Konuşan Çınar Masalı Çocuklara Söz Hakkı ve Dinlemeyi Öğreten Masal

Melih ÖZKAŞ Avatar
Melih ÖZKAŞ
Eğitici Masallar
01 Şubat 2026
11 dk
Masal Oku Mobil Uygulaması - Hemen İndir
Masalları Cebinde Taşı! Mobil Uygulamamızı Hemen İndir
Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 1

Ormanın kıyısındaki küçük kasabada, renkli çatılı evlerin arasında neşeyle yaşayan dört arkadaş vardı: Zeynep, Ali, Eda ve Kerem. Her gün okuldan sonra aynı parkta buluşurlar, birlikte oyunlar oynar, bazen de hayaller kurarlardı. Parkın ortasında, dalları gökyüzüne uzanan yaşlı bir çınar ağacı vardı. Arkadaşlar bu ağaca “Konuşan Çınar” adını takmışlardı, çünkü altında oturduklarında sanki ağaç onları dinliyormuş gibi hissederlerdi.
Bir gün okulda öğretmenleri, sınıfta “söz hakkı” konusunu anlatmıştı.
“Çocuklar,” demişti öğretmen, “Herkesin kendini ifade etmeye hakkı var. Söz hakkı, bir kişinin konuşurken diğerlerinin onu dinlemesi demektir. Böylece hiçbirinizin sesi kaybolmaz.”
Zeynep bu sözü çok sevmişti. Kıvırcık saçlarını düzelterek Ali’ye fısıldamıştı:
“Bak, bu tam bizim oyunlarımız için de gerekli. Hepimiz aynı anda konuşunca kimse kimseyi duymuyor.”
Ali her zamanki gibi heyecanlıydı:
“Ben zaten hep çok önemli şeyler söylüyorum! O yüzden önce ben konuşmalıyım,” demiş ve gülmüştü.
Eda ise utangaçtı, genelde sessiz kalırdı. Gözlüklerinin arkasından etrafı dikkatle izler, ancak cesaret ederse konuşurdu. Kerem ise hayalperestti, aklı hep uzay gemilerinde, sihirli ormanlarda gezerdi.
O gün okuldan çıktıktan sonra yine Konuşan Çınar’ın altındaki yere koşa koşa geldiler. Zeynep bir fikir önerdi:
“Arkadaşlar, bugün yeni bir oyun oynayalım. Öğretmenimizin anlattığı şeyi denemek istiyorum. Adı da ‘Söz Hakkı Paylaşma Oyunu’ olsun.”
Ali hemen atıldı:

Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 2

“Tamam, ama oyunu ben anlatayım!”
“Bir dakika Ali,” dedi Zeynep, elini kaldırarak. “Sözlüğe göre ‘söz hakkı’ sırayla konuşmak demek. Hadi bir kural koyalım. Konuşan kişinin elinde bir şey olsun, mesela şu çam kozalağı. Kozalak kimdeyse o konuşabilir. Diğerleri de dikkatle dinler.”
Kerem’in gözleri parladı:
“Bu harika! Sanki sihirli bir mikrofon gibi!” dedi. “Adını ‘Sihirli Kozalak’ koyalım!”
Eda utangaç utangaç gülümsedi:
“Böyle olunca… belki ben de daha rahat konuşurum,” dedi.
Oyun başlamıştı. Önce kozalak Zeynep’teydi.
“Ben bugün okulda ne öğrendiysem anlatacağım,” dedi. “Sonra isteyen adıyla birlikte bir hayal kurma hakkı kazansın. Ama herkes sırayla konuşacak.”
Zeynep, öğretmenin anlattığı hikâyeden bahsetti: Adil davranan, kimseyi dışlamayan bir kuş sürüsünden söz etti. Diğerleri onu pür dikkat dinledi. Zeynep konuşmasını bitirince, kozalığı Ali’ye verdi.
Ali kozalığı alır almaz ayağa zıpladı:
“Benim hayalimde hepimiz bir uzay gemisine biniyoruz!” diye bağırdı. “Ben kaptanım, düğmelere basıyorum, siz de benim yardımcılarımsınız.”

Kerem hemen atladı:
“Ben de kaptan olmak istiyorum!”
“Ben söyledim önce!” diye bağırdı Ali, sesi gittikçe yükseliyordu. “Söz hakkı bende, kozalak bende!”
Zeynep kaşlarını çattı:
“Ama Ali, söz hakkı sende diye herkesin rolünü sen seçemezsin. Hepimizin fikri önemli.”
Ali aldırmadan konuşmaya devam etti. Eda, tam bir şey söylemek üzere ağzını açtı, ama Ali sözünü keserek:
“Bir dakika Eda, sonra!” dedi.
Eda susup başını eğdi. İçinde küçücük bir kırgınlık hissetti. O anda hafif bir rüzgâr esti ve çınar ağacının yaprakları hışırdadı. Sanki ağaç da olan biteni üzülerek dinliyordu.
Bir süre sonra Kerem, Ali’nin elindeki kozalığı almaya çalıştı:
“Sıradan gidiyorduk, şimdi benim konuşma hakkım!” dedi.

Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 4

Ali kozalığı sıkıca tutarak:
“Hayır, daha bitirmedim!” diye bağırdı.
Tam o sırada, yukarıdaki bir dal sallandı ve minik bir kozalak daha Ali’nin yanına düştü. Çocuklar şaşkınlıkla başlarını kaldırdılar.
“Bakın,” dedi Kerem, “sanki ağaç bize bir işaret veriyor!”
Zeynep yavaşça ikinci kozalığı eline aldı:
“Belki de çınar bize diyor ki: Söz hakkı tek bir kişide toplanmasın. Herkesin ayrı bir sesi var.”
Eda merakla sordu:
“Peki ama iki kozalak olursa karışıklık olmaz mı?”
Zeynep biraz düşündü:
“Olmaz, çünkü kural koyabiliriz. Bu ikinci kozalak dinleme kozalağı olsun. Konuşan, bir kozalığı tutar onu dikkatle dinleyen ve anladığını söylemek isteyen de diğerini. Ama yalnızca konuşan izin verince o kişi konuşabilir. Böylece hem konuşur hem de anlaşıldığımızdan emin oluruz.”

Kerem heyecanlandı:
“Yani ben ‘dinleyen kişi’ olup senin anlattıklarını kendi kelimelerimle tekrar söyleyebilirim, doğru mu?”
“Evet,” dedi Zeynep. “Buna öğretmenim ‘anladığını geri söylemek’ diyordu.”
Ali hâlâ biraz kızgındı ama merak da ediyordu:
“Peki ama bu ne işimize yarayacak?”
O sırada Eda derin bir nefes aldı.
“Ben söyleyebilir miyim?” diye fısıldadı.
Zeynep konuşma kozalağını ona uzattı:
“Tabii ki, şu an söz hakkı sende.”
Eda kozalığı eline alınca uzun zamandır ilk defa kendini güçlü hissetti.

Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 6

“Bazen siz çok hızlı konuşuyorsunuz,” dedi. “Ben de bir şey söylemek istiyorum ama ya sözümü kesersiniz diye korkuyorum. Bu oyun, benim gibi çekinenlerin de konuşabilmesini sağlar. Çünkü herkes biliyor ki sıra ona da gelecek.”
Kerem, dinleme kozalağını havaya kaldırdı:
“Eda’nın söylediğini tekrar söyleyebilir miyim?” dedi.
Eda başını salladı.
“Eda diyor ki,” diye başladı Kerem, “biz çok hızlı ve aynı anda konuşunca, onun söylemek istedikleri içinden çıkamıyor. Söz hakkı paylaşma oyunu olursa, o da rahatça konuşabilir.”
Eda gülümsedi:
“Evet, tam olarak böyle hissediyorum.”
Ali bir an durdu. Arkadaşlarının yüzlerine baktı. Eda’nın gözlerindeki minik parıltıyı görünce içi biraz burkuldu.
“Ben gerçekten böyle hissettiğini fark etmemiştim,” dedi usulca. “Sanırım bazen fazla heyecanlanıyorum ve sizleri unutuveriyorum.”
Zeynep, yavaşça gülümseyerek:

“Önemli olan şimdi fark etmiş olman. Hadi artık oyunumuzu baştan ama daha adil oynayalım.” dedi.
Böylece çocuklar yeni kurallar koydular:
1. Konuşma kozalağı kimdeyse, sadece o kişi konuşacak.
2. Kimse konuşanın sözünü kesmeyecek.
3. Dinleme kozalağı olan kişi, konuşan bittikten sonra onun söylediklerini kendi cümleleriyle tekrar edebilecek.
4. Herkes sırayla hem konuşan hem dinleyen olacak.
İlk turda, uzay macerasını anlatma sırası Kerem’e geldi. Konuşma kozalağını eline aldı ve gözlerini kapatarak hayal kurmaya başladı:
“Hayalimde hepimiz sihirli bir uzay gemisine biniyoruz. Bu gemi, düşüncelerimizle hareket ediyor. Kaptan yok, çünkü gemi hepimizi dinliyor. Kim ne isterse sırayla söylüyor ve gemi ona göre yön değiştiriyor.”
Ali’nin elinde dinleme kozalağı vardı. Kerem konuşmayı bitirince, Ali dikkatle:
“Yani sen diyorsun ki, uzay gemisinin kaptanı yok çünkü aslında hepimiz kaptan sayılıyoruz. Gemi de hepimizi dinliyor, sırayla isteklerimize göre gidiyor, değil mi?”

Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 8

Kerem gülerek başını salladı:
“Evet! Tıpkı söz hakkı oyunundaki gibi. Hepimizin sesi önemli.”
Sıra Zeynep’e geldiğinde o, “konuşan ağaçlar ormanı” hayalini anlattı. O ormanda ağaçlar, rüzgâr estiğinde şarkılar söylüyor, yapraklarıyla çocuklara mesaj gönderiyorlardı. Dinleme kozalağını tutan Eda, Zeynep’in anlattıklarını güzelce tekrar edince, Zeynep kendini anlaşılmış hissetti.
Sonunda sıra Eda’ya geldi. Herkes merakla onu dinliyordu. Eda konuşma kozalağını sıkıca tuttu, derin bir nefes aldı:
“Benim hayalimde, kocaman bir kütüphane var. Bu kütüphanede sadece kitaplar değil, insanların düşünceleri de var. Konuşmak isteyen herkes, düşüncesini pembe bir balona fısıldıyor. Balon havalanıp kütüphanenin tavanına uçuyor ve orada parlıyor. Kimse kimsenin balonunu patlatmıyor, çünkü herkesin fikri değerli. Söz hakkı işte böyle bir şey kimse kimsenin balonunu patlatmamalı.”
Bu hayal herkesin çok hoşuna gitti. Kerem, dinleme kozalağını tutarak heyecanla konuştu:
“Yani sen diyorsun ki, düşüncelerimiz balonlar gibi ve biz başkalarının balonlarına zarar vermemeliyiz. Herkesin balonu gökyüzünde birlikte parlamalı. Doğru mu?”
Eda bu kadar güzel anlaşıldığı için çok mutlu oldu:
“Evet, aynen öyle!”
O gün akşama kadar konuşup hayal kurdular. Bazen anlaşamadıkları oldu, ama hep sırayla konuştular, birbirlerinin sözünü kesmemeye dikkat ettiler. Parkın sessizliğini yalnızca çocukların temiz kahkahaları ve çınar ağacının yapraklarının hışırtısı bozuyordu.

Güneş batmaya yaklaşırken Ali, elinde hâlâ biraz sıcak olan kozalakla ayağa kalktı:
“Arkadaşlar,” dedi, “bugün bir şey fark ettim. Eskiden hep ben önce konuşmak isterdim. Ama şimdi sizleri dinleyince, sizde ne kadar güzel fikirler olduğunu gördüm. Eğer hep ben konuşursam, sizin fikirleriniz hiç ortaya çıkmıyor.”
Zeynep, başını onaylarcasına salladı:
“Herkesin sözü, bu ağacın dalları gibi,” dedi. “Bir dal eksik olursa ağaç tam olmaz. Birimizin sesi eksik olursa, grubumuz da eksik olur.”
Eda utangaç ama kararlı bir sesle ekledi:
“Ben de bugün kendime daha çok güvendim. Sıranın bana da geleceğini bilmek, içimdeki kelimeleri cesur yaptı.”
Kerem gülerek:
“Ben de öğrendim ki hayal kurmak tek başına da güzel ama arkadaşların hayaliyle birleşince çok daha harika. Söz hakkı paylaşınca, hayallerimiz de birleşiyor,” dedi.
O sırada hafif bir rüzgâr esti, çınar ağacının dalları eğilip kalktı. Dallardan biri, sanki çocukların başını okşar gibi yavaşça sallandı. Küçük bir yaprak, Ali’nin omzuna düştü. Ali yaprağı eline alıp dikkatle inceledi.
“Bence Konuşan Çınar da bizimle gurur duyuyor,” dedi. “Çünkü artık birbirimizi dinliyoruz.”

Söz Hakkı Paylaşma Oyunu Zeynep Ali Eda ve Kerem’in Masalı - 10

O günden sonra arkadaşlar, yalnızca parkta değil, okulda da söz hakkı paylaşma oyununu oynamaya başladılar. Sınıfta bir konu tartışılırken, öğretmen hiç karışmadan, ellerindeki hayali kozaklarla sırayla konuşmaya başladılar. Zamanla diğer çocuklar da bu oyunu benimsedi. Artık kimse kimsenin sözünü kesmiyor, herkes içinden geldiği gibi ama saygıyla konuşuyordu.
Bir gün öğretmenleri sınıfta etrafına bakıp gülümsedi:
“Çocuklar,” dedi, “Fark ettiniz mi? Artık herkes birbirini daha iyi dinliyor. Demek ki sınıfımızda söz hakkı paylaşmayı öğrenmişiz. Böyle devam ederseniz, büyüdüğünüzde de kimseyi dinlemeyi unutmazsınız.”
Zeynep, Ali, Eda ve Kerem birbirlerine baktılar. Göz göze geldiklerinde, sanki aralarında görünmez bir anlaşma parladı:
“Ne olursa olsun, birbirimizin balonlarını patlatmayacağız.”
Akşam olunca yine Konuşan Çınar’ın altına gidip yeni hayaller kurdular. Bu kez hayal ettikleri dünya, herkesin konuşabildiği, kimsenin susturulmadığı, herkesin dinlendiği bir dünyaydı.
Gökyüzü pembe ve turuncu renklere boyanırken, çınar ağacının gölgesi onların üstünü bir battaniye gibi örttü. Çocuklar, paylaştıkları sözlerle ve dinledikleri kalplerle daha da yakınlaştılar.
Ve o günden itibaren, küçük kasabada bir söylenti dolaşmaya başladı:
“Konuşan Çınar’ın altında oturan çocukların sesi hiç kaybolmaz, çünkü onlar söz hakkını paylaşmayı bilir.”
İşte böylece, dört arkadaş konuşmayı da, dinlemeyi de, birbirine yer açmayı da öğrendi. Hem hayalleri büyüdü, hem kalpleri. Ve elbette, bu güzel dostluk, paylaşılan sözler ve dinlenen seslerle birlikte, sonsuza kadar mutlu bir şekilde sürdü.

Masal Oku Mobil Uygulaması - Hemen İndir
Masalları Cebinde Taşı! Mobil Uygulamamızı Hemen İndir

Masalla İlgili Sorular ve Cevaplar

Masalımızı okuduktan sonra çocuğunuzla birlikte aşağıdaki soruları yanıtlayarak
Hem keyifli vakit geçirebilir hem de masalın öğretici yönlerini keşfedebilirsiniz.

Hikâyede çocukların oynadığı oyunun adı nedir ve bu oyunun amacı nedir?

Oyunun adı 'Söz Hakkı Paylaşma Oyunu'dur. Amacı, herkesin sırayla konuşmasını sağlamak ve kimsenin sözünün kaybolmamasını, herkesin fikrine saygı duyulmasını sağlamaktır.

Söz hakkı ne anlama gelir ve neden önemlidir?

Söz hakkı, bir kişinin konuşurken diğerlerinin onu dinlemesi demektir. Önemlidir çünkü böylece herkes kendini ifade edebilir, kimsenin fikri yok sayılmaz ve insanlar birbirini daha iyi anlar.

Hikâyede konuşma hakkını simgeleyen nesne nedir ve kural neydi?

Konuşma hakkını simgeleyen nesne bir çam kozalağıdır. Kural şudur: Konuşma kozalağı kimdeyse sadece o kişi konuşur, diğerleri onun sözünü kesmeden dinler.

İkinci kozalak ne için kullanılmıştır ve bu neden faydalıdır?

İkinci kozalak 'dinleme kozalağı' olarak kullanılmıştır. Konuşan bittikten sonra, dinleme kozalağını tutan kişi, duyduklarını kendi cümleleriyle tekrar eder. Bu faydalıdır çünkü böylece gerçekten anlayıp anlamadığımızı kontrol ederiz ve kendimizi daha iyi anlaşılmış hissederiz.

Eda neden başta konuşmaktan çekiniyordu ve oyun ona nasıl yardımcı oldu?

Eda, arkadaşları çok hızlı ve aynı anda konuştukları için sözünün kesilmesinden ve ciddiye alınmamaktan korkuyordu. Oyun sayesinde herkesin sırası olduğu için, onun da konuşma zamanı geleceğini bildi ve kendini daha güvende hissederek konuşabildi.

Ali oyunun başında hangi hatayı yaptı ve bunu sonradan nasıl fark etti?

Ali, söz hakkı kendisindeyken herkesin rolünü kendi belirlemek istedi, arkadaşlarının sözünü kesti ve onları yeterince dinlemedi. Eda’nın duygularını duyunca, arkadaşlarını unuttuğunu ve fazla heyecanlandığını fark etti, sonra daha adil davranmaya çalıştı.

Kerem’in uzay gemisi hayalinde, geminin kaptanı neden yoktu ve bu hayal söz hakkıyla nasıl bağlantılıydı?

Kerem’in hayalinde uzay gemisinin kaptanı yoktu çünkü gemi herkesi dinleyerek sırayla istedikleri yere gidiyordu. Bu, söz hakkıyla bağlantılıydı; tıpkı oyunda olduğu gibi, herkesin sesi önemliydi ve kararlar sırayla herkesi dinleyerek alınıyordu.

Eda’nın pembe balonlu kütüphane hayali bize düşünceler ve saygı hakkında ne öğretir?

Eda’nın hayali, düşüncelerimizin balonlar gibi değerli olduğunu ve kimsenin başkasının balonunu patlatmaması gerektiğini anlatır. Yani, başkalarının fikirlerine zarar vermeden, saygıyla dinlememiz ve herkesin fikrinin gökyüzünde birlikte parlayabilmesine izin vermemiz gerektiğini öğretir.

Çocukların koyduğu dört kuraldan ikisini yaz ve bu kuralların sınıfta ya da evde nasıl işe yarayacağını açıkla.

Kurallardan ikisi şunlardır: 1) Konuşma kozalağı kimdeyse, sadece o kişi konuşacak. 2) Kimse konuşanın sözünü kesmeyecek. Sınıfta ya da evde bu kurallar uygulanırsa, herkes rahatça fikrini söyleyebilir, tartışmalar daha sakin geçer ve yanlış anlamalar azalır.

Bu hikâyeden sonra, sen arkadaşlarınla konuşurken veya sınıfta söz almak isterken neleri değiştirebilirsin?

Arkadaşlarım konuşurken sözlerini kesmemeye dikkat edebilirim, el kaldırıp sıramı bekleyebilirim, çekingen olan arkadaşlarıma da söz verildiğinden emin olmaya çalışabilirim. Ayrıca, birinin ne dediğini anlamadıysam, onun sözlerini kendi cümlelerimle tekrar ederek doğru anlayıp anlamadığımı sorabilirim.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Paylaş: