1 Yaş Hikayeleri2 Yaş Masalları3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş MasallarıÇocuk Hikayeleri | Çocuk Kitapları OkuHikaye OkuHikayelerMasallarOkul Öncesi HikayelerTürkçe MasallarUyku Öncesi MasallarUzun Hikayeler

Hamarat Leylek

Hamarat Leylek Hikayesi
Hamarat Leylek Hikayesi

Leylek Sürüsüne Büyük Ders Masalı

Babam, dün akşam eve geldiğinde:

-Çocuklar, yarın Tombiş Dede’nizin yanına gideceğim. Bugün bana haber göndermiş. Bahçesi için bazı tohumlar götüreceğim. Gelmek ister misiniz, dedi. Sevinçten havalara uçmuştuk. Annem, gece Gülsüm Nine’nin çok sevdiği zeytinyağlı dolmalardan yaptı.

Babam Tombiş Dede’nin istediklerini arabanın bagajına özenle yerleştirdi. Gece yatağa girdiğimizde sabahın bir an önce olmasını dilemiştim. Tombiş Dede bizim için öykü demekti. Bakalım bu kez hangi öyküyü anlatacaktı?

Sabah erkenden kalktık. Kahvaltıdan sonra hemen yola koyulduk. Çınarlıdere’ye vardığımızda babam yavaşladı. Bu cennet gibi köyü seyrederek ilerlemeye başladık. Bahar gelmişti. Dağların doruklarındaki karlar eriyordu. Köy, buram buram toprak kokuyordu.

Bin bir türlü çiçeklerle dolu bahçelerin yanından geçtik. Az sonra Tombiş Dede’nin evine vardık. Tombiş Dede, bahçede çalışıyordu. Eşi Gülsüm Nine de ona yardım ediyordu. Bizi gördüklerinde çalışmayı bıraktılar. Birbirimizi özlemiştik. Sarılıp kucaklaştık.

İlgili Makaleler

Hayret içinde kalmıştık. Tombiş Dede de Gülsüm Nine de ilerlemiş yaşlarına rağmen çalışıyorlardı. Oysa ben, insanlar yaşlanınca bir köşede oturuyor, sanıyordum. Tombiş Dede’ye bahçede ne yaptıklarını sorduk. Bize baharın geldiğini, doğanın uyandığını söyledi. Böyle zamanlarda toprağın emek istediğini anlattı.

– Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur, diye bir atasözümüz var. Kemal henüz küçük, bu nedenle o bilmez. Ama siz okulda öğrenmişsinizdir. Söyleyin bakalım o atasözü ne anlama geliyor?

Ablam atıldı:

-Çalışmanın önemini anlatır. Eğer evimize, çevremize bakar, onları temiz tutarsak oralar cennet gibi olur. Yok, hiç ilgilenmezsek de yaşanmaz olur. Tombiş Dede:

-Aferin, dedi. İşte biz de bahçede bu nedenle  çalışıyoruz. Bakın ne kadar güzel değil mi? Ama ilgilenmezsek bu bahçenin içine girmek bile istemezsiniz. Dayanamayıp sordum:

– Ama Tombiş Dede yorulmuyor musunuz? Tombiş Dede:

– Elbette yoruluyoruz. Fakat yorulmak kötü bir şey değil ki! Kardeşim Kemal birden atıldı:

– Tombiş Dede, bize hikâye anlatsana! Kardeşim pat diye söylemişti. Tombiş Dede tatlı tatlı güldü:

– Hah hah ha, demek hikâye istiyorsun küçük Kemal. E, madem çalışmaktan söz ediyoruz. O zaman size hamarat Leyleğin hikâyesini anlatayım, dedi. Hepimiz Tombiş Dede’nin etrafına kümelendik. O, her zamanki gibi sakalını sıvazladı. Bir süre düşündü. Sonra tane tane anlatmaya başladı.

Buradan çok uzaklarda büyük bir orman varmış. Bu ormanda kalabalık bir leylek sürüsü yaşarmış. Leylekler, yıllardır ilkbahar geldiğinde bu ormana gelir, sonbahar olup havalar soğumaya başlayınca da giderlermiş. Yine bir ilkbahar mevsiminde bu ormana gelen leylekler gözlerine inanamamış.

Güzelim orman yanmıştı. Geriye yanmış ağaçlar, kapkara toprak kalmıştı. Leylekler, hemen toplanmış ve ne yapacaklarını konuşmuşlar. Sonunda en kısa sürede başka bir orman bulmak gerektiğine karar vermişler.

Tekrar yola koyulup uzun süre uçmuşlar. Birçok yeri dolaştıktan sonra büyük bir ormanda karar kılmışlar. Ormanda hepsinin yuva yapabileceği yüksek ağaçlar, türlü yiyecekler varmış. Yerleştikleri bölgenin çok yakınından küçük bir dere de geçiyormuş. Eh, bundan daha iyisi de olamazmış. Her biri yuva yapmak için bir ağaç seçmiş. Sonra da birbirlerine:

Hamarat Leylek Masalı
Hamarat Leylek Masalı

-Çok uzun bir yoldan geldik. Çok yorulduk. Yuvalarımızı yapmadan önce bir güzel dinlenelim. Acele etmemize gerek yok, demişler.

Sürüde Akkanat adında bir leylek varmış. Akkanat, içlerinde en çalışkan olan leylekmiş. Asla boş durmayı sevmez, her zaman kendine yapacak bir iş bulurmuş. Bu özelliği nedeniyle arkadaşları ona hamarat diye takılırlarmış. Akkanat söz alarak demiş ki:

-Arkadaşlar doğru söylüyorsunuz. Uzun bir yoldan geldik, çok yorulduk. Ama bir an önce yuvalarımızı yapmalıyız. Ondan sonra nasılsa dinleniriz. Akkanat, söylediklerini kimseye dinletememiş. Herkes uzunca bir süre dinlenmek taraftarıymış.

Akkanat, hemen işe koyulmuş. Önce yuva yapacağı ağacı belirlemiş. Sonra da yavaş yavaş yuvasını yapmaya başlamış. Ormanın farklı bölgelerine gidiyor, hem yuvası İçin malzeme topluyor hem de etrafı öğreniyormuş. Yine böyle malzeme ararken su içtikleri derenin kaynağına doğru uçmaya karar vermiş.

– Bakalım derenin kaynağı neresi, demiş.

– Öyle çok uçmuş ki yorgun düşmüş. Derenin kaynağını bulamayacağım, şurada biraz dinleneyim diye bir ağaca konmuş.

Ağaçtan etrafı seyretmeye başlamış. Birden biraz ileride derenin önünde bir birikinti görmüş. Bunun ne olduğunu merak etmiş. Hemen oraya doğru uçmuş. Gördüğü şeyden hiç de memnun olmamış. Bir yere yığılan dallar, yapraklar, otlar derenin önünü kapatmış. Meğer zaten küçük olan dereden az bir miktarda su sızarak onların bulunduğu bölgeye doğru akıyormuş. Fırtınadan olsa gerek, diye düşünmüş.

– Hemen arkadaşlarıma haber vermeliyim, diyip havalanmış.

Akkanat’ın toplanmak için belirlediği yere gelen leylekler kendi aralarında konuşmaya başlamışlar. Biri demiş ki:

-Akkanat, bizi buraya neden çağırdı acaba? Bir diğeri:

– Neden olacak yolculuktaki maceralarını anlatacaktır. Bir başkası:

-Sanmıyorum. Akkanat böyle şeyleri pek sevmez. Daha önemli bir şey olmalı, demiş. Meydandaki başka leylekler de Akkanat’ın kendilerini niçin çağırdığıyla ilgili tahminlerde bulunmuşlar.

Biraz sonra Akkanat görünmüş. Yere doğru süzülüp meydanda toplanan leyleklerin karşısına konmuş. Bir süre onları süzdükten sonra konuşmaya başlamış. Arkadaşlar, hepiniz sizi buraya niçin çağırdığımı merak ediyorsunuz. Sizi daha fazla merakta bırakmayacağım.

