Vefalı Köpek Hikayesi

Vefalı Köpek Hikayesi

Abone Ol google news
Vefalı Köpek
Vefalı Köpek

Sahibini Kurtaran Köpek Masalı

Birkaç gündür çok mutluyum. Çünkü bayram geldi. Kasabamız, bayramdan önce tatlı bir telaş içine girer. Türlü türlü yemekler pişirilir, tatlılar yapılır, şekerlemeler alınır. Bazı aileler de tatlılarını babama sipariş eder. Çünkü babamın tatlılarının lezzetini kasabada bilmeyen yoktur.

Böyle zamanlarda annem de babama pastanede yardımcı olur. Tabi biz de bazı küçük işleri yaparız. Kasabamız bayramda her zamankinden daha kalabalık olur. Çünkü kasabamıza başka şehirlerden de çok insan gelir. Bu insanlar, burada yaşayanların akrabalarıdır.

Bayram geldiğinde ilk gün biz de mutlaka Tombiş Dede’yi ve Gülsüm Nine’yi ziyarete gideriz. Bu bayram da öyle yaptık. Sabah kahvaltısından sonra babam:

– Haydi bakalım çocuklar, hazırlanın! Tombiş Dede’nizi ziyarete gidiyoruz, dedi. Sevinç içinde hazırlanıp yola çıktık. Yolda ablam Lale ve kardeşim Kemal’le kendi aramızda konuştuk. Bayram da olsa Tombiş Dede’den yine bize bir öykü anlatmasını isteyecektik. Konuşmalarımızı duyan annem:

-Ah çocuklar! Sabahtan akşama kadar öykü dinleseniz bıkmazsınız, değil mi, dedi. Hep birlikte gülüştük.

Çınardere köyüne vardığımızda doğruca Tombiş Dede’nin evine gittik. Tombiş Dede ve Gülsüm Nine bizi gördüklerine çok memnun oldular. Biz de çok mutluyduk. Onların elini öptük ve bayramlarını kutladık. Gülsüm Nine bize meyve suyu ve kurabiye ikram etti.

Tombiş Dede, küçük kardeşim Kemal’i kucağına aldı, saçlarını okşamaya başladı. Anne ve babama dönerek ziyaretimizin onları çok memnun ettiğini söyledi. Sonra da bize:

-Çocuklar çok iyi bir anne ve babanız var biliyorsunuz değil mi, dedi.

Ben, tam cevap vermek üzereyken küçük kardeşim Kemal:

-Tombiş Dede, Gülsüm Nine’yle siz hiç sıkılmaz mısınız, deyiverdi. Tombiş Dede tatlı tatlı güldü.

– E, tabiki yalnızlık zor ama insan her şeyden zevk almayı bilmeli, dedi. Sonra da: -Gelin, size bizim gibi yalnız yaşayan ihtiyar bir çiftin öyküsünü anlatayım, diye ekledi. Neşe içinde Tombiş Dede’ye doğru yaklaştık. O, gözlerini uzaklara doğru dikti. Bir süre sustu. Sonra her zamanki tatlı anlatımıyla öyküye başladı.

Uzaklarda bir kasabada İhsan Usta adında yaşlı bir adamla karısı yaşıyormuş. İhsan Usta, bir zamanlar o yörenin en tanınmış ayakkabıcısıymış. Öyle güzel ayakkabılar yaparmış ki herkes ayakkabılarını ondan alırmış. Yakınlardaki köylerden, kasabalardan bile ona ayakkabı yaptırmaya gelen olurmuş.

Bütün kasaba hatta eşi bile bu nedenle ona İhsan Usta dermiş. Gel zaman git zaman Ihsan Usta yaşlanmış. Eskisi gibi güzel ayakkabılar yapamaz olmuş. Bu duruma çok üzülmüş ama üzülmenin de bir faydası yokmuş.

Bu nedenle İhsan Usta, dükkâna eskisi kadar gitmez olmuş. Günlerinin çoğunu evde karısıyla birlikte geçirmeye başlamış. Ara sıra dükkâna uğruyor ve küçük tamir işleri yapmaya çalışıyormuş. Yaşlı çiftin hiç çocukları olmadığından onlara yardım edecek kimse de yokmuş.

İhsan Usta’nın karısı ise yaşama sevincini hiç kaybetmemiş. Bütün gün evde bir şeylerle uğraşır dururmuş. Yemek yapar, çamaşır yıkar, bahçeyle ve tavuklarıyla ilgilenirmiş. Evde olduğu zaman ihsan Usta da eşini izler ve onun mutluluğuna hayran kalırmış.

İhsan Usta bir sabah erkenden dükkâna gitmiş. Birkaç ayakkabı tamir etmiş. Öğle olduğunda elinde büyükçe bir sepet olan bir adam içeri girmiş. Elindeki sepeti yere bırakıp ihsan Usta’ya tamir etmesi için bir ayakkabı vermiş. Tam o sırada İhsan Usta’nın karısı gelmiş. Senelerdir kocası için öğle olduğu zaman yemek getirirmiş.

– Kolay gelsin, demiş gülümseyerek ve orada bir sandalyeye oturmuş, Yemek kaplarını da yandaki sehpaya koymuş.

Vefalı Köpek
Vefalı Köpek

İhsan Usta ile adam kendi aralarında konuşuyormuş. Birden adamın yere bıraktığı sepet kıpırdamaya, sepetin kapağı oynamaya başlamış. İhsan Usta’nın eşi bir de ne görsün! Minik, sevimli, kahverengi bir köpek, kendini sepetten aşağı bırakıvermesin mi?

Minik köpek, yerde kendini toparlayıp ayağa kalkmış. Etrafına şöyle bir bakmış. Kendini sağa sola birkaç kez sallamış. Belli ki sepette bunalmış. Yaşlı kadın, gözlerine inanamamış. Oldum olası hayvanları çok severmiş. Minik köpek de bunu hissetmiş gibi doğruca kadının yanına gelivermiş.

Hemen yavru köpeği kucağına almış. Başlamış sevmeye. İhsan Usta ve adam da şaşırıp kalmış. Yaşlı kadınla yavru köpek çok iyi anlaşmışlar. Bunu gören adam:

– Bu, benim köpeğimin yavrularından biri. Hepsini isteyenlere verdim. Bunu da nasıl başımdan atarım, diye düşünüyordum. Belki bir isteyen çıkar ümidiyle yanıma almıştım. İstiyorsanız sizin olsun, demiş. İhsan Usta buna pek taraftar olmamış ama eşini de kırmak istememiş. Hediyesine karşılık o da adamdan tamir parası almamış.

Adam gittikten sonra karısına:

– Hanım, biz kendimize zor bakıyoruz. Niçin aldın bu köpeği? Biz şimdi onu nasıl doyuracağız, demiş. Karısı:

– Sen hiç merak etme İhsan Usta. Baksana adam başından atmak için yer arıyormuş. Yazık değil mi bu yavruya? Bu küçücük haliyle sokakta mı kalsın? İhsan Usta karısına cevap vermemiş. Ama bu durumdan da hiç memnun kalmamış. Tamam, şimdi küçük, bakmak kolay ama büyüdüğünde nasıl bakacağız, diye düşünmüş.

Kadın köpeği sepete yerleştirip eve götürmüş. Minik köpeği önce bir güzel yıkamış. Yıkanan köpek daha bir güzelleşmiş. Dört ayağının da alt tarafı beyaz kalan her yeri kahverengiymiş. Şuna da bakın, demiş yaşlı kadın.

Ayakları süt gibi beyaz, onun dışındaki her yeri kahverengi. Sütlü kahve gibisin seni sevimli şey. Bundan sonra sana Kahve diyeceğim. Sütlü kahve derdim ama o çok uzun bir isim olur, diye de takılmış minik köpeğe.

Leğenden çıkarıp bir güzel kurulamış. Sonra da kamını doyurması için önüne içinde yiyecek bir şeyler olan bir tabak koymuş. Haydi bakalım Kahve! Yemek zamanı, karnını bir güzel doyur, demiş. Hab Kahve, halinden memnun tabaktaki yemekleri yemeğe koyulmuş. Arada bir yaşlı kadına şirinlik ediyor, sevimli sevimli hareketler yapıyor, sesler çıkarıyormuş. Bunun üzerine yaşlı kadın:

 – Biliyorum, seninle çok iyi anlaşacağız, demiş memnuniyetle.

Zaman yaşlı kadını haklı çıkarmış. Kahve’yle öyle iyi anlaşmışlar ki bütün zamanlarını birlikte geçirir olmuşlar. Yaşlı kadın yemek pişirse Kahve mutfakta bir yere uzanır, onu izliyormuş. Tavuklara yem verse Kahve de oralarda koşup oynuyormuş.

En çok da çamaşır asma işini seviyormuş. Kadın çamaşırları asmaya çalışırken Kahve onları çekiştirip kaçıyormuş. İhsan Usta, bir yandan karısının böyle mutlu olmasına memnun oluyormuş. Ama diğer yandan Kahve’nin gün gün büyüdüğünü ve ona bakmanın daha zorlaştığını düşünüyormuş.

Dört beş ay sonra Kahve iyiden iyiye büyümüş. Kocaman bir köpek olmuş. Kahve büyüdükçe kadının mutluluğu, İhsan Usta’nın da şikâyetleri artmaya başlamış. Yaşlı adam, köpeğin artık çok büyüdüğünü ve evdeki eşyalara zarar verdiğini söylüyormuş.

Gerçi Kahve’nin de ufak tefek yaramazlıkları olmuş. Evde- ki birkaç eşyayı devirip kırmış ama sonunda İhsan Usta, Kahve’nin bundan sonra dışarıda kalması gerektiğini söylemiş. Kadın buna çok üzülmüş. Fakat kocasını da kırmak istemediği için buna razı olmuş. Kahve, Ihsan Usta’nın ısrarlı isteği üzerine artık eve alınmaz olmuş.

Kahve, evden atılınca yaşlı kadın çok üzülmüş. Eşine bunun yanlış olduğunu anlatmış. Böyle yaptıklarında onların da Kahve’yi başından atmak isteyen adamdan farksız olacaklarını söylemiş. Bunun üzerine İhsan Usta:

– Keşke bu köpeği hiç almasaydık. Bak nerdeyse bizim aramızı bozacak, demiş. Karısı: -Hayır, o bizim evimize mutluluk getirdi. Ama  karamsarlık seni öyle sarmış ki hiçbir şeyden memnun olmuyorsun, diye sitem etmiş.

O geceyi ve sonraki birkaç günü İhsan Usta ve eşi birbirine dargın geçirmiş. İhsan Usta, bu durumdan Kahve’yi sorumlu tutuyormuş.

– Bunca yıllık karım bir köpek yüzünden bana dargın, olacak iş değil, diyormuş kendi kendine. Yaşlı kadınsa eşinin böyle katı bir insan olmasına bir türlü inanamıyormuş. Korkarım bugün dışarı atan yarın evden tamamen kovar. Bu hayvancağıza yazık değil mi, diye düşünüyormuş.

Vefalı Köpek Hikayesi
Vefalı Köpek Hikayesi

Bu birkaç günlük dargınlık ihsan Usta’yı çok düşündürmüş. Karısıyla arasına giren bu köpeği evden uzaklaştırırsa, aralarının yine eskisi gibi olacağını düşünmüş. Evde oturduğu bir gün, bu düşüncesini karısına söylemiş:

– Hanım, bu köpek geldiğinden beri bizim huzurumuz kalmadı. Ben bu köpeği evimizden uzaklaştırmaya karar verdim, demiş. Yaşlı kadın:

-İhsan Usta, eğer böyle bir şey yaparsan çok üzülürüm. Bak artık eve de almıyoruz. Ne istiyorsun Kahve’den, diye cevap vermiş.

ihsan Usta kararlı sesle:

– Hayır, ben artık bu köpeğe katlanamıyorum. Yanına onu götürüp ormana bırakacağım. Orada başının çaresine bakar, demiş. Bunun üzerine yaşlı kadın çok üzülmüş. Ama ne yapabilirmiş ki! O gün İhsan Usta gittiğinde kadın, bütün günü Kahve’yle geçirmiş.

O son gün Kahve’ye ne kadar çok bağlandığını bir kez daha anlamış. Akşam olduğunda kocası elinde bir tasmayla eve gelmiş. Yaşlı kadın gözyaşlarını tutamamış ama nafile. Bütün geceyi onun yanında dışarıda geçirmiş.

Ertesi gün ihsan Usta tasmayı köpeğe takmış.

