Bülbül İle Karga Hikayesi

Bülbül İle Karga

Abone Ol google news
Bülbül İle Karga
Bülbül İle Karga

Bülbülün Sesi Karganın Rahatsızlığı

Gak Gak kara renkli çirkin sesli bir kargaymış. Bülbül ise hem çok güzelmiş, hem de sesi hoşmuş.

Ormanda kimse kargayı dinlemek istemezmiş de, bülbülü dinlemekten bıkıp usanmazlarmış.

Büyüdükçe sesi daha da güzelleşmeye başlayan bülbül kimseyi beğenmez olmuş.

Herkesi küçük görür,

“O da konuşulmaya değer mi canım, bir sesi var ki karga gibi”

 diye dudak bükerek alay edermiş.

Gak Gak bülbülden hoşlanıyormuş ama kibirli halinden de bıkmış usanmış. Hele kendisiyle sık, sık alay etmesini hiç hazmedemiyormuş.

Gak Gak “Bu ormanda birlikte büyüdük, arkadaşlığımız var. Beni küçümsemekle kendini büyüttüğünü sanıyorsan aldanıyorsun” diye öğütler vermiş hep… Ama bülbül kahkahalarla gülmüş: “Beni kıskanıyorsun değil mi? Onun için kızıyorsun” demiş.

Bülbül neşeli, neşeli uçuyormuş o gün. Güneş pırıl, pırıl parlıyor çiseli yapraklar üstünde oynaşıyormuş.

Bülbül keyfinden bir türkü tutturmuş. Türlü manevralar yapıyor, bazen yere doğru alçalıyor, bazen bulutların üstüne kadar yükseliyormuş.

Bu hareketleri yapmasının sebebi varmış. Gak Gak’ı bir ağacın tepesinde görmüş. Ne kadar iyi uçtuğunu göstererek övünmek sevdasındaymış.

Bir süre sonra Gak Gak’ın dikkatini çekemediğini anlamış:

– Hey, diye bağırmış. Nasıl, güzel uçuyor muyum?

Gak Gak:

– Daha öğrenmen gereken çok şey var.

– Neymiş o öğreneceğim şeyler, demiş bülbül.

– Uçarsan doğru dürüst uçsana, ne diye boşa kendini yoruyorsun.

– Bu muydu öğreneceğim şey?

Gak Gak gülümsemiş:

Bulbul Ile Karga Hikayesi

– Yalnız bu değil, demiş. Uçarken önüne hiç dikkat etmiyorsun. Biliyorsun insanlar türlü tuzaklarla seni avlamak isterler. Dikkatli olman gerek. Bülbül hiç umursamamış:

– Benim gibi güzel sesli bir kuşa kim kıyar. İnsanlar olsa, olsa seni yakalamak ister. Kıskandığından böyle konuşuyorsun.

– Niçin kıskanayım? Senin sesin güzelse, ben senden daha cüsseliyim. Avımı daha kolay yaparım. Ama bunun için seni hiçbir zaman küçümsemem.

Bülbül burun kıvırmış:

– Beni dinlemek için uzun yollardan gelenler bile var. Ya senin için kim zahmet ediyor?

– Beni dinlemeleri gerekmez ki…

Bülbül daha fazla dinlememiş. Ağacın üstünden havalanmış. Türlü yaramazlıklarla uçup gitmiş.

Bunu gören Gak Gak ise başını iki yana sallayarak: “Başına bir dert açacak” diye söylenmiş.

Gak Gak kibirli olmasına rağmen bülbülü seviyormuş. Yalnız kendisini değil, ormanın yaşlı kuşlarını bile dinlemiyormuş bülbül…

Bunları düşünürken birden bülbülün acı çığlıklar attığını duymuş. Şöyle bir dolaşmış etrafı… Bülbül, insanların kurduğu bir ağın içinde çırpınıyormuş.

– İmdat Gak Gak… Kurtar beni ne olur!

Gak Gak acıyormuş zavallıya… Birazdan insanlar gelip onu götüreceklermiş. Kurtaramayacağını bile, bile alçalmış. Gagasıyla ipleri çözmeye çalışmış.

Bülbülü kurtarabilirse kendisini mutlu hissedecekmiş. Uzun, uzun uğraşmış. Gak Gak ağlıyormuş. Müthiş yorulmuş. Derken kendisini de ağın içinde bulmuş.

Birden insan sesleri duyulmuş. Oldukları yerde büzülmüşler.

Gelenlerden biri:

– Kargalar pek tuzağa düşmez, ama nasıl oldu anlayamadım. Galiba bülbül, işimize yarar, demiş.

Öbürü dikkatle bakmış:

– Ne zamandır böyle bir kuşum olsun istemiştim. Bir tanesi elini ağa sokmuş. Gak Gak birden öfkelenmiş. Bülbülü yakalamak için uzanan ele hiddetli bir gaga vurmuş.

– Amma da aksi bir kuş, diye bağırmış adam… Bir süre uğraşmışlar. Bülbül ağlardan çıkarılmış.

– Bırakın, bırakın, ne olur, diye yalvarmış bülbül.

Birinci adam ikincisine:

– Bak, demiş. Ne güzel ötüyor.

İkinci adam gülmüş:

– Öter tabi, adı üstünde işte; bülbül. Kargayı ne yapacağız. İşimize yaramaz. Salıveriyorum.

Gak Gak birkaç kere gaklamış, acı sesler çıkarmış. Bülbülü bir torbaya atmış adamlar. Gak Gak adamları takibe koyulmuş.

Bülbülü nereye götürdüklerini anlayacak, sonra kurtarmaya çalışacakmış. Zaman, zaman gaklıyor, peşinde olduğunu bülbüle anlatmak istiyormuş.

İki adam hayretle kargaya bakmışlar:

– Yahu peşimizden ayrılmıyor bu kuşcağız…

– Gerçekten de öyle, acaba niçin?

– Bülbülün arkadaşı galiba…

– Hadi canım, bir bülbülle bir karganın arkadaş oldukları nerede görülmüş.

Adamlar bir köy evine gelmişler sonunda… Bülbül nerede olduğunu anlayınca da inlemiş. Rüyasında yine Gak Gak ile alay ediyormuş.

Ne kadar kötü davrandığını ancak o zaman anlamış. Bülbülü güzel bir kafese koymuşlar. Suyunu ve yiyeceğini vermişler. Ama o hiçbirine dokunmamış.

Gak Gak ormana dönmüş. Bülbülün yakalandığını kimseye söylememiş. Onları üzmek istemiyormuş.

Sabah erkenden doğruca köy evinin yolunu tutmuş. Evin çatısında dönüp duruyor, bülbülden bir haber bekliyormuş.

Akşama kadar hiçbir şey olmamış. Açlıktan gözleri kararmak üzereymiş. Karanlıkla birlikte ormana dönmüş.

Kim ne sorduysa cevap vermemiş üzüntüsünden… Derdini içine gömmüş.

Kapalı yerde durmaya alışık değilmiş bülbül… Dilediği gibi gezemiyormuş. Sıkıntıdan ötmüyormuş da… Evin küçük oğlu canını sıkıyormuş.

Sık, sık kafesi indirip parmağını içeri sokuyor, canını acıtıyormuş. Babası görmüş ve onu uyarmış. Fakat pek dinlememiş doğrusu çocuk…

Çocuğu kendisine benzetiyormuş bülbül… O da tıpkı kendisi gibi söylenen öğütlere kulak vermiyormuş. Aradan günler geçmiş. Bir gün eve misafirler gelmiş. İnsanlar sohbet ederken söz kuşlardan açılmış.

Ev sahibi:

– Bizim bülbül geleli bir defacık bile ağzını açıp ötmedi. Bu kuşun bir derdi olsa gerek, demiş.

Kafesi indirip, misafirlerin görebilecekleri bir yere koymuş. Misafirlerden biri doktor gibi her yanını muayene etmiş bülbülün…

Sonra da fikrini söylemiş:

– Kafes temiz ve güzel… Kuş da iyi bir cins… Ötmüyor demek.

– Bu çok kurnaz, ötmediği takdirde bırakacağınızı umuyor, demiş diğer misafir.

