1 Yaş Hikayeleri10 Yaş Hikayeleri2 Yaş Masalları3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Hikayeleri7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş MasallarıÇocuk Hikayeleri | Çocuk Kitapları OkuHikaye OkuHikayelerMasallarOkul Öncesi HikayelerTürkçe MasallarUyku Öncesi MasallarUzun Hikayeler

Seni Tanıyor Muyum?

Seni Tanıyor Muyum?
Seni Tanıyor Muyum?

Tanımadığımız İnsanlarla Konuşmamak Masalı

Kardeşimle beraber evimizin hemen yanındaki parktaydık. Burada oynamayı çok seviyoruz. Üstelik bizim evin balkonundan annem bizi çok rahat bir şekilde görebiliyor.

Kaydıraktan kaymak, kedi merdivenine tırmanmak çok eğlenceliydi. Annem, her seferinde bizi sıkı sıkı tembihlerdi. “Sakın tanımadığınız insanlarla konuşmayın. Onlardan bir şey almayın. Size soru sorarlarsa cevap vermeyin. der dururdu.

Aslında annemin neden bu kadar korktuğunu o güne kadar anlamamıştım. Parkta oyun oynarken bir adam gülümseyerek bana yaklaştı. Kıyafetlerine bakılırsa zengin birisi olmalıydı.

Gayet şık giyinmişti. Merhaba Selim, nasılsın bakalım. dedi. İsmimi söyleyince bu adamı bir yerden tanıdığımı sandım. Galiba babamın iş yerinde birkaç kez görmüştüm. Yoksa ismimi nerden bilebilecekti ki?

– Kardeşinle ilgilen, merdivenleri çıkmakta zorlanıyor, dedi.

İlgili Makaleler

Gerçekten de kardeşim merdivenleri çıkamamış, korkmuş bir hâlde kenarda bekliyordu. Hemen koşup ona yardım ettim. Daha sonra beni uyaran adama teşekkür ettim.

Bana çok akıllı bir çocuk olduğumu söyledi. Onunla biraz sohbet ettik. Kendisinin babamın iş yerinde mi çalıştığını sordum. Evet. dedi. Babamı tanıyormuş. Hatta bizim evi bile biliyormuş.

– Siz şurada oturmuyor musunuz? dedi.

 – Evet biz beşinci katta oturuyoruz, dedim. Aklım oyundaydı. Müsaade isteyip yanından ayrıldım. Oyunuma devam ettim. Ara sıra kardeşim Zeynep’e de bakıyordum.

Annem de sık sık balkondan bize bakıyordu. Ben de ona el sallıyordum. Annem, bizi kontrol etmek için balkona çıktığında ona yine el salladım.

Biraz sonra öğle yemeği için eve gidecektik. Hem öğle sıcağında oyun oynamak çok tehlikeliydi. Geçen hafta annemin uyarılarına aldırmadan öğle sıcağında oynamaya devam ettim.

Kollarım ve yüzüm güneş yanığı olmuş tu. Nasıl da acımıştı. Yanık kremleri ilk başta fayda etmemişti. Kardeşimle saatlerce ağlamıştık. Tekrar güneş yanığı olmak istemiyordum.

Az sonra iyi giyimli adam tekrar yanıma geldi, İsminin Mehmet olduğunu söylemişti. Elinde üç tane çikolata vardı. Bir tanesini hemen yanındaki çocuğa verdi.

Çocuk çikolatayı alıp oynamaya devam etti. Diğerlerini bizler için almış. Önce aklıma annemin uyarıları gelmişti. Ancak Mehmet Bey, yabancı değildi. Onunla tanışmıştık.

Üstelik babamı da tanıyordu. Hem yabancı olsa evimizin yerini nasıl bilecekti? Adımı nereden öğrenecekti? Benden önce kardeşim Zeynep çikolatayı alıp kaydırağa doğru yürüdü.

Ben biraz çekinsem de çikolatayı aldım. Teşekkür edip oynamaya devam ettim. Çikolatam yeni bitmişti ki Mehmet Bey elinde birkaç boyama kitabıyla yanıma geldi. Bana hangisini isteyip istemediğimi sordu. Hepsi de kızlar için hazırlanmış boyamalardı.

Bunların hiçbirisi bana uygun değil. Ancak kardeşim sever. Kızlar için bunlar, dedim.

Seni Tanıyor Muyum?
Seni Tanıyor Muyum?

– Aa! Dikkat etmemişim. Arabam şurada, gel orada beraber bakalım. İstediğini alırsın. İçlerinde çok güzel boyamalar var, dedi.

Heyecanlanmıştım. Hemen hızlıca arabaya yönelmiştik. Bir anda kardeşim aklıma geldi. Kardeşimi de alalım. O da istediğini seçsin, dedim. Mehmet Bey birden telaşlandı.

– Gerek yok, onun seveceği boyamaları da sen seçebilirsin, dedi. Hemen beni araca bindirmek istedi. Telaşından anladığım kadarıyla başım dertteydi.

Aklıma birden geçen hafta ziyaret ettiğimiz polis merkezinde anlatılanlar geldi. Birçok kişi çocukları kaçırabilirmiş. Kötü niyetli bu insanlar çocukları nazik dille ve şeker, çikolata gibi ilgi çekici şeylerle kandırırlarmış.

Ne yapacağımı şaşırmıştım. Yine orada anlatılanlar aklıma geldi. Böyle durumlarda çocukların en büyük silahı sesleriymiş. Hemen bağırarak etraftan yardım isteyin, demişlerdi.

Tam bağırmaya başlayacaktım ki adam beni tutup aracın içine çekti. Öyle çok korkmuştum ki anlatamam.

– İmdaaat! İmdaat, diye bağırmaya başlamıştım. Siyah bir minibüsün içerisindeydim. Etraftan hiç kimse beni duymamıştı. İçeride başka insanlar da vardı.

Gülmeye başladılar. Sonra da bana sakin olmamı söylediler. Dikkatli bakınca babamın tam karşımda oturduğunu gördüm. Canı epeyce sıkılmıştı. Yoksa babam beni mi kaçırıyordu? İyi de neden kaçırsın ki?

– Aferin oğlum, dedi sadece. Ancak bunu hiç de övüyor gibi söylemedi.

– Tamam, sakin ol. Arkadaşlar tanıdık. Bu bir program çekimi. Seni kaçırdığımız yok. Bu sırada kapı açıldı. Kameralar yanımıza  geldi. Ben ise hâlâ korkudan titriyordum.

Bana su ikram ettiler. İşin aslını babam anlatmaya başladı. Adının Mehmet olduğunu söyleyen beyefendinin gerçek adı Fatih’miş. Bir program çekimi için babamın yanına gelmiş.

Gerçekten de babamın arkadaşıymış. Ancak ben onu hiç görmemişim. Babam da beni ona sadece uzaktan göstermiş. Diğer tüm bilgileri beni izleyerek öğrenmiş.

Adımı kardeşim bana seslenince duymuş. Annem el sallarken evimizin yerini fark etmiş. Babamın arka- daşı olduğunu söylemiş. Ancak iş yerini ve babamın mesleğini ben ona söylemişim.

O sadece evet demiş. Anlayacağınız beni bir güzel kandırmış. Babamla bahse girmişler. Beni çok kolay kandırabileceğini söylemiş. Program da çocukların kandırılmasını engellemek içinmiş.

Babam, “Benim oğlum çok dikkatlidir. Onu öyle çikolatayla falan kandıramazsın. demiş. Beni ara bada görünce “Aferin oğlum. demesi de bundanmış.

Aslında beni kandırmak için çok uğraşmış. Başka çocukları çok daha kolay kandırıyormuş. Sadece gol sana arabamdan şeker vereyim dediği için birçok çocuk hemencecik geliyormuş. Ben epey dikkatliymişim. Babam:

– Yine de kandırmayı başardın, dedi. Fatih bey: Oğlunuzu kandırmak için epey uğraştım. Önce adını öğrendim. Sonra kızınızın adını öğrendim. Saatlerce onları izledim.

Sonra nazikçe yaklaşıp güvenini kazandım. Yine de tam arabaya yaklaşırken benden şüphelendi. Tam bağıracakken onu arabaya çektim. Biraz korktu, ancak yine de çok cesurdu.

Son anda bağırmamın bile çok önemli olduğunu söylediler. Beni en çok da Fatih Beyin güzel konuşması etkilemişti.

Babam çok iddialıymış. Beni kandırabileceklerini sanmıyormuş. İddiayı kaybettiğine üzüldü. Ancak bu olay bana da kardeşime de ders olmuştu.

Yakında televizyonda yayınlanacakmış bu çekim. İzleyen çocuklara da ders olacakmış. Program çekimi bitince hep beraber eve döndük.

Babam benim biraz üzüldüğümü görünce, daha küçük bir çocuk olduğumu söyledi. İnsanlara güvenmemin aslında doğru bir davranış olduğunu belirtti.

Ertesi gün sınıfta hem arkadaşlarıma hem de öğretmenime başımdan geçenleri anlattım. Arkadaşlarım anlattıklarımı ağızları açık dinlediler. Öğretmenimiz beni tebrik etti.

Çocukların en büyük silahlarının bağırmaları olduğunu söyledi. Sınıfta böyle durumlarda neler yapabileceğimizi konuştuk.

En önemlisi tanımadığımız, hatta az tanıdığımız insanlarla konuşmamamız gerektiğini anladık. Parkta, oyun salonlarında, yolda eğer tek başımıza isek daha dikkatli olmalıyız. Tanımadığımız insanlar iyi niyetli olsalar da onlarla bir yerlere gitmemeliyiz.

Hayvan HikayeleriMasal KitabıDeğişik Masallar

YILDIZ VERMEYİ UNUTMAYIN 🙂
1 Oy

Masal Oku

Türkiye'deki tüm öğrencilere ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına - Eğitime dair bilgiler ve çocuk masalları hakkında yararlı olacağımızı düşünerek kaliteli içerikler üretip, fark yaratmayı düşünerek https://masaloku.com.tr sitesini yayına aldık.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Kapat!

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün!