Elmas Nine Hikayesi

Elmas Nine Masalı

Abone Ol google news
Elmas Nine Masalı
Elmas Nine Masalı

Elmas Nineden Öğütler

Elmas Nine bahçe içinde küçük bir kulübede otururmuş. Hayvanları da çok severmiş.

On kadar kedisi, bir o kadar da tavuğu varmış. Onları da arkadaş gibi konuşur, dertleşirmiş.

Tavukları hemen her gün yumurtlarmış. Yiyeceği kadarını yer, gerisini satarak geçinirmiş.

Herkesin iyiliğini istermiş. Komşularına gücü yettiği kadar yardım etmeye çalışırmış. Kısacası Elmas Nine, az rastlanan yardımseverlerden biriymiş.

O gün tavuklarına yem atmış. Daha sonra biraz dinlenmek için bahçesindeki ağaca yaslanmış.

Bir dut ağacıymış bu. Zamanı gelince tatlı meyveler verirmiş. Öylece dinlenirken, birden bahçe girişinin önünde dilenci kılıklı bir kadın görünmüş.

Çıkınını omzuna asmış. Eğri büğrü bir sopaya dayanıyormuş.

 “Zavallıcık… Şuna bir sadaka vereyim.”

Diye düşünmüş Elmas Nine.

Para kesesini yanında taşırmış. İçinde her zaman bir. Kaç kuruş bulunurmuş. Sattığı yumurtaların parasıymış bunlar. Hepsini avucuna boşaltıp saymış. Topu, topu yedi yüz kuruş çıkmış. Dilenci kadına uzatmış:

 – Al bunu, demiş.

Dilenci kadın sert sert Elmas Nine’nin yüzüne bakıyormuş. Bir yandan da çıkınını sırtından indirmeye çalışıyormuş.

Elmas Nine koşmuş:

– Dur sana yardım edeyim.

Dilenci kadın hırçın bir sesle bağırmış:

– Bırak çıkınımı.

Sonra da avucunu açmış:

– Parayı ver, cimri kadın.

Elmas Nine şaşırmış şaşırmasına, ama sesini çıkarmamış. Dilenci kadının haline acıyormuş. Bu yüzden de yardım etmek istiyormuş:

– Karnın aç mı, diye sormuş.

Dilenci kadın:

– Sana ne?

Elmas Nine yine kızmamış:

– İçeri gel de sana yumurta kırayım.

Dilenci kadın buna hiç itiraz etmemiş. Tıpış, tıpış Elmas Nine’nin önünden yürümüş. O önde, Elmas Nine arkada kulübeye girmişler. Dilenci kadın ayaklarına dolaşan kediye bir tekme savurmuş:

– Defolun pis hayvanlar, diye bağırmış.

Elmas Nine bu söze çok üzülmüş:

– Onlar pis değil, demiş. Her sabah yıkarım. Benim arkadaşlarımdır.

Dilenci kadın hırsla Elmas Nine’ye dönmüş.

– Yemek ver bana, demiş. Elmas Nine:

– Şimdi yumurta kırarım, demiş.

Fakat dilenci kadın onu eteğinden yakalayıp çekmiş:

– Yumurtayı sen ye, ben tavuk istiyorum.

– Tavuk mu?

– Evet tavuk. İyiliksever olduğunu söylediler. Bir iki yumurta ile herkes iyilik yapar. Tavuk kes de anlayayım iyiliğini.

– Ama geçimimi o tavuklardan sağlıyorum. Üstelik onları çok seviyorum.

Evlatlarım gibidir onlar. Dilenci kadın bir kahkaha atmış:

– Bak nasıl ayakların dolaşıyor, diye konuşmuş. Ne oldu iyilikseverliğine?

Elmas Nine iyilik edenin iyilik bulacağını düşünmüş:

– Peki, demiş. Kümes şu yanda. Beğendiğin bir tavuk seç ve kes. Tüylerini yol. Ben suyu ısıtayım.

Dilenci kadın söylene söylene gitmiş. Az sonra tavuğun cıyaklamaları Elmas Nine’nin kulağına kadar gelmiş.

Bu sesi duymamak için parmakları ile tıkamış kulaklarını. Gözlerinden yaşlar boşalmış.

– Zavallı çilli tavuğum benim, diye mırıldanmış. Dilenci kadın yolunmuş bir tavukla geri dönmüş. Tavuğu Elmas Nine’nin önüne fırlatmış:

– Al, pişir. Fakat çabuk ol. Açlığa dayanacak halim kalmadı. Elmas Nine sessiz sedasız söylenenleri yapmış. Tavuğu temizlemiş. Ağlaya ağlaya tencereye koymuş. Dilenci kadın, oturduğu yerden Elmas Nine’yi seyrediyormuş. Pişirmeye başladığını görünce:

– Olmaz, diye bağırarak yerinden fırlamış. İçine pirinç dolduracaksın.

– Pirinç mi?

– Elbette pirinç. Ben tavuk pilavını severim.

Kulübede bir tek pirinç tanesi bile yokmuş. Zaten o sene kurak geçmiş. Ekin olmamış. Bu yüzden de pirinç ateş pahasıymış.

– Evde pirinç yok, demiş Elmas Nine. Dilenci kadın bir kuru ağaç dalını andıran parmağını Elmas Nine’ye doğru sallamış:

– İyilikseverliğin bu kadar mıydı hani?

– Ama pirinç yok ne yapabilirim? hani?

– Satın al.

– Hiç param kalmadı.

Dilenci kadın bir kahkaha daha atmış!

– Tavuklarını sat.