– Haydi bakalım, gitme vakti geldi, demiş. Yaşlı kadın eşinin dediğim dedik biri olduğunu bildiğinden hiç sesini çıkarmamış. Uzun uzun sevmiş, okşamış Kahve’yi. İhsan Usta, bu manzaraya daha fazla katlanamamış. Köpeğin tasmasını çekerek onu götürmeye başlamış. Bahçeyi geçerek ormana giden yola doğru sapmışlar. Yaşlı kadın, büyük bir üzüntü içinde orada kalakalmış.

İhsan Usta ile Kahve, uzun süre yürümüşler. Yaşlı adam arada bir duruyor ve dinleniyormuş. Yürüdükleri zaman da dinlendiği zaman da Kahve’nin tasmasını sıkı sıkıya tutuyormuş. Bu orman bu kadar uzak mıydı yoksa ben mi iyice yaşlandım, diye mırıldanmış.

Ormana vardıklarında öğle vaktini de çoktan geride bırakmışlar. İhsan Usta köpeği ormanın biraz ilerisinde bırakmasının daha doğru olacağını düşünmüş. Eğer burada bırakırsam evin yolunu çabucak bulur, diye mırıldanmış.

Ama bir yandan da hava kararmadan evde olması gerektiğini düşünüyormuş. Bir süre daha yürümüşler. Hava yavaş yavaş kararmaya başlamış. Üstelik daha kötüsü gökyüzünde kara kara bulutlar birikmiş. Bu, yağmur yağacak demekmiş. Kendi kendine:

– Elimi çabuk tutmalıyım, diye konuşmuş.

– Biraz sonra gözüne kestirdiği bir ağacın yanında durmuş. Köpeğin tasmasını ağaca gevşek bir şekilde bağlamış. Kendisi uzaklaştıktan sonra köpeğin tasmadan kolayca kurtulmasını planlamış.

Köpeği bağladıktan sonra:

– Burada daha mutlu olacaksın, merak etme,  deyip uzaklaşmaya başlamış. Kahve, yaşlı adamın arkasından birkaç kere havlamış. Adam arkasını dönüp bakmadan öylece yürüyüp gitmiş. Adam gözden kaybolunca da olduğu yere uzanıp beklemeye başlamış.

Zavallı köpek yaşlı adamın geri geleceğini sanıyormuş. İhsan Usta’nınsa geri dönmeye hiç niyeti yokmuş. Nihayet kurtuldum senden, demiş, kendi kendine. Kim bilir belki de sana bakacak başka enayiler bulursun, diye eklemiş.

Biraz daha hızlanmalıyım diye düşünüyormuş. Önce şiddetli bir gök gürültüsü duymuş. Hemen arkasından bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış.

– Eyvah, yağmur başladı, karanlık da çökmek  üzere, demiş. Kısa bir süre daha yürümüş. Yerler kayganlaşmış karanlık da çökmüş. Bir süre sonra yol, iz görünmez olmuş. Nerede yürüdüğünü göremez olmuş. Bir adım atmış, bastığı kaya çok kayganmış. Diğer adımını atamadan kayadan aşağı düşmüş.

İhsan Usta önce ne olduğunu anlayamamış. Ayağa kalkmak istemiş. Bacağında dayanılmaz bir ağrı hissetmiş. Kalkmaktan vazgeçmiş. Ormanın ortasındaymış ve ayağını sakatlamış. Üstelik karanlıkmış. Bu saatte bu ıssız yerde kimseler olmazmış.

Çaresizlik ve acıyla kıvranmış. Yapabileceği hiç- bir şey yokmuş. Birden aklına Kahve gelmiş. Zavallı köpeği orada öylece bırakmış. Üstelik bağlıymış. O an yaptığına bin pişman olmuş. Ya bağlarından kurtulamasa, diye düşünmüş.

O birkaç dakika yaşlı adama dayanılmaz gelmiş. Bir yandan kendi durumuna üzülüyormuş. Diğer yandan köpeğe yaptıkları için vicdan azabı duyuyormuş. Acı içinde bağırmaya başlamış:

Vefalı Köpek Masalı
Vefalı Köpek Masalı

-Kahveeee, Kahveeee!

