Sihirli Yüzük Hikayesi

Sihirli Yüzük Masalı

Abone Ol google news
Sihirli Yüzük Masalı
Sihirli Yüzük Masalı

Oldukça akıcı konusuyla okuyan ve dinleyen kişileri farklı bir dünyaya taşıyacak olan harika bir masal. Çocuklarınızın güzel bir vakit geçirtmek istiyorsanız sihirli yüzük, kedi ve köpeğin maceralarını konu edinen sihirli masallar oku…İyi Okumalar.

Sihirli Yüzük Masalı Oku

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, bir nehrin kıyısında bulunan büyük bir köyde ne çok zengin, nede fakir bir çiftçi yaşarmış.

Çiftçinin Aleks adında bir oğlu varmış. Çiftçi bir gün onu yanına çağırarak, ona: “Oğlum iyice yaşlandım, kaç yıllık bir ömrüm kaldı bilmiyorum. Ama yakın bir zamanda aranızdan ayrılacağımı hissediyorum. Çok fazla mala, mülke sahip değilim. Bütün servetim bu yüz elli altındır. Onları kaybetmemek için güvenli bir yerde sakla, gün gelince bu parayla geçiminizi sağlarsınız.” demiş

Çok geçmeden yaşlı çiftçi, vefat edince oğlu babasının kendisine emanet ettiği altınları saklaması için annnesine vermişti.

Aleks, bir gün annesinin yanına giderek: “Anneciğim, babamın miras olarak bıraktığı altınlardan on tane verir misin?” Demiş.

Annesi, altınları sakladığı yerden çıkartarak ,oğluna on altın vermiş.

Aleks, altınları alarak kasabaya doğru yola çıkmış. Bir süre sonra bir adamla karşılaşmış. Adamın elinde güzel bir köpek varmış. Köpeğin gözleri altın gibiymiş.

Çocuk adama seslenmiş. “Bu köpeği bana satar mısın?”

Adam: “On altının varsa tabii ki satarım.” demiş.

Aleks cebindeki on altını çıkartıp adama vermiş. Adam da köpeği ona teslim etmiş.

Aleks kasabaya gitmekten vazgeçtiğinden, köpeği alarak eve dönmüş.

Birkaç gün sonra tekrar annesinin yanına giderek “anneciğim, babamın bıraktığı altınlardan on tane daha verir misin?” Demiş.

Kadın, altınları sakladığı yerden çıkartarak, oğluna on tane daha altın vermiş.

“Bak oğlum, altınları boş yere harcama, biliyorsun ki çok az paramız var.”

Aleks: “Tamam anneciğim, sen hiç merak etme.” Diye cevap vermiş.

Aleks, annesinin verdiği ikinci on altını da alarak kasabaya gitmek üzere yola koyulmuş. Neredeyse kasabaya varmak üzereyken bir köylüyle karşılaşmış.

Köylünün elinde altın kuyruklu bir kedi varmış. Aleks kediyi görünce köylüye: “Bunu bana satar mısın?” Diye sormuş.

Köylü: “Eğer on altının varsa tabii ki satarım?” Diye karşılık vermiş.

Aleks, annesinin verdiği altınları kedinin sahibine vermiş. Altın kuyruklu kediyi alarak eve geri dönmüş.

Kadın, oğlunun paraları bu defa bir kedi için harcadığını görünce öfkelenmiş. “Oğlum, durumumuzu bildiğin halde gidip bir kedi satın almışsın. Biz kendimize zor bakıyoruz. Bir de kediyle mi uğraşacağız.” Demiş.

Aleks, annesine hiç karşılık vermemiş. Bir kaç dakika sonra sadece annesine “Anneciğim, bana on altın daha verir misin? Diye sormuş.

Kadın söylenmeye başlamış: “Paralarımız bitmez üzere, artık aklını başına topla!”

“Sevgili anneciğim, sakın üzülme! Harcadığımız bu paralar bize fazlasıyla geri dönecek.” Demiş.

Kadın bu defa kızgınlıkla oğlunun istediği parayı getirip vermiş. Çocuk ertesi sabah erkenden kalkarak tekrar başka bir kasabaya doğru yola koyulmuş.

Az gitmiş uz gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Bir de bakmış ki camdan bir tabutun içinde dünyalar güzeli bir prenses yatıyor.

Çocuk, prensesin yanına yaklaşınca, onun parmağında çok güzel bir yüzük olduğunu görmüş.

Çocuk o yüzüğü prensesin babası olan kraldan istemiş. Kızının durumuna üzülen kral, çocuğu kıramayarak ona yüzüğü vermiş.

Çocuk da elindeki on altını prensesin yanına bırakarak, doğruca evine gitmiş. Eve varınca yüzüğü annesine göstermiş.

Annesi ise yine oğluna kızmış. “Bundan sonra sana para yok. Gereksiz yere bir sürü altın harcadın.” demiş.

Aleks, annesine hiç karşılık vermeyerek öylece güzel yüzlü prensesin yüzüğüne dikkatlice bakmış. Sonrada kapının önüne çıkarak, yüzüğü incelemeye başlamış.

Yüzüğü ovarken birdenbire yüzüğün içinden yüzlerce iri yarı askerin çıktığını görmüş. Sadece çocuğa görünen bu askerler, hep bir ağızdan, “bize ne yapmamızı emrediyorsun?” Diye sormuşlar.

Aleks neye uğradığını şaşırmıştı. ” Acaba hayal mi görüyorum?” diye düşünmüş ve gözlerini ovmuş. Gözlerini açınca askerlerin karşısında olduğunu görünce: “Sizden şu boş araziye görkemli bir ev inşa etmenizi istiyorum.” Demiş.

Görünmez güçlü askerler, hiç zaman kaybetmeden işe koyulmuşlar. O gece sabaha kadar çok güzel bir ev yapmışlar.

Sihirli Yüzük Masalı
Sihirli Yüzük Masalı

Aleks’in annesi sabah kalktığında o görkemli binayı karşısında görünce hemen oğlunu yanına çağırmış. “Bu nasıl olmuş, bir gece içinde kim bu kadar muhteşem bir ev inşa etti. Burası kimin acaba?”

Aleks annesine gülümsemiş. “Burası bizim evimiz anne, o ev gece boyunca bizim için yapıldı. Bundan sonra bu eski evden ayrılıyoruz. Sen o eve, hatta daha güzellerine layıksın.” Demiş.

Kadın, neler olup bittiğine bir anlam verememiş. Ama hiçbir şey söylemeden mutluluk içinde yeni evine yerleşmiş.

Kadın ve oğlu  yeni evlerinde mutlu bir hayat sürerken bir gün çocuk annesine söyle demiş: “Anneciğim, komşu krallığın prensesi çok güzel, onu gördüğüm günden beri hiç aklımdan çıkmadı. Ben onunla evlenmek istiyorum.”

Kadın, oğluna büyük bir şaşkınlıkla sormuş. “Ama senin de dediğin gibi o bir prenses, seninle evlenebileceğini nasıl düşünebilirsin ki?”

“Benim güzel annem, sen sakın üzülme! Prenses benimle mutlaka evlenecek.” Demiş.

Aleks kapının önüne çıkarak, yüzüğü ovmaya başlamış, o anda yüzlerce iri yarı asker tekrar belirmiş.

“Bize ne yapmamızı emrediyorsun” diye sormuşlar.

Aleks “ben bir prensesle evlenmek istiyorum. Onun için çok güzel hediyelere ihtiyacım var. Bana hiç kimsenin daha önce görmediği hediyeler bulmanızı istiyorum.” Demiş.

Çok geçmeden askerler, Aleks’in istediği gibi dünyanın en güzel taşlarıyla süslü mücevherlerini prenses için hazırlamışlar.

Aleks, bu mücevherleri annesine vermiş. Kadın yine şaşkınlıkla, oğlunun bu mücevherleri nereden bulduğuna bir anlam verememiş. Ama Aleks’in istediğini yapmış.

Sabah erkenden kalktığı gibi saraya gitmiş. Kralın huzuruna çıkarak ona oğlunun prensesle evlenmek istediğini söylemiş.

Bu teklif kralın hiç hoşuna gitmemişti. Kral: “Nasıl olur da bir köylü benim kızımla evlenmek isteyebilir.” Diyerek kadına kızmış.

Prenses ise dalga geçercesine Aleks’in annesine alaylı bir şekilde bakmış.

Kral “Madem öyle oğluna söyle, yarına kadar bu sarayın tam karşısında bundan daha büyük bir saray yaptırırsa, kızımı vermeyi düşünebilirim. Eğer yaptıramazsa, yarın akşam zindana atılacak.” demiş.

Kadın, gözyaşları içerisinde evine giderken kendi kendine “ben ona söylemiştim. Prenses ile evlenmek onun ne haddine? şimdi bunları yerine getiremezse yarın zindana atılacak.” diye söylenmiş.

Kadın gözyaşlarına içerisinde oğlunun eve gelmesini beklemiş. Aleks eve dönünce. “Ne oldu sana anneciğim? Neden ağlıyorsun!” Diyerek annesine sarılmış.

Kadın başlamış anlatmaya: “Senin o prensesle evlenebilmen için bir gece içinde oraya eskisinden daha büyük bir saray inşa etmen gerekiyor. Eğer bunları yapamazsan yarın zindana atılacaksın.” demiş.

Aleks annesine, üzülmemesini söyleyerek dışarı çıkmış. Yüzüğü ovduğu vakit, yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Hep bir ağızdan, “bize ne yapmamızı emrediyorsun.” diye sormuşlar.

Aleks “ben bir prensle evlenmek istiyorum. Ancak onunla evlenebilmem için yarına kadar bir sarayın yapılması gerekiyor. Bu saray kraliyet sarayı ile karşı karşıya olacak.” demiş.

Yüzlerce güçlü asker, Aleks’nin dediğini gerçekleştirmek için işe koyulmuşlar. Sabah olmadan sarayın tam karşısına eskisinden çok daha görkemli bir saray inşa etmişler.

Kral ve prenses sabah kalktıklarında şaşkınlıktan dilleri tutulmuş. Çünkü karşılarında muhteşem bir saray bulunuyordu. Üstelik eskisinden daha büyük ve daha güzel.

Kral, elçisi ile haber göndererek, Prenses ile Aleks’in evlenebileceğini söylemiş.

Birkaç gün sonra düğün hazırlıkları başlamış. Kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenmişler.

Bir süre sonra prenses merakını yenemeyerek eşine: “Söyler misin? O kadar muhteşem sarayı bir gecede nasıl yaptın?”

Aleks bu soruya cevap vermek istemiyordu. “Bu bir sır, bunu söyleyemem.” demiş.

Ama prenses daha çok meraklanmış, kocasının davranışlarını çok yakından izlemeye başlamış. Ne yaptığını, kimlerle konuştuğunu öğrenmeye çalışmış. Sonunda bir gün, Aleks’i parmağındaki yüzük ile konuşurken görmüş.

“Bunda mutlaka bir iş var.” Diyerek yüzüğü kocasından istemeye karar vermiş.

“Bu yüzüğü çok beğendim. Bunu bana hediye eder misin? Diye sormuş.

Aleks oturduğu yerden hızla kalkarak, “Hayır prensesim bu yüzüğü sana vermem. Onun bende manevi bir değeri var.” demiş.

Prenses, bunun üzerine hiç sesini çıkarmamış. Ama kocasından o yüzüğü almaya karar vermiş. Bir gece Aleks uyurken onun parmağından yüzüğü çıkarmış.

Onu elinde çevirirken birden yüzlerce asker çıkıvermiş ortaya. Prenses ne olduğunu anlayamamıştı. Askerler ona sormuşlar: “Bize ne yapmamızı emrediyorsun?”

Prenses, kocasının olağanüstü gücünün nereden kaynaklandığını anlamış. Kendisinden emir bekleyen askerlere emir vermiş. “Babamın sarayı da dahil bütün sarayların benim olmasını istiyorum. Dünyanın en zengini ben olmalıyım. Ayrıca bu miskin kocamı da sokağa atın.”

Askerler prensesin dediğini yapmışlar. Aleks’i kollarından ve bacaklarından tutarak sokağa fırlatmış, Kralı da sokak ortasına atmışlar. Prensesi de yanlarına alıp, dünyanın en güzel saraylarına götürmüşler.

Sabah olduğunda Aleks kendisini sokakta bulmuş. Neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştı. Parmağındaki yüzüğün olmadığını görünce, Prensesin yüzüğü kendisinden aldığını anlamış.

Bu arada kral da uyanmıştı. O da kendisini sokakta bulunca çok şaşırmış. Başına neler geldiğini bir türlü anlayamamış.

Damadını da sokakta görünce ona sormuş: -“Kızım nerede? Saraylarımıza ne oldu böyle?”

Aleks krala pek bir şey söylemek istemiyormuş. “Prensese ne olduğunu ben de bilmiyorum. Uyanınca birden kendimi burada buldum. Neler olduğunu anlamış değilim!” Diye karşılık vermiş.

“Sen şimdi olan bitenden haberim yok mu diyorsun?”

“Evet, efendim” diye cevaplayınca kral, adamlarını çağırarak, “çabuk bu adamı hücreye atın!” Demiş.

Aleks ne yapacağını bilmiyordu, ama krala karşı koyabilecek gücü de yoktu.

O anda Aleks’in imdadına kediyle köpeği yetişmiş.

Altın kuyruklu kedi ve altın gözlü köpek bir araya gelerek konuşmuşlar. “Sahibimiz zor durumda, onu mutlaka kurtarmalıyız. Çünkü prenses onu kandırdı ve yüzüğü ondan aldı. Biz önce onu bulmalıyız.”

Kedi ve köpek sahiplerini kurtarmak için yola koyulmuşlar. Az gitmişler uz gitmişler. Dere tepe düz gitmişler. Sonunda prensesin izini bulmuşlar. Prensesin yaşadığı saraya kılık değiştirerek girmişler.

Her ikisi de hizmetçi kılığındaymış. Mutfakta çalışacaklarmış. Kedi ve köpek, burada prensesin ne kadar güçlü olduğunu görmüşler.

Prenses herkese emirler veriyor, kendisine karşı gelenleri çok ağır bir şekilde cezalandırıyormuş. Tabii bunları yüzük sayesinde yapıyormuş.

Bir gece herkes uyurken kedi ve köpek, prensesin odasına gizlice girmişler. Amaçları prensesten yüzüğü alabilmekmiş. Ama bütün aramalarına rağmen prensesin yüzüğü nereye sakladığını bulamamışlar.

Ertesi gece daha erken bir saatte, kimselere görünmeden prensesin odasına tekrar çıkmışlar. Anahtar deliğinden prensesi gözetleyerek, yüzüğü nereye sakladığını görmüşler.

Prenses, geceleri yatarken yüzüğü ağzına koyuyormuş. O gece de öyle yapmış. Yüzüğü ağzına koymuş. ve yatağına yatmış.

Sihirli Yüzük Masalı
Sihirli Yüzük Masalı

Prenses uyuduktan sonra kedi ve köpek odaya girmişler. Prensesin baş ucunda durmuşlar. “Prensesin ağzını nasıl açabiliriz?” diye düşünürlerken uzun kuyruklu bir fare girmiş odaya.

Fare: “Prenses Kimse yüzüğü almasın diye, her gece yatarken yüzüğü ağzına koyar.”

Köpek: “Peki biz onun ağzını nasıl açabiliriz?” Diye sormuş.

Fare, prensesin baş ucunda birkaç kez tur attıktan sonra, “Ben kuyruğumu onun burnuna sokarım. O da nefes almak için ağzını açar. Siz de tam bu sıra yüzüğü alırsınız.” Demiş.

Fare, kuyruğunu prensesin burnuna sokmuş. Bu arada nefessiz kalan prenses, ağzını açmış. başucunda hazır bekleyen kedi ve köpek, prensesin ağzındaki yüzüğü almışlar.

Fareye yardımları için teşekkür ettikten sonra hiç zaman kaybetmeden Alekse yüzüğü vermek için yola koyulmuşlar.

Gizlice hapse giren Köpek, yüzüğü hapiste olan Aleks’e vermiş. Aleks yüzüğü görünce çok mutlu olmuş.

Hemen kralın habercilerinden birini çağırarak; Krala gidin, deyin ki ben çok kısa zamanda prensesi bulup getireceğim. Ona kaybettiği her şeyi geri vereceğim.”

Kral, Aleks’in dediklerine pek inanmamışsa da yine ona bir şans vererek, Aleks’i serbest bırakmışlar.

O da hemen sihirli yüzüğü ovunca, yüzlerce asker yeniden ortaya çıkmış. Askerler hep bir ağızdan, “Bize ne yapmamızı emrediyorsun?” Diye sormuşlar. –

“Prensesi geri getirin, kralın sarayını da bir gecede yapın.” demiş.

Prenses sabah uyandığında kendisini eski sarayda bulmuş. Biraz korkmuş. Çünkü neler olduğunu anlayamamış.

Aleks, sabah olunca kralın huzuruna çıkmış. “Majesteleri, prensese nasıl bir caza verelim?” Diye sormuş.

Kral prensese bakarak, “Bu seferlik affedelim. Ama yaptıklarından dolayı senden özür dilesin. Bir daha aynı hataya düşmesin.” Demiş.

Aleks, prensesi affetmiş. Prenses de o günden sonra kendisinin olmayan hiçbir şeyi izinsiz almamış. Hep birlikte mutluluk içinde yaşamışlar.

“Diğer Hikayeleri İnceleyebilirsiniz.”

Kısa HikayelerHikayelerHikaye Oku


Benzer İçerikler

Tembel Ayı Ve Arı Hikâyesi
Tembel Ayı Ve Arı Hikâyesi
Avcı ve Cadı
Avcı ve Cadı Hikayesi
Trafik Işığının Anıları Hikayesi
Trafik Işığının Anıları Hikayesi
Tavşan İle Kaplumbağa
Tavşan İle Kaplumbağa Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.