None
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, yemyeşil tarlaların, berrak suların ve neşeyle dolu ormanların arasında kurulmuş küçük bir hayvan çiftliği varmış. Bu çiftlik, minik dostlarımızın birbirleriyle yardımlaşmayı, sevgiyi ve doğayı öğrenip geliştirdiği, eğlence dolu bir yer imiş. Çiftliğin sahibi, nazik kalpli Bay Ahmet Amca imiş. Ahmet Amca, hayvanlarına büyük bir özen gösterir, onlara hem yiyecek hem de sevgi verirmiş. Her sabah erkenden uyanır, çiftliğin kapısını açar, hayvanları selamlar ve günün planını yaparmış.
Çiftlikte, tavuklar, inekler, koyunlar, keçiler, domuzlar ve hatta birkaç sevimli at bir arada yaşarmış. Her biri farklı sesler çıkarır, farklı davranışlar sergiler ve çiftlik hayatını renklendirirmiş. Küçük Kiki adında altı yaşında bir tavuk, diğer hayvanlardan daha meraklı ve hareketliymiş. Kiki, sabah erkenden öterek güne başlamayı, çiftliğin etrafında koşturmayı çok severmiş. Diğer hayvanlar ise onun bu enerjisini izleyip gülümser, “Kiki, sen bizim küçük araştırmacımızsın,” dermiş.
Bir sabah, Bay Ahmet Amca çiftliğe yeni bir proje başlatmak istemiş. “Sevgili dostlarım,” diye seslenmiş, “Bugün hep birlikte çiftliğimizdeki bahçeyi güzelleştireceğiz. Böylece, hem siz sağlıklı yiyecekler yetiştirirsiniz hem de doğayla bütünleşir, çevremizi koruruz.” Tüm hayvanlar bu fikri çok sevmiş. İnek Mırmır, “Biz süt veriyoruz, tarlada da lezzetli sebzeler yetiştirebiliriz,” diye düşünmüş. Koyun Yumuşak, “Ben de tüylerimi sakın bırakmayacağım; toprağa doğal gübre vereceğim,” demiş. Herkes, işin bir parçası olmak için heyecanlanmış.
Kiki, bahçeyi gezip tohumları dikkatle incelemiş. “Bakın,” demiş, “bu tohumlar gelecek için umut demek. Her biri, büyüyüp lezzetli meyve ve sebzeler verecek!” Diğer hayvanlar da onun bu neşesine ortak olmuşlar. At Süslü, “Doğa bize her gün yeni bir sürpriz sunar; biz de onun bu sürprizlerine şahit olalım,” demiş. Domuz Şirin ise, “Biz de birlikte çalışırsak, çiftliğimiz daha da güzelleşecek,” diye eklemiş. Bay Ahmet Amca’nın yönlendirmesiyle hayvanlar, bahçeyi düzenlemeye başlamışlar. Kimi toprağı kazmış, kimi tohum ekmiş, kimi de sulamayı üstlenmiş. Herkesin el birliğiyle çalıştığı bu gün, çiftlikte neşe ve birliktelik dolu anılar bırakmış.
Çalışmaların arasında hayvanlar, birbirlerine hikayeler anlatmışlar. İnek Mırmır, “Benim annem bana, süt vermekle sadece beslemekle kalmayıp, sevgi de dağıttığını söylemiş,” demiş. Koyun Yumuşak, “Benim yumuşak tüylerim, sıcaklık ve konfor demek. Her birimizin bir görevi var, doğanın düzenine katkı sağlıyoruz,” diye eklemiş. Bu sözler, küçük Kiki’nin aklında derin izler bırakmış. “Biliyorum,” diye düşünmüş Kiki, “biz sadece hayvan değiliz; aynı zamanda doğanın en değerli parçalarıyız. Her birimiz, bu güzel çiftliğin birer parçası, birlikte büyük bir aileyiz.”
