu yakalayacaksın!” demiş. “İki devden korkmadım da bir gergedandan mı korkacağım?

Benim gibi bir vuruşta yedisini deviren adam!” diye cevap vermiş terzi. Bir baltayla bir kement alarak ormana dalmış.

Bu kez de kendisine katılan askerleri ormanın dışında bekletmiş. Birden gergedan ortaya çıkmış, terziye saldırmış.

Terzi “Ağır ol bakalım! Bu o kadar kolay değil!” diye söylenerek olduğu yerde kalmış ve hayvanın gelmesini beklemiş. Hayvan tam yaklaşmışken bir ağacın arkasına sıçrayıvermiş.

Gergedan tüm gücüyle ağaca toslamış ve boynuzunu ağacın gövdesine öyle bir geçirmiş ki, bir daha çekip çıkaramamış. Terzi, ağacın arkasından çıkarak gergedanın yanında beklemiş.

 Gürültüyü duyan askerler koşa koşa ağacın yanına gelmişler. Terzinin gergedanı yakaladığını görmüşler.

Hepsinin ağzı şaşkınlıktan bir karış açık kalmış. Böylece kahramanımız kralın huzuruna varmış. Kral da ister istemez kızını ve kraliyetinin yarısını ona vermek zorunda kalmış. Görkemli bir düğün gerçekleşmiş ve terzi kral olmuş.

Bir zaman sonra genç kraliçe, rüya görmekte olan kocasının “Bana bak oğlum, şu yeleği hazırla, pantolonu da dik! Yoksa kulaklarını çekerim ha!” diye konuştuğunu duymuş.

 O zaman onun nasıl bir yerden geldiğini tahmin edip hemen babasına haber vermiş. Kocası meğer bir terziymiş.

Kral “Bu gece yatak odasının kapısını açık bırak. Askerlerim dışarıda bekleyecek. Kocan uyur uyumaz onu yakalayıp bağlayacaklar.

Sonra da bir gemiye bindirip dünyanın öbür ucuna gönderecekler.” demiş kızına. Bu fikir kızının hoşuna gitmiş.

Bu konuşmayı işiten bir saray görevlisi genç krala durumu bildirmiş. “Ben onları yola getiririm!” demiş terzi.

Akşam olunca her zamanki saatte yatmış. Az sonra karısı onun uyuduğunu sanarak kalkıp kapıyı açmış.

Sonra tekrar dönüp yatağa yatmış. Uyuma numarası yapan terzi bu kez yüksek sesle şöyle bağırmış:

“Bana bak oğlum! Şu yeleği hazırla, pantolonu da dik! Yoksa kulaklarını çekerim ha! Ben ki, bir vuruşta yedisini yere sermişim. İki devi ve gergedanı yakalamışım.

Beni kapı dışında bekleyenlerden mi korkacağım? Terzinin konuştuğunu duyan askerler büyük bir korkuya kapılarak oradan kaçmışlar ve kimse terziye yaklaşmaya cesaret edememiş. Böylece terzi ömrü boyunca kral olarak yaşamış.

HikayelerHikaye Oku5 Yaş Masalları

YILDIZ VERMEYİ UNUTMAYIN 🙂
6 Oy

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Çocuklarımıza böyle gaddar krallın istediklerini yapmanayı öğretin. Masalınızı hiç beğenmedim.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu