Fare İle Küçük Arı Hikayesi

Fare İle Küçük Arı Masalı

Abone Ol google news
Fare İle Küçük Arı
Fare İle Küçük Arı

Fare ile Arı Dostluğu

Küçük arının adı Uçan’mış. Çok iyi kalpli ve yardımsevermiş. Ama bahçedeki fare onu küçümser, her fırsatta büyüklüğünü göstermeye çalışırmış.

Uçan, bir gün bahçede geziniyormuş. Bahçedeki su birikintilerinden birinin içine düşmüş. Kanatları ıslanmış, gövdesine yapışmış.

Uçamadığı için güneşin altına uzanmış, kurulanıyormuş. Fare onu o halde görünce alay etmek için fırsat çıktığını düşünmüş.

Öyle bir kahkaha atmış ki arıcık korkusundan havaya sıçramış. Sonra gelenin fare olduğunu görünce toparlanmış. Islaklığını anlamasını istemiyormuş. Alay edeceğini biliyormuş çünkü.

Ama fare çoktan işin farkına varmış, alaya bile başlamış:

– Artık ismini değiştirmen lazım Uçan. Baksana, kanatların yapış, yapış olmuş. Artık uçmadığına göre Uçan adını taşımaya layık değilsin.

Uçan güçlükle kanatlarını çırpmaya çalışmış. Ama kımıldamamışlar bile. Fare yine alay etmiş:

 –  Boşuna gayret gösteriyorsun. Artık uçamazsın sen.

Benim gibi yerde dolaşmaya mahkumsun.

Yanına yaklaşmış. Ayağı ile dürtmüş:

– Kalk buradan, ayak altında dolaşma. Senin gibi cüssesi küçük soytarılar hadlerini bilseler olmaz sanki! Kendinizi bir şey sanıyorsunuz. Oysa bak, azıcık bir ıslaklık canınıza okuyor.

– Ama ben kibirlenmiyorum ki!

Fare dudak bükmüş:

– Kibirlenmiyormuş! Şuna da bakın hele! Sen değil misin vız, vız başımın üstünde durmadan uçan?

– Yoo, ben değilim. Ben kimseyi rahatsız etmem.

Fare sesini yükseltmiş:

– Sen değilsen kardeşindir, kardeşin değilse akrabandır. Dolaşma ayak altında dedim o kadar! Küçük Uçan boynunu bükmüş:

– Benden iri yapılısın. Ama kendine güvenme.

– Vay vay vay! Demek meydan okuyorsun ha!

– Yoo, meydan okumuyorum.

– Şimdi de inkâr ediyorsun!

– İnkâr da etmiyorum. Çünkü meydan okumuş değilim. Sadece kuvvetine güvenme diyorum. Bir kedi görünce saklanacak delik arıyorsun ama…

Fare kedi sözünü duyunca korku ile etrafına bakmış. Bahçenin her yanını bakışlarıyla araştırmış. Görünürlerde kediden eser yokmuş.

Cesaretlenmiş: — Ben hiçbir şeyden korkmam. Çok kuvvetliyim.

– Korkmuyor musun sahi, demiş Uçan.

– Hayır, niçin korkacakmışım? Kedi bana yetişemez bir kere. Sonra benim geçtiğim yerlere burnunu bile sokamaz. Geçen gün yuvama bir kedi burnunu uzatmıştı. Burnunu nasıl dişledim bir görsen…

Uçan bunun yalan olduğunu biliyormuş. Farenin kedinin kokusunu alınca en yakın deliğe kendini nasıl attığını görmüş kaç kez.

İnce, ince gülmüş:

Fare İle Küçük Arı Hikayesi
Fare İle Küçük Arı Hikayesi

– Isırdın demek!

– Hem de nasıl? Öyle bir ısırdım ki…

Küçük arı ona bir ders vermeyi düşünmüş. Gözlerini farenin arkasına doğru dikmiş:

– Arkanda bir kedi olduğunu söylersem ne dersin?

Fare birden afallamış. Arkasına bakmayı akıl etmeden sıçramış. Bir ağaç kovuğuna atmış kendini.

Uçan, ardından kahkahalarla gülüyormuş. Artık kanatları da kuruduğu için hayli keyiflenmiş.

Uçabileceğini anlayınca fareden de korkusu kalmamış. Sesini yükselterek bağırmış:

– Daha adını duyunca kendini kovuğa attın! Hani kedinin burnunu ısırmıştın?

Fare bunun bir yalan olduğunu anlayınca öyle kızmış ki… Bir sıçrayışta arının yanına varmış.

– Seni küçük maskara seni, diye bağırmış. Ayağımın altında ezeceğim seni…

Uçan kendinden emin konuşmuş:

– Yalan söylemenin sonu budur işte, diye dudak bükmüş. Hiçbir zaman olduğundan kuvvetli görünmeye kalkışma… Yoksa böyle gülünç olursun.

 Farenin öfkesi bir kat daha artmış:

– Seni ezeceğim, diye bağırmış. Küçük arının üstüne atılmış.

Fakat Uçan, kanatlarını açmış ve havalanmış. Farenin üstünde birkaç kere dönmüş:

– Vız, vız, vız… Şimdi seninle istediğim kadar alay edebilirim. Ama ben bunu yapmayacağım.

Başkalarıyla alay etmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu biliyorum.

– İn de göstereyim dünyanın kaç bucak olduğunu!

– Bu kibrinden vazgeç. İntikam iyi bir şey değildir. Belki bir gün bana ihtiyacın olur.

– Sana ihtiyacım olacak öyle mi? Bana ne yardımın dokunacak ki? Hoş, dokunsa da kabul etmem ya! Ben senden daha kuvvetliyim, daha cesurum.

– Pekâlâ, öyle olsun.

Fare, Uçan’ı ele geçiremeyeceğini anlayınca işi hileye dökmüş. Tatlı bir dille seslenmiş:

– Arı kardeş, arı kardeş! Hemen kızıyorsun sen de canım… İki lakırdı edecektik, kalktın gidiyorsun.

– Ama benimle alay ediyorsun. Hem biraz evvel intikam almaktan bahsediyordun.

Farenin yüzünde sahte bir gülümseme belirmiş:

– Ne intikamı canım? Bütün hayvanlar kardeştir. Ne kadar iyi kalpli olduğumu zamanla anlayacaksın.

– Senin ha!

– Tabii benim. Geçen gün bir arı hastalanmıştı. Yuvama taşıyıp ben baktım. İyileşince bana nasıl teşekkür etti bilemezsin.

Uçan daha tecrübesizmiş. Bu samimi sözlere inanmış. Bir iki vızladıktan sonra farenin biraz uzağında yere inmiş.

Fare:

– Canım, demiş. Niçin öyle uzakta duruyorsun? Yabancı mıyız biz? Yaklaş hele…

Her şeye rağmen Uçan pek güvenemiyormuş.

– Buradan da konuşabiliriz pekâlâ, demiş. Söyle ne söyleyeceksen.

– Şey, sana bir hikâye anlatacaktım da… Babamın başından geçen bir hikâye. Zavallıcığı kapana kıstırmışlardı. İki bacağı birden incindi. Gövdesinin birçok yerinde de hasar vardı.

Uçan meraklanmış:

– Yakalandı mı, diye sormuş.

Fare bir yandan olayı anlatıp Uçan’ı meraklandırıyor, bir yandan da bacaklarını sürüye, sürüye yakınına sokuluyormuş.

Niyeti bir atılışta Uçan’ı dövmekmiş. Fakat Uçan bunun farkında değilmiş.

Kendini hikâyeye öylesine kaptırmıştı kİ her şeyi unutmuş gitmiş. Fareyi dost olarak görüyormuş.

Fare devam etmemiş. İstediği yakınlığa sokulmuş. Birden atılmış. Ağzını hiddetle açıp kapamış. Uçan ismine layık bir çabuklukla çoktan havalanmış bile…

– Utanmaz hilekâr, diye bağırmış. Beni kandırıp dövecektin demek. Şimdi seni bir güzel sokarsam aklın başına gelir.

Sonra bu fikrinden vazgeçmiş:

– İntikam hissi iyi bir his değildir, diye mırıldanmış. Kırlara doğru uçmuş. Birkaç gün sonra tekrar bahçeye gelmiş. Farenin tiril, tiril titrediğini görmüş:

 – Ne oldu sana, diye sormuş. Fare zorla çıkan bir sesle:

– Zehirlendim. Yediğim ekmek kırıntılarında meğer zehir varmış. Nereden bilebilirdim? Şimdi hastalandım.

Arıcık, farenin haline çok üzülmüş. Eskiden kendisine çektirdiklerini hatırlamıyor da değilmiş.

Ama vicdanı ona yardım etmesi gerektiğini söylüyormuş.

Fare İle Küçük Arı Masalı
Fare İle Küçük Arı Masalı

– Sana bal getireyim. Bal, zehirlenmeye iyi gelir. Fare halsizce mırıldanmış:

– İyi ama senin getireceğin bal, dişimin kovuğunu bile doldurmaz.

Arı zaman kaybetmenin fare açısından iyi olmayacağını düşünerek hemen havalanmış.

– Başına ne geldiyse başkalarını küçük görmekten geldi ya, diye mırıldanmış.

Kovanına doğru uçmuş. Kovana gider gitmez durumu hemen annesine açmış. Arıların annesi hemen kovanın bütün arılarını toplamış:

– Hepiniz yüklenebildiğiniz kadar bal yüklenin ve doğru Uçan’ı takip edin. Ağır hasta olan bir hayvana yardım edeceğiz. Çabuk olun ama, demiş.

Arılar aceleyle bal yüklenmişler. Arı sürüsü Uçan’ın peşine takılıp bahçeye iniş yapmış.

Uçan arkadaşlarının yardımı ile farenin önüne bir yaprak çekmiş. Taşıdıkları balı teker, teker gelip bunun içine dökmüşler. Bu iş bittiği zaman kocaman yaprak balla dolmuş. Uçan acı çekişmekte olan farenin yanına gitmiş:

– Hadi bir parça gayret, diye teşvik etmiş. Azıcık kımılda. İşte sana bal getirdik.

Fare acıdan kıvranıyormuş. Gözleri zorlukla görmeye başlamış. Son gayretini de sarf ederek ağzını içi bal dolu yaprağa uzatmış.

Yedikçe açılmış, açıldıkça yemiş. Aradan hayli zaman geçmiş. Uçan’dan başka herkes uçup kovanına gitmiş. Uçan farenin başucunda bekliyormuş. Onun biraz daha iyileştiğini görünce mutlu oluyormuş.

Artık fare tamamen toparlanmış. Minnetle küçük arıya bakmış:

– Uçan sana nasıl minnettarım bir bilsen… Ben hep kendimi üstün tuttum. Seni küçümsedim. Bana yardım edemeyeceğini sanıyordum. Artık kimseyi küçük görmeyeceğim. Sana hayatımı borçluyum. Uçan boynunu bükmüş:

– Arkadaşlarımın yardımı olmasaydı tek başıma bir şey yapamazdım ki, diye mırıldanmış.

Ondan sonra fare ile hep iyi geçinmişler. Birbirlerine her zaman yardım etmişler. Bazı hayvanlarsa bir arı ile bir farenin arkadaşlığına hayret ediyor:

– Dünyada amma da tuhaf şeyler oluyor ha, diye başlarını sallıyorlarmış.

Eğitici Masallar7 Yaş MasallarıDers Verici Hikayeler


Benzer İçerikler

Kırmızı Kedi Hikayesi
Kırmızı Kedi Hikayesi
Ya Secdeye Kapanacağı Tutarsa?
Ya Secdeye Kapanacağı Tutarsa Hikayesi
Konuksever-Tavsan
Konuksever Tavşan Hikayesi
Keloğlan ve Fare
Keloğlan ve Fare Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.