Öbür misafir itiraz etmiş:

Bülbül İle Karga Masalı
Bülbül İle Karga Masalı

– Olur, mu canım? Alt tarafı bir kuş, kurnazlığı nereden bilecek?

Ev sahibi söze karışmış:

– Anlayamadığım bir başka nokta daha var, demiş. Bir karga her gün sabahtan akşama kadar evin önünde dolaşır durur. Acı sesler çıkararak gaklar. Aralarında bir münasebet var mı dersiniz?

– Olabilir, diye cevap vermiş misafir.

Dedim ya, kuşların da kendi dünyaları vardır. Arkadaşları, dostları düşmanları vardır.

Bir süre sonra misafirler gitmişler. Bülbül tekrar tavandaki çengele asılmış. Öylece uykuya dalmış. Sabah, gözlerini açınca gaklama seslerini yine duymuş. O sırada evin hanımı gelmiş. Kafesi balkona çıkarmış.

Bir çengele asıp bırakmış:

– Biraz güneş yüzü görsün zavallı kuşcağız, demiş.

Bülbülcük biraz neşelenmiş. Gak Gak’ın sesini daha da yakından duyuyormuş şimdi… Gökyüzüne bakmış. Gak Gak’ı görmüş birden… Çağırmış:

– Gelsene Gak Gak!

Gak Gak kafesin yanına konmuş. İkisinin gözlerinde de yaşlar parlıyormuş:

– Nasılsın bülbül?

– Esir biri nasıl olursa, ben de öyle. Sen nasılsın? Çok zayıf görünüyorsun.

Gak Gak boynunu bükmüş:

– Zayıfladım. Hep seni düşünüyorum. Arkadaşlığımız var. Ben özgür, sen esir; bu beni eritiyor.

Bülbül acı, acı ötmüş:

– Kimseyi suçlamıyorum. Cezamı çekiyorum şimdi.

Gak Gak’ın gözleri parlamış. Çünkü kafesin kapısını tutan küçük mandalı görmüş;

– Seni kurtarabileceğimi sanıyorum, demiş.

İyice yaklaşmış. Mandalı sürekli gagalamaya başlamış. Bir süre sonra tık diye bir ses duyulmuş.

Gak Gak sevinçle:

– Başını kapıya dayayarak biraz it. Kurtulacaksın. Bülbül söylenenleri yapmış. Kapı ardına kadar açılmış. Evin hanımı birden balkon kapısında belirmiş. Bülbülün şen cıvıltılarını mutfaktan duymuş, merak etmiş çünkü…

Gak Gak:

– Çabuk çık, diye bağırmış. Bülbül dışarı fırlamış. Hızla kanatlarını çırpmış. Kadın kafesin

yanına ulaştığında bülbül çoktan havalanmış.

– Teşekkür ederim Gak Gak Ağabey, demiş.

İlk defa ağabey diyormuş bülbül. Gak Gak bunu fark edince gülümsemiş:

– Bir şey değil bülbülcük. İnan senden çok ben sevindim. Ormanımız tekrar güzel sesinle dolacak, yine eskisi gibi arkadaşları neşelendireceksin. Ama şunu unutma:

-Her canlı bir işe yarar.

– Teşekkür ederim, demiş bülbül. Ne verdiğin öğütleri ne de yaptığın iyilikleri unutabilirim.

Bülbül başından geçenleri arkadaşlarına bir, bir anlatmış. Gak Gak’ın cesaretini uzun, uzun övmüş.

Orman halkı Gak Gak’ı kutlamış. Gak Gak’ı yılın kahramanı ilan etmişler.

Mesut ve rahat, uzun yıllar kardeşçe yaşamışlar.

Masallar2 Yaş MasallarıLa Fontaine Masalları


Benzer İçerikler

Vefalı Köpek Hikayesi
Vefalı Köpek Hikayesi
Keloğlan, Yüncü, Kilimci, Düğüncü Başı Ve Anası
Keloğlan Yüncü Kilimci Düğüncü Başı Ve Anası Hikayesi
Nasreddin Hoca Sana Göre Hava Hoş Fıkrası
Sana Göre Hava Hoş Hikâyesi
Bremen Mızıkçıları
Bremen Mızıkacıları Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.