Ağustos Böceği İle Arı Hikayesi

Ağustos Böceği İle Arı

Abone Ol google news
Ağustos Böceği İle Arı
Ağustos Böceği İle Arı

Çalışkan Arı Ve Tembel Ağustos Böceği Hikayesi

Çalışkan Arı bütün arkadaşları tarafından çok seviliyormuş. Her gün daha güneş doğmadan işe çıkarmış. Kırlarda ne kadar güzel kokulu çiçek varsa tek tek ziyaret edermiş.

Küçük arı yorulmak nedir bilmezmiş. Bazen kovana geç kaldığı bile olurmuş…

 Annesi endişeye kapılırmış…

– Biraz az çalış, dermiş arkadaşları…

Çalışkan Arı arkadaşlarını dinlemezmiş…

Onlara dudak bükermiş hep:

– Allah bizi çok çalışmak için yarattı. Biz çalışmazsak bizim yerimize kim çalışır, diye cevap verirmiş.

Bir gün yine Çalışkan Arı erkenden kovandan çıkmış…

Uzak bir tarlaya doğru uçuyormuş. Yolda gördüğü çiçeklerden de bal yapmak için kendine lazım olan maddeleri topluyormuş.

Çalıların ortasında birden çok güzel bir gül görmüş. O kadar güzel bir görünüşü varmış ki hayret etmiş:

–  Allah, Allah! Uzun zamandır buralardan geçtiğim halde böyle güzel bir gülü ilk defa görüyorum. Hemen kanatlarını kısıp inişe geçmiş. Bir uçak gibi süzülmüş. Tam çiçeğin tepeciğine oturuvermiş. Kokusunu derin derin çekmiş içine:

– Oh! Kokusu da kendisi kadar güzel, diye söylenmiş. Allah ne güzel güller yaratmış dünyada.

Hemen emmeye başlamış. “Böyle değişik bir madde kovana gidince kim bilir annem nasıl sevinecek? Arkadaşlarım kıskançlıktan çatlar mutlaka!” diye geçirmiş içinden…

 Bir yandan bunları düşünüp keyifleniyor, bir yandan da emmeye devam ediyormuş. Birden yanı başında tatlı bir şarkı sesi duymuş. Kulak kabartmış.

Ses o kadar güzel çıkıyormuş ki işi gücü bırakıp dinleme arzusu veriyormuş.

Çalışkan Arı bu hissi hemen içinden atmış:

“Ben çalışmak için çıktım. İşimi beceremezsem benim arılığım nerede kalır? Hep arkadaşlarım alay eder. Bana beceriksiz derler” diye düşünmüş.

Hemen bu tatlı şarkı sesini dinlememeye karar vermiş. İşine koyulmuş.

Az sonra şarkı sesi birden kesilmiş. Etraf derin bir sessizliğe gömülmüş. Fakat uzun sürmemiş bu… Çalışkan Arı’nın kulağına yeni bir ses dalgası çarpmış:

– Kolay gelsin arı kardeş!

Çalışkan Arı işinden başını kaldırmadan cevap vermiş:

– Sağ ol.

– Sesim hoşuna gitti mi?

– Hangi sesin?

– Hani az evvel söylediğim şarkı. Ne güzeldi değil mi kardeş?

– Evet güzeldi. Onu sen mi söylüyordun?

Sesin sahibi gururla cevap vermiş:

 – Elbette! Benden başka öyle tatlı sesi olan bir yaratık daha yok ki. Bana ağustos böceği derler. Yaz boyu tatlı sesimle durmadan şarkılar söylerim.

Küçük Çalışkan Arı bir müddet işine ara vermiş. Şu budalaya bir ders vermek istiyormuş!

– Kendine gel arkadaş, demiş. Bir kere bu ses sana Allah tarafından verildi. “Benim güzel sesim var…” diye övünmeye hakkın yok!

Ağustos böceği hayretle küçük arıya bakmış:

 – Çok dindarsın galiba.

– Ne sandın ya! Allah’ın verdiği nimetlere şükredecek yerde nankörlük mü yapacaktım?

Ağustos böceği tuhaf bir şey söylenmiş gibi bir kahkaha atmış:

– Çalış, çalış, çalış! Hiç rahat yok mu size bu dünyada?

– Allah çalışanları sever.

Ağustos böceği bu cevaba dudak bükmüş:

– Gülerim aklına! Çalışmıyorum ama herkesi güzel sesimle neşelendiriyorum. Allah beni niçin sevmesin? Arı hayretle bakmış:

– Ötmekten başka bir iş yaptığın yok mu sahi?

 – Yok.

– Eh, kışın ne yiyorsun?

— Ohoo… Kışa daha çok var! Allah Kerim o zamana kadar. Ben sizin gibi enayi miyim, böyle güzel yaz günlerini çalışarak geçireyim?

Oturup şarkı söylemek varken olacak şey mi bu? Hem siz, insanoğlu için çalışıyorsunuz. Bu enayiliktir! Bu kadar çalışıp çırpındıktan sonra yaptığınız balı onlar alıyor.

Çalışkan Arı, bu zavallı akılsız böceğe kızmaktan çok, acımaya başlamış:

– Biz çalışıyorsak, hem insanlara hem kendimize faydamız dokunuyor. Kışın barınabileceğimiz tertemiz ve sıcacık bir kovanımız oluyor. Bütün aile orada rahatça kışı çıkarıyoruz. Ya senin şarkılarının, türkülerinin kime faydası dokunuyor? Kimin karnını doyuruyor?

Ağustos böceği yine aldırmamış:

– Hım, diye alay etmiş.

Küçük arı iyece kızmış sonunda:

Ağustos Böceği İle Arı Masalı
Ağustos Böceği İle Arı Masalı

– Git buradan rica ederim, diye bağırmış. Beni meşgul etme. Zaten yeteri kadar zaman kaybettim. Ağustos böceği yine gülmüş:

– Enayiliğine doyma sen emi! Böyle güzel günlerde çalışmak hangi akla sığar, diyerek çalışkan Arı’yı bir kere daha küçümsemiş.

Kibirli kibirli kanatlarını çırparak uçmuş. Yüksekçe bir dala konmuş…

 Tekrar şarkılarına devam etmiş:

– Kış gelsin de görürsün gününü, diye söylenmiş çalışkan Anı…

Tekrar işine gömülmüş. Ağustos böceğinin şarkılarını duymazlıktan gelmiş.

Aradan tam altı ay geçmiş. Soğuk her tarafta şiddetini göstermiş. Yağan kar dünyayı beyaz bir kefen gibi sarmış.

Sıcacık kovanda neşeli, neşeli sohbet ediyormuş arılar…

Aralarında küçük çalışkan Arı da varmış. Bir yaz günü başından geçenleri arkadaşlarına ve annesine anlatıyormuş:

– O ağustos böceği denen tembeller kralı şimdi acaba ne yapıyor? Bilmek isterdim doğrusu, diye sözlerini bitirmiş.

Birden kovanın dışından zayıf bir ses duyulmuş. Bütün arılar bu titrek, ince sese kulak kabartmışlar. Anne arı gür sesiyle:

– Kim var orada, diye sormuş.

– Benim. Ben bir ağustos böceğiyim. Yuvam karla örtüldü. Ne olur beni aranıza alıp ısıtın. Donuyorum! Çalışkan Arı bu sesi tanımış. Yazın konuştuğu ağustos böceğinin ta kendisiymiş bu. Annesine yalvarmış:

– Anneciğim! Ne olur izin verin de gelsin. İşte o bahsettiğim tembel böcek budur.

Annesi çalışkan Arı’nın kanatlarını okşamış.

– Aferin yavrum, demiş. Yardımsever olman hoşuma gitti. Alalım bakalım şu zavallıyı; ölümden kurtulsun.

Az sonra ağustos böceği her tarafı ıslak, yapış, yapış olduğu halde içeri alınmış.

Zavallı tembel böcek tiril tiril titriyormuş. Hemen aralarına alıp nefesleriyle ısıtmışlar. Biraz kendine gelince:

– Açlıktan ölüyorum, demiş.

Yardımsever arılar, bu davetsiz misafirlerin karnını da bir güzel doyurmuşlar.

Misafirinin iyice kendini topladığını gören çalışkan Arı karşısına geçmiş:

– Eee, ne haber bakalım ağustos böceği kardeş, demiş. Yaz boyu çalışmanın enayilik olduğunu söylemiştin. Bak enayilik kimdeymiş?

Ağustos böceği bir utanmış, bir mahcup olmuş ki tarif edilmez. Boynunu bükmüş. Başını ellerinin arasına almış. Zor duyulan bir sesle:

– Sen haklıymışsın arı kardeş, demiş. Meğer çok haklıymışsın. Çalışan kazanır, çalışmayan aldanırmış. Bunu çok geç öğrendim.

Ne var Ki, ağustos böceğinin bu pişmanlığı yaza kadar sürecek, yazın yeniden:

– Kışa kadar Allah Kerim, diyerek şarkılarına dönecekmiş.

Uyku MasallarıTürkçe Masallar1 Yaş Hikayeleri


Benzer İçerikler

Nokta Masalı
Nokta Hikayesi
Aslan ile Tavşan Masalı Oku
Aslan ile Tavşan Hikayesi
Kurnaz Tilkinin Sonu
Kurnaz Tilkinin Sonu Hikayesi
Küçük Kara Balık Hikâyesi
Küçük Kara Balık Hikâyesi

Yorumlar

  1. Basak says:

    Cocukken okudugumuz Ağustos böcegi kitabından cok din kitabı olmuş. Hiç guzel olmamış. Her yere allah ve küçücük çocukların kefen diye idrak edemiyecegi sözcükler koyulmuş bırakın dinimizi din gibi yaşıyalım küçüçük çoçukların hayal dünyaları ile oynamayın büyüyünce zaten kendi yaratıcılarını kendileri keşfedecekler yazıktır günahtır. Hikayeleri bile okunmaz hale getirdiniz vebaldir bu.

    • Aynur says:

      Bence haksızsınız, çocuklar yaşken eğilir. Ebeveynler dilediği masalları çocuklarına okuyabilir. Bu masalı beğenmediyseniz bir önceki hikayeyi veya bir sonra ki masalı okuyabilirsiniz. Bu masalın konusu din değil, tembelliğin sonuçlarını gösteren bir masal. Bu arada bende ateistim.

    • Sekman says:

      Gerçekten Başak haklı onun yerine içinde yabancı kelimelerin ve isimlerin geçtiği dünya klasiklerinden bir masal olsaydı çocuk hemen idrak ederdi.

    • Ali Kınalı says:

      Bak sen, zoruna mı gitti Allah kelimesi

  2. Meral says:

    Ağustos Böceği ile Karınca masalının farklı versiyonu olmuş ama yinede her zaman ki gibi çok güzel bir masal.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.