 – Kahve, yaşlı adam gittikten sonra yere çökmüş, bir daha da kalkmamış. Hâlâ ihtiyarın dönüp kendisini alacağını sanıyormuş. Birden kulaklarını dikmiş. Ormanın derinliklerinden gelen sesi dinlemeye başlamış. Sesin ihtiyar adamdan geldiğini anlayınca da tasmanın bağlı olduğu ipi zorlamaya başlamış. Kısa sürede ipten kurtulmuş. Sesin geldiği yöne ok gibi fırlamış.

İhtiyar adam çaresiz bağırmaya devam ediyornuş, Kahveeee,Kahveee!

– Biraz sonra bir havlama sesi duymuş. Sesin geldiği yöne doğru yönelip tekrar bağırmış:

– Kahveeee!

– Kahve sesi takip ederek yaşlı adamı bulmuş. İhsan Usta sevinçle utanç arası karmaşık duygular içinde Kahve’ye sarılmış. Görüyorsun ya! Sana ettiklerimin cezasını çekiyorum, demiş. Bilmem ki ne kadar üzgün oldu- gumu anlayabilir misin? Sonra da ağrının etkisiyle:

 – Aah ayağımm, diye bağırmış.

Yaşlı adamın etrafında bir süre dönüp duran kahve onun kalkamayacağını anlamış. İhsan ustaya doğru birkaç kere havlayıp ileriye doğru atılmış ve hızla gözden kaybolmuş.

İhtiyar adam, köpeğin arkasından birkaç kez seslenmiş, sonra acının etkisiyle bayılmış. Eşi, İhsan Usta geç kaldığı için dışarıda onu bekliyormuş. Vakit çok geç olmuş ve yağmur bastırmış. Meraktan ne yapacağını bilmez halde yola doğru bakıyormuş.

– Şimdiye kadar çoktan gelmiş olmalıydı, diye geçirmiş içinden. Aman, başına bir hâl gelmesin de, demiş.

Birden kendisine doğru havlayarak gelen Kahve’yi görmüş. Kahve, koşarak kadının yanına gelmiş. Ormana doğru havlamaya başlamış. Kadın köpeğin tepkilerini çok iyi biliyormuş. Kocasının başına bir şey geldiğini anlamış. Hemen komşulara haber vermiş. Yaşlı kadın olan biteni onlara anlatmış. Mutlaka başına bir şey geldi. Kahve sizi götürür, demiş. Kahve’nin başını okşayarak:

-Haydi oğlum, onları İhsan Usta’ya götür, demiş.

Önde kahve, arkada İhsan Usta’nın komşuları ormana doğru koşmaya başlamışlar. Kahve onları doğruca İhsan Usta’nın yanına götürmüş. Yaşlı adam yerde yatıyormuş ve baygınmış. İhsan Usta’yı alıp vakit geçirmeden hastaneye götürmüşler.

Doktor ihtiyarın ayağını alçıya almış, korkacak bir şey olmadığını söylemiş. Bu arada İhsan usta da kendine gelmiş. O gece, aylar sonra kahve yeniden eve alınmış. Eşi İhsan Usta’ya kendi elleriyle çorba içirirken, Kahve de mutluluk içinde adamın yanına uzanmış.

O günden sonra kahve İhsan Usta’nın en yakın arkadaşı olmuş. İhsan Usta dükkâna gittiği günlerde dönüşte hep kahve için de yiyecek bir şeyler getirmiş. Yaşlı çift, uzun zaman sonra yeniden eski neşelerine kavuşmuş.

Artık İhsan Usta ve eşinin yalnızlıklarını giderecek vefalı bir köpekleri varmış. Kahve, hiçbir iyiliğin boşuna olmadığını ispatlamış. Kötülük karşısında bile iyiliğin galip geleceğini göstermiş. Birlikte daha çok uzun yıllar yaşamışlar.

Okul Öncesi HikayelerMasallar2 Yaş Masalları


Benzer İçerikler

Nokta Masalı
Nokta Hikayesi
balik ve kusun aski hikayesi
Balık ve Kuş Hikayesi
Küçük Kardeş
Küçük Kardeş Hikayesi
Kürsüden İnmek De Mi Aklına Gelmiyor?
Kürsüden İnmek De Mi Aklına Gelmiyor Hikayesi

Yorumlar

  1. Mustafa says:

    Harika bir masal çok teşekkür ediyoruz..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.