Yarış Arabası Rüzgar Hikayesi

Yarış Arabası Rüzgar

Abone Ol google news
Yarış Arabası Rüzgar
Yarış Arabası Rüzgar

Rüzgarın Yarış Hikayesi

Bir zamanlar, güzel bir çiftlik varmış. Çiftlik sahibi, burada, ailesiyle huzurlu bir yaşam sürermiş. Geçimlerini kendi yetiştirdikleri mahsulden sağlarlarmış. Çiftliğin küçük oğlu Cem, okula gidiyor; anne ve babası da gün boyu hayvanlar ve tarlayla uğraşıyormuş. Çiftlik sahibinin, yıllarca kullanıldığı için çok yıpranıp bozulmuş bir de traktörü varmış. Bu traktör, çiftliğin ortasında öylece duruyormuş, halinden hiç memnun değilmiş.

Olduğu yerde çürümekten çok korkuyormuş. Kendisiyle sadece çiftliğin küçük oğlu Cem ilgileniyormuş. Cem, traktörü çalıştıramasa da her gün okuldan dönünce ona biniyor; sürüyor gibi yapıyormuş. Günler, böylece geçip giderken Cem hevesini aldığı için artık traktörle ilgilenmez olmuş. Traktörün üzüntüsü gün geçtikçe artmaya başlamış. Kendisini yapayalnız ve işe yaramaz hissediyormuş.

Hiç kıpırdamadan durduğu için, günden güne görüntüsü bozuluyor, her yanını pas kaplıyormuş. Bir gün, çiftlik sahibi, eşine traktörün çok yer kapladığını, ondan kurtulmaları gerektiğini söylemiş.

Traktör, tüm bu konuşulanlara kulak misafiri olmuş. Üzüntüsü daha da artmış. Kendisini çiftlikten göndereceklerinden; belki de ıssız bir hurdalıkta bırakılacağından korkuyormuş.

Aslında durum, traktörün düşündüğünden daha kötüymüş. Çiftlik sahibi, traktörün her bir parçasını söküp ayırmış ve çiftliğin içindeki bodruma kaldırmış. Çiftliğin küçük oğlu Cem, okuldan döndüğünde traktörü yerinde göremeyince ona ne olduğunu merak etmiş.

Gerçi son zamanlarda traktörle ilgilenmiyormuş, ama onu görmeye alıştığı için de yokluğuna içerlemiş. Koşarak babasına gitmiş:

– Baba, traktör nerede?

Babası:

– Traktörün parçalarını söküp garaja koydum. Yoksa sağlam parçalara yazık olacaktı. Belki sonra işimize yarar, demiş.

Cem, traktörün parçalanmasına üzülmüş, ama babasının bir bildiği vardır, diye çok tepki verememiş. Günler böylece geçip gidiyormuş. Cem, oldukça zeki ve başarılı bir çocukmuş. Hayatta istediği tek şeyi bir yarış arabasına sahip olmakmış. Her gün bisikletiyle okula giderken kelebekler ve böceklerle yarış yapıyormuş.

Cem, bir gün, okuldan dönerken bisikletiyle hız yapıp kendince eğleniyormuş. Engebeli yola aldırış etmeden hızla ilerlerken yerdeki sivri bir taş, Cem’in bisikletinin tekerleğini patlatmış. Cem, dengesini kaybedip bisikletle beraber yere kapaklanmış. Hemen toparlanıp bisikletini almış ve doğru eve dönmüş.

İlk işi garaja gidip tekerleği tamir etmek olmuş. Tam garajdan çıkarken gözü traktörün parçalarına takılmış. Birden, traktörün parçalarıyla yeni bir yarış arabası yapabileceğini düşünmüş. Gidip babasıyla konuşmuş, onun elinden de böyle işler geldiği için Cem’in söylediklerini kabul etmiş. Cem çok sevinmiş. Kısa zamanda çalışmalara başlarmışlar.

Cem ve babası, önce yarış arabası için gerekli olan malzemeleri toparlamışlar. Babası, Cem okuldayken çalışıyor; Cem ise okuldan dönünce babasına yardım ediyormuş. Aradan haftalar, aylar geçmiş. Artık yarış arabası yavaş yavaş şekilleniyormuş. Cem ve babası, anlamadıkları birçok konuda, civar çiftlikte yaşayan tamirciden yardım almışlar.

Artık yarış arabası neredeyse hazırmış. Cem, uzun süren bir çalışmanın ardından, tam da istediği gibi bir yarış arabasına sahip olmuş. Çok yorulmuşlar, ama buna değmiş. Eski traktör, bu yeni görüntüsüne hemen ısınmış. Kendisini yeniden doğmuş gibi, çok daha genç hissediyormuş. Araba yerinde duramıyormuş, kendisini öyle enerjik hissediyormuş ki daha fazla hareketsiz kalamayacağını anlamış.

Gecenin karanlığı ve sessizliğine aldırmadan motorunu çalıştırmış ve garajdan çıkıp çiftliğin etrafında dolaşmış. Tekerlekleri, yerde yağ gibi kayıyormuş. Artık sabah olmak üzereymiş. Gün aydınlanmadan çiftlikten ayrılmaya karar vermiş, çünkü o artık hantal bir traktör değilmiş. Bu enerjisini de ancak uzun, asfalt bir yolda atabilirmiş.

Hemen yola çıkmış, büyük bir şehre gidip diğer yarış arabaları gibi, yarışlara katılmak istiyormuş. Fakat yolları tanımıyormuş. Ne yöne gittiğini bilmediği için de kaybolmuş. Neyse ki havada süzülen bir uçak görmüş. Farlarıyla ona işaret etmiş. Uçak, arabanın bir şeyler anlatmak istediğini fark edip hemen yarış arabasının yanına yaklaşmış.

Uçak:

– Söyle bakalım yarış arabası, ne oldu?

Yarış arabası:

– Merhaba, adım Rüzgâr. Yarışlara katılmak için şehre gitmek istiyorum. Ama yolu bilmiyorum. Acaba hangi yönden gitmeliyim?

Uçak, Rüzgâr’a gitmesi gereken yolu tarif etmiş, Rüzgâr uçağa teşekkür edip tekrar yola koyulmuş. Rüzgâr uzun yollar aştıktan sonra, deniz kenarında çok görkemli bir yarış arabası görmüş. Görkemli yarış arabası, hızla ilerlerken Rüzgâr’ı fark etmiş. Deniz motoru ve yunusların yanından ayrılıp Rüzgâr’ın yanına gelmiş. Alaycı bir ses tonuyla:

– Hey ufaklık, benimle yarışa ne dersin?

Rüzgâr utangaç bir sesle cevaplamış:

– Olur, tabii ki yarışırım.

Görkemli yarış arabası, Rüzgâr’ın cevabını duyunca kahkahalar atmış. Görkemli yarış arabası:

– Demek benimle yarışacaksın? Ufacık motorunla beni geçeceğini mi sanıyorsun? Diyerek, Rüzgâr ile alay etmiş.

Rüzgâr:

– Tabii ki geçerim, bende bir yarış arabasıyım.

İkisi de daha fazla konuşmadan kendilerine bir başlama çizgisi belirlemiş. Aynı anda büyük bir gürültü ve dumanla basmışlar gaza. Öyle hızlılarmış ki tekerleklerinden çıkan dumandan göz gözü görmüyormuş; kim önde kim arkada belli değilmiş. Rüzgâr ve görkemli yarış arabası, hızla ilerlerken yolun kenarında duran polis motosikletini fark etmemişler. Polis motosikleti de hızla yanından geçen arabaların arkasına düşmüş. Görkemli yarış arabası, birden polis motosikletinin çıkardığı sirenleri duymuş. Gördüğü ilk sokağa sapıp izini kaybettirmiş. Rüzgâr öyle acemiymiş ki olan biteni anlamamış. Çok geçmeden polis motosikleti, Rüzgâr’ın önünü kesmiş.

Polis motosikleti:

– Sen bu yolda hız yapılmaması gerektiğini bilmiyor musun?

Rüzgâr şaşkın şaşkın etrafına bakınıp yarıştığı diğer arabaya bakınmış, ama o etrafta görünmüyormuş.

Rüzgar:
 – Hayır bilmiyordum. Yanımda bir araba daha vardı, ama yok olmuş. Niyetim hiç kötü değildi.

Polis motosikleti:

– Evet, yanında biri daha vardı. Fakat izini kaybettirdi. Demek şehre yeni geldin ve yarışmak istiyorsun? Seni bu seferlik affediyorum. Ama bir daha sakın şehir içinde hız yapma!

Rüzgâr:

– Söz veriyorum, bundan sonra şehir içinde yarışmayacağım. Fakat nerede yarışmam gerektiğini bilmiyorum. Polis motosikleti

– Hımm, o zaman beni takip et! Sana yardım edeceğim.

Rüzgâr ve polis motosikleti, yolda ilerlemeye başlamışlar. Çok geçmeden yarışların düzenlendiği piste ulaşmışlar.

Rüzgâr polis motosikletine teşekkür edip hızla piste yönelmiş. Yarış pisti öyle büyükmüş ki Rüzgâr gözlerine inanamamış. Bir sürü, renkli yarış arabası varmış. Rüzgâr çok heyecanlıymış. Gerekli yerlerle görüşmüş. İlk yarışa dâhil olamayacağını söylemişler. Ancak daha sonraki yarışa katılabilecekmiş. Ertesi gün tribünde yerini almış. Yarış başlamış ve Rüzgâr, tribünden heyecanla, yarışan arabaları izliyormuş. Aslında kendisi de hızlıymış, ama bu yarışan arabalar ondan çok daha hızlıymış. Bir sonraki yarışa katılmak için kayıt yaptırmış. Günlerce antrenmanlarda çalışmış.

Sonunda yarış günü gelip çatmış. Rüzgâr heyecanlıymış. Bu, onun ilk yarışıymış. Tüm yarış arabaları gibi, o da pistte yerini almış. Yarış başlama işaretiyle tüm araçlar yerlerinden hızla çıkmış. Rüzgâr, başlama işaretini geç fark ettiği için diğer araçlardan çok geride kalmış. Rüzgâr tüm gücünü kullanıyormuş, ama diğer araçlarla arası bayağı açılmış.

 Rüzgâr’ın morali bozulduysa da yarışı bırakmaya hiç niyeti yokmuş. Daha çok hızlanmış, hızlanmış ve sonunda bir arabayı arkasında bırakıp öne geçebilmiş. Rüzgâr’ın neşesi biraz olsun yerine gelmiş. Yılmamış, süratle yoluna devam etmiş. Önünde olan birkaç araç hâkimiyetlerini kaybedip birbirlerine çarpmışlar. Az kalsın Rüzgâr da onlara karışacakmış, ama son anda aralarından sıyrılıp yarışa devam etmiş.

Rüzgâr oldukça rahatlamış. Artık heyecanını Üzerinden attığı için pistte hızla ilerliyormuş. Yağ üzerinde kayar gibi, binlerce izleyici karşısında son sürat gidiyormuş. Önünde tek bir araba kalmış. Bitişe yaklaşıyorlarmış, artık tek isteği bu yarışı kazanmakmış. Sonunda, önündeki araca yaklaşmış. Ama öndeki aracın, birinciliği Rüzgâr’a kaptırmaya hiç niyeti yokmuş.

Rüzgâr’ın onu geçmemesi için yön değiştirip direksiyonu önüne kırmış. Rüzgâr, hâkimiyetini kaybedip yalpalamaya başlamış. Ama kısa sürede toparlamış kendisini. Daha çok basmış gaza, çok yorulmuş, gücü tükenmek üzereymiş artık. Bir hamle daha yaparak önündeki arabayı da az bir farkla geçmiş. Rüzgâr, sonunda damalı bayrağa ulaşmış.

Tribünden yükselen çığlıklar ve alkışlar öyle güçlüymüş ki Rüzgâr mutluluktan ne yapacağını şaşırmış. Sonunda ilk yarışını kazanıp istediği başarıya ulaşmış. Birincilik kupasını alırken onur duyuyormuş. Rüzgâr, kendisini sokaklara atmış, çiftlikten ilk ayrıldığında yolu sorduğu uçağı görmüş gökyüzünde. Uçak da Rüzgâr’ı fark etmiş. Alçalıp ona yaklaşmış.

Uçak:

– Merhaba Rüzgâr… Bakıyorum da keyfin yerinde!

Rüzgâr:

– Evet! Çok mutluyum, çünkü ilk yarışımda birinci oldum.

Uçak:

– Tebrik ederim. Şimdi nereye gidiyorsun? Rüzgâr

– Polis motosikletini bulmam gerek ona hem teşekkür edeceğim hem de göstereceğim.

Uçak:
– Hımm, fazla uzakta değil; şu sokaktan dön, karşına çıkacak. Artık gitmem gerek sana başarılar dilerim, demiş ve uçup gitmiş,

Rüzgâr, uçağın tarifi üzerine polis motosikletini kısa sürede bulmuş. O günden sonra polis motosikleti ve Rüzgâr çok iyi dost olmuş. Polis motosikleti, Rüzgâr’a yarışlardan önce koçluk yapıyor; yeni teknikler öğretiyormuş.

Bunca zaman, suçluların peşinde koştururken kazandığı tecrübeyi ve geliştirdiği taktikleri Rüzgâr’a öğretmiş. Rüzgâr, artık o bölgenin en iyi yarış arabası unvanını almış, tabii ki görkemli yarış arabasının pabucu çoktan dama atılmış. Rüzgâr, katıldığı tüm yarışlarda şampiyon olmaya başlamış.

Günler böylece geçiyormuş. Rüzgâr yeni hayatına ve şehre alışmış. Birçok dost edinmiş. Herkes onu çok seviyormuş. Hatta tahtına geçtiği görkemli yarış arabası bile. Rüzgâr arada bir eski halini, çiftlik hayatını düşünüyormuş. Şimdiki görünümü ve yaşamı çiftlikteki yaşamından daha iyiymiş. Yıllarca, çamurun toprağın içinde yaşadıktan sonra böylesi hızlı bir hayat, Rüzgâr’ın çok hoşuna gitmiş.

En yakın dostu polis motosikleti emekli olunca Rüzgâr’a daha çok zaman ayırmaya başlamış. Daha iyi olması, genç kalması için ona hep destek vermiş. Rüzgâr mutlu, başarılı bir yaşam sürmüş. Dünyanın en büyük yarışlarına katılmış ve başarılı olmuş.

Çocuk Masalları KısaÇocuk Hikayeleri KısaÇocuk Hikayeleri


Benzer İçerikler

Kurt İle Kuzu Masalı
Kurt İle Kuzu Hikayesi
Prenses Anastasia Masalı
Prenses Anastasia Hikayesi
Keloğlan İle Altın Balık Masalı
Çoban Keloğlan Hikayesi
Keloğlan Ve Çilli Tavuk Masalı
Keloğlan Ve Çilli Tavuk Hikayesi

Yorumlar

  1. İkra Dalkılıç says:

    Umarım güzeldir.Akşam erkek kardeşime okuyacağım

  2. Sina kartal says:

    Çok uzundu ve Çok güzeldi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.