Keloğlana Babasının Nasihati Hikayesi

Keloğlana Babasının Nasihati Hikayesi

Abone Ol google news
Keloğlana Babasının Nasihati Masalı
Keloğlana Babasının Nasihati Masalı

Baba Nasihati Hikayesi Oku

Evvel zaman içinde, her şeyin masal olarak anlatıldığı, kalburun saman içinde büyütüldüğü, gecelerin yıl, gündüzlerin yel gibi geçip gittiği tarihlerde köylerden birinde, şeytan gibi zeki, cin gibi oynak, kurnaz mı kurnaz, bir Keloğlan yaşarmış. Keloğlan’ın babasından ve anasından başka da kimsesi yokmuş, üç kişilik bu aile fakir kulübesinde kaygısız yaşarlarmış. Keloğlan’ın babası bir gün hastalanmış… oğlunu yanına çağırtarak:

– oğlum, ben öleceğim. ölmeden önce sana bir kaç öğüdüm var. Gel otur yanıma da sana bunu diyeyim, diyerek oğlunu yanına almış ve öğüdünü vermiş:
– oğlum sana baba nasihatim şu olsun. Ben öldükten sonra, sakın ola ki, adı Musa boyu kısa, sakalı köse adamlarla alışveriş etme!.. Hatta değirmeninde bile ununu öğütme! diye nasihat ettikten bir zaman sonra adamcağız ölmüş. Keloğlan kulübelerinde anası ile baş başa kalmış. Bir gün anası Keloğlan’a:

-Oğlum unumuz kalmadı.. Bir yük buğday götür değirmene de öğüttür gel, demiş. Keloğlan çok sevdiği anasının bu arzusu üzerine eşeğine bir çuval buğday yükleyerek değirmenin yolunu tutmuş.

Değirmen köyün biraz ilerisinde imiş. Bir bakmış değirmenin kapısında kısa boylu, köse sakallı bir adam oturmuş çubuk içiyor, selâm vermiş… Değirmenciyi sormuş
Adam, selâmına cevap verdikten sonra:

Keloğlana Babasının Nasihati Hikayesi
Keloğlana Babasının Nasihati Hikayesi



– Değirmenci benim, ne istiyorsun? demiş. Keloğlan adama dikkatlice bakınca, bunun köse, boyu kısa bir adam olduğunu görmüş ve babasının nasihati aklına gelerek, “Sakın adı da Musa olmasın bu adamın” diyerek adama adını sormuş; “Musa” cevabını alınca bu değirmende buğdayını öğütmekten vazgeçmiş. Daha yukarıdaki başka değirmenin yolunu tutmuş. Değirmenci kurnaz bir adammış.
Keloğlan’ın, Musa adı üzerinde dillerde dolaşan atasözünü bildiğini anlayarak, daha kısa yoldan Keloğlan oraya varmadan, giderek tekrar oradaki değirmenin kapısının eğişine oturmuş. Keloğlan’ın geldiği yol daha uzun olduğu için, ancak Değirmencinin varmasından çok sonra değirmene gelebilmiş Keloğlan… Gelmiş, ama bir de ne görsün!.. Öteki değirmende gördüğü köse dayı, şimdi de burada değirmenin eşiğinde oturmuyor mu! Derhal geri dönmek istemiş, fakat bu sefer de köse dayı Keloğlan’a seslenmiş:

– Oğlum, senin ne maksatla buradan geri döndüğünü biliyorum… Beyhude başka değirmen arama! Burada zaten üç değirmen vardır. Bunların üçü de benimdir, deyince Keloğlan:
-Mademki üç değirmenin üçü de senindir…Bende buğdayımı öğütmeden gideceğim. Zira babamın bana vasiyeti vardır. Öğütmem, demesi üzerine köse dayı:
-Yine sen öğütme, gel seninle birer okkalı yalan söyleme yarışması yapalım… Zira sen akıllı bir çocuğa benziyorsun. Ben de böyle yarışmalar yapmayı severim. Bu yarışmayı sen kazanırsan, sana değirmenlerimden birini veririm, ben kazanırsam, eşeğini, üstündeki yükü ile alırım. Razı mısın? demesi üzerine Keloğlan bu yarışmayı merak ettiği ve uygun da bulduğu için kabul etmiş ve hemen köse dayı yarışma sözlerine başlamış:

-Ey oğul! babam çiftçiydi. Bizim harman yerinde bir baktık ki, kendi kendine bir karpuz çıktı. Biz onu güzelce çapaladık, suladık, gübreledik böylece baktıkça karpuz büyüdü de büyüdü… Koskocaman bir dağ oldu… Olgunlaştığı zaman babam baltacılar buldu ve kestirmeye başladı. Bu arada baltacının birinin elinden kayan baltası karpuzun içine düşünce kayboldu. Baltacı mecburen baltasını aramak için karpuzun içine girdi… Baltasını ararken karşısında kendine doğru gelmekte olan bir adam gördü.

