Keloğlan ile Tavşan Prenses Hikayesi

Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı

Abone Ol google news

Saf ve Zeki bir Anadolu çocuğu olan ve çok sevilerek okunan Keloğlan Masalları okumak isteyenlerin adeta vazgeçilmezleri arasındadır. Bu keloğlan masalı, kel bir gencin müthiş zekasıyla hayallerine nasıl ulaştığı konusu üzerinde durmaktadır. İyi okumalar….

Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı
Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı

Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı

Bir varmış bir yokmuş, nineler bebeklerin beşiklerini sallarken, zaman zamanı kovalarken, gökyüzü karardığında ay dede çocuklara gülümsermiş. Köylerde horoz sesiyle insanlar güne başlar, anneler çocuklarını, taze inek sütü içirmek için kahvaltı sofralarına çağırırmış.

Yine böyle bir günde Keloğlan sıcak yatağından annesinin sevgi dolu sesiyle, taze sütün ve sahanda pişmiş yumurtanın nefis kokusuyla kalkmış.

Güzelce karnını doyuran Keloğlan, koyunlarını otlatmak için kırlara çıkmıştı. Koyunlar otlanırken o da bir ağacın altına uzanmış hayaller kuruyordu.

Öğleye doğru hava giderek ısınmaya başlayıp, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye başlayınca, Keloğlan’a ninni gibi gelen sesler, onun göz kapaklarının ağırlaşmasına, bir süre sonra da uyumasına neden olmuş.

Epey bir süre uyuduktan sonra işittiği garip bir sesle gözlerini açan Keloğlan, bir de bakmış ki az ilerisinde bulunan beyaz bir tavşan, karnını doyuruyor.

Hemen yerden bir tutam yonca yaprağı koparan Keloğlan, yoncaları tavşana uzatıp, bir yandan da onun başını okşamaya başlamış.

Sonrada “tavşan kardeş, ne iyi ettin de geldin! Bilir misin, şu kocaman ovada yapayalnız oturmak ne zordur.”

Tavşan, Keloğlanın uzattığı yoncaları yerken, onu dinliyormuş. En sonunda dayanamayarak konuşmaya başlamış.

“Ben de senin gibi yalnızım, epey bir süredir seni izliyorum. Hem seninle arkadaş olmak hem de hayalini gerçekleştirmen için sana yardım etmek istiyorum. Ama benimde senden bir dileğim olacak. ” Demiş.

Kel oğlan şaşkınlık içinde vay benim başım, kel başım! hala uyuyor muyum yoksa, diyerek başına vurmuş.

Gördüklerinin gerçek olduğunu anlayınca sevinçten bir o yana bir bu yana zıplayıp durmuş.

Tavşan ” Deli oğlan bir sakin ol da biraz konuşalım” demiş

Ağacın gölgesine oturan kel oğlan, Koyunlar otlanırken tavşanla uzun uzun sohbet etmişler.

Keloğlan, “babasının olmadığını, annesiyle beraber yaşadığını ve bir gün mutlaka zengin olup, annesine rahat bir hayat yaşatacağını” söylemiş.

Tavşan ise, “istersen sana yardımcı olabilirim” demiş.

Keloğlan, heyecanlı bir şekilde “nasıl bana yardım edeceksiniz.”

Tavşan, karşılarında duran yüksek dağı göstererek, “eğer o dağı aşmayı başarırsan hemen eteklerinde bir dere aktığını, derenin karşı tarafındaysa kırmızı renkli bir ev olduğunu göreceksin. O evde üç sincap yaşamaktadır. Sincaplar kendilerine misafir olanlara soru sorarlar. Soruların hepsini doğru bilenlere küplerle altın hediye olarak verirler.” Demiş.

Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı
Keloğlan ile Tavşan Prenses Masalı

Keloğlan, heyecanlanmıştı akşam olmak üzereydi tavşanla vedalaştıktan sonra, koyunlarını toplayıp evin yolunu tutmuş. o gün öylece tavşanın sözlerini düşünüp, durmuş. Sabah olunca her şeyi annesine anlattıktan sonra müsaade isteyerek yola koyulmuş.

Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ve en sonunda o dağı aşmayı başararak derenin yanına varmıştı. Biraz oturup dinlendikten sonra derenin karşı yamacına geçerek kırmızı evin yanına ulaşmış.

Bir kişinin kendi evlerine doğru geldiğini gören sincaplar onu evlerine buyur etmişler.

Keloğlan, Sincaplara kendini tanıttıktan sonra oraya ne için geldiğini uzun uzun anlatmış. Akşam olduğundan o gece onu evlerinde misafir etmişler.

Sabah Sincaplardan biri “Biz ceviz toplamaya gideceğiz, istersen sende bizimle gel bize yardım edersin” demiş.

Keloğlan bu teklife bir anlam veremese de sincapların peşine düşmüş. Hep beraber ceviz toplamaya başlamışlar. Bir süre sonra yorulan Keloğlan bir ceviz ağacının altında oturmuş.

Az sonra sincaplardan bir tanesi Keloğlan’ın yanına oturarak ona iki tane ceviz uzatmış. “Bil bakalım Keloğlan, bu cevizlerden hangisi daha ağır.” Diye sormuş.

Keloğlan cevizleri eline alarak incelemiş nerdeyse birbirinin tıpatıp aynısı olan cevizlerden hangisinin daha ağır olduğunu anlayabilmek için cevizleri az ileride olan su birikintisinin içine koymuş. Cevizlerden bir tanesi suya daha fazla batınca, suya daha fazla batanı göstererek:

“İşte daha ağır olan ceviz bu” diyerek cevizleri sincaba uzatmış.

Sonra birlikte ceviz toplamaya devam etmişler. Bir süre sonra sincaplardan bir diğeri, ağacın üstündeyken Keloğlan’a seslenmiş:

“Heey, zeki oğlan, “bil bakalım bu ağaçta kaç yaprak var?” Diye sormuş.

Biraz düşünen Keloğlan, “senin kuyruğunda bulunan tüyler ne kadarsa bu ağaçta da o kadar yaprak var.

“Peki… Bunu nereden biliyorsun?” Diye sorunca:

“İstersen say da bak, “demiş.

Sincap ağaçtaki yaprağın da kuyruğundaki tüylerin de sayılamayacağını biliyormuş. Onun için sorunun cevabını doğru kabul etmiş.

Tekrardan ceviz toplamaya devam etmişler bir süre sonra diğer bir sincap:

” Zeki oğlan, dünyanın tam ortası neresidir ?” Diye sormuş.

Keloğlan önce bir duraksamış, sonrada kel kafasını kaşımaya başlamış. Bir süre sonra “bak sincap kardeş, işte ayağımı bastığım yer dünyanın tam ortasıdır.” Diye cevap vermiş.

“Peki, bunu nereden biliyorsun?” Diye sormuş.

“Eeee… İnanmıyorsanız ölçün de bakın, dünyanın tam ortası burasıdır.” demiş gülerek .

Sincaplar dünyanın yuvarlak olduğunu bildikleri için, Keloğlan’ın cevabını doğru kabul etmişler.

Öğleden sonra da Keloğlan için bir at hazırlayıp, atın sırtına da taşıyabileceği kadar altın yüklemişler.

Sincaplar “al, sen bunları hak ettin, haydi yolun açık, ömrün uzun olsun” diyerek Keloğlan’ı yolcu etmişler.

Keloğlan sevinç içinde evin yolunu tutmuş. Akşam geç saatlerde evine varır varmaz annesine başından geçenleri masal anlatır gibi anlatmış.

Ertesi gün Keloğlan uyanır uyanmaz, tavşanın yanına giderek onu bulmuş. Ona da sincaplar ile başından geçenleri masal gibi anlatmış.

Keloğlan kendisini tavşana karşı borçlu hissettiği için ona “Tavşan kardeş, sen de şimdi dileğini söyle bana. Ben senin için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.” Demiş.

Tavşan, gözyaşları içinde gerçek hikayesini anlatmış. Kendisinin aslında bir prenses olduğu, babasının bir düşmanı tarafından kendisine yapılan bir büyü sonucu tavşana dönüştürüldüğünü ve o büyünün de Kafdağı’nın en tepesinde bulunan bir mağarada yetişen inci çiçeğinin suyunun bozabileceğini, anlatmış.

Sonrada, “ama şu var ki, o inci çiçeğini kuruyan dev bir yarasa var. O yüzden oraya gitmeye cesaret edemedim.” demiş.

Keloğlan, hiç düşünmeden “beni burada bekle ben o çiçeği sana getireceğim” demiş.

Hemen yola koyulmuş, az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Sonunda Kafdağı’nın tepesine ulaşmış. Yarasanın geceleri iyi görüp gündüzleri göremediğini bildiğinden, hava kararmadan tavşanın istediği inci çiçeğini toplamaya başlamış.

Hava kararmaya başladığını görünce onu bir korku sarmıştı. Bir ara kendi Kendine “Vay benim başım kel başım! Gece karardı şimdi ben o dev yarasaya yakalanırsam ne yapacağım! Ne etsem de hem kendimi hemde prensesi tavşan olmaktan kurtarsam.” Diye söylenmiş.

O anda hemen aklına bir ateş yakmak gelmiş. etrafta topladığı odunlarla  etrafına bir daire yaparak hiç uyumadan ve ateşin sönmesine izin vermeden güneşin doğmasını beklemiş.

Havanın aydınlanıp güneşin doğduğunu gören Keloğlan için, her zaman doğan güneşten daha önemliymiş. Çünkü o daha önce hiçbir geceyi böyle korku içinde geçirmemişti. Kurtulmanın sevinciyle, topladığı inci çiçeklerini tavşana koşa koşa götürmüş.

Tavşan, Keloğlan’ın elindeki inci çiçeklerini görünce sevinçten çayırda bir sağa, bir sola hoplayıp zıplamış. Hemen arkasından otları yemeye başlamış.

Bir süre sonra o Tavşan dünyalar güzeli bir prensese dönüşmüş.

Keloğlan altınları satarak çok güzel bir konak yaptırmış. Sonra da prensesi kraldan istemiş. Kral da prensesin onla evlenmesine razı olduğunu görünce kızını Keloğlan’a vermiş.

Dillere destan bir düğünle evlenen Keloğlan ve prenses bir ömür mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmüşler.

Masal, Okurken neler anladık

  • Başkalarına yardım etmenin verdiği mutluluk.
  • Olaylar karşısında zekice davranmanın başarıya götürdüğü
  • Bazen hayallerimize kavuşmak için fırsatlar ile karşılaştığımızı
  • Okurken zamanımızı faydalı geçirdiğimizi
  • Yardım etmenin olumlu sonuçlar doğurduğunu

Ders Verici HikayelerDede Korkut Hikayeleri8 Yaş Masalları

Öğrenmiş olduk başka bir güzel masal da birlikte olmak dileğiyle mutlu günler dileriz.


Benzer İçerikler

Nasreddin Hoca Fincanı Katırlarını Ürkütmek Fıkrası
Fincanı Katırlarını Ürkütmek Hikayesi
Şaşkın Leylek Masalı
Şaşkın Leylek Hikayesi
Eski Kilimi Bozup Heybe Yapacaktım!
Eski Kilimi Bozup Heybe Yapacaktım Hikayesi
İnatçı Fil Yavrusu Masalı
İnatçı Fil Yavrusu Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masal Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.