– Biliyorsunuz bu yıl talihsiz bir olay yaşadık. Her zaman gittiğimiz orman yanmıştı. Sonunda burayı bulduk. Yani artık burası bizim evimiz sayılır. Leyleklerden biri söz almış:

– Doğru ama bunu söylemek için mi bizi buraya topladın, demiş. Akkanat cevap vermiş:

– Ebette bunu söylemek için toplamadım. Arkadaşlar, biliyorsunuz ki bu ormanı çok uzun aramalardan sonra bulduk. Burada yaşamamız için gerekli her şey var. Az önce söz alan leylek dayanamayıp tekrar söz almış:

– Akkanat ne demek istiyorsan hemen söylesene! Bizi merakta bırakmaktan zevk mi alıyorsun, demiş.

Akkanat devam etmiş: Elbette hayır! Arkadaşlar sanırım hiçbiriniz dikkat etmediniz. Ama derenin suyu çok az. Ben bu sabah derenin kaynağına doğru çok uzun süre uçtum. Çok ilerde derenin önünde engeller oluştuğunu gördüm. Sanırım bir fırtına sonucu derenin önü kapanmış. Meydandaki leylekler Akkanat’a tepki göstermişler:

– Bizi bunun için mi çağırdın buraya! Bizim deremiz ne güzel akıyor işte, bu su bize yeter.

Akkanat, diğer leyleklerin tepkisine çok şaşırmış. Yine de konuşmaya devam etmiş:

-Arkadaşlar ya bir süre sonra derenin önü tamamen kapanırsa! O zaman içecek suyumuz kalmaz. Her gün su içmek için o kadar yolu uçmak mümkün değil. Leylekler yine tepkili bir şekilde:

-Bir şeycikler olmaz. Suyumuz akıyor. Bu su da bize yeter, diyerek meydanı birer ikişer terk etmeye başlamışlar.

Kimsenin Akkanat’ı dinlediği yokmuş. O, arkadaşlarının bu davranışı karşısında çok üzülmüş. Çünkü suların sürüklediği dallar er geç derenin önünü kapatacakmış. Akkanat, bütün leylekler gittiğinde yapayalnız kalmış. Düşünmeye başlamış. Hiçbiri beni dinlemedi. Oysa yakında hepimiz susuz kalacağız. Bu duruma mutlaka bir çare bulmam gerek. Akkanat düşünmüş, düşünmüş. Sonunda kendi başına bir şeyler yapmaya karar vermiş.

Hemen harekete geçen Akkanat, uzun bir uçuştan sonra bendin olduğu yere varmış. Buraya ikinci bir yuva yapmaya karar vermiş. Mesafe çok uzun, her gün bunca yolu gidip gelemem, demiş. Bir haftalık çalışmadan sonra güzel bir yuva yapmış.

Bu süre içinde derenin suyunun da iyice azaldığını görmüş. Arkadaşlarını düşünüp üzülmüş. Yarın sabah bentteki dalları yavaş yavaş temizlemeye başlamalıyım, demiş.

Ertesi gün uyanan Akkanat, gördüğü manzara karşısında dehşete kapılmış. Derenin önü tamamen kapanmış. Arkadaşlarının olduğu yöne doğru hiç su akmıyormuş. Üstelik bende sığmayan su başka bir tarafa doğru akmaya başlamış.

– Eyvah, arkadaşlarım ne halde acaba? Hiç suları kalmamıştır, diyerek hemen havalanmış. Arkadaşlarının olduğu yere vardığında her birini bir yerde güçsüz ve bitkin bir halde bulmuş. Akkanat’ı gören arkadaşları utanmışlar. İçlerinden biri:

Hamarat Leylek
Hamarat Leylek

Akkanat, ne söylesen haklısın. Seni dinlemedik. Sen gittikten sonra su öyle azaldı ki ancak birkaç yudum içebildik. Bu sabah da dereyi tamamen kurumuş bulduk, demiş. Bir başkası:

-Bizim oraya kadar uçacak gücümüz yok. Burada susuzluktan ölüp gideceğiz, diye devam etmiş. Akkanat:

– Ümidinizi ve cesaretinizi kaybetmeyin. Ben ne pahasına olursa olsun bir şeyler yapacağım, diyip havalanmış.