“Dur şuna baltamı sorayım, belki görmüştür” dedi ve sordu:
“Hemşerim, ben baltamı burada kaybettim, hiç gordün mü?” deyince adam,
“Ne söylüyorsun birader, ben bir katar devemi kaybettim, bir haftadır arıyorum da hâlâ bulamadım, sen ne diyorsun?” deyince, baltacı daha sonra o karpuzun suyundan Marmara denizi kadar bir gölün meydana geldiğini görmüş, diyerek köse dayı palavrasını bitirmiş.
Bunu dikkatle dinleyen Keloğlan, kendisinin de şimdi buna cevap vermek mecburiyetinde olduğunu düşünerek o da köse dayıya karşılık palavrasını savurmaya başlamış:


– Ey köse dayı!.. Benim babam da arıcı idi.. Sabahları kovanın başına gider, “dışarı kaç arı gitti, akşamları kaç arı kovana döndü” diye sayardı… Bir gün topal bir arımız kovana dönmedi. Babam, “bu arı ne oldu!” diye o gece düşünmekten hiç uyuyamadı, sabahı zor etti. Sabahleyin anamdan bir çuvaldız istedi. Sonra bu çuvaldızı yere dikti ve yalınayak bu çuvaldızın üzerine çıktı. Etrafı gözlemeye başladı. Birden ne görsün: Uzakta çift sürmekte olan bir çiftçinin, bizim topal arıyı öküzün yanına eş yaparak sabana koştuğunu görmez mi… Hemen bana bağırdı:

 “Oğlum, bizim topal arıyı buldum… Köylü öküzünün yanında onu da sabana koşmuş tarla sürüyor. Hemen bizim al horozu eyerle…” dedi. Acele kümese koştum, bizim horozu eyerledik… Babam da horoza binerek gitti. Bizim topal arıyı kurtardı. Eyer, horozun beline vurduğu için, incinen yere biraz ceviz yağı sürerek tedavi ettik. Ettik ama, derken oradan bir ceviz fidanı çıkmasın mı… Bu fidan büyüdükçe büyüdü. Yapraklar dökülürken tozdan, topraktan epeyce bir tarla meydana geldi…
Oraya bir güzel ekin ektik… Biçme zamanı gelince orakları elimize aldık tarlayı biçmeye gittiğimizde ekinin içinden bir tilki çıkmaz mı… Babam orağını tilkiye attı… Orak’ın ipi tilkinin boynuna geçti. Tilki kaçtıkça, dolaştıkça ekin biçildi. Harman ettik, sonra savurduk… Vergi memurlarını çağırdık… Ölçerlerken içinden bir kâğıt çıktı: Ölçekçi, kâtibe:

– Oğlum gözüm kesmiyor okuyamayacağım, şu kâğıdı sen okuyuver…demesi üzerine kâtip: “Keloğlan kazandı. Köse dayı hapı yuttu…” yazıyor, demesi üzerine köse dayı Keloğlan’a dönerek:
– Oğlum senin baban çuvaldızın üzerine çıktığı zaman ben kaybettiğimi zaten anlamıştım. O kısımdan bu yana sen boşuna nefes tükettin. Ben, senin gibi akıllı birini aramakta idim… Bu üç değirmenin idaresini sana bırakıyorum, diyerek yenilgisini itiraf etmiş… Zengin köse dayının kızını da alan Keloğlan, üç değirmene birden sahip olmuş.

Binbir Gece MasallarıAndersan MasallarıAnadolu Masalları


Benzer İçerikler

İyi Geceler Sirki Masalı
İyi Geceler Sirki Hikayesi
Hızlı Çita Masalı
Hızlı Çita Hikayesi
Taha ve Masal Kuşu
Taha ve Masal Kuşu Hikayesi
Diş Perisi Masalı
Diş Perisi Hikayesi

Yorumlar

  1. sahlih demir says:

    masal ok güzel birtanede nasretin hocanın olsa daha çok güzel olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.