Elmas Nine hayretten donakalmış:

– Hadi ne duruyorsun? Satsana tavuklarını. İyilikseverliğine ne oldu? Elmas Nine doğrulmuş:

– İyilik eden kötülük bulmaz, diye söylenmiş.

– Böyle diyorsun, ama iyilik etmekten de kaçınıyorsun.

– Çok aç olduğunu söylemiştin. Benim tavukları satıp pirinç almam, sonra buraya dönmem uzun zaman alır.

– Beklerim, demiş dilenci kadın. İyi iş geç olur derler. Elmas Nine dibi tutmasın diye tencereyi ateşten indirmiş. Kapıya yürümüş:

– Peki, demiş. Tavuklarımı da satıp sana pirinç alacağım. Bahçeye çıkmış. Kümesi bir iple sırtına bağlamış. Zavallı Elmas Nine iki büklüm pazar yerinin yolunu tutmuş. Görenler şaşırmışlar:

– Sen tavuklarını evlatların gibi severdin. Nereye götürüyorsun Elmas Nine, diye sormuşlar.

Elmas Nine ağladığını belli etmemeye çalışmış:

– Satmaya, demiş.

– Niçin?

Başına gelenleri anlatmak istememiş:

– Tavuklardan bıktığım için, demiş. Fakat meraklarını gideremiyorlarmış. Durmadan soruyorlarmış:

– Parasını ne yapacaksın? — Pirinç alacağım.

– O kadar pirinci yalnız başına nasıl yersin?

Elmas Nine:

Elmas Nine Hikayesi
Elmas Nine Hikayesi

– Yerim, demiş. Ben pirinci çok severim.

Elmas Nine’nin yalnızlıktan aklını kaçırdığına karar vermişler.

“Başka türlü olsaydı hiç tavuklarını satar mıydı…” demişler görenler.

Elmas Nine tavuklarını satmış. Eline geçen parayla pirinç alarak geri dönmüş. Pirinç çuvallarını kulübenin ortasında indirmiş:

– İşte geldim, demiş.

Fakat etrafta kimsecikler yokmuş. Ne dilenci kadın, ne dilenci kadının çıkını, ne de eğri bürü sopası varmış. Hepsi yok olmuş.

– Nereye gitti acaba?

Elmas Nine bahçeye çıkmış. “Belki açlıktan bir köşeye bayılıp kalmıştır…” diye her yanı iyice aramış. Fakat dilenci kadın yokmuş.

“Elmas Nine vaktinde dönemediği için çok üzülmüş.

Dilenci kadınıyım. Beklemekten usanıp gittiğini sanıyormuş:

– Yazık oldu emeklerime, demiş.

Zavallı dilenci kadın da karnını doyurmadan, aç aç gitti.

Tavuklarına üzülmüyormuş da dilenci kadının aç gittiğine üzülüyormuş.

Aradan birkaç gün geçmiş. Elmas Nine hava almak istemiş.

Bahçeye çıkmış. Birden kulağına tavuk sesleri gelmiş. İyice dinlemiş. Yanılmıyormuş, seslerin geldiği tarafa yürümüş. Ne görsün?

Tavukları aynen eski yerlerinde durmuyor mu?

Evet, evet kendi tavuklarıymış.

Hepsini tanıyormuş.

 Tek, tek isim bile vermiş hepsine. Şu karagöz, şu Ayşe şu İbik, şu Çardak.

Kendi tavuklarıymış. “Kim getirmiş olabilir acaba?” diye düşünmüş…

Bütün gün düşünmüş, ama bir türlü bulup çıkaramamış.

Akşama doğru bir mektup getirmişler ona.

Elmas Nine şimdiye kadar kimseden mektup almamış. Çünkü uzun zamandır kimsesi yokmuş.

Merakla açmış. İri harflerle şunlar yazılıymış.

“Elmas Nine. Kusurumu bağışla. Ben ülkenin en zengin kadınıyım. İyilik etmeyi severim. Senin de sevdiğini duyunca denemek istedim. Dilenci kılığına girip evine geldim. Gördüm ki sen benden çok daha Üstünsün. Tavukları sattığın adamdan iki misli para vererek geri aldım. Seni sarayıma almak istiyorum. Yarın iki hizmetkarım seni almaya gelecekler. Ne olur itiraz etme. Zenginim, ama yalnızım. Dert ortağım olursun. Allahaısmarladık.

Elmas Nine bunu hiç ummazmış. Şaşırmış kalmış. Gözü tavuk kümesine takılmış. Sevgiyle uzun uzun bakmış:

– Kedilerimi, tavuklarımı da kabul ederse elbette giderim, demiş.

Ve hafif bir sesle ilave etmiş:

– İyilik eden, kötülük bulmaz…

Ertesi gün iki kişi gelmiş. Elmas Nine’ye iyiliksever zengin kadının hizmetçileri olduklarını söylemişler. Elmas Nine:

– Kedilerimi, tavuklarımı almama izin verirseniz gelirim, demiş.

Hizmetçiler kabul etmişler. Ve Elmas Nine iyilikseverliğin ödülü olarak saraya yerleşmiş. Hayatının geri kalan kısmını daha fazla iyilik ederek burada geçirmiş.

7 Yaş MasallarıDers Verici HikayelerDede Korkut Hikayeleri


Benzer İçerikler

Ya Secdeye Kapanacağı Tutarsa?
Ya Secdeye Kapanacağı Tutarsa Hikayesi
Küçük Çırak Masalı
Küçük Çırak Hikayesi
Güvercin ile Karınca Masalı
Güvercin ile Karınca Hikayesi
Tahta Çanak Masalı Oku
Tahta Çanak Hikayesi

Yorumlar

  1. Ali says:

    Yazara teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.