Tek Gözlü Dev Hikayesi

Tek Gözlü Dev Masalı

Abone Ol google news
Tek Gözlü Dev Hikayesi
Tek Gözlü Dev Hikayesi

Ada Da Tek Gözlü Dev

Çok eski zamanlarda Türk padişahının ülkesinde fakir mi fakir bir gemici ailesi yaşıyormuş. Ailenin iki çocuğu varmış. Büyüğünün adı Tekin, küçüğünün adı ise Metin’miş.

Gemici olan babaları uzun yolcuğa çıkar, Çin’e, Hindistan’a, Arabistan’a gider gelirmiş.

Bir gün ailesi, gemicinin dönüşünü beklerken kara haberini almış.

Anlatılanlara göre Hindistan’da hayırsız Ada denen bir yer varmış. Buraya Hindistan cevizi toplamak için giden gemici bir daha gemiye dönememiş.

Aramışlar, ama bir türlü izini bulamamışlar. Sonunda öldüğüne karar verilmiş.

Gemici ailesi yasa boğulmuş. İki kardeş annelerine sarılıp günlerce gözyaşı dökmüşler.

Geminin kaptanı hallerine acımış, yüreği parçalanmış. Bir yardım teklifinde bulunmuş:

– Tekin ile Metin gemime gelsinler, babalarının yerini alsınlar. İkisine de evlatlarım gibi bakarım. Üstelik para kazanırlar, demiş.

Çocukların annesi önce bunu istememiş. Evlatlarını canından çok seviyormuş çünkü.

Onlardan ayrılmak zor gelecekmiş. Fakat düşündükçe kaptana hak vermiş. Yaşamak için paraya ihtiyaçları varmış.

– Peki gelsinler kaptan, demiş. Oğullarım size emanet. Böylece iki kardeşin gemicilik hayatı başlamış. Birkaç sene sonra da usta gemici olup çıkmışlar.

Günlerden bir gün, yolları Hindistan’a düşmüş. Babalarının kaybolduğu Hayırsız Ada’yı da görmüşler. Gemi Hayırsız Ada’nın tam önünden geçiyormuş.

Gemicilerden biri parmağını adaya doğru uzatmış.

– İşte demiş, babanızın kaybolduğu Hayırsız Ada. Uğursuz ada desek, daha doğru olur. Şimdiye kadar o adaya ayak basanlardan sadece bir tanesi geri dönebildi. Anlattıklarını dinledim. Adada tek gözlü koca bir devin yaşadığını iddia ediyordu. Eğer doğruysa, babanızı o dev yemiş olmalı…

İki kardeş de çok cesurmuş. Tekin:

 – Ne dersin kardeşim Metin, diye sormuş. Gidip şu adaya bir göz atsak mı? Metin zaten bu teklifi bekliyormuş:

– İyi olur ağabey, demiş.

– Gel, kaptandan izin isteyelim. Durumu kaptana anlatmışlar.

Tekin:

– Babamın hâlâ yaşadığına dair bir inanç var içimde, demiş. Müsaade edin, adaya çıkıp onu arayalım.

Kaptan:

– Cesaretinize hayranım çocuklar. Yalnız babanızın sağ olabileceğine inanmıyorum. Tek gözlü devle karşılaşmasa bile, çoktan açlıktan ölmüştür.

– Hindistan cevizleri bolmuş adada… Babam onları yiyerek hayatta kalabilir.

O kadar ısrar etmişler ki, kaptan razı olmaktan başka çare bulamamış.

– Pekâlâ, demiş. Bir ay sonra buradan tekrar geçeceğiz…

Sağ kalırsanız bir işaret verin. Gelip sizi alırız.

– Sağ ol kaptan, bu iyiliğinizi unutmayacağız. Hemen hazırlanmışlar. Yanlarına birer kılıç, ok ve yay almışlar. Gemiden indirilen sandala binmişler ve adaya çıkmışlar.

Tekim:

– Şu ağaçlardan birine çıkıp etrafa bakacağım, demiş.

Belki bir işaret filan görürüm.

Cevap beklemeden ağaca tırmanmış. Dikkatle bakınınca tepelerin arasındaki düzlükte koca bir saray fark etmiş.

Hayretle bağırmış:

– Bir saray!

Çabucak aşağı kaymış. Metin’i kolundan çekmiş: – Şu tarafa yürüyelim, daha erken varırız.

Metin:

– Saray olduğundan emin misin, diye sormuş. Bu sözler Tekin’i üzmüş.

– Şimdiye kadar yalan söylediğimi hiç hatırlıyor musun?

– Kusura bakma ağabey, ama buralarda saray olması çok tuhaf.

Tekin yayını çekmiş:

– Silahla gidelim. Ne olur ne olmaz…

Sık ağaçlıklı bir ormanı geçmişler. Önlerine bir meydan çıkmış. Meydanın tam orta yerinde, siyah boyalı koca bir saray yükseliyormuş.

Tekin:

– İşte bak! Rüya görmediğim nasıl da belli, değil mi, demiş.

Metin korkunç görünüşlü saraya, uzun uzun bakmış:

– Evet, demiş, çok belli.

– İçinde kim yaşıyor dersin?

– Ah bir bilebilsem!

Dikkatle yaklaşmışlar. Birden tepelerinde bir ıslık sesi duyup başlarını kaldırmışlar.

 Ne görsünler? Gemi direği kadar iri bir yılan…

Hindistan cevizi ağacının gövdesine sarılmış, başını da iki kardeşe doğru uzatmamış mı?

– Eyvah, diye bir çığlık atmış Metin. Kılıcını hemen yılanın başına sallamış. Bir saniye daha gecikseymiş canavarın midesine inecekmiş.

Yılan kıvrana kıvrana ağaçtan kaymış.

Sarayın kapısına yaklaşmışlar. Kapının önünde kımıldayan bir şey varmış.

Bir balina iriliğindeymiş. “Herhalde tek gözlü dev bu olacak” diye düşünmüş Tekin ile Metin. Gök gürlemesine benzer sesler duyunca ürkmüşler. Etraflarına bakınmışlar.

Metin:

– Fırtına çıkacak, demiş. Gök gürlüyor.

Tekin gökyüzüne bakmış. Her taraf pırıl, pırılmış. Sonra birden anlamış. Ses, kapının önündeki yaratıktan geliyormuş.

– Galiba uyuyor, demiş. Bu sesler de uyurken çıkardığı horultular Metin:

– Amma da gürültücü şey…

 Bizim gemide böyle horlayanı denize atarlar.

– Şakanın sırası değil! Hadi biraz daha yaklaşalım. Yakınına sokulmuşlar. Gerçekten bir balina kadar iriymiş. Başını eşiğe dayamış.

Alnının tam ortasında iri, siyah bir göz parlıyormuş. Vücudu uzun kıllarla kaplıymış.

Tekin:

– Tek gözlü dev bu olsa gerek, diye fısıldamış.

– Bize bakıyor.

Tek Gözlü Dev Masalı
Tek Gözlü Dev Masalı

Devin tek gözü gerçekten de sonuna kadar açıkmış.

– Korkma, demiş Tekin. Yaşlı bir gemiciden dinlemiştim; devler gözleri açık uyur.

– Şimdi ne yapacağız?

– Uyanmadan işini bitirmeliyiz. Okunu hazırla. Tek gözüne nişan alacağız. Kör edebilirsek, bize pek zararı dokunmaz.

– Tamam, ben hazırım.

Oklarını yerleştirmişler. Olanca küvetleriyle yayı germişler. Aynı anda bırakmışlar.

İki ok vınlayarak gitmiş. Devin tek gözüne yan yana saplanmış. Dev gürültülü bir hırıltıyla uyanmış.

Tekin:

– Kaçalım buradan, diye bağırmış.

Tabana kuvvet kaçmaya başlamışlar.

Dev doğrulmuş. Bir yemek masası büyüklüğünde olan elleriyle etrafını yokluyormuş.

Kulakları sağır edecek şekilde gürültü çıkarıyormuş.

Artık göremediği için, nereye saldıracağını kestiremiyormuş. Bir süre etrafında dönüp durduktan sonra, bağıra bağıra ormana dalmış.

İki kardeş sevinçle kapıyı açmış. Bomboş bir koridor uzanıyormuş. Bir insan sesi duyar gibi olmuşlar. Ses koridorun sonundaki odadan geliyormuş. Tekin:

– Hey, diye bağırmış. Kim var orada?

Birden kapı açılmış. Burada çok sayıda insan görmüşler. Bu insanlar arasında babaları da varmış. Onu görür görmez boynuna atılmışlar.

Yaşlı gemici çocuklarını bağrına basmış. Saçlarını gözyaşlarıyla ıslatmış:

– Benim cesur yavrularım, demiş. Buralara kadar gelip hayatımı kurtardınız.

Adamlardan biri sormuş:

– Tek gözlü dev ne oldu?

Metin nefes nefese olanları anlatmış:

– Dev ormana doğru kaçtı, demiş. Bir daha geri gelmek için yol bulamaz sanırım. Çünkü tek gözünü de biz Kör ettik.

Mahzen alkış sesleriyle çınlamış:

– Yaşasın kurtarıcılarımız, diye bağırmış tüm insanlar…

Babaları başından geçenleri anlatmış. Adaya çıktıktan sonra Tek gözlü dev onu yakalamış.

Saraya kapatmış. Zayıf olması işine yaramış tabii.

Tek gözlü dev, zayıf insanları yemekten hoşlanmıyormuş. Yakaladığı insanlardan zayıf olanlarını bu odaya kapatırmış. Bol, bol Hindistan cevizi ile besleyip şişmanlamalarını bekliyormuş.

Tek gözlü dev sarayına bir daha dönememiş.

Öldüğüne karar vermişler. Bir ay sonrada kumsala gitmişler. Gemiyi beklemeye koyulmuşlar.

Nihayet gemi gözükmüş. Herkes üstündeki gömleği çıkarıp sallamış. Gemidekiler bu işaretleri görüp bir sandal indirmişler. Hepsini gemiye almışlar.

Artık hayatları kurtulmuş. Sevdiklerine kavuşacaklarmış. Gemi, bütün yelkenlerini şişirmiş hızla yol alıyormuş…

6 Yaş HikayeleriBebek MasallarıEğitici Masallar


Benzer İçerikler

Yıldızli cocuklar Masali Oku
Yıldızlı Çocuklar Hikayesi
Ummadığın Taş Baş Yarar Masalı
Ummadığın Taş Baş Yarar Hikayesi
Acı Biber Çat Çat Hikâyesi
Acı Biber Çat Çat Hikâyesi
Minik Kuzu Hikâyesi
Minik Kuzu Hikâyesi

Yorumlar

  1. PELİN A says:

    Kardeşime okudum çok beğendi.

  2. Arzu says:

    Yaaa ne kadar muhteşem bir hikayeydi yaaa, Her gün yeni hikaye paylaşıyorsunuz. Çok teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.