Bendin olduğu yere geldiğinde yorgunluğa aldırmadan hemen çalışmaya başlamış. Bendin üstüne konuyor ağzına taşıyabileceği kadar büyüklükte bir dal alıyormuş. Sonra o dalı biraz uzağa bırakıp tekrar bende uçuyormuş.

Öyle çok çalışmış ki akşam olduğunda kanatlarını kullanacak hali kalmamış. O gece, çok yorgun olmasına karşın gözüne uyku girmemiş. Sürekli arkadaşlarını düşünmüş. Sabah olduğunda uykusuz ama dinlenmiş olarak çalışmaya devam etmiş.

Akkanat’ın yalnız başına yapabileceği bir iş değilmiş. Ama Akkanat, arkadaşlarını düşünüp yorgunluğuna aldırmadan çalışmaya devam etmiş. Akşam üzeri, bentten bir dal parçasını gagasına aldığında az bir suyun sızmaya başladığını görmüş.

Bu duruma çok sevinmiş. Hemen suyun sızdığı yerdeki dalları bulunduğu yerden çekip çıkarmaya başlamış. Biraz sonra belirgin bir şekilde derenin yatağına doğru su akmaya başlamış. Akkanat:

-Yaşasın! Eğer bu su arkadaşlarımın bulunduğu yere kadar giderse kurtulurlar, demiş.

Akkanat, arkadaşlarına haberi vermek için hemen havalanmış. Yolda giderken aşağıdan da suyun kendi yatağında ağır ağır akmaya başladığını görüp sevinmiş. Arkadaşlarının yanına geldiğinde onları çok kötü bir halde bulmuş. Susuzluktan kıpırdayacak halleri yokmuş.

Ümitsizlik içinde Akkanat’a bakmışlar. Akkanat, olanları çabucak anlatmış. Leylekler bu haber üzerine kendilerine gelmişler. Hep bir ağızdan Akkanat’a teşekkür etmişler. Ona inanmadıkları için çok pişman olduklarını söylemişler.

Çok geçmeden su da onların bulundukları yere kadar ulaşmış. Leylekler sevinçten ne yapacaklarını bilemez olmuş. Hemen suyun yanına gidip kana kana içmişler. İçtikçe de kendilerine gelmeye başlamışlar. Akkanat, böylesine önemli bir görevi başardığı için gururluymuş. Memnuniyet içinde onlara bakarken içlerinden biri:

– Akkanat, sen hepimizin hayatını kurtardın. Bundan böyle bizim liderimiz olmanı istiyorum, demiş. Sonra da arkadaşlarına dönerek:

– Ne dersiniz arkadaşlar, diye sormuş.

– Bütün leylekler arkadaşlarının bu önerisini kabul etmiş. Hep bir ağızdan:

-Akkanat, Akkanat, diye bağırmışlar.

– İçlerinden biri:

-Akkanat, arkadaşımız doğru söylüyor. Sen hepimizi karşına alarak doğru bildiğin şeyi yaptın. Bizse hayatımızı ilgilendiren böylesine önemli bir konuda yanlış yaptık. Bundan sonra sana güvenecek, çalışkanlığını da örnek alacağız, demiş. Akkanat:

Arkadaşlar lideriniz olmaktan gurur duyarım. 

– Ama şimdi daha önemli bir işimiz var. Suyumuz hâlâ çok az. Ben, suyun önünü kapatan bentte küçük bir delik açabildim. Bu su oradan geliyor. Eğer çaresine bakmazsak o delik de tıkanır, demiş. Leylekler ona hak vermişler. Fakat bu arada karanlık da bastırmış. Yaşlıca bir leylek:

-Akkanat, hava karardı. Hem biz de çok bitkin durumdayız. Bu gece dinlenelim. Yarın erkenden işe koyuluruz, ne dersin? Diye sormuş.

Akkanat, yaşlı leyleğin söylediklerine hak vermiş. Peki, öyleyse bu gece iyice dinlenelim. Ben de çok yorgunum. Sabah erkenden işe koyuluruz, demiş. O gece bütün sürü için önceki geceden çok farklı geçmiş. Çünkü bir önceki gece hiç suları yokmuş.

Hepsi de burada susuzluktan ölüp gideceklerini düşünüyormuş. Akkanat olmasaymış kim bilir şimdi ne durumda olacaklarmış, Akkanat’ın çalışkanlığını takdir etmişler. Onun varlığı kendilerine güven vermiş.

Sabah olduğunda Akkanat diğer kuşlara dönüp:

-Arkadaşlar, suyu takip ederek uçacağız. Herhangi biriniz geride kalırsa dereyi takip etsin, demiş. Havalanıp uzunca bir süre uçmuşlar. Nihayet bendin bulunduğu yere gelmişler.

Gerçekten de suyun önünde kocaman bir engel varmış. Bir yığın dal, yaprak, yosun ve taş suyun akmasına engel oluyormuş. Bu yüzden dere başka tarafa akıyormuş. Sadece Akkanat’ın açtığı küçük bir delikten su akıyormuş.

Akkanat:

-Arkadaşlar bahsettiğim bent bu. Suyun önünü kapattığı için dere başka tarafa akıyor. Eğer suyun önündeki engeli kaldırmayı başarırsak su da eskisi gibi akacaktır. Biri demiş ki:

-Temizlediğimiz dalları derenin uzağına atalım. Böylece bir daha dereyi dolduramazlar. Diğerleri onu onaylamış. Hemen işe koyulmuşlar. Canla başla çalışmaya başlamışlar. Bütün leylekler gagalarına ayaklarına alabildiği kadar dal parçası alıyormuş. Sonra bunları dereden uzak yerlere bırakıp tekrar geri dönüyorlarmış.

Aradan bir süre geçtikten sonra bir gürültü duyulmuş. Gürültüyle irkilen leylekler bir de bakmışlar ki iyice zayıflayan engel suyun gücüyle darmadağın olmuş. Leylekler hep bir ağızdan:

-Yaşasın, başardık, diye bağırmışlar. Dere, yuvalarının olduğu yöne doğru gürül gürül akmaya başlamış. Bir süre mutluluk içinde dereyi seyretmişler. Akkanat:

-Aslında dere çok da küçük değilmiş. Bu kadarını ben de beklemiyordum demiş.

Leylekler uzun bir süre bu olayın etkisinden kurtulamamış. Nasıl kurtulsunlar ki? Tembellikleri yüzünden hepsi az daha ölecekmiş. Ama bu olay bütün leylek sürüsüne çok büyük bir ders olmuş. Bir daha hiçbir leylek tembellik yapmamış.

Aradan bir süre daha geçince birçoğunun yavrusu olmuş. Anne ve baba leyleklerin yavrularına öğrettikleri ilk şey çalışkanlık olmuş. O yıldan sonraki bütün göçlerinde Akkanat onlara liderlik yapmış. Sürünün yaşlıları da yavru leyleklere hep Akkanat’ın çalışkanlığı sayesinde kurtuldukları olayı anlatıp durmuş.

Uyku MasallarıTürkçe Masallar1 Yaş Hikayeleri

YILDIZ VERMEYİ UNUTMAYIN 🙂
0 Oy

Masal Oku

Türkiye'deki tüm öğrencilere ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına - Eğitime dair bilgiler ve çocuk masalları hakkında yararlı olacağımızı düşünerek kaliteli içerikler üretip, fark yaratmayı düşünerek https://masaloku.com.tr sitesini yayına aldık.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Ayy çok güzel insanlar hiç yaşam tehlikelerinin aldırmıyolar ama zamanı geldiğinde de utanmayı biliyorlar

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu