Kurt İle Keçi Hikayesi

Kurt İle Keçi

Abone Ol google news
Kurt İle Keçi
Kurt İle Keçi

Keçinin Kurttan Kaçışı Masalı ve Hikayesi Oku

Karakız akıllı uslu bir koyunmuş. Otlaklarda sakin, sakin durur arkadaşları gibi itişip kakışmazmış. Karakız’ın tam üç tane kuzusu varmış. Birbirinden güzel olan bu kuzucuklar annelerinden bir an bile ayrılmazlarmış.

Karakız zaman, zaman kuzucuklarını etrafına toplar, onlara öğüt verirmiş!

– Hayatınızda kimseye fena muamele etmeyin. Herkese elinizden gelen yardımı yapın. Kendiniz için istemediğiniz bir şeyi arkadaşlarınız için de, istemeyin. Gerektiğinde fedakârlık yapmasını bilin.

Bir gece vakti sürüye kurt dalmış. Çoban köpeği uykudaymış. Hiçbir şeyin farkına varmamış bile…

Keskin dişli, alev gözlü büyük bir kurt Karakız’ı kaptığı gibi kaçmış. Karakız ne kadar:

– Beni kurtarın, diye feryat etmişse de kimse cesaret edip kurdun peşine düşememiş.

Kurt yuvasına götürmüş Karakız’ı… İştahla ve ateş saçan gözlerle avına bakıyormuş. Karakız’ın kendi canını zerre kadar düşündüğü yokmuş:

“Nasılsa bir gün buradan gidecek değil miyiz? Ha bir kurdun pençesinde, ha bir başkası ne fark eder. Ama yavrularım bensiz ne yaparlar?”

Kurt, avının uzun düşüncelere daldığını görüyormuş. Karakız’ın gözlerinden yaşlar boşandığını görünce:

– Niçin ağlıyorsun? Seni yiyeceğim için mi bu kadar üzülüyorsun, diye sormuş.

Karakız kurda bakmış:

– Ben ağlamayayım da kimler ağlasın, diye hıçkırmış.

Kurt:

– Niçin? Yaşamak o kadar tatlı mı sence?

Karakız:

– Kendim için ağlamıyorum ben…

Kurt şaşırmış. Dikkatle koyuna bakmış. Karakız’ın siyah gözlerinde sicim gibi akan yaşlar varmış.

– Ya kimin için ağlıyorsun?

– Yavrularım için, demiş Karakız. Üçer aylık, üç tane kuzucuğum var. Şimdi onlar bensiz ne yapacaklar? Onları kim gezdirecek, kim emzirecek? Sonra yalvarmaya başlamış:

– İzin ver, yavrularımı büyüteyim. Ondan sonra kendi ayağımla gelip sana yem olacağım.

Kurt bu teklifi hiç ama hiç beklemiyormuş. Bir koyunun şimdiye kadar bir kurttan izin istediği görülmüş, duyulmuş şey değilmiş:

– Hiçbir kurt avına böyle izin vermez, diye kestirip atmış sonunda…

 Karakız, gözyaşları sicim gibi akarken yeniden yalvarmaya başlamış:

– Çok değil. Üç ay daha izin ver bana. Yavrularımı büyütüp mutlaka geleceğim. Siz kendinizden kuvvetli birine av olsanız da yavrularınız yetim kalsa ne yapardınız? Bana değil kuzucuklarıma acıyın biraz. Kurt bir müddet düşünmüş. Hakikaten onun da yavruları varmış. Mağaranın derinliklerine doğru bağırıp çocuklarını çağırmış.

Yavrukurtlar anne kurdun dizi dibine çömelmişler. Anne kurt bir müddet onlara bakmış:

– Bakın yavrularım, demiş. Ben bu koyunu sürüsünden ayırıp buraya getirdim. Üç yavrusunu yetim bıraktı. Eğer bende kuvvetli bir hayvanın pençeleri altında can verirsem üzülür müsünüz?

– Allah göstermesin anneciğim. Biz sensiz ne yaparız? Ava çıktığın zamanlar dönmeni nasıl sabırsızlıkla bekliyoruz bir bilsen!

Karakız fırsatı kaçırmamış:

– Benim kuzucuklarım da annelerini öyle bekliyorlar. Kurt uzun uzun düşünmüş. Ateş saçan gözlerine merhamet pırıltıları dolmuş:

– İyi ama demiş. Üç ay sonra senin döneceğine nasıl inanayım? Ya beni aldatıyorsan.

Karakız hiç tereddüt etmemiş:

Kurt İle Keçi Hikayesi
Kurt İle Keçi Hikayesi

– Kuzucuklarımın başı üstüne ki döneceğim, demiş. Yaşarsam mutlaka döneceğim. Bana inanınız.

Kurt inanmış:

– Peki, seni sürünün yakınına kadar götüreyim. Başkalarının avımı kapmasını istemem, demiş.

Kurt ile koyun yola çıkmışlar. Bir süre sonra karşılarına başka bir kurt çıkmış:

– Aferin kardeş. İyi av yapmışsın, tebrik ederim.

Merhametli kurt yarım ağız:

– Sağ ol, demiş.

-Nereye gidiyorsun?

Merhametli kurt ömründe hiç yalan söylememiş. Arkadaşının sorusuna da dosdoğru cevap vermiş.

– Şu koyunu sürüsüne götürüyorum.

Diğer kurt hayretle sormuş:

-Ne o, beğenmedin mi?

– Beğendim beğenmesine ama bunun üç tane kuzusu var.

– İyi de, ne olmuş varsa?

– Şimdilik yememeye karar verdim. Kuzularının yetim kalmasına gönlüm razı olmadı. Sürüsüne geri götürüyorum. Üç ay sonrası için söz verdi. Kendisi gelip bana teslim olacak.

Yabancı kurt şaşırmış:

– Şaka mı ediyorsun kardeş?

– Hayır gayet ciddiyim.

Kurt bir kahkaha atmış ki dağ taş inlemiş:

– Deli misin sen? Kurt tuttuğu avı bırakır mı hiç? Geri geleceğini sanıyorsun ha!

– Evet!

– Amma da safmışsın. Bir koyun sürüsüne karıştıktan sonra yeniden gelip sana yem olacak öyle mi? Hadi canım çocukluk etme de yiyelim şunu.

– Olmaz. Bırakacağıma söz verdim.

– Aptalsın sen…

İyi kalpli kurdun kafası iyice kızmaya başlamış.

– Aptal sensin, diye bağırmış.

İkisi de alev alev yanan gözlerini birbirlerine dikmişler. Bir süre tartıştıktan sonra kapışmışlar.

Karakız kavganın sonunu beklemek için kenara çekilmiş. Birden iyi kalpli kurdun güç durumda olduğunu görmüş.

Yabancı kurdun altında kalmış, debelenip duruyormuş. Hemen koşmuş. Bütün kuvvetiyle vurmuş.

Bu darbenin etkisiyle yabancı kurt yuvarlanmış. İyi kalpli kurt doğrulmuş. Yabancı kurdun toparlanmasına fırsat vermeden onu etkisiz hale getirmiş. İyi kalpli kurt Karakız’ın yanına gitmiş:

– Teşekkür ederim, demiş. Hayatımı kurtardın. Hadi gidelim artık.

Karakız’ı sürüsünün yakınına kadar götürmüş. Annelerini gören kuzucuklar hemen etrafını sarmışlar. Karınları müthiş acıkmış çünkü. Hem emiyor, hem de soruyorlarmış:

– Anneciğim, niçin bizi bırakıp gittin. Biz ağlayarak seni bekledik.

Karakız’ın gözleri yaşarmış:

-İşim vardı yavrularım, demiş.

Hep birlikte bayırlarda koşmaya başlamışlar. Üç ay çabuk geçmiş. Karakız’ın istediği süre dolmuş. Kuzularını etrafına toplamış:

– Kuzucuklarım, demiş. Artık ayrılacağız. Beni aramayınız. Daima iyi kalpli ve yardımsever olunuz. Kimseye kötülük yapmayınız. Verdiğiniz sözü mutlaka tutunuz. Sonra kuzucuklarının gözyaşları arasında ormana doğru yürümüş. Gözlerinden ırmak gibi yaşlar boşanıyormuş. Her adımda arkasına dönüp kuzucuklarına bakıyormuş. Kurdun yuvasına vardığı zaman akşam olmak üzereymiş. Bir süre dışarıda durup seslenmiş:

– Meee, meee… Ben geldim.

İçerden bir kükreme duyulmuş:

-Hırrrr! O kimdir?

Karakız:

– Ben sana üç ay evvel geleceğimi söz vermiş olan Karakız’ım.

Az sonra iyi kalpli kurt kapıda belirmiş.

– Hoş geldin… Demek sözünü unutmamışsın.

Karakız:

– Ben sözümü çiğnemem.

Kurt içeri çekilmiş:

– Buyur içeri gel. Yavruların nasıl? Karakız mahzun mahzun başını sallamış:

-İyiler. Artık bensiz yapabilirler, demiş.

Kurt:

– Demek üç ay evvel verdiğin sözü tutuyorsun ha!

Karakız:

– Elbette.

Kurt muhabbetle Karakız’a bakmış:

– Aferin sana Karakız, demiş. Hakikaten sözüne sadık koyunmuşsun. Geldiğine sevindim.

Karakız artık ağlamıyor, hatta üzgün bile görünmüyormuş. Boynunu kurda uzatmış:

– Hadi artık bitsin bu iş…

Kurt:

– Hangi iş?

Karakız:

– Beni yemeyecek misin? Bir an evvel kurtulmak istiyorum.

Kurt gülümsemiş:

Kurt İle Keçi Masalı
Kurt İle Keçi Masalı

– Ha o mu, demiş. Seni yemekten vazgeçtim.

Bu sefer şaşırma sırası Karakız’a gelmiş:

– Nasıl yani? Şaka mı ediyorsun?

Kurt:

– Yok, ciddiyim.

Karakız:

– Ama ne için?

Kurt, Karakız’ın elini tutmuş:

– Sen üç ay evvel verdiğin sözü unutmamışsın. Ben hayatımı kurtardığını nasıl unutabilirim? O gün beni kurtarmasaydın çoktan ölmüş olacaktım. Ben de senin hayatını bağışlıyorum. Böylece ödeştik.

Karakız’ın gözleri birden yaşarmış:

– Teşekkür ederim, diye kekelemiş.

Kurt:

– Teşekkür etme, demiş. Hayatta iyilik eden iyilik bulur. Bu değişmez bir kanundur.

Sonra vedalaşmışlar. Karakız koşa, koşa sürüsünün bulunduğu yere gitmiş.

Yavrularına tekrar kavuşmuş ve son öğüdünü vermiş.

– Bakın yavrularım iyi dinleyin beni. Hayatta hep iyilik edin. Çünkü iyilik eden iyilik bulur.

Bütün hikâyesini olduğu gibi anlatmış. Kuzular çok şaşırmışlar hep bir ağızdan:

– İyilik eden iyilik bulur, diye bağırmışlar.

Çocuk Masalları KısaÇocuk HikayeleriBinbir Gece Masalları


Benzer İçerikler

Goldilocks ve Üç Ayı Hikayesi
Goldilocks ve Üç Ayı Hikayesi
Mutlu Prens
Mutlu Prens Hikayesi
Küçük Çırak Masalı
Küçük Çırak Hikayesi
Oz Büyücüsü Masalı
Oz Büyücüsü Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.