Gün boyunca sürdürdükleri çalışmaların ardından, akşam güneşi yavaş yavaş ufka yaklaşmaya başlamış. Çiftlikte herkes, günün yorgunluğunu atmak için bir araya gelmiş. Bay Ahmet Amca, “Sevgili dostlarım, bugün çok güzel işler başardık. Çiftliğimizin bahçesi artık geleceğe umut taşıyan bir alan oldu. Unutmayın, doğayı korumak ve ona sahip çıkmak, bizim en büyük görevimizdir,” diyerek sözlerini tamamlamış. Hayvanlar, bu sözlerle bir kez daha birbirlerine sarılmış, sevgi ve dostluk içinde güneşin batışını izleyerek huzur dolu bir akşam geçirmiş.
O akşam, çiftliğin hemen yanında küçük bir gölet varmış. Göletin kenarında, birlikte oynayan ve sohbet eden hayvanlar, suyun yansıttığı renkli ışıklarla masalsı bir atmosfer yaşamışlar. Kiki, “Bugün öğrendim ki, hep birlikte çalışmak ve doğaya saygı göstermek, bizi daha mutlu eder. Birlikte hareket edersek, hiçbir zorluk bizi durduramaz!” demiş. Diğer hayvanlar da Kiki’nin bu sözlerine katılmış; “Evet, biz bir aileyiz ve birlikte güçlüyüz,” diye seslenmişler.
Ertesi sabah, günün ilk ışıklarıyla birlikte, çiftlikte yeni maceralar başlamış. Kiki ve arkadaşları, bahçede yetişen sebzeleri toplarken, Bay Ahmet Amca’nın anlattığı değerli dersleri de akıllarında tutmuşlar. Hayvanlar, çiftlikte birbirlerine yardım etmeyi, doğaya saygı göstermeyi, sabırla çalışmayı ve en önemlisi, sevgiyle yaşamayı öğrenmişler. Bay Ahmet Amca’nın söylediği gibi, “Her gün bir mucize yaratılır; siz bu mucizelerin yaşayan örneklerisiniz.”
Çiftlikteki bu güzel düzen, gün geçtikçe diğer hayvan çiftliklerine de ilham vermiş. Komşu çiftliklerden hayvanlar gelmiş, Kiki ve arkadaşlarıyla birlikte çalışmış, doğanın sunduğu güzellikleri paylaşmışlar. Böylece, hayvanların yaşadığı çiftlik sadece kendi içinde değil, çevre çiftliklerde de bir sevgi ve yardımlaşma örneği haline gelmiş. Herkes, doğayla uyum içinde yaşamayı, birlikte çalışmanın ve paylaşmanın gücünü anlamış.
Günler, haftalar, aylar geçmiş; her yeni gün, çiftlikte daha da büyüyen bir sevgi, saygı ve dayanışma ortamı oluşmuş. Küçük Kiki, diğer hayvanlara liderlik etmiş, doğanın sırlarını, tohumların büyüme sürecini, suyun önemini ve taze havanın insanlara getirdiği huzuru anlatmış. Hayvanlar, her akşam günün sonunda, bir araya gelip yaşadıkları güzel anları hatırlamış, gelecek günler için umut ve sevinçle uykuya dalmışlar.
Bir gün, Bay Ahmet Amca, tüm hayvanları toplayarak, “Sevgili dostlarım, sizler sayesinde çiftliğimiz artık sadece bir yer değil, aynı zamanda sevgi, öğrenme ve dostluğun simgesidir. Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras, bu güzel birliktelik ve doğaya olan bağlılığımızdır,” demiş. Hayvanlar, bu sözlerle kalplerinde derin bir mutluluk hissetmiş; artık her biri, yalnızca bir hayvan değil, aynı zamanda doğanın, sevginin ve dayanışmanın yaşayan örnekleriymiş.
Masalımız burada mutlu sonla bitiyor. Hayvan çiftliğinde yaşayan her canlı, birlikte çalışmanın, doğaya saygı göstermenin ve birbirlerine sevgiyle yaklaşmanın önemini öğrenmiş. Küçük Kiki ve arkadaşları, Bay Ahmet Amca’nın rehberliğinde, her yeni günün getirdiği mucizeleri kucaklamış; minik kalplerinde sevgi, umut ve öğrenmenin ateşi hiç sönmemiş. Ve böylece, çiftlikteki dostluk, paylaşım ve yardımlaşma, her akşam yıldızlara, her sabah güneşin ışığına, doğanın en güzel şarkısına dönüşerek, sonsuza dek